Ali Çandır açıklamasında şunları kaydetti: "Son 8
yılda, sadece 2009 yılı boyunca yaşadığımız tek haneli yıllık enflasyonun
sonuna, Şubat ayında gelmiş bulunmaktayız. TÜİK’in tüketicide Türkiye için
%1.45 ve bölgemiz için %1.29, üreticide ise %1.66 olarak ilan ettiği Şubat ayı
enflasyon rakamları geçen ay olduğu gibi beklentilerimizin üzerinde bir hızda
fiyat artışını bizlere yaşatmıştır. Yıllık tüketici enflasyonu %10.13 ile 13 ay
aradan sonra, tekrar çift haneli fiyat artışlarına döndüğümüzü bize
göstermektedir. Bölgemizde ise yıllık enflasyon %9.37 ile şimdilik tek hanede
kalmıştır. Ancak mevcut eğilim, bölgemizde de çift haneli enflasyonlar yaşamaya
başlayacağımızı göstermektedir.
"Önümüzdeki dönem yükselen enflasyon
dönemi olacaktır" Yıllık
üretici enflasyonunda geçtiğimiz Ağustos ayındaki %-3.75’ten itibaren yaşamakta
olduğumuz fahiş yükselişler, bu eğilimini %6.82’ye ulaşarak devam
ettirmektedir. Üstelik açıklanan Şubat ayı enflasyonu, hem Türkiye’de hem de
bölgemizde, 2001 kriz dönemi de dahil olmak üzere, son on yılın en yüksek 3’üncü tüketici
enflasyonudur. Üretici fiyatlarında ise son 7 yılın en yüksek 2’nci enflasyonu
yaşanmıştır. 2010 yılının geriye kalan 10 ayında, 2009 yılına göre rekor sapmalarla
fiyat artışları yaşayacağımızı öngörmek çok da zor değildir. Şubat ayı
itibariyle bile bu durum açıkça ortadadır. 2009 yılı en düşük tüketici yıllık
enflasyonu %5.08 ile Ekim ayında yaşanmıştı. Aradan daha 4 ay geçmişken yıllık
enflasyon, %100 artış göstermiştir. Üretici enflasyonunda durum daha da vahim
boyuttadır. Zira, 2009’da en düşük yıllık enflasyon % -3.75 ile Ağustos ayında
yaşanmışken, 6 ay sonra enflasyon %300 artış göstermiş bulunmaktadır.
Önümüzdeki aylarda, geçen yıla göre, bu sapmalar daha da artacaktır. Zira, kamu
kaynaklı zamlar henüz sonlanmamıştır ve son derece ciddi boyutta bütçe açığı
öngörülmüştür. Büyüme ve baz etkileri de dikkate alınırsa önümüzdeki dönem,
yükselen enflasyon dönemi olacaktır.
Şubat
ayında beklentilerin üzerinde gerçekleşen tüketici enflasyonuna, fiyatları %53
artan tütün ve alkol kalemi ile %15 artan gıda kalemi neden olmuştur. Üretici
enflasyonundaki artışa ise fiyatları %10’dan fazla artan elektrik ve gaz
üretimi sektörü ile fiyatları %4’ten fazla artan tarım sektörü neden olmuştur.
Tarım sektöründeki yıllık fiyat artışı ise %19.73 olarak gerçekleşmiştir.
"Bölgemiz enflasyonu Türkiye
ortalamasına yaklaşıyor" Şubat
ayında Batı Akdeniz Bölgesi için ilan edilen aylık %1.29 ve yıllık %9.37’lik
enflasyon, Türkiye ortalamasına yaklaşmakta olduğumuzu göstermektedir. Ocak ayında
bölgemiz enflasyonu, 26 bölgeli enflasyon liginde en alttan 2’nci sırada
gerçekleşmişken, Şubat ayında 3 basamak birden yükselmiş bulunmaktadır. Bu
durum, iyiye alamet değildir. Zira, yaşamakta olduğumuz ortalamanın üzerindeki
durgunluğa rağmen bölgesel enflasyon nispi olarak yükseliyorsa, bölgemiz için
bir stagflasyon riski var demektir. Bu sarmaldan kurtulmanın en büyük umudu ise
turizm sezonunun iyi geçmesi olacaktır. Ancak o zaman da artan talep ile büyüme
hız kazanırken, fiyatlar da artmaya devam edebilecektir. Nitekim Şubat ayında ulaştırma,
lokanta ve otel kalemlerindeki fiyat artışları daha şimdiden ortalamanın %50
üzerinde artmış durumdadır. Her halükarda önümüzdeki dönemde artan bir enflasyona
hepimiz hazırlıklı olmalıyız.
Harcama
kalemleri itibariyle aylık ve yıllık enflasyonlardaki en yüksek ve en düşük
fiyat değişimlerine ilişkin gerçekleşmeler aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Türkiye
ortalamasına göre bölgemizde en yüksek fiyat artışı %0.65 ile ulaştırma
kaleminde olurken, en düşük fiyat artışı ise %-0.28 ile konut- su- elektrik
kaleminde olmuştur.
"Yüksek büyüme politikalarına
odaklanmalıyız" Hazinenin
2010 yılı Mart-Mayıs dönemindeki 33 milyar TL’lik itfa ve 23 milyar TL’lik
borçlanma takvimi dikkate alınırsa, bu dönemde piyasada yaklaşık 10 milyar
TL’lik bir para fazlası bulunacaktır. Dolayısıyla itfadan 10 milyar TL daha az
yapılacak borçlanma, piyasayı belirli ölçüde likit tutacaktır. Bu paranın
nereye gideceği çok önemlidir. Eğer döviz ağırlıklı bir yön belirirse, bu durum
faizleri de yukarı yönlü tetikleyecektir. Bu gelişmeler ise %7 civarına
yükseltmek zorunda olduğumuz ekonomik büyüme hedefini ciddi boyutta zorlayacaktır.
Halbuki bizim bir an önce yapay ve kişisel gerilimlerden ve çekişmelerden
uzaklaşıp, gündemimizi sürdürülebilir yüksek büyüme politikalarına odaklamamız
gerekmektedir.
İlan edilen
bu enflasyon oranlarından sonra Merkez Bankası’nın politika faiz kararlarında
düşüş yönündeki bekleyişler tersine dönmüş durumdadır. Enflasyondaki yükseliş
beklentilerinin faizler üzerinde yaratacağı olumsuz etki hepimizi tedirgin
etmektedir. Ancak, Merkez Bankası’nın politika faiz oranları için rehber
edindiği çekirdek enflasyonda ise henüz ciddi bir yükseliş bulunmamaktadır.
Çekirdek enflasyondaki H endeksi yıllık %3.89 ve I endeksi ise yıllık %4.05’lik
yükselişler, Merkez Bankası’nın hedef aralığı içerisinde kalmış durumdadır.
Özellikle I endeksi bu aralıktan yukarı yönlü taşarsa, Merkez Bankası politika
faiz oranlarını vakit geçirmeksizin yükseltecektir ki bu durum, büyüme ile
ilgili tüm senaryoları tersine çevirebilecektir."