Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2017
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 1
2 3 4 5 6 7 8
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.159.113.182
Şuan 34 kişi online
Bugün 162 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 68283
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA BORSA TOBB GENEL KURULU`NDA
TOBB’un 72’inci Genel Kurulu M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi`nde gerçekleşti. Genel Kurula, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Maliye Bakanı Naci Ağbal, İçişleri Bakanı Efkan Ala, MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, bazı eski bakanlar, oda ve borsa başkanları ile çok sayıda davetli katıldı. TOBB Genel Kurulu`na Antalya Ticaret Borsası tam kadro katıldı. Genel Kurula, Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TOBB Delegeleri, Hüseyin Cahit Kayan, Cüneyt Doğan, Hüseyin Simav, Süleyman Ersan, Ergin Civan, Halil Bülbül, Ata Sönmez, İbrahim Yılmaz, Genel Sekreter Tolgahan Alavant ile Başkan Danışmanı Ahmet Erol Köksalan katıldı. GENEL KURUL`DA "TÜRKİYE HEPİMİZİN" MESAJI Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 72. Genel Kurulu’nda konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu esas zenginliğin girişimci ruh olduğunu ifade ederek, “Hedeflere ulaşmak istiyorsak, geride kalmak istemiyorsak, her gün bir önceki günden daha fazla çalışmak zorundayız” dedi. Birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapan TOBB Başkanı ‘Türkiye hepimizin’ mesajı verdi. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin zenginleşmek için girişimcilikten başka çıkar yolunun olmadığını vurguladı. “Ezber bozan inovasyonlar yapan, yeni nesil girişimcilere ihtiyacımız var” diyen TOBB Başkanı yatırım teşvik sisteminin yenilenmesi, katma değeri artıracak faaliyetlerin desteklenmesi talebinde bulunurken, biyo, nano ve bilgi-işlem teknolojilerinin önemi üzerinde durdu. Hisarcıklıoğlu ihracat kapasitesinin artırılması için KOBİ’lere daha çok ihracat yapmayı öğretmek gerektiğinin altını çizdi. TOBB Bakanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasında şunları söyledi: “Camia olarak ‘istişare sünnettir’ öğüdüne hep bağlı kaldık. Sizlerin sayesinde Anadolu’nun sesi, yüreği olduk. Bir olduk, iri olduk, diri olduk. Biz, bir oldukça Sesimiz daha gür çıktı. Engelleri aştık, yeni başarılara ulaştık. Oda ve Borsa camiamız, özel sektörün birlikten doğan gücü oldu. Odalarımız ve Borsalarımız; özel sektörü en iyi temsil eden, üyelerinin sorunlarını çözen, hizmet kalitesi Avrupa standartlarına ulaşmış, çağdaş kurumlara dönüştü. Sorunlara teslim olmadık. Olumsuza odaklanmadık. Tüm çevre coğrafyamızdaki ülkeler için de rol model haline geldik. Küresel piyasalardaki iş örgütlerinin tamamında da söz sahibi olduk. Değişim ve dönüşümün öncüleri haline geldik. Bütün dünyaya bu milletin neler yapabileceğini gösterdik. Hem biz kazandık, hem ülkemiz kazandı. Kimin sayesinde bunları başardık. Odalarımızın sayesinde, Borsalarımızın sayesinde. İşte bu salonu dolduran sizlerin sayesinde. Ülkesi ve milleti için para pul almadan, gece gündüz çalışan sizleri, müsaadenizle alkışlamak istiyorum. Peki, bunlar yeter mi? Asla yetmez, yetmemeli! Üreten, istihdam sağlayan, ihracat ve yatırım yapan bizler, daha iyilerini hak ediyoruz. Bu millet daha iyilerini hak ediyor. Önümüzde büyük hedeflerimiz var. Hedeflere ulaşmak istiyorsak, geride kalmak istemiyorsak, her gün bir önceki günden daha fazla çalışmak zorundayız. Emin olun bir an durursak, yarışı kaybederiz. Mehmet Akif’in dediği gibi: “Duranlar için hayat hakkı yoktur. Beşeriyet durmuyor. Durursan muhakkak ezilirsin.” Küresel rekabette yaşanan gelişmeler, tam da bu gerçeği doğruluyor. Dünyanın en zengin ülkeleri bile geride kalmamak için yeni ittifaklar kuruyor. • ABD, bir taraftan Avrupa Birliğiyle yeni bir ticaret ve yatırım girişimi başlatıyor. • Diğer taraftan da yükselen Asya Pasifik ülkeleriyle ekonomik işbirliği kuruyor. • Yani küresel ekonomiye şekil verecek yeni ittifaklar doğuyor. • AB, pazar alanını genişletmek için son 5 yılda 21 ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzaladı. • Çin, Afrika’ya büyük bir açılım başlattı. Hem Afrika pazarına yerleşiyor. Hem de kıtanın maden kaynaklarının ve geniş arazilerinin kullanım haklarını alıyor. • Diğer yandan Almanya’nın başını çektiği sanayileşmiş ülkeler, yeni bir endüstri devrimi üzerinde çalışıyor. Çin ve Kore de bu alana büyük yatırım yapıyor. • Gelişmekte olan ülkelerse, daha fazla yatırım çekebilmek için sürekli reformlar yapıyor. Mevzuatlarını yatırımcı dostu haline getiriyor, iş yapma kolaylığı endeksinde yükseliyorlar. Türkiye, son yıllarda müthiş bir başarı öyküsü yazdı. Ama artık aynı yöntemlerle büyümeyi sürdürmek, hatta yerimizi koruyabilmek mümkün değil. Yol haritamızı belirleyip, her gün bir adım daha ileri gitmek zorundayız. Milletimize daha parlak bir gelecek kazandırmak için, ülkemizin yıldızını yeniden parlatmalıyız. Reel sektörümüze yeniden heyecan vermeliyiz. Şirketlerimizin rekabet gücünü artıracak düzenlemeler görüşülürken, Meclis’te ve komisyonlarda, hem iktidar hem de muhalefet partilerimizin, geçmişte olduğu gibi destek ve katkılarını bekliyoruz. Türkiye’nin yeni bir büyüme ve sanayileşme modeline ihtiyacı var. Yapısal reform gündemini korumaya ve güçlendirmeye ihtiyacı var. Bunları da ortak akılla ve birlik beraberlik içinde yapmalıyız. Mahkemeler ticari uyuşmazlıklarda hızlı ve sağlıklı karar alamıyor. İş Mahkemeleri, bilirkişilik kurumu, karşılıksız çek gibi alanlarda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Bunları düzeltecek adımlar bir an önce atılmalı. Bu kapsamda arabuluculuk ve tahkim gibi yeni mekanizmalar devreye girmeli. Karşılıksız çek sorununu hafifletmek üzere kare kodlu çek zorunlu oluyor. İşçi-işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu hale geliyor. Benzer şekilde, belirli bir tutarın altındaki ticari uyuşmazlıklarda zorunlu tahkim sistemine geçmeliyiz. Biz buna hazırlık için, hem TOBB çatısı altında hem de Odalarımızda tahkim ve arabuluculuk merkezleri kurmaya başladık. Bu süreçte Adalet Bakanımız ve Yargıtay-Danıştay Başkanlarımızla bir ilki gerçekleştirdik. İş dünyası ve yargı mensupları son 1 senede 3 defa bir araya geldi, görüşlerini paylaştı. Bu istişarelerden çok verimli sonuçlar çıktı. Tüm bu çalışmaların hayata geçmesi için yoğun mesai harcayan iki isme; Adalet Bakanımız sayın Bekir Bozdağ’a ve Gümrük-Ticaret Bakanımız sayın Bülent Tüfenkçi’ye teşekkür ediyorum. Yatırım Teşvik sistemi günümüz şartlarına göre yenilenmeli. Teknoloji getiren, üretimin katma değerini artıracak faaliyetler daha fazla desteklenmeli. Teşvikler verilirken, proje bazlı değerlendirme yapılmalı. Sadece yeni yatırımlar değil, üretim de teşvik edilmeli. Anadolu’da güzel bir söz var; biçtiğini beğenmiyorsan, ektiğine bakacaksın. İşin eskisi gibi performans göstermiyorsa, iş yapma biçimini değiştireceksin. Günümüzde özellikle 3 alanda sağlanan ilerlemeler, ekonomilerin geleceğini belirleyecek. Bunlar; biyo, nano ve bilgi-iletişim teknolojileri. Bu üçü yakın gelecekte tüm sektörleri ve iş yapma biçimlerini kökten değiştirecek. Biz de bunlara odaklanmalıyız. Bakın dünya 4. Sanayi devrimini tartışmaya başladı. Almanya, Amerika, Kore; buna yönelik ciddi adım atıyor. Biz de buna hazırlanmalıyız. Ülkemize böyle yüksek teknolojiler getirecek şirketlere destek verecek bir Teknoloji Geliştirme Fonu kurmalıyız. YOİKK’te Bakanlıklarımızla tüm bu konularda kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdik. Başbakan Yardımcılarımız sayın Lütfi Elvan, sayın Mehmet Şimşek, Maliye Bakanımız sayın Naci Ağbal, Sanayi Bakanımız sayın Fikri Işık, İçişleri Bakanımız sayın Efkan Ala, Gümrük-Ticaret Bakanımız sayın Bülent Tüfenkçi, tüm bu konularda öncü rol üstlendiler. İnşallah onların bu emekleriyle, özel sektörün yatırım hevesini artıracak yeni adımları birlikte atacağız. Böylece ekonomik aktiviteyi ve refahı ülkenin geneline daha da yaymak mümkün olacak. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde Anadolu şehirlerinden daha fazla şirket görmek bizi memnun ediyor. Bu eğilimi hızlandırarak devam ettirmeli, bölgeler arası dengesizlikleri gidermeliyiz. Bölgesel yatırım kararlarına yereldeki aktörlerin katılımını esas almalıyız. Bu kapsamda Bölgesel Kalkınma Ajanslarında özel sektörün ağırlığını artırmalıyız. Odaklanmamız gereken önemli konulardan biri de ihracat kapasitemizi artırmak. Bu konuda Ekonomi Bakanımız sayın Mustafa Elitaş müthiş bir gayret içinde. Zira aynı malları, aynı şirketlerle, aynı pazarlara satarak, ihracatı 150 milyar dolardan 500 milyar dolara çıkarmamız mümkün değil. İhracat destek sistemimizi; “yeni ürün, yeni pazar, yeni ihracatçı” şeklinde değiştirmeliyiz. KOBİ’lerimize daha çok ihracat yapmayı öğretmeliyiz. Eğer ihracat yapan firma sayısını 100 bine çıkarmak istiyorsak, bunun kaynağı işte burada. Odalarımızda ve Borsalarımızda. İnsanın kanadı, gayretidir demiş Mevlana. Bu camia, elini taşın altına koymaya, ihracatta yeni bir atılım dönemi başlatmaya hazır. Öte yandan kapsamlı bir dış yatırım modeline de ihtiyacımız var. Hedefimiz, küresel milli şirketlerle dünyaya yayılmak olmalı. Türkiye sadece sermaye ithal eden bir ülke değil, sermaye ihraç eden bir ülke haline de geldi. Son 5 senede şirketlerimiz yurtdışında 23 milyar dolar doğrudan yatırım gerçekleştirdi. Bu tutar önceki 50 senenin toplamının tam 1,5 katı. Hem bu kaynağı daha verimli kullanmalı, hem de en uygun yurtdışı yatırım imkânlarını yatırımcılarımıza gösterebilmeliyiz. Bunu yaparken, şirketlerin merkezlerini, özellikle de Ar-Ge birimlerini burada tutmalıyız. Ekonomi Bakanlığımızla birlikte yeni ihracat ve yatırım modeli üzerine çalışıyoruz. İnşallah bu tabloyu daha olumlu hale getireceğiz. Dünyada son dönemde e-ticaret öne çıkıyor. Bu sayede hem iş yapma maliyeti düşüyor hem de ihracatın menzili artıyor. Bizim bu fırsatı değerlendirmemiz, ekonomide dijital dönüşümü sağlamamız gerek. KOBİ’lerin bulut teknolojisi kullanımını yaygınlaştırmalıyız. Tüm bunlar verimlilik artışlarını tetikleyecek. KOBİ’ler dijitalleştikçe, mevcut altyapımız bize yetmeyecek. Kore’de kilometrekare başına 6 bin metre fiber optik kablo düşüyor, Türkiye’de ise sadece 300 metre. Zaman memleketi fiber ağlarla örme zamanıdır. Ulaştırma Bakanımız sayın Binali Yıldırım’ın, Türkiye’ye yüksek teknoloji kazandırma konusundaki çalışmaları, bu konularda bize büyük ümit veriyor. Öte yandan kayıtdışılık hala en büyük sorunumuz. Kayıtlı çalışmayı teşvik etmeli ve ödüllendirmeli, kayıtdışı kalmanın maliyetini artırmalıyız. Vergi sistemi, işini düzgün yapan ile yapmayanı ayırt etmeli. Vergisini düzenli ödeyenlere sahip çıkalım ki, herkes vergi ödemeye teşvik edilsin. Mevzuat basit ve net hale getirilmeli, kayıt içine geçmenin maliyeti düşürülmeli. Bu noktada Maliye Bakanımız sayın Naci Ağbal’a teşekkür ediyoruz. Özel sektörün görüşlerine daima başvuruyor, birlikte çalışma ortamı sağlıyor. Şimdi müsaadenizle Anadolu’da yaşanan bir sıkıntıya da değineceğim. Elbette herkes gibi girişimcimiz de işini kanuna uygun yapacak. Düzgün çalışacak. Yapmadığında da hesabını verecek. Zaten veriyoruz. Ayrıcalık istemiyoruz. Peki, haksız yere bir girişimcinin hayatını karartmanın bedeli olmayacak mı? Nasıl biz iş hayatında hata yapınca bedelini ödüyorsak, hatalı ve keyfi denetimlerle bizleri zarara sokmanın da bir bedeli olsun. Üreten, alın teri döken girişimcimizi, bürokrasinin- denetçinin insafına bırakmayın. Yılların emeği, itibarı, keyfi bir yorumla yok olup, gitmesin. Hesap vermeden hesap sorabilen bir tek Allah’tır. Keyfi hesap soranlar da hesap versin istiyoruz! Reel sektörümüzün rekabet gücünü korumak için, istihdam üzerindeki mali yükleri indirmeye devam edelim. Bazı mesleklerin zorunlu istihdamı gibi, istihdamı cezalandıran uygulamaları değiştirelim. Damga vergisi gibi günümüz iş hayatına hiç uymayan, işlem vergilerini kaldıralım. Tarım sektörümüzü dünya ile entegre hale getirip, markalaştıralım. Tarım Bakanımız sayın Faruk Çelik’in bu konuda müthiş bir gayret içinde olduğunu görmek, bizleri de motive ediyor. Finansmana erişim noktasında, firmalarımızı bankalara bağımlı olmaktan kurtaralım. Reel sektörümüzün yüksek faizlerle, komisyonlarla mağdur edilmesine de artık bir çare bulalım. Bankalarımız fedakârlığı hep bizden, reel sektörden beklemesin. Şimdi sıra onlarda. Soruyorum sizlere, hanginiz bankalar kadar kâr ediyorsunuz? Öyle biri var mı bu salonda! Bankalara buradan sesleniyorum, bu vicdansızlığı bırakın! Aynı gemide olduğumuzu unutmayın! Bu salondakiler varsa siz de varsınız! Şimdi de son dönemde ciddi sıkıntılar yaşadığımız önemli bir sektörden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz turizm, ülkemizin dünyada öne çıktığı, en çok net döviz kazancı sağladığımız bir sektör. Bugün 6. büyük turizm destinasyonu olduk. Ancak 2016 turizm için zor bir sene olacak. Rezervasyonlar neredeyse yarı yarıya düştü. Turizm, pek çok sektörü de canlı tutan, etki alanı en yaygın sektörlerimizden. Bu zor zamanda sahip olduğumuz kapasiteyi korumak için devletimizin desteğine ihtiyaç var. Sektördeki işletmelerin üzerindeki kamusal yükler, belli bir süre için hafifletilmeli. Turizm Bakanımız sayın Mahir Ünal’ın da bu konuya odaklandığını görmekten memnunuz. İnşallah bu kara bulutlar dağıldığında, kaldığımız yerden koşmaya devam edeceğiz. İş dünyası olarak iğneyi kendimize batırmamız gereken konular da var. Her zaman, yargının yavaş işlediğinden şikâyet ediyoruz. Ama elimizin altındaki imkânları kullanmıyoruz. Çözüm burada hazır, kullanın. Yaptığınız sözleşmelere tahkim maddesini ekleyin. Anlaşmazlıklarınız, tahkimde en hızlı ve adil şekilde çözülsün. Diğer bir konu mesleki yeterlilik belgesi. Tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde çalışanların belgeli olması 25 Mayıs’ta zorunlu oluyor. Ancak iş dünyamız bunun pek farkında değil. TOBB olarak elimizi taşın altına koyduk. MEYBEM’i kurduk. Oda ve Borsalarımızla 81 ilde bu belgeleri veriyoruz. Devletimiz de burada üzerine düşeni yapıyor. Hem sınav ücretini karşılıyor, hem de sigorta işveren payınızı sizin yerinize 1 yıl ödüyor. Bu imkândan faydalanın. Ülkelerin esas zenginliği, sahip oldukları girişimci ruhtur. Türkiye’nin zenginleşmek için girişimcilikten başka çıkar yolu da yoktur. Ezber bozan inovasyonlar yapan, yeni nesil girişimcilere ihtiyacımız var. Türkiye’nin en geniş girişimcilik ağı olan Kadın ve Genç Girişimci Kurullarını işte bu yüzden kurduk. 81 ilde binlerce girişimcilik faaliyeti düzenledik. Hazine Müsteşarlığımızla birlikte, girişimcilerimize destek için Türkiye Yatırım Fonu kurduk. TOBB olarak 100 milyon lira kaynak ayırdık. Tüm bu faaliyetlerimizi sahiplenen, genç ve kadın girişimcilerimize çok teşekkür ediyorum. Özellikle kadın girişimcilerimizle iftihar ediyorum. Türkiye’nin geleceği sizlerin elinde. Türkiye’nin iktisadi ve sosyal dönüşümü için AB katılım sürecinin önemini biliyoruz. Son dönemde ilişkilerde umut verici bir ivme yakalandı. Avrupa Komisyonu`nun Türk vatandaşlarına Schengen vizesini kaldırmaya dönük tavsiyesini memnuniyetle karşılıyoruz. Emeği geçen herkese, başta hükümetimiz olmak üzere, iktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasetçilerimize, bürokratlarımıza teşekkür ediyoruz. Benzer olumlu gelişmeleri AB ve ABD arasında yürütülen Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı konusunda da bekliyoruz. Ülkemiz ekonomisinin ve reel sektörün geleceği açısından buradaki yerimiz çok önemli. Bu ortaklıktan dışlanmamız, Türkiye – AB ilişkileri için ciddi bir gerileme işareti olacak. Şirketlerimizin dünyanın en büyük pazarlarına erişimini zorlaştıracak. Dolayısıyla bu sürece mutlaka dahil olmamız gerekiyor. Saygıdeğer katılımcılar, Son dönemde yeniden alevlenen terör olayları yüzünden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da iş dünyası büyük sıkıntı yaşıyor. Kepenk açamayan esnafımız, siftahsız KOBİ’miz, evine ekmek götüremiyor. Terörle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bunu yaparken o bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da yanında olacağız. Her zaman devletinin yanında olmuş o insanlar, her türlü zorluğa karşı ayakta kalmaya çalışıyor. Dükkânlarının kapalı olmasından dolayı iş yapamıyor, borçlarını ödeyemiyor. Daha az iş demek, daha az işgücü, daha az refah demek. Bu insanları kendi haline bırakamayız. Hükümetimiz bir takım destekler açıkladı. Bunlar için teşekkür ediyoruz. Ancak terör olayları sürdüğünden, bunlar şu an yeterli gelmiyor. Terörle mücadele kapsamında, ekonomik olarak onlara yeni çözümler üretmek zorundayız. Bölgede iş dünyasının yeniden eski haline dönebilmesi için vergi-prim ve kredi ödemelerinin ertelenmesine ihtiyaç var. Çek, senet ve kredi ödemeleri yapılamadığından pek çok kardeşimin sicili de bozuldu. Buna yönelik düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Bu noktada özellikle bir şehrimizin durumuna herkesin dikkatini çekmek istiyorum. Kilis’in nüfusu 130 bin, misafir ettiği Suriyeli mülteci sayısı da 130 bin. Bu boyutta bir yardımlaşma, dayanışma ve ev sahipliğinin dünya tarihinde örneği yok. Kilisliler insanlık destanı yazıyor. Buradan tüm dünyaya sesleniyorum. Eğer Nobel Barış ödülü hakkıyla belirleniyorsa, bu sene tek aday var o da Kilis’tir. Allah şehitlerimizin mekânlarını cennet etsin, gazilerimize acil şifalar versin. Yüce Allah buyurur ki; “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası ebedi cehennemdir.” Sevgi dini olan İslam’ı teröre alet eden riyakârlar, etnik fitne çıkarmak isteyen hain odaklar, şehirlerimizi terörize etmeye çalışıyorlar. Açık söylüyorum; bu kirli oyunun karşısında 78 milyon birlikte dikiliriz. Terör üretenleri de bu topraklarda barındırmayız. Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes birbirinin kardeşi, komşusu, akrabası. Çünkü Türkiye hepimizin. Teröre göz yuman, taviz veren, destekleyen her kim olursa milletçe dur demeliyiz. Silahın konuştuğu yerde barış da susar, siyaset de susar, insanlık da susar. Siyasetin yeri meclistir. Terörün iyisi, kötüsü olmaz! Terörün küçüğü büyüğü olmaz! Terörün dini, ırkı, milliyeti, mezhebi olmaz! Terör insanlık suçudur. “İstisnasız, amasız herkes lanetlemeli”. Buradan terör karşısında yeterli desteği göremediğimiz dost ülkelere de sesleniyorum. Paris’te, Brüksel’de patlayan bombalara gösterdiğiniz duyarlılığı Ankara’da, İstanbul’da, Diyarbakır’da, patlayan bombalara da gösterin. Daha çağdaş, özgür, huzurlu ve adil bir ülkede yaşamanın en önemli yolu anayasadan geçiyor. Yeni bir anayasa ile yeni bir uzlaşma zemini de yakalamak zorundayız. Daha 2000 yılında, “yeni anayasa” ihtiyacını ilk kez biz dile getirdik. 2007’de meslek örgütleri ve sendikaları bir araya getirerek “Anayasa Platformu”nu oluşturduk. 2012’de 13 ilde “Türkiye Konuşuyor - Anayasa Vatandaş Toplantıları” yaptık. Bu toplantılarda farklı görüşlerden yaklaşık 7 bin vatandaşımız aynı masa etrafında bir araya geldi. Milletimiz nasıl bir Türkiye, nasıl bir anayasa istediğini saatlerce müzakere etti. 18 klasörden oluşan raporumuzu, Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na teslim ettik. Böylece Türkiye tarihinin en büyük “müzakereci demokrasi etkinliğini” gerçekleştirdik. Burada gördük ki, vatandaş yeni bir anayasa istiyor. O halde yeni Anayasamızı birlikte hazırlayıp, birlikte sahiplenip, birlikte hayata geçirmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan Cumhuriyetimiz, muasır medeniyet hedefine bu sayede daha kolay ulaşacak. Meclisimiz, yeni anayasayı katılımcı bir yaklaşımla, uzlaşarak yapmalı. Yeni Anayasada milletimizin olmazsa olmaz değerleri; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yapımız korunmalı. Rahmetli Özal’ın vurguladığı gibi; ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ile teşebbüs hürriyeti garanti altına alınmalı. Vatandaşları arasında ayrım yapmayan, vatandaşına güvenen, vatandaşına hükmetmeyen bir devlet anlayışına geçmeliyiz. Devlet vatandaşının efendisi değil, hizmetkârı olmalı. Bu süreçte Meclisimize, siyasi partilerimize ve tüm kurumlarımıza görevler düşüyor. Türkiye’nin geriye gitmesine, kavga, karmaşa ve belirsizlik ortamına sürüklenmesine izin vermeyelim. Ülkemizde kavganın değil huzurun, çatışmanın değil diyaloğun hâkim olmasını sağlayalım. Demokrasiyi ve kalkınmayı sekteye uğratacak her girişimin de karşısında duralım. Böyle bir Türkiye için kenetlenip, hep birlikte daha fazla çalışalım. Biz insanların fikri, giyimi, kimliği üzerinden ayrılmadığı bir ülke hayal ediyoruz. İnsanların, yaptıklarıyla, başardıklarıyla değerlendirildiği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu memlekette bütün yaşam biçimleri bizim zenginliğimiz. Doğduğumuz şehirler, inancımız, fikrimiz farklı olabilir. Bu ülkenin sorunları da, zenginliği de bizim. Türkiye hepimizin. Türkiye yerinde saysın diye umanların rüyaları asla gerçek olmayacak. Türkiye, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini alacak. Bunu, bu salonu dolduran sizlerin temsil ettiği iş dünyası, tüccar ve sanayiciler yapacak. Sizler ürettikçe, ihracat yaptıkça, istihdam sağladıkça Türkiye kalkınacak. Allah gönlümüzü zengin, emeğimizi ve kazancımızı bereketli, milletimizin birlik ve beraberliğini daim kılsın. Yolumuz açık olsun. Allah, hepimizin yardımcısı olsun".  

Detaylar...

SON 3 YILIN EN DÜŞÜK ENFLASYON ORANI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Çandır, ılıman havanın etkisinin tezgahlara olumlu yansıdığını ve gıda fiyatlarının yumuşak seyrettiğini belirtti. Gıdanın enflasyondaki olumlu etkisine karşın çekirdek enflasyona dikkat çeken Çandır “Gıdadaki bu seyir enflasyonu aşağıya çekiyor görünmekte ancak imalat sanayi fiyatlarındaki katılık göz ardı edilmemeli” dedi. Tüketici fiyatlarının Nisan ayı gerçekleşmelerinin yüzde 0,78 ile beklentilere yakın olduğunu belirten Çandır, 2013 yılından bu yana en düşük Nisan ayı enflasyonun elde edilmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. Çandır, “Söz konusu gerçekleşmede ılıman havanın gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki fiyatları düşürmesi etkili oldu. Nisan’da yıllık TÜFE’nin ise yüzde 7,46’dan, yüzde 6,57’ya gerilediği görülmekte. Bu gerilemede de gıda fiyatlarının etkisi öne çıkmakta. Ancak gıdanın bu olumlu etkisi diğer sektörler tarafından desteklenmediğinden çekirdek enflasyon (I endeksi) yüzde 9,41’de asılı kalmıştır. Bu durum özellikle imalatçı sanayicilerimizin halen yüksek maliyetlerini fiyatlara yansıtmak durumunda kaldığının bir işareti” şeklinde konuştu. NİSAN ETKİSİ Mart ayın enflasyon değerlendirmesinde enflasyonun gerilemesinde Nisan ayının fırsat sunacağını belirttiğini anımsatan Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Önceki yılın aynı ayındaki yüksek değerden kaynaklanan baz etkisi bizleri bu yönlü beklentiye yöneltmişti. Nisan gerçekleşmesi bu beklentimizi haklı çıkardı, bu fırsat geri çevrilmedi ve yıllık TÜFE’de gerileme devam etti. Buna ek olarak TL/Dolar’ın gerilemesinin de döviz temelli maliyetleri azaltarak fiyatları düşürmesini bekliyoruz. Ancak bunun özellikle imalatçı sektörlere yansımadığını da üzülerek görüyoruz. Yani mevsimsel ve kur bazlı avantajlar tüm sektörlere yayılmalı ki enflasyon topyekün ve sürekli düşürülebilsin. Zira bakıyoruz ki sadece giyim ve ayakkabı sektöründe bile Nisan ayı gerçekleşmesi yüzde 12,60 ile hayli yüksek gerçekleşmiş. Bahar alışverişlerinin talebi artırmasından kaynaklanabilecek bu artışlarının önüne geçebilmenin tek yolunun üretimi artırmak olduğunu düşünmekteyiz.” BATI AKDENİZ DAHA PAHALI YEDİ Batı Akdeniz’deki fiyat değişimlerini de değerlendiren Çandır, Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı bölgemizde Nisan ayında TÜFE’de ülke ortalamalarının üzerinde bir artış gerçekleştiğini ve artış oranının yüzde 1,17 olduğuna dikkat çekti. Çandır, "Batı Akdeniz`de Nisan ayında tencereler ülke geneline göre daha pahalıya kaynamıştır. Bölgedeki fiyat artış oranı yıllık olarak da ortalamanın üzerinde iken, oranı yüzde 7,60’tır" dedi. Batı Akdeniz Bölgesi’nin 26 alt bölge içinde 3. pahalı bölge olduğunu kaydeden Çandır, "Özellikle bölge ticaretinin nispeten daraldığı son çeyrekte, bölge fiyatlarının ülke ortalamasından göreli yüksek olması bölge hane halkı ve üreticimiz açısından kaygı vericidir” dedi. ILIMAN HAVA YARADI Ali Çandır, ürün bazında “spor müsabakalarına giriş ücretinin” yüzde 42,79’luk artışla, harcama grubunda ise “giyim ve ayakkabı” grubununyüzde 12,60 artışla zam şampiyonu olduğunu belirtirken, "Ürün fiyat artışı sıralamasında sonraki sıralarda da kadın ve erkek giysisi ön planda. Bunda bahar alışverişi kaynaklı talep artışının etkisi yadsınamaz. Buna karşın geçtiğimiz ay fiyatı en fazla düşen ürünler ise ılıman havanın etkiyle birlikte gıda ürünler grubu içerisinde yer almakta iken, bunların başında yüzde -39,27 azalışla kabak ve yüzde -32,93 ile yeşil soğan gelmekte" dedi. OLUMLU SEYİR ÇEKİRDEK ENFLASYONA YANSITILMALI Manşet enflasyon Nisan ayında her ne kadar pozitif değer almış olsa da gıda ve alkolsüz içecekler grubunun negatif değer almasının enflasyonu frenlediğini kaydeden Çandır, şu değerlendirme bulundu: "Bu nedenle tarımsal üretim her iki yönlü de olmak üzere adeta ülkenin ekonomik kaderini belirlemektedir. Mevsimsel gelişmelerin ve Rusya’ya gönderilmeyen malların iç piyasaya sürülmesinin desteklediği bu olumlu havanın diğer sektörlere de yansıması en büyük temennimiz. Özellikle doların düşmesinin etkilerini zaman kaybetmeden imalat sanayimizde de görmeyi ve çekirdek enflasyonun yumuşamasını beklemekteyiz. Şunu da açıkça görüyoruz ki gıda destekli son 3 aylık olumlu seyir çekirdeğe yansıtılmazsa yıl sonu gerçekleşmesi bu olumlu havayı ortadan kaldırabilir."  

Detaylar...

ANTALYA`NIN ZEYTİNYAĞLARI ÖDÜLLENDİ
Antik çağda zeytin ve zeytinyağında söz sahibi olan Antalya, uzun süredir ihmal ettiği zeytin ve zeytinyağını yeniden keşfediyor. Antalya`ya özgü Beylik, Tavşan Yüreği ve Memecik zeytininden soğuk sıkım elde edilen zeytinyağı, 9. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışmasında 1 altın, 2 de gümüş madalya aldı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya zeytinyağını markalaştırmak için yoğun çaba sarf ederek ödül alan ATB üyesi, Büyükakça Zeytincilik sahibi Zafer Tan`a teşekkür etti. ÖDÜLÜ BEYLİK, TAVŞAN YÜREĞİ VE MEMECİK GETİRDİ 30 yıldır Gazipaşa`da zeytin sektörüyle uğraşan Büyükakça Zeytincilik sahibi Zafer Tan, Antalya`yı zeytinyağında marka haline getirmek için bir süredir çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Zafer Tan, Zeytindostu Derneği`nin düzenlediği 9. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite yarışmasında 1 altın, 2 de gümüş madalya kazandıklarını bildirirken, daha önce katıldıkları yarışmalardan da ödülle döndüklerini hatırlattı. Tan, bölgenin zeytin geçmişinin antik çağa uzanmasına rağmen, bir süredir zeytinciliğin ihmal edildiğini belirterek, potansiyeli dikkate alarak bölgeye has ürünler üzerinde zeytinyağı çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti. Emeklerinin karşılığını aldıklarını söyleyen Zafer Tan, "Yarışmada bölgemize özgü Beylik zeytininden ürettiğimiz sızma zeytinyağı ile altın, yine bölgemize has Tavşan Yüreği ve Memecik cinsi zeytinlerinden ürettiğimiz sızma zeytinyağları ile de gümüş madalya kazandık" dedi. BORSA`DAN TEŞEKKÜR Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Zafer Tan`ı başarısı nedeniyle kutlarken, bölgenin tarım ekonomisine sağladığı katkı nedeniyle Tan`a teşekkür etti. Antalya`nın kendine has zeytin çeşitleriyle marka olabilecek bir şehir olduğunu ancak zeytinciliğin uzun süredir ihmal edildiğine dikkat çeken Ali Çandır, "Zafer Tan gibi girişimcilerin potansiyelimizi fark edip, bunu ulusal bir yarışmada ödül olarak tescillemeleri bizleri gururlandırıyor" dedi. Tavşan Yüreği zeytinin coğrafi işaret alması için Antalya Ticaret Borsası olarak Türk Patent Enstitüsü`ne başvuruda bulunduklarını anımsatan Ali Çandır, "Zafer Tan`ın aldığı ödül, ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimizi bizlere yeniden gösterdi" dedi. Çandır, markalaşan ürünlerin katma değerinin yükseldiğine dikkat çekerek, "Antalya bir çok üründe en`leri içende barındıran bir şehir. Zeytin ve zeytinyağında da marka olma yolunda ilerliyor" diye konuştu. ATB Başkanı Ali Çandır ile Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, Zafer Tan`a seramik kaftan sunarak teşekkür etti.  

Detaylar...

ATB NİSAN MECLİSİ TOPLANDI
  Antalya Ticaret Borsası Nisan ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışmalarının anlatıldığı Meclis te Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, ekonomi ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YÖRESEL ÜRÜNLER Son 10 yıldır Borsamız gündeminin ve çalışma alanlarının değişmez konularından birini yöresel ürünlerin oluşturduğunu belirten Halil Bülbül, "Anadolu’muzun 12 bin yıllık medeniyetler birikiminin bir ürünü olan yöresel ürünlerimizin, hakkını ve hukukunu koruyarak ticarileştirilmesine çalıştığımız, projeler ürettiğimiz ve uygulamaya koyduğumuz bu gayretlerimizi bir sosyal sorumluluk bilinciyle yapmaktayız" dedi. Son dönemde "yöresel ürün" adı altında düzenlenen ticari organizasyonları eleştiren Bülbül, "Yöresel ürün kapsamlı bu tür faaliyetlerde, bir taraftan ürünlerin orijinalliğini ve hijyenikliğini gözetirken, diğer taraftan da esnafımızın ticari faaliyetlerine ket vurmamalıyız. Dolayısıyla bu tür girişimlerin yöresel ürünlere toplam faydası dikkate alınarak gerçekleştirilmesini beklemekteyiz. Adının bir yerinde yöresel ürün olan bu tür faaliyetlerin pazar, panayır veya sergi adı altında düzenlenmesi yerine, 5174 Sayılı Kanun çerçevesinde fuar olarak düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir" diye konuştu. TARIM KONSEYİ Antalya Ticaret Borsası nın başkanlığını yürüttüğü Tarım Konseyi nin çalışmaları hakkında bilgi veren Bülbül, Konseyin Antalya tarımının sorunlarını ve çözüm önerilerini, birlikte hareket etme prensibimizle ve ortak aklı kullanarak gündeme getirme faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydetti. 9- 10 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen odak grup toplantılarında tarım sektörünün sorunlarını ve çözüm önerilerinin 7 ayrı konuda oluşturulan masalarda tartışıldığını anımsatan Bülbül, "Sektörümüzün geleceğini birlikte şekillendirme çabasının önemli bir adımı olarak gördüğümüz, Tarım Konseyi faaliyetleri hakkında meclisimizi ve meslek komitelerimizi bilgilendirmeye devam edeceğiz. Örneğin, Borsamızın yıllardır her fırsatta ve her ortamda dile getirmeyi görev saydığı taş ve mermer ocaklarının Antalya‘ya, çevreye ve özellikle tarıma verdiği zararları gündeme getirmekteyiz. Konsey toplantılarında da taş ve mermer ocakları sorunun 82 konu arasından 2. en büyük sorun olarak ön plana çıkmasını dikkatinize sunarım" diye konuştu. EKONOMİK DEĞERLENDİRME 2016 yılına dair beklentileri ve tahminleri şekillendirme bakımından yılın ilk 4 ayındaki gerçekleşmelerin önemine dikkat çeken Halil Bülbül, şu değerlendirmelerde bulundu: "Geleceğe ait beklentilerimizi ve tahminlerimizi şekillendirmede bir diğer referans da geçtiğimiz yıllardaki gerçekleşmelerdir. Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz Mart Ayı sonunda 2015 yılı büyüme rakamları açıklandı. Türkiye Ekonomisi 2015 yılını, uzmanların ve hepimizin beklentilerinin üzerinde, yüzde 4 büyüme ile tamamladı. 2014 yılındaki yüzde 3’lük büyümenin üzerinde gelen bu rakam, Orta Vadeli Program’daki hedefin altında da olsa, mevcut koşullar dikkate alındığında memnuniyet verici oldu. 2015 yılına ait tarım sektörü büyümesi ise genel büyümenin lokomotifi durumunda olmuştur. Tarımda ilan edilen yüzde 7.6’lık büyüme, son 13 yılın en yüksek büyümesidir. 2014 yılında yüzde - 2.1 küçülen tarım sektörü, bu geri çekilmenin de etkisiyle rekor bir büyüme göstermiştir. Türkiye ekonomisi; hem genel olarak, hem de tarım sektörü olarak bu büyümeyi sağlarken, Antalya ne toplam ekonomik faaliyetlerinde ne de tarımsal üretim ve ticaretinde bu büyümeyi yaşayamamıştır. Büyümeden vazgeçtik, 2015 yılı Antalya için ve özellikle tarımsal üretim ve ticaret performansı bakımından tahminlerimizin de ötesinde daralarak geçmiştir. Öyle ki, tarımsal ihracatımız 2015 yılında yüzde -12.5 düşmüştür. Üretiminin önemli bir bölümünü ihracata ayıran sektörümüz için yüzde 7.6’lık büyüme anlamını yitirmiştir. 2016 yılının ilk çeyrek döneminde de küçülmeye devam eden Antalya tarımı, bu dönemde yüzde 28’lik ihracat kaybı yaşamıştır." KOMİTE TOPLANTILARI Antalya Ticaret Borsası meslek komitelerinin çalışmaları hakkında da bilgi veren Halil Bülbül, komitelerde tarımsal ticarette vadelerin uzaması ve maliyetlerin ek faiz yükü getirmesi, finansa erişim sonrası borç yönetimi sorunları, girdi maliyetleri üzerinde ciddi bir yekun teşkil eden KDV ve ÖTV oranları, karşılıksız çek miktar ve tutarlarındaki artışlar, iflas erteleme yasasındaki eksiklikler, hal yasası, aşırı kredi kullanımıyla meydana gelen ödeme sorunları ve işletmelerin zincirleme etkiyle birbirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratması konularının gündeme geldiğini bildirdi. Bülbül, "Hepimizi yakından ilgilendiren bu konuların titizlikle ele alınması ve üzerinde ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir" dedi. KRİZ TÜM SEKTÖRÜ SARDI Zayıf öz sermayeli büyümeyle, finansa erişim sonrası borç yönetimi ve kredilerin etki analizi yapılmadan kullanılması sonucunda birçok şirketin iflasının gündeme geldiğini bildiren Halil Bülbül, şu değerlendirmede bulundu: "Tarım sektörü özeline baktığımızda da zor bir dönemden geçmekteyiz. Sektörde faaliyet gösteren şahıs ya da firmalar dışında gerçekleşen olaylar nedeniyle ticari yaşam olumsuz etkilenmektedir. Yaptığımız görüşmeleri ve kendi ticari yaşamımızı göz önüne aldığımızda mevcut kredi borçlarının ertelenmesi, sektörel kırılganlığı azaltacağı gibi moral ve motivasyonu da arttıracaktır. Bugün yaşamakta olduğumuz kriz, artık sadece tarım ve turizm sektörleri kapsamında olmaktan çıkmış tüm sektörleri ve kentimizi sarmış durumdadır. Dolayısıyla üretilecek çözüm önerisi, bu iki sektörden ibaret olmayıp tüm Antalya’yı kapsayıcı olmalıdır. Örnekleri, daha önce de yaşanmış olan bu önerinin geçen meclis toplantısında başkanımızın dile getirdiği isimle, “Antalya Yaklaşımı” kapsamında olması gerektiğini bir kez daha dikkatinize sunarım." EXPO DAVETİ EXPO 2016 nın Türkiye ve Antalya ya kazandırılmasında Antalya Ticaret Borsası nın proaktif çalışmalarda bulunduğuna dikkat çeken Halil Bülbül, "EXPO2016 Antalya Uluslararası Bahçecilik Sergisi Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve devlet protokolünün katılımıyla açıldı. EXPO 2016 Antalya’nın başarılı bir biçimde geçmesini ve sergi sonrasında alanın Antalya gelişimine katkı sağlayacak bir işletmeyle sürmesini dilerim. Başta hemşerilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı ve yabancı misafirlerimizi EXPO 2016 ya davet ederiz" diye konuştu. Halil Bülbül, konuşmasının son bölümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarken, "Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü ve silah arkadaşlarını, gazi ve şehitlerimizi bir daha minnet, şükran ve saygıyla anıyorum" dedi. KURAKLIK VAR, BANKA BORCU ERTELENSİN ATB Meclis üyeleri daha sonra sektörel konularda değerlendirmelerde bulundu. Meclis Üyesi Hüseyin Simav, Korkuteli bölgesinin ova köylerinde yeterli yağış olmaması nedeniyle buğday, arpa üretiminde ciddi sıkıntı olduğunu belirterek, “Ova köylerinin tamamı bitmiş durumda, yağmur yağsa da bu saatten sonra ürün elde edilemez. Çiftçilerin birçoğunun bankalara borçları var, bunların ertelenmesi gerekiyor" dedi. SAMAN FİYATI YÜKSELİR ATB Meclis Üyesi Süleyman Ersan, yaşanan kuraklığın buğday ve arpada boy sıkıntısını beraberinde getirdiğini belirterek, "Yaşanan kuraklıktan dolayı sıkıntı var, yağmur şimdi yağsa bile fayda etmez. Bu yıl saman sıkıntısı yaşanacak. Biçerin girmeyeceği durumlar var. Özellikle ülke genelinde iç kesimler çok kötü. İthali gerektirecek bir durum yok ama saman fiyatı yükselir" dedi. SAMAN KITLIĞI ET FİYATINI YÜKSELTİR ATB Meclis Üyesi Ata Sönmez, samanda sıkıntı olursa hayvancılığın sıkıntıya gireceğini belirterek, "Saman, arpa pahalı olursa et da pahalı olacak yine aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalacağız" dedi. Ata Sönmez, ithal edilen besi danasına uygulanan yüzde 15 lik fonun kaldırılmasını istedi.    

Detaylar...

İRANLI İŞADAMLARI ANTALYA`DA İŞ FIRSATI ARIYOR
İran`da faaliyet gösteren işadamları, Antalya Ticaret Borsası`nı ziyaret ederek, ambargonun kaldırılmasının ardından işbirliği fırsatlarını konuştu. 3M Co Ticari Müdürü Mehdi Nejati, Asia Trading Genel Müdürü Ali Haghighat ile Mohammed Haghighat, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır`ı ziyaret etti. ATB Başkan Yardımcısı Halil Bülbül`ün de hazır bulunduğu ziyarette, İran heyeti Antalya`nın ekonomik potansiyeli hakkında bilgi aldı. 3M Co Ticari Müdürü Mehdi Nejati, Asia Trading Genel Müdürü Ali Haghighat, yıllardır uluslararası toplum tarafından uygulanan ambargonun kalkmasıyla özellikle komşu ülkelerle ilişkileri geliştirmeye çalıştıklarını söyledi. Antalya`nın tarım ve turizmde adından söz ettiren bir kent olduğunu belirten Ali Haghighat, ambargonun kalkmasıyla birlikte Antalya ile ticari faaliyetlerini artırmayı hedeflediklerini anlattı. Bu çerçevede üyeleri tarım ve hayvancılıkla uğraşan Antalya Ticaret Borsası`nı ziyaret ettiklerini kaydeden Haghighat, karşılıklı işbirliği ile iki ülke ticaretinin canlanacağını söyledi. Rusya krizinin etkileriyle ilgili bilgi alan Haghighat, ticaretin her ortamda geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. İRAN`LA TİCARİ İLİŞKİLER GELİŞTİRİLMELİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ambargonun kalkmasıyla komşu İran`la ticari ilişkilerin daha iyi olacağına inandığını belirterek, "Bizler de Tahran`la ticari ilişkiye girmek istiyoruz. Ticari ilişkileri geliştirmek iki ülke için de yararlı olur. Karşılıklı işbirliğiyle yatırım olanakları yaratılıp, ticaret potansiyeli artırılabilir" dedi. Rusya ile ilişkileri değerlendiren Çandır, "Bu tip krizler dünya ticaretinde olan şeyler. Krizin geçici olduğunu düşünüyoruz ve bir an önce bitmesini bekliyoruz. Rusya krizi, iki ülke ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Umuyoruz ki iki ülke halkının daha fazla zarar görmemesi için bu olumsuz hava bir an önce giderilir" diye konuştu. Çandır, İran heyetine ziyareti nedeniyle teşekkür etti.  

Detaylar...

ÇANDIR: 23 NİSAN`I KUTLAYAN DÜNYA ÇOCUKLARI BARIŞ İÇİN BİZLERE UMUT OLUYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır`ın 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı mesajı: "23 Nisan, Türk Milleti`nin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi`nin açıldığı, milli egemenlik ruhunun kurumsallaştığı en güzel gündür. Halkın egemenliğini esas olan yönetim anlayışı çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak için atılmış en temel adımlardandır. Türkiye Büyük Millet Meclisi`nin kurucusu Gazi Mustafa Atatürk, bu güzel bayramı geleceğimiz olan çocuklara armağan ederek, geleceğe olan güvencini ortaya koymuştur. Bugün dünyanın her köşesinden Antalya`ya gelen çocuklar Bayramlarını, ön yargılardan uzak, kardeşlik içerisinde, mutlulukta kutlamakta. El ele vererek birlikte kutlama yapan çocuklar, dünya barışı için bizlere umut vermektedir. Dünyanın en büyük organizasyonlarından olan EXPO`ya ise kardeşliğin buluşma noktası Antalya ev sahipliği yapmaktadır. "Çiçek ve Çocuk" temalı EXPO 2016 Antalya`nın, Türk milleti için çok özel olan günde açılmasını çok anlamlı buluyor, EXPO`nun güzellikler getireceğine inanıyorum. Bizlere bağımsızlık ruhunu kazandıran, geleceğimize 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı`nı armağan eden Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü bir daha minnet, şükran ve saygıyla anarken, bağımsızlığımız ve vatanımızın korunması için canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı`nı kutluyorum."  

Detaylar...

BURDUR BORSA`DAN ANTALYA BORSA`YA HAYVANCILIK FUARI DAVETİ
Burdur Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Başar, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır`ı ziyaret etti. Hayvancılık sektörünün zor bir dönemden geçtiğini belirten Başar, bu zor dönemin yeni girişimlerle atlatılması gerektiğini kaydetti. Başar, bu çerçevede 28 Nisan - 1 Mayıs tarihlerinde Teke Yöresi 2. Canlı Hayvan, Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı`nı düzenleyeceklerini bildirdi. Fuarın 6 bin 500 metrekare Burdur kapalı pazar yerinde düzenleneceğini belirten Başar, bu yıl hayvancılık sektöründeki teknolojik gelişmelerin sergileneceği fuarın fark yaratacağını söyledi. Fuara 70 firmanın katılımını beklediklerini bildiren Başar, "Fuarda küçük ve büyükbaş hayvanlarımızı teşhir edeceğiz. Fuarda çiftlik ekipmanları ve teknolojiler, genetik alanındaki son yenilikler, yem sektöründeki gelişmeler görücüye çıkacak. Fuarda sektörün önde gelen firmaları, birlikler, kooperatifler stant açacak. Burdur süt sağım ekipmanları ve tarım ekipmanlarında son yıllarda atılım içerisinde, bu potansiyelimizi Türkiye`ye göstermek istiyoruz" dedi. DÜVE GÜZELİ SEÇİLECEK Aralarında Hollandalıların da bulunduğu jürinin, düve, honamlı keçisi ve oğlak güzelini seçeceğini kaydeden Yılmaz Başar, çiftçiler yarışıyor bilgi yarışmasının da fuara renk katacağını söyledi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik`in davetli olduğu fuara, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve yönetimini davet eden Yılmaz Başar, Türkiye`ye örnek olan Tarım Konseyi üyelerini de fuarda görmekten mutluluk duyacaklarını ifade etti. HAYVANCILIK GELİŞTİRİLMELİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, hayvancılığın bölge için önemine dikkat çekerken, Burdur`un bölgenin hayvancılık merkezi olması ve bunun geliştirilmesini önemsediklerini kaydetti. BAGEV olarak Hayvancılık Çalıştayı düzenlediklerini anımsatan Ali Çandır, bununla ilgili çok iyi geri dönüşler aldıklarını vurguladı. Burdur`da teknolojiyi de içeren bir hayvancılık fuarı düzenlenmesinin önemine dikkat çeken Ali Çandır, "Bizler elimizden geldiği kadar böyle organizasyonlara destek vermeye çalışıyoruz. Bölgemizde hayvancılık geliştirilmeli. Fuarın bölge hayvancılığına güç katacağına inanıyorum" diye konuştu.  

Detaylar...

ANTALYA TARIMINA YÖN VERECEK TOPLANTI
Tarım Konseyi Odak Grup Toplantısı, akademisyenler, tarım sektörü temsilcilerinin katılımıyla yapıldı. 2 gün süren toplantıya, Tarım Konseyi Başkanı Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Tarım Konseyi İcra Kurulu üyeleri ATSO Başkanı Davut Çetin, BAİB Başkanı Mustafa Satıcı, Kumluca TSO Başkanı Murat Hüdavendigar Günay, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp ile çok sayıda davetli katıldı. TARIMA SAHİP ÇIKIN Ali Çandır, Tarım Konseyi Odak Grup Toplantısı’nda Antalya tarımının birikmiş sorunlarının ele alınacağını belirterek, “Mesleki birikimlerimizle sorunları ve çözüm önerilerini, oluşturduğumuz 7 masada ortaya koymaya çalışacağız. Daha sonra öncelik sıralamasına göre ele alacağımız konuların takibini birlikte yapacağız” dedi. Tarım Konseyi’nin tarımın daha iyiye gitmesi için çalıştığını vurgulayan Çandır, “Ama tarımın sorunlarının çözümü için getirilen çözüm önerilerine siz sahip çıkmadığınız sürece sonuca ulaşma şansımız yok” dedi. 1980’den sonra yoğun göç alan Antalya’da kentlilik bilinci ve aidiyet duygusunun gelişmediğini, sorunların çözümünde karar vericilerden farklı taleplerde bulunulduğunu kaydeden Çandır, Tarım Konseyi’nin sorunlar ve çözüm önerilerini içeren çalışmasının kitapçık haline getirilerek, karar vericilere sunulacağını bildirdi. Muhteşem coğrafya ve tarım potansiyeline sahip Antalya’nın tarım potansiyelinin yeteri kadar değerlendirilemediğine dikkat çeken Ali Çandır, şunları söyledi: “Bir taraftan işsizlik var diyor, bir taraftan katma değer üretemiyoruz, potansiyelimizi de atıl bırakıyoruz. Umarım bu çalışma sonucu, hepimizin hayatına dokunacak, hepimizin işimizi geliştirecek, hepimizin işine katkı sağlayacak sonuçlar doğurur. Tarımımıza sahip çıktığımız sürece başarırız” diye konuştu. HEP BİRLİKTE PAKET BEKLİYORUZ Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi ATSO Başkanı Davut Çetin, her kurumun tarımla ilgili çalışmaları kendi adına yaptığını belirterek, “Ama işbirliği olmadığı için bazen sesimizi tam olarak duyuramıyoruz. Tarım Konseyi’nin bu toplantısı önemsiyorum çünkü Antalya’nın tarımla ilgili tüm aktörleri burada. Buradan çıkacak detaylı bir rapor, sorunları tek tek anlatmak yerine birlikte anlatmamızı sağlayacak bir ortam oluşturur” diye konuştu. Çetin, tarımın acil desteği ihtiyacı olduğunu belirterek, Tarım Bakanı Faruk Çelik’in yakın zamanda paket açıklayacağını bildirdiğini belirterek, “Hep birlikte paketi bekliyoruz” dedi. Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, “Benim çiftçim zor durumda” diyerek sözlerine başladı. Alp, çiftçinin üretebilmesi için elinden tutulması gerektiğini belirterek, “Elinden tutulursa Türk çiftçisi en iyisini yapar” dedi. ÖRTÜALTI GELİRDE YÜZDE 20 KAYIP BEKLENİYOR BAİB Mustafa Satıcı, Tarım Konseyi olarak hükümetten tarım paketi beklediklerini belirterek, “Bence tarım sektörünü desteklemek anlamında yeteri kadar bütçe var” dedi. Rusya krizinden sonra ürünleri Avrupa pazarına yönlendirmek için çalıştık ama orada da zamanında üretim, hacimli üretim, kaliteli üretim, gıda güvenliği gibi sorunlar karşımıza çıkıyor” diye konuştu. Satıcı, Konsey’in görüş ve fikirlerinin Ankara’ya taşınmasında birlikte hareket edilmesi halinde sonuç alınabileceğini vurguladı. Süs Bitkileri İhracatçılar Birliği ve ANSİAD Başkan Yardımcısı Lütfi Göbüş, üretimin desteklenmesi gerektiğini belirtti. RUSYA KRİZİNİN ETKİLERİNİ SENEYE GÖRECEĞİZ Kumluca TSO Başkanı Murat Hüdevandigar Günay, tarımda kötü gidişata dikkat çekerek, “Rusya krizinin etkilerini seneye göreceğiz. Kronikleşen sorunlara çözüm arayacağız ama acil önlemlerin şu dönem gündeme gelmesi şart“ diye konuştu. Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İlker Yılmaz, sorunların epeydir halının altına süpürüldüğünü belirterek, “Artık halının altında yer kalmadı” dedi. DÜNYANIN HERYERİNDE TARIM DESTEKLENMEK ZORUNDA Ziraatçiler Derneği Antalya Şube Başkanı Abdurrahman Özcan, “Dünyanın her yerinde tarım desteklenmek zorundadır. Benim ülkemde tarıma destek yüzde 2 iken, Avrupa ülkelerinde destek yüzde 35. Bu rakamlar durumumuzu gösteriyor” dedi. KOMŞULARIMIZLA İYİ GEÇİNELİM Yaş meyve sebze ihracatçısı Cahit Özer, yaş meyve sebzede ihracatının komşularla yapılabileceğini belirterek, konuşmalarla iyi ilişkiler kurulması gerektiğini vurguladı. 7 gruba ayrılan katılımcılar, sektörel konularda sorunlarını dile getirerek, çözüm önerileri sundu. Yapılan çalışmanın sonucu kitapçık haline getirilerek, Antalya tarımına rehberlik edecek. Odak toplantısında, 2016 1. olağan toplantısı anket sonuçları da değerlendirildi.

Detaylar...

OLGUNLAŞMA ENSTİTÜSÜ`NDEN ÇANDIR`A YÖREX TEŞEKKÜRÜ
Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü İlkay Günal, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır`ı makamında ziyaret etti. Olgunlaşma Enstitüsü`nün çalışmaları hakkında Çandır`a bilgi veren İlkay Günal, özellikle yemek ve giyim kuşam kültürünün yaşatılması için Enstitüsü bünyesinde çeşitli çalışmalar yaptıklarını, kurslar düzenlediklerini kaydetti. Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı`na Olgunlaşma Enstitüsü`nün el emeği göz nuru ürünleriyle katıldığını belirten İlkay Günay, "Sizlere kültürümüzü yaşatan YÖREX gibi bir fuarı düzenlediğiniz için teşekkür ediyoruz. Sizlerin sayesinde bizler de yaptığımız kültürel ürünleri sergileme fırsatı buluyoruz" dedi. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ziyareti nedeniyle İlkay Günay`a teşekkür etti. Olgunlaşma Enstitüsü`nün yaptığı çalışmaların geleneksel kültürün yaşatılması için önemli olduğunu söyleyen Çandır, Günay ve ekibine çalışmalarında başarılar diledi. İlkay Günay, Çandır`a üzerinde "Yöresel Ürünler Fuarı`ndaki destekleriniz için teşekkür eder, ülkemiz adına yararlı çalışmalarınızın devamını dileriz" yazılı Olgunlaşma Enstitüsü`nde yapılan seramik plaket takdim etti.  

Detaylar...

GIDADAKİ DÜŞÜŞ MART ENFLASYONUNU AŞAĞI ÇEKTİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mart ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Çandır, gıdada yaşanan fiyat düşüşünün Rusya ambargosu nedeniyle iç piyasaya sürülen ürünlerin yarattığı arz fazlasından kaynaklandığını bildirdi. Son 14 yılın Mart aylarında ilk kez TÜFE`nin yüzde -0,04 ile negatif enflasyon olarak ilan edildiğini belirten Çandır, "Bu gerçekleşmede en büyük etken, gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde yaşanan yüzde -1,53’lük fiyat düşüşü oldu. Son 14 yıldaki Mart aylarında ilk kez gıda fiyatları negatif gerçekleşmiştir. Mart ayı itibariyle ilan edilen yıllık TÜFE (manşet enflasyon) ise yüzde 8,78’den, yüzde 7,46’ya düşmüştür. Çünkü yıllık gıda enflasyonu da yüzde 8,83’ten, yüzde 4,58 gibi neredeyse yarı yarıya düşmüştür. Gıda kaleminden kaynaklanan bu hızlı düşüş, diğer enflasyon kalemleriyle desteklenmediği için çekirdek enflasyon (“I Endeksi”), katılığını korumuş ve yıllık olarak yüzde 9,72’den ancak yüzde 9,51’e gerileyebilmiştir" değerlendirmesinde bulundu. NİSAN EKİM FIRSATINI DEĞERLENDİRELİM Yılın geriye kalan 9 ayındaki geçen yıl gerçekleşmeleri dikkate alındığında tüketici enflasyonunda düşme eğilimi için fırsat sunan ayların Nisan ve Ekim ayları olduğunu söyleyen Çandır, "Çünkü sadece bu ayların geçen yılki rakamları sırasıyla yüzde 1,63 ve yüzde 1,55 olarak ilan edilmiştir. Bu demektir ki, 2016 yılı Nisan ve Ekim aylarında bu rakamların altında kalma potansiyelimiz, tüketici enflasyonunun düşmeye devam etmesi için bir fırsattır. Umuyorum ve diliyorum ki, bu fırsatları kaçırmayız. Katılığını halen devam ettirmekte olan çekirdek enflasyon için de bu düşme fırsatları mevcuttur" dedi. Yurtiçi üretici enflasyonundaki (Yİ_ÜFE) Mart ayı gerçekleşmelerinin gelecek için bünyesinde benzer fırsatlar barındırmadığını kaydeden Çandır, şu değerlendirme bulundu: "Yani Mart Ayı’nda aylık yüzde 0,40 ve yıllık yüzde 3,80 olarak ilan edilen Yİ_ÜFE, katılığını korumaya devam edeceği beklentisinde olmak daha gerçekçidir. Ekonomik aktörlerin enflasyon beklentilerini gerileten ve kendilerini iyimserliğe sevk eden nedenler arasında, bir önceki anket döneminde 3,14 olan yılsonu döviz kuru (dolar/TL) beklentisinin, bu anket döneminde 3,11`ye gerilemiş olmasıdır. Yani döviz temelli maliyetlerin azalacağı beklentisi yatmakta ve aylık negatif gerçekleşme de bu beklentiyi desteklemektedir." BATI AKDENİZ’DE FİYATLAR ARTTI Batı Akdeniz`deki fiyat değişimlerini de değerlendiren Çandır, şunları kaydetti: "TÜİK verilerine göre, Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı bölgemizde Mart ayında TÜFE’de ülke geneline ters yönlü olarak bir artış gerçekleşmiş ve bu artış oranı yüzde 0,02 olmuştur. Bir başka deyişle Mart ayında ülke genelinde tüketici fiyatları gerilerken, Batı Akdeniz’de artış olmuştur. Yıllık olarak ise bölgedeki fiyat artış oranı yüzde 7,68 şeklinde gerçekleşti. Böylece uzun bir aradan sonra Batı Akdeniz enflasyonu, Türkiye genel enflasyonunun üzerine çıkmıştır. Mart ayındaki bu rakamlar ışığında Batı Akdeniz Bölgesi’nin 26 alt bölge içinde fiyatların arttığı 8 bölge arasında yer aldığını da söyleyebiliriz. Bölgemizde ve kentimizde ekonomik faaliyetlerin daraldığı bir dönemde fiyatların, ülke genelinin üzerinde seyreder duruma gelmesi, gelecek için ekonomik hareketlilik ve büyüme bakımından iyi bir öncü gösterge değildir.” FİYAT DÜŞÜŞÜNDE RUSYA ETKİSİ Ali Çandır, ürün bazında sivri biberin yüzde 17,78`lik artışla zam şampiyonu olduğunu, harcama grubunda ise yüzde 1,21 artışla sağlık hizmetlerinin zam şampiyonu olduğunu kaydederken, "Ürün fiyat artışı sıralamasında sonraki sıralarda her ne kadar tarımsal ürünler gelmiş olsa da, bakıyoruz ki ürün grupları içinde en fazla fiyat azalmasının olduğu grup yüzde -1,53 gerilemeyle gıda ve alkolsüz içecekler grubu olmuş" dedi. Gıda ve alkolsüz içecekler ile haberleşme grupları dışında tüm ürün gruplarında aylık bazda fiyat artışı olurken, TÜFE’nin negatif değere sahip olmasının tarımsal fiyatların önemi de ortaya koyduğunu vurgulayan Ali Çandır, "Gıda fiyatlarının bu denli azalmasının altında, önceki dönemlerde Rusya’ya gönderilen ihraç mallarının artık iç piyasaya sürülmesi, bunun da arzı artırması yatmaktadır. Ayrıca kurların düşmesinin yanında Şubat ayındaki yüzde -0,20’lik Yİ_ÜFE de Mart ayında TÜFE’ye yansımış bulunmakta” değerlendirmesinde bulundu.  

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR MECLİSTE ANTALYA YAKLAŞIMI İSTEDİ
Antalya Ticaret Borsası Mart ayı Meclisi Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışmalarının anlatıldığı Meclis te Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına yaşamını yitiren AESOB Başkanı Sevimçok u anarak başlayan Çandır, "Kendisini gülümseyen yüzüyle hatırlayacağız. Başkanlık yaptığı dönem boyunca çalışkanlığı, dürüstlüğü, uzlaşmacı tavrı ile pek çok kişinin takdirini ve sevgisini kazanan değerli arkadaşım Abdullah Sevimçok a Allah’tan rahmet, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği camiasına, ailesine, sevenlerine ve tüm Antalyalılara başsağlığı diliyorum" dedi. Çandır, yaşamını yitiren meclis ATB eski üyesi Osman Güler e ve ATB meslek komitesi üyesi Mehmet Kurban ın vefat eden oğluna Allah’tan rahmet, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı diledi. TERÖR DEĞİL İNSANLIK KAZANACAK Meclis te terör olaylarını kınayan Çandır, "Son dönemdeki toplantılarımızı acıyla, kınamayla, sabırla ve yiten canlarımıza dua etmeyle açıyoruz. Diğer her sorunun teferruat kaldığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanlığa ait hiçbir değer taşımayan, soysuz terör eylemleri için hiçbir sınır tanımayan, vatan ve dünya sathına yayılmış azgın bir terör iklimini bize yaşatmaya çalışıyorlar. Ama şundan emin olsunlar ki; ne bu caniliklerinin, ne de bizlere yaşatmaya çalıştıkları karanlık iklimin sürdürülebilirliği yoktur. Eninde sonunda, insanlık kazanacaktır" diye konuştu. KARAMSARLIĞA VE HAYALPERESTLİĞE KAPILMAYIZ İş dünyası için riskin işin bir parçası olduğunu vurgulayan Ali Çandır, ancak risk faktörlerinin her zamankinden daha fazla yönetilmeye muhtaç hale geldiğini söyledi. Çandır, şunları kaydetti: "Biliyorsunuz iş dünyası riskle yaşar, bütün koşullar uygun ve yolundayken de riskli kararlar verir. Çünkü geleceği yaşar ve geleceğe yatırım yapar. Beklentilerini doğru ve gerçekçi bir zeminde tutmaya çalışır ve riskini böylece yönetmeye odaklanır. Sözün özü iş dünyası riskten bağımsız düşünülemez. Bu zaten hepimizin kabullendiği bir durumdur. Ancak içinde yaşadığımız ve gittikçe derinliğini hissettiğimiz risk faktörleri, her zamankinden daha fazla ve hayati önemle yönetilmeye muhtaç düzeye gelmiş durumdadır. Bizler, ne karamsarlığın yaratacağı korkuya teslim olacak, ne de iyimserliğin götüreceği hayal dünyasına takılıp kalacak bir konumdayız. Her zamankinden daha fazla aklıselime, bilgiye, mantığa, sorgulamaya ve nihayet gerçeklerden uzaklaşmamaya ihtiyacımız vardır. Ancak bu sayede korkakça bir karamsarlığa ya da hayalperest bir iyimserliğe düşmeden, umutlarımızı ve üretme kapasitemizi canlı tutabilir, zorluklara karşı direncimizi artırabiliriz. İçinde bulunduğumuz zor günler başladığından beri bizler hep bu konumda olduk. Çalışmalarımızı, taleplerimizi ve beklentilerimizi bu sayede gerçekçi zeminde tuttuk ve tüm üyelerimizin sesi olduk. Katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla, birlikte hareket ederek yaşadığımız zorluklara karşı direncimizi artırmaya çalışıyoruz. Bu gayretimizi sadece üyelerimizle sınırlı tutmuyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bizler tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektörleriyle, nihayetinde toplumumuzla, kentimizle bir bütünüz. Aynı gemideyiz ve birimizin zoru, hepimizin zorudur düsturuyla hareket edebilirsek kent ve yurt bilincine sahip olabiliriz." UMUTLARIMIZI TAZELEDİK Tarım Konseyi nin bir ilki gerçekleştirerek 650 kilometre sahil bandına sahip olan Antalya’nın tamamını kapsayan tüm tarım paydaşları, kurumları ve örgütleri bir araya getirdiğini kaydeden ATB başkanı Ali Çandır, yapılan çalışmalar sonucunda Rusya Dosyası hazırlandığını hatırlattı. Çandır, "Bu dosyayı, Sayın Valimiz ve 14 milletvekilimizi de davet ederek yaptığımız geniş katılımlı bir toplantıda paylaştık. Gösterdikleri ilgi ve katılımdan dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz her partiden birer milletvekili de bizlerin özel temsilcisi oldu. Bu raporumuzu konuyla ilgili tüm bakanlarımıza bizzat elden birlikte teslim ettik. Bizleri ilgi ve dikkatle dinlediler. Kendileri için son derece faydalı bir çalışma olduğunu ve konunun takipçisi olacaklarını belirttiler. Umutlarımızı tazeledik çünkü onlar da konuyla ilgili çalışmalarını bizlerle paylaştılar" diye konuştu. DERİN ZORLUK Antalya nın tüm kentin doğrudan etkilendiği kapsamlı ve derin bir zorluğun içerisinde olduğunu kaydeden Çandır, "Konuya böyle baktığımız için turizmci, sanayici, esnaf ve ticaret erbabı arkadaşlarımızla ortak toplantılar yaptık. Beklenti yönetiminin tüm gereklerini hep birlikte yerine getirmeye çalıştık ve tabii ki getirmeye devam edeceğiz. Bizim için esas olan, zorlukları aşmaktır çünkü kentimiz zor durumdadır" dedi. TAKİBE DÜŞMÜŞ KREDİ BORCUNDA 2. SIRADA Antalya nın ekonomisiyle ilgili rakamları da paylaşan Ali Çandır, "Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerinden derlediğimiz bu bilgileri görmezden gelemeyiz, bu gerçekleri yok sayamayız ve dikkatimizden kaçıramayız" dedi. Çandır, şu verileri paylaştı: "Antalya, genel ekonomik göstergeyle Türkiye’nin yüzde yüzde 2’si civarında bir yere konumlanmış durumdadır. 1987-2002 (iki binli yıllara kadar) döneminde ise Türkiye’nin yüzde 2.5’u civarında idi. Yine aynı dönemde genel ekonomik göstergelerle Türkiye’de 7. sırada bulunan kentimiz, artık ilk 10’da tutunmaya çalışmaktadır. Güncel haliyle 48 milyar TL olan kredi yükünün 12.5 milyar TL’si turizm, 3 milyar TL’si tarım, 17 milyar TL’si tüketici kredisinden ve diğer kredi yükünden oluşmaktadır. Kişi başına takibe düşmüş kredi borcumuz 883 TL ile İstanbul’dan sonra 2. sırada bulunmaktadır. Kişi başına kredi kullanımında ise 23 bin 240 TL ile 4. sırada bulunmaktayız. Kentimizin önemli karakteristiklerinden biri, tasarrufçu kimliğimizdi. Yani bankalardan kullandığımız kredi miktarı, mevduatımızdan düşüktü. Örneğin 2002 yılında bankalardaki mevduatımızın yüzde 17’si kadar kredi kullanır durumdaydık. 2015 yılında ise mevduatımızın yüzde 155’i kadar kredi kullanır konuma geldik. 2016 yılı ilk ayları itibarıyla nakit ihtiyacını karşılamak için çektiğimiz krediler, toplam kredinin yüzde 60’ını oluştururken, yüzde 33’ü ise önceki borçları ödeyebilmek için çektiğimiz kredilerden oluşmuştur. Yani sözün özü, borcu borçla ödeme eğilimimiz hızla artmaktadır. 2002 yılında kentimiz, yarattığı her 100 TL’lik katma değer için 5 TL kredi kullanırdı. 2014 yılı sonunda ise yarattığımız her 100 TL’lik katma değer için 94 TL’lik kredi kullanır duruma geldik. Doğal olarak bu da iyi bir yapı değildir. Sektörümüzde ise bu yapı; 2002 yılında her 100 TL’lik tarımsal katma değer üretimi için 4 TL kredi kullanmak şeklindeyken, 2014 yılı sonunda her 100 TL’lik tarımsal katma değer üretimi için 24 TL kredi kullanma düzeyine çıkmıştır. Nispeten daha düşük bir artıştır ama hala bu da iyi bir yapıyı göstermemektedir." ANTALYA NIN POTANSİYELİ Antalya nın Türkiye nin vitrini olduğunu ve dünyaya en açık kenti olma gücüne sahip bir şehir olduğunu vurgulayan Ali Çandır, "Yaptığımız işlerin yarattığı katma değerin yapısı; sürdürülebilir büyüme bakımından hayati derecede önemlidir. Yani ne ölçüde doğru taşın üzerine doğru taş koyduğumuzun ya da doğru duvara doğru çiviyi çaktığımızın hayati ölçüsüdür bu yapı. İçinde yaşadığımız gerçeklerin bir bölümü bu durumdayken, diğer bölümde ise Antalya’mızın sahip olduğu kurulu kapasite ve potansiyel güç bulunmaktadır. Son 35 yıl içerisinde kentimiz, ciddi bir kurulu kapasite biriktirmiştir" değerlendirmesinde bulundu. "ANTALYA YAKLAŞIMI" İSTEDİ Antalya nın potansiyeliyle ilgili değerlendirmede bulunan Ali Çandır, "Antalya yaklaşımı"na ihtiyaç olduğunu kaydetti. Çandır, şunları söyledi: "Serbest bölgemizde orta-ileri teknoloji düzeyinde 10 ayrı sektörde üretim kapasitesine sahibiz. Eğitim düzeyinde ülkemizin ilk sıralarında bulunmaktayız. Turizm yatak kapasitemiz, ülke toplamının yarısına yakın düzeydedir. Örneğin İstanbul’un ise 3 katından fazladır. Kentimizin hinterlandında 3 adet uluslararası havalimanı bulunmaktadır ve gelen toplam yabancı turistin yüzde 32’sini ağırlamaktayız. Ülkemizin tüm örtüaltı kapasitesinin yüzde 40’ına sahip durumdayız. İller arası ticarette ise kentimiz, 54 milyar TL’lik mal alımına karşılık, 40 milyar TL’lik mal satan konumda bulunmaktadır. Yani 80 vilayetimizden net mal alan bir kentiz. Şimdi, kentimizin kurulu gücünü ve sahip olduğu potansiyelini göstermesi bakımından bu gerçekleri göz ardı eden ve bizi umutsuzluğa sevk edecek bir karamsarlığa da hiç gerek yoktur. İhtiyacımız olan şey, kentimizin top yekun zorluklara karşı direncini artırıcı bir yaklaşımın sergilenmesidir. Böyle bir yaklaşım hatırlanacağı üzere 2002 yılında “İstanbul Yaklaşımı” ve 2007 yılında “Anadolu Yaklaşımı” adlarıyla uygulamaya konmuştu. Direnç artırıcı böyle bir yaklaşımın dünyada da uygulamaları bulunmaktadır. Örneğin Londra, Kore, Tayland ve Malezya yaklaşımları adlarıyla dünyanın farklı yerlerinde yine direnç artırıcı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. “Antalya Yaklaşımı” adıyla isimlendirdiğimiz bu önerimizi ve talebimizi, hükümetimize sunuyoruz. Bu ayki Meclis konuşmamı "Antalya Yaklaşımı"na ayırdım çünkü Antalya nın bu zor döneminde böyle bir yaklaşımı hak ettiğini düşünüyorum. Kentimizin tüm ekonomik hayatına en yüksek direnci ve faydayı sağlayacak şekilde, işletmelerin mevcut kamu ve özel kesim borç yükünün yeniden yapılandırılmasına dayalı olan “Antalya Yaklaşımı” önerimizin, hükümetimizce dikkate alınmasını talep ediyoruz. Böylece Antalya’mızın ürettiği katma değer, sahip olduğu kapasiteyle uyumlu bir hale getirilebilecektir." Çandır, EXPO 2016 Antalya için bütün oda ve borsaları Antalya ya davet ettiklerini bildirirken, turizmdeki sıkıntı nedeniyle de yine Türkiye genelindeki oda ve borsalara "Tatilinizi Antalya da yapın" çağrısında bulunduklarını bildirdi. SÜTTE TABAN FİYAT UYGULANMIYOR Meclis te üyeler sektörel konularda değerlendirmelerde bulundu. ATB Meclis Üyesi Hüseyin Simav, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik in sütte taban fiyat olarak 1.15 TL uygulanacağı yönündeki açıklamalarına karşın, bazı kooperatif ve sanayicilerin buna uymadığını bildirdi. Kooperatif ve sanayicinin 1.15 Lira yı yüksek bularak almak istemediğini ve üreticinin çaresiz kaldığını kaydeden Simav, anlaşmada aylık kaç ton sütünü aldım 100 ton. 85 kuruş kabul ederim, 1.15 TL den geri kalan farkı ay sonunda sana ceza olarak yazarım sen bunu kabul edersen sütünü almaya devam ederim denildiğini bildirdi. HAYVANLAR KESİME GİDER Konya da Tarım İl Müdürlüğü nde geçen günlerde yapılan bir toplantıda, süt tozu alımıyla ilgili Et ve Süt Kurumu yetkilileri ve Bakanlık müşavirlerinin, süt sanayinin en büyük 5 firmasının temsilcisini uyardığını söyleyen Hüseyin Simav, Serik Süt Üreticileri Birliği nin üreticilere gönderdiği cep telefon mesajını paylaştı. Mesajda Piyasadaki durgunluk sebebiyle piyasayı gevşetmek için süt fiyatı Mart tan geçerli 0.85 TL olacak. Ocak, Şubat süt parasını 0.95 TL den alacaksınız denildiğini kaydeden Simav, “Başkanlıktan aşağıda kooperatif üyelerine böyle bir mesaj gidiyor. Ben de bu mesajı bakanlığa göndereceğim. Bunun maliyeti zaten 1.15 üzerinde, altına düşünce tamamen üretici hayvanını kesime gönderir" dedi. ALTERNATİF PAZAR YOK Meclis Üyesi Recep Özkul, yaş meyve ve sebze sektöründeki pazar sıkıntısı nedeniyle yaşanan daralmaya dikkat çekti. Yaş meyve sebzede alternatif pazarların dillendirildiğini söyleyen Özkul, "Ancak ekstra bir alternatif pazar yok. O yüzden ürün fiyatları geçmiş yıllarla karşılaştırdığımızda bir hayli alt düzeyde" dedi. Avrupa pazarına gönderilen biberde sıkıntı olmadığını söyleyen Özkul, "Ancak bizim ana kalemlerimiz Rusya ya ağırlıkla gönderdiğimiz domates ve salatalıkta. En büyük kayıp bu iki üründe yaşanıyor. Tarım ve turizmde yaşanan bu daralmadan herkes endişeli" diye konuştu. ETTE KDV İNDİRİMİ BEKLENİYOR Meclis Üyesi Adnan İngeç de et ile ilgili değerlendirmede bulundu. Ette KDV indirimini beklediklerini söyleyen İngeç, "KDV indirimi Bakanlığa sunuldu, bir an önce yaşama geçirilmesini bekliyoruz" dedi. İngeç, ette KDV indirimi olması durumunda tüketicinin 3-4 Lira daha ucuza alacağını söyledi. İngeç, tüm gıda ürünlerinde KDV indirimi beklediklerini de kaydetti. ASGARİ ÜCRET ZAMMI SIKINTI YARATTI Meclis Üyesi Ergin Civan, asgari ücret zammının işçi maliyetlerini ciddi oranda yukarı çektiğini belirterek, "Piyasanın zor olan durumda olduğu bir dönemde asgari ücret zammı üretici ve ihracatçı açısından ciddi külfet getirdi" dedi. Meclis te üyelere tarihçi yazar Giray Encenk in "Dağ ın Dili" adlı kitabı hediye edildi.    

Detaylar...

ALİ ÇANDIR İSTİHDAM RAKAMLARINI DEĞERLENDİRDİ
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2015 yılı işgücü istatistiklerini değerlendirdi. Batı Akdeniz`de işsizlik rakamlarının Türkiye ortalamasının altında olduğuna dikkat çeken Çandır, Rusya ile yaşanan krizin işsizlik rakamlarını tetikleyebileceği uyarısında bulundu. TÜRKİYE ORTALAMASININ ALTINDA Antalya, Burdur ve Isparta’da 2015 yılında çalışan sayısının 14 bin kişi gerileyerek, 1 milyon 108 bin kişi olduğuna dikkat çeken Çandır, "Batı Akdeniz`de 2015 yılında 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısının bir önceki yıla göre 16 bin kişi artarak 118 bin kişiye ulaştı. İşsizlik oranı bir önceki yıla göre 1,3 puanlık artış ile yüzde 9,6 seviyesinde gerçekleşirken, aynı yıl tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,1`e ulaştı. Türkiye geneli 2015 işsizlik oranının yüzde 10,3 olduğu düşünüldüğünde, bölge oranının nispeten daha iyi görünüme sahip olduğu düşüncesi akıllara gelebilir, ancak şu da bir gerçeklik ki işsizlik sadece istatistiki rakamdan ibaret değildir" diye konuştu. PAZAR SORUNU İŞSİZLİĞİ TETİKLER Rusya ile yaşanan krizin, lokomotifi tarım ve turizm olan Antalya ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Ali Çandır, bu etkinin işsizlik rakamlarını daha da artacağı endişesi taşıdıklarını söyledi. BAGEV Başkanı Ali Çandır, “Turizm sektöründe faaliyet gösteren kimi işletmeler, 2016 yılında zorunlu olarak faaliyet durdurma ya da yavaşlatma durumunda olduklarını ifade etmekte. Eğer yeni pazarlar bulunmazsa turizm sektöründe ve bu sektörü besleyen tarım sektöründe istihdam edilen bireylerin bir kısmının 2016 yılında da işsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle vakit kaybetmeden sektörlerin direncini artırıcı ve iyileştirici tedbirlerin alınması kaçınılmaz" değerlendirmesinde bulundu. İşsizliğin ekonomik olduğu kadar sosyal olguları da barındırdığına dikkat çeken Ali Çandır, "Bu nedenle ekonomi politikası yapıcı ve uygulayıcıların reçetesinde mutlaka işsizlikle mücadelenin yer almasının gerektiğini düşünmekteyiz. Aksi takdirde 2016 sonunda başta tarım sektörü olmak üzere tüm sektörlerde 2015 gerçekleşmelerini arayacağız gibi görünmekte" dedi. BATI AKDENİZ TARIMDAN KAÇIYOR Batı Akdeniz Bölgesi genelinde 2015 yılında tarım sektöründe çalışan sayısının azaldığını vurgulayan Ali Çandır, tarımdaki kaçışa rağmen istihdam edilen her 4 kişiden 1`inin tarımda yer aldığına dikkat çekti. Çandır, "Tarımı görmezden gelerek aslında geleceğimizi karartıyoruz" dedi. "Bölgemizde tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 20 bin kişi arttı. Bölgede istihdam edilenlerin yüzde 25,1’i tarım, yüzde 14,9’u sanayi, yüzde 60’ı ise hizmetler sektöründe yer almakta ve bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 2,6 puan azalırken, hizmet sektörünün 2,3 puan, sanayi sektörünün payı ise 0,3 puan artmış durumda" diye konuştu. İstihdamı sektörel bazda değerlendiren BAGEV Başkanı Ali Çandır, "Rakamlar gösteriyor ki, sanayi sektöründeki istihdam sabit kalırken tarım sektöründeki istihdam hizmet sektörüne kaymış durumda. Yani 2015 yılında tarımdan ve topraktan kopmalar yaşanmış. Antalya, Burdur, Isparta illerinde ülke genelinden daha yüksek ücret almalarına karşın bireyler tarımdan kaçmış ve tarımı terk etmiş" diye konuştu. 3 BİN 740 ÇİFTİ TOPRAĞI TERK ETTİ Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı`nın (TEPAV) Tarımsal İzleme Bülteni`ndeki verileri de değerlendiren Çandır, 2015 yılında Batı Akdeniz`de 3 bin 740 çiftçinin toprağı terk ettiğini kaydetti. Çandır, "Özellikle Antalya, Türkiye`de son 1 yıllık süre zarfında çiftçi sayısı en fazla gerileyen iller arasında yer almakta" dedi. Çandır, uygulanacak politikalarla tarım topraklarının korunması, tarımdan kaçışın da önlenmesi gerektiğini vurgularken, "Tarımsal istihdam, sanayi ve hizmetler sektörüne geçince ilk etapta önemli ölçüde katma değer yaratsa da sonrasında bu sabitleniyor ve orta gelir tuzağı ile işsizliğin kronikleşmesine yol açıyor. Bu nedenle istihdamı tarımda tutacak ve vasfını arttıracak, özellikle de eğitim ve teknoloji ağırlıklı politikaların bölgemizin olmazsa olmazları olduğunu, turizmde ise yeni pazarlara yönelmenin gelecek yıl yaşanması olası işsizliği hafifletebileceğini vurguluyoruz" değerlendirmesinde bulundu.  

Detaylar...