Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2017
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 1
2 3 4 5 6 7 8
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.159.113.182
Şuan 44 kişi online
Bugün 163 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 68283
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

TOBB`UN GÜNDEMİ TARIM
  TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, tarımın değerinin ancak yokluğunda anlaşılacağını belirterek, “Tedbir almazsak, bugün daha ucuz diye her ürünü ithal etmeye kalkarsak, gelecekte boğazımızdan dışa bağımlı hale geliriz. Gıda güvenliğimiz de tehlikeye girer" dedi. Ticaret borsalarının sorun ve çözüm önerilerinin ele alındığını, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile konsey üyelerinin katılımıyla TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleşti. Konseyi Toplantısına Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır da katılarak, tarımla ilgili görüşlerini dile getirdi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, küresel piyasalarda her gün yeni bir çalkantı yaşandığını belirterek, “Dünya ekonomilerinde belirsizlik devam ediyor. Avrupa’da ekonomik büyüme bir türlü kalıcı olamıyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye ekonomisi ve reel sektörümüz, sağlamlığını gösteriyor. Geçen sene itibariye yüzde 4 civarında bir büyüme yakaladık. 720 bin kişiye yeni istihdam sağladık” dedi. “TARIM ÜLKEMİZİN KALICI SERVET ALANI” Bu yıl büyümede yüzde 4’ün üzerine çıkma hedefinde olduklarını anlatan Hisarcıklıoğlu, büyümede tarım sektörünün öneminin ortaya çıktığına dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, "Milli tarım politikamız; bu tasavvuru oluşturmak, bunun kurumsallaşmasını sağlamak, bu yönde düzenleme ve uygulama yapmak olmalı. Bugün tarım, Türkiye’nin önemli sektörlerinden birisi. Sadece ekonomik değil, kültürel kodları da olan, bir hayat tarzıdır. Dahası tarım, ülkemizin kalıcı servet alanıdır. Ama biz elimizin altındaki bu serveti kullanamıyoruz" diye konuştu. DÜNYADA GIDA FİYATI DÜŞÜYOR TÜRKİYE`DE ARTIYOR Dünyada gıda fiyatları düşerken, Türkiye`de arttığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bundan üreticinin de yararlanamadığını belirtti. Hisarcıklıoğlu, "Avrupa ile Gümrük Birliği’ne girdik. Böylece sanayimiz değişti, küresel sisteme entegre oldu. Ama tarım aynı kaldı. Bunun olumsuz sonuçlarını bugün hepimiz hissediyoruz. Dünyada gıda fiyatları düşüyor. Ama Türkiye’de artıyor. İlginçtir, bundan üretici de faydalanamıyor. Herkes şikayet ediyor. Şehirlerde yaşam daha pahalı hale geliyor. Gıda sanayinin rekabetçiliği olumsuz etkileniyor. Zira birçok üründe verim artmış olsa da hala AB düzeyinin altında. Bunun yansımasını ihracatta görüyoruz. Bizden çok daha küçük yüzölçüme sahip Danimarka, Polonya, Belçika, Hollanda bizden daha fazla tarımsal ihracat yapabiliyor" değerlendirmesinde bulundu. TARIM ARAZİLERİ AZALIYOR Türkiye`de ekilebilir arazilerin her geçen gün azaldığını belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "İşletme ölçeklerinin küçük olması da ayrı bir sorunumuz. Şehirleşme ve kontrolsüz arazi kullanımı yüzünden, Türkiye’nin ekilebilir alanı her sene azalıyor. Tarımsal girdilerin büyük kısmını dışarıdan alıyoruz. Gübre, ilaç ve makinaların çoğu ithal. Döviz kurlarındaki artışın en çok olumsuz etkilediği sektörlerin başında tarım geliyor" dedi. TARIMI FIRSAT OLARAK GÖRMELİYİZ Türkiye`de 5,5 milyon kişi tarımda çalışıyor gözüktüğünü kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Tarımda çalışan kişi başı üretimimiz yıllık 10,500 dolar civarında. Fransa, İtalya, İspanya’da ise 50 bin dolarlarda. Yani bizdeki üreticiden 5 kat daha fazla üretip kazanabiliyorlar. Peki, oradaki çiftçinin fazladan 2 kolu mu var? Hayır. Aradaki fark, daha iyi tasarlanmış bir sistemin getirdiği farktır. Tarımı ülkemiz için yeni bir fırsat ve gelir alanı görmeliyiz. Bizdeki 5,5 milyon üretici, Avrupa standardında üretim yapabilse, tarımsal üretim hacmimiz şu anki 60 milyar dolar düzeyinde kalmaz. 275 milyar dolara yükselmiş olur. Yani bir anda ülkemiz milli geliri 215 milyar dolar artar. Kişi başı gelirimizse 2,700 dolar daha fazlalaşır” diye konuştu. “ YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRETİM ALTYAPISINI GELİŞTİRMEMİZ LAZIM” Tarımda yaşanan sıkıntıların kaynağının dönemsel ve geçici olmadığını, yapısal olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, sistemin tamamının bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerektiğini bildirdi. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmak gerektiği üzerinde duran TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Türkiye’de kişi başı ortalama gelir, son 15 senede, 3 bin dolardan 10 bin dolara çıktı. Ama 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkarmak için faklı şeyle yapmamız lazım. Yüksek teknolojili üretim altyapısını geliştirilmeliyiz. Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım sektörünü daha da geliştirecek projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızın görüş, öneri ve sıkıntılarını, siyasi iradeye iletiyoruz, çözüm yolları arıyoruz." COĞRAFİ İŞARETTE AKTİF HALE GELDİK Konuşmasında coğrafi işaretlere de değinen Hisarcıklıoğlu, "Coğrafi işaretler konusunda odalarımız ve borsalarımız daha aktif hale geldiler. Türkiye genelinde tescilli coğrafi işaret sayısı 200`e yaklaştı. Aydın Ticaret Odamız, Aydın İnciri’ni AB nezdinde tescil ettirdi. Daha sırada Aydın Kestanesi, İnegöl Köftesi, Malatya Kayısısı, Afyon Sucuğu ve Pastırması var. AB onayı için bekliyorlar. Uluslararası tescil, ürünlerimizin küresel anlamda markalaşmasında büyük önem taşıyor. Bakın İtalya, sadece Parmesan peynirinden yılda 1.5 milyar Euro kazanıyor. Bu açıdan bakınca, ülkemiz müthiş potansiyele sahip bir coğrafyada" diye konuştu. TOBB olarak, oda ve borsalarla birlikte, tarımdaki dönüşümün gerçekleşmesi için çalışacaklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, " Sıkıntılar noktasında, elbette en büyük önceliğimiz, memleketin tamamında huzur ve güven ortamının güçlendirilmesidir. Çünkü huzur olursa ticaret olur. Ticaret olursa refah ve zenginlik gelir" dedi. TİCARET BAKANI BORSALARI ANLATTI Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci konuşmasında, Türkiye`de gerçek anlamda ilk resmi borsanın 2 Aralık 1873`de kurulduğunu belirtirken, bu tarihten 13 yıl sonra da ticaret borsalarının kurulduğunu anımsattı. Türkiye`de şu anda 113 ticaret borsası olduğuna dikkati çeken Tüfenkci, bunların 58’inin illerde, 55’inin de ilçelerde yer aldığını kaydetti. Ticaret borsalarının işlem hacimlerine ilişkin bilgi veren Tüfenkci, şöyle devam etti: "2002-2015 döneminde ticaret borsalarının işlem hacmi açısından mukayese edecek olursak, 2002`de 110 ticaret borsamız vardı ve işlem hacmi 17 milyar 200 milyon liraydı. Bunların içinde 1 milyar lira üzeri işlem yapan borsa sayısı 3 idi. Bugün 113 ticaret borsamızın işlem hacmi 172,2 milyar liradır. Yani 2002-2015 yılları arasında borsalarımızın işlem hacmi 10 kattan fazla artmıştır. 2002-2015 döneminde borsa derinliği ve işlem kapasitesi açısından önemli bir yükseliş bulunmaktadır. Ancak genel olarak ticaret borsalarının mevcut kapasitesi ile tarımsal ürün piyasalarında sürdürülebilir, istikrarlı fiyat yapısını tesis etmek için daha çok çalışmak gerekmektedir." TARIM BAKANI: "TARIM POTANSİYELİ İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ" Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik konuşmasında, ülkede 1 milyon 150 bin ton et üretildiğini bildirerek, et ithal edilmemesi için çabaladıklarını ve bu noktada hayvan varlığını arttırmak istediklerini belirterek, "Kıyma ve kuşbaşı ette tüketiciyi de dikkate alacak şekilde tavan fiyat belirlemesi yapılması gerekiyor" dedi. Türkiye`de yaklaşık 24 milyon hektar tarıma elverişli arazi, 14,6 milyon hektar mera, 1 milyon hektar su alanları ve 3 milyon çiftçi bulunduğunu kaydeden Çelik, bu potansiyelin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Türkiye`nin üretici, sanayici memnuniyeti ve gıda arz güvenliği konusunda kendinden emin bir ülke noktasında olması gerektiğinin altını çizen Çelik, "Ticaret borsalarını, tarımsal üretimimizin değerini bulacağı mekanlar olarak görüyoruz. Tarımsal üretimde fiyat dalgalanmaları üretici ve tüketiciyi mağdur ediyor. Onun için ticaret borsalarının etkin şekilde piyasanın içinde olmaları önem arz ediyor" diye konuştu. Tarımsal ihracatın 2015 itibarıyla 19 milyar dolar, hasılanın 2014 itibarıyla 61 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Çelik, bu konularda 2023 hedeflerine ulaşılması için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi.

Detaylar...

COĞRAFİ İŞARETLER ENSTİTÜSÜ KURULSUN
  Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yöresel ürünlerin hakkını hukukunu koruyacak Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulmasını önerdi. Trakya Kalkınma Ajansı`nın düzenlediği Yerel Kalkınmanın Anahtarı Yöresel Ürünler Paneli`ne Kırklareli Valisi Esengül Civelek, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay, Kırklareli TSO Başkanı Ertuğrul Ziya Çetintaş, Kırklareli Borsa Başkanı Turhan Altıntel ile çok sayıda davetli katıldı. Panelde konuşan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yöresel Ürenler Projesi`nin 8`inci yıla girdiğini belirterek, proje çerçevesinde düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX`in bu yıl 7`ncisi yapacaklarını kaydetti. Yöresel Ürünler Projesi`nin 2008 ekonomik krizinden sonra TOBB`un "kriz varsa çare de var" kampanyasından hareketle ATB İş Geliştirme Çalışma Grubu`nun fikriyle ortaya çıktığını belirten Çandır, "Önce kendi bölgemizden ürünlerin neler olduğunu keşfetmeye başladık sonra oda borsalarımıza (sizin oraların nesi meşhur?) diye sorduk. Gelen cevaplarda eşsiz bir hazinenin ortasında olduğumuzu ancak yöresel ürünlerimizin çoğunun kaybolmaya yüz tuttuğunu unutulmaya yüz tuttuğunu keşfettik. Bunları tekrar harekete geçirmek için seferberlik başlattık. Bu yolda TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere oda ve borsalarımız, kalkınma ajanlarımız bizi yalnız bırakmadı" diye konuştu. AVRUPA BU İŞİ ÇÖZMÜŞ Anadolu`nun 12 bin yıllık tarihinde çok sayıda medeniyete ve sahipliği yaptığını belirten Çandır, "Bu hamur bütün zenginliğiyle ellerimizin altında" dedi. Avrupa`nın 50 yıldır bu konuya odaklanarak yöresel ürünlerine coğrafi işaret alarak önce kendi halkına tanıttığını sonra da ihracat yapmaya başladığını belirten Çandır, "Yöresel ürünlerini korumak için enstitüler kurmuşlar. Bizler de bunu yapabiliriz" dedi. Geçen 8 yıllık sürede yöresel ürünlerin korunmasında önemli mesafe kaydedildiğini anlatan Çandır, geçen Hükümet döneminde coğrafi işaret stratejik belgesinin hazırlandığını, 112 coğrafi işaretli ürün sayısının 184`e ulaştığını, 224 ürünün da coğrafi işaret için müracaatı bulunduğunu kaydetti. Çandır, "Ama ülkemizde 3 bine yakın coğrafi işaret alabilecek ürün var. Onun için hep beraber çok çalışmalıyız. Odalara, borsalara, kalkınma ajanslarımıza ve yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor" diye konuştu. Yöresel ürünlere sadece özlem duygusuyla romantik şekilde yaklaşılamayacağını söyleyen ATB Başkanı Ali Çandır, yöresel ürünlerin kırsal kalkınma, yerinde istihdam ve kadın işgücüne katılımın garantisi olduğunu kaydetti. COĞRAFİ İŞARET ÜRÜNE ARTI DEĞER KATIYOR Antalya`nın coğrafi işaretli Finike Portakalı`nı anlatan Ali Çandır, "Tükettiğiniz portakalın Finike portakalı olduğundan benim kuşkularım var. Çünkü Türkiye`de 1.8 milyon ton portakal üretiliyor. Bunun sadece yüzde 10`u Finike portakalı" dedi. Avrupa`da coğrafi işaretli ürünlerin yüzde 20-25 fiyat farkı ile tüketiciye ulaştığını belirten Ali Çandır, "Avrupa`da ürünün coğrafi işaretli olması durumunda tüketici yüzde 20 fiyat farkını ödemeyi kabul ediyor. Ama bizdeki üretici, coğrafi işaret alıp da yeni bir denetim sarmalı içine girmeyi istemiyor. Bizdeki Cİ ürünün hakkını hukukunu korusa üretici coğrafi işaret için daha fazla çaba sarf eder" dedi. KALKINMA BAKANLIĞI BÜNYESİNDE ENSTİTÜ KURULSUN Yöresel Ürünler Fuarı`ndan sonra üreticilerin çok sayıda yöresel ürün pazarı açtığını kaydeden Çandır, "Burada bir de tehlike geliyor. Coğrafi işaret alıp sadece duvarımıza asmak yeterli değil , denetimini de yapmak gerekiyor. Bununla ilgili yasal beklentilerimiz var" dedi. Türk Patent Enstitüsü`nün yöresel ürünlerle ilgili çok çalıştığını ancak Türkiye`nin Coğrafi İşaretler Enstitüsü`ne ihtiyacı olduğunu vurgulayan Ali Çandır, "Coğrafi İşaretler Enstitüsü bir an önce kurulmalı. Coğrafi işaretle ilgili Sanayi Bakanlığımız, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, Kalkınma Bakanlığımız çalışmalar yürütüyor. Ancak ortada bir çok başlılık söz konusu. Çok başlılık yerine zaten yerinde kalkınmanın aracı olan yöresel ürünlere Kalkınma Kalkınma Bakanlığı`nın bünyesinde bir enstitü kurulması daha verimli çalışmayı sağlar" dedi. Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX`in 7`ncisini bu yıl 19-23 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceklerini bildiren Ali Çandır, "Trakyamız, Kalkınma Ajansı`nın da desteğiyle YÖREX`te bir yıldız gibi parlıyor Ajansı yönetimine ve genel sekterine teşekkür ediyorum" dedi. VALİ`DEN YÖRESEL ÜRÜNLERE KADIN VURGUSU Kırklareli Valisi Esengül Civelek de Kırklareli`nin ekonomik gelişimine dikkat çekerken, bölgenin yöresel ürün zengini olduğunu söyledi. "Yöresel ürünlerimiz aynı zamanda bizim kültürel mirasımızdır" diyen Vali Civelek, kültürün gelecek nesillere aktarılması gerektiğini kaydetti. Son yıllarda yöresel ürünlere olan ilginin yöresel ürün üretimini artırdığına dikkat çeken Civelek, üretim artışının özellikle kadın istihdamını artırdığını belirtti. Civelek, "Yöresel ürünler kadın yoksulluğuyla mücadelede enstrüman haline geliyor, bölgelerin ekonomik gelişimine, sosyal gelişimine inanılmaz bir katma değer sağlıyor. Tüm bunlar göz önüne alındığında artan rekabet ve değişen pazar koşullarına uyum sağlayabilmek için yöresel ürünlerde markalaşmak ve coğrafi işaret sahip olmak da şart haline geliyor. Bu konuda oda, borsa ile yerel yönetimlere büyük görev ve sorumluluk düşüyor" diye konuştu. Kırklareli köftesi, Kırklareli peyniri ve hardaliye için Kırklareli TSO ve Borsa`nın esnaf odası ile başlattığı coğrafi işaret girişimini takdirle karşıladığını söyleyen Vali Civelek, "Panelimizin ilimiz yöresel ürünlerinin tespiti ve coğrafi işaretin anlamı konusunda yarar sağlayacağına inanıyor, başarılar diliyorum" dedi. Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ise yöresel ürünlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirterek, bu yönde çalıştıklarını söyledi. Panelin ardından, ATB Başkanı Ali Çandır, Vali Civelek`e plaket sundu. ANTALYA DAVETİ Panelin ardından Kırklareli Valiliği`ni ziyaret eden Ali Çandır, Vali Esengül Civelek ile bir süre sohbet etti. Çandır, Kırklareli TSO Başkanı Ertuğrul Ziya Çetintaş, Kırklareli Borsa Başkanı Turhan Altıntel`i da makamında ziyaret ederek, Yöresel Ürünler Fuarı`na desteği nedeniyle teşekkür etti. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Günay`ın da bulunduğu ziyaretlerde Çandır, Vali Civelek, Çetintaş ve Altıntel`e Antalya davetinde bulundu. Turizm sektörünün içinde bulunduğu durum nedeniyle Kırklarelileri tatillerini Antalya`da geçirmeye çağıran Çandır, Anadolu`nun tüm zenginliklerinin buluştuğu 7. Yöresel Ürünler Fuarı ile 23 Nisan`da kapılarını açacak olan Türkiye`nin en büyük organizasyonu EXPO 2016 Antalya`ya davet etti.

Detaylar...

ÇOCUKLARI ZEYTİNPARK`LA BULUŞTURACAK GÖNÜLLÜLER HAZIR
Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanı Zeytinpark, çocuklarla buluşmaya hazırlanıyor. Çocuklara Zeytinpark`ta doğa eğitimi verecek 40 kişilik gönüllü rehberlerin eğitimi tamamlandı. Gönüllü rehberler, alanla ilgili bilgilendirilirken, teorik eğitimin yanı sıra Zeytinpark`taki pratikle eğitimini tamamladı. Gönüllü rehberler, Doğa Akademisi etkinliği çerçevesinde, Zeytinpark`a gelen anaokulu ve birinci sınıf öğrencilerine doğayı anlama ve yorumlama yöntemini anlatacak, 23 bin zeytin ağacının bulunduğu alanda doğa bilinci ve sevgisini kazandıracak etkinlikler düzenleyecek. Zeytinpark`ın Mart ayında gönüllü rehberlerin öncülüğünde anaokulu ve birinci sınıf öğrencilerine açılması hedefleniyor. ANTALYA`YA NEFES OLUYORUZ Gönüllü rehberlerle bir araya gelen Antalya Ticaret Borsası ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, "Bizler Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanını korumak ve gelecek nesillere aktarmak için yola çıktık" dedi. Ana projenin hayata geçirilmesiyle Zeytinpark`ın Avrupa`nın en büyük botanik parkı olacağını söyleyen Ali Çandır, ana proje hayata geçene kadar alanı çocuklar ve gençlerle buluşturmak istediklerini söyledi. Çandır, "Zeytinpark`ın Antalya`dan kopuk olmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimizin burayı keşfedip alana sahip çıkmasını istiyoruz. Kentte böyle bir alanın varlığını hissettirmek çok önemli" diye konuştu. 2 bin 630 dönümlük alanı insanların nefes alacağı bir yer haline getirmek için çalıştıklarını anlatan Çandır, "Doğanın önemini çocuklarımıza anlatmamız gerekiyor. Çocuklarımızın alana sahip çıkmasını sağlamalıyız. Bizlere bu yolda destek olan tüm gönüllülerimize teşekkür ediyoruz. Sizlerle Antalya`ya nefes oluyoruz " dedi.  

Detaylar...

YAŞ MEYVE SEBZEDE FİYATLANDIRMA POLİTİKALARI ATB`DE KONUŞULDU
Yaş ve meyve sebzenin tarladan sofraya fiyat yolculuğu Antalya Ticaret Borsası Sektörel Analiz Toplantısı nda konuşuldu. Yaş Meyve Sebze Sektöründe Fiyatlandırma Politikaları Sektörel Analiz Toplantısı, Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde üretici, komisyoncu, tüccar, ihracatçı ve tedarikçi temsilcilerinin katılımıyla ATB Toplantı Salonu nda yapıldı. Toplantıda, maliyet artışının üründeki zayiat, vergiler, mazot fiyatının yüksekliği, paketleme ücreti, işçilik ve benzeri ek maliyetlerden kaynaklandığı vurgulandı. ATB Yönetim Kurulu Ali Çandır, son dönemde sık sık gündeme gelen yaş meyve ve sebzede fiyat artışıyla ilgili kafaların karışık olduğunu belirterek, ATB 3. Meslek Komitesi talebi üzerine konuyu sektörel analiz toplantısı ile gündeme taşıdıklarını belirtti. Türkiye de her ay başında enflasyon rakamları açıklandığında bu ayın suçlusu kim olacak diye merakla baktığını belirten moderatör Ali Ekber Yıldırım, Bazen domates, bazen sivri biber oluyor ama mutlaka tarım konusu konuşuluyor. Özellikle Merkez Bankası başkanı enflasyonu düşüreceğiz ama bu gıda fiyatları olmasa diye söze başlıyor. Bütün enflasyon raporlarında işlenmemiş tarım ürünleri mutlaka enflasyonun önemli bir sebebi gösteriliyor. Bilgi kirliliği de var. Bilgi eksikliği olduğunu da kabul ediyorum. Domates Antalya da 50 kuruş markette 5 lira dediğinizde zaten bir haber. Çok konuşulan, tartışılan bir konu. Tarımın temel sorunlarından biri yüksek maliyet" diye konuştu. ÜRETİCİ ZOR DURUMDA Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, mevcut ürün maliyetleriyle çiftçinin para kazanamadığını söyledi. Yaş meyve ve sebzede stoklamanın olamayacağını belirten Alp, "Bizim malımız dayanıklı tüketim malı değil. Dolayısıyla stoklayıp fiyatları speküle etme durumumuz yok" dedi. Yüksek enflasyonun sorumlusunun tarım ürünleri olarak gösterildiğini belirten Nazif Alp, kendi sattıkları ile tüketiciye ulaşan ürün arasında fiyat uçurumu olduğunu belirtti. Alp, "Bu açığı kapatalım. Üretici ile tüketiciyi buluşturalım. Biberin domatesin fiyatını duyuyoruz, biber markette 6-7 lira. Üretici ile tüketici aynı geminin içinde. Bu geminin batmaması, birlikte yürümemiz lazım. Fiyatlar yukarıya gidince çiftçiler olarak şok yaşıyoruz. Arada uçurum var. Bu fark nereye gidiyor? Elimizden tutulmasını istiyoruz. Mağduruz. Zor durumdayız" diye konuştu. KOMİSYONCU GÜNAH KEÇİSİ DEĞİL Antalya Toptancı Hali Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği üyesi Fatih Ekinci, komisyoncuların üretici birliği gibi çalıştığını söyledi. Üreticiler tarafından toptancı haline getirilen ürünleri yerel ve ulusal marketlere, yerel ve şehirler arası pazarlara, restoran, otel tedarikçileri, ihracatçılar ve tüccarlara verdiklerini belirten Ekinci, komisyoncuların tarladaki ürünün resmiyete dönüştürüldüğü ilk ayak olduğunu kaydetti. Ekinci komisyonculuk ile al-satın farklı işler olduğunu belirterek, "Biz komisyoncular üretici adına ürünü alıp halde pazarlıyoruz. Üreticinin ürünlerini 1 liraya alıp 2 liraya satmıyoruz. Hizmet bedelimiz yüzde 11,34. Kesintilerden sonra kalan gelir oranı ise yüzde 8" dedi. Yaş meyve sebze fiyatları haber yapılırken yanlış aktarıldığını söyleyen Ekinci, Antalya da fiyatı 1 lira olan dökme domatesi bazı alan basın mensuplarının 5 liralık salkım domatesi ekrana taşıdığını söyledi. Ekinci, "Bu kadar haksız kazanç elde etsek üretici gelmez. Biz günah keçisi değiliz. Sivri biber 2.80 lira. Kıl sivri biberin kilosu 7,5 TL. haber yapılırken aynı biberden bahsediliyormuş gibi yansıtılıyor. Toplum yanlış bilgilendiriliyor. Biz bu kadar hain değiliz. Çocuğumuzun yüzüne bakamıyoruz" diye konuştu. ASIL SIKINTI MAYIS TA Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Demir, Rusya ile yaşanan uçak krizinden sonra yılbaşına kadar Rusya dan ürün talebi gelince fiyatların yükseldiğini ancak, yılbaşından sonra sıkıntının başladığını söyledi. Asıl sıkıntının nisan, mayıs aylarında başlayacağını söyleyen Demir, "Fiyatlar düşecek" dedi. YÜZDE 34 LÜK ZAİYAT VAR Antalya Tüccar Esnaf Dayanışma Derneği Başkanı Adem Özaydın, üreticiden çıkan bir ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadar paketleme, nakliye, hamaliye gibi işlemler nedeniyle yaklaşık 1,5 lira masrafı olduğunu belirtirken, yaş meyve sebzede üreticiden market rafına kadar giden süreçte yaklaşık yüzde 34 lük zaiyat olduğunu vurguladı.10 yıldır ürün fiyatlarının değişmediğine dikkat çeken Özaydın, "10 yıldır elmayı aynı fiyattan alıyoruz. Üretici para kazanamıyor. Nerede enflasyonu yükseltmişiz? dedi. İhracatçı İsmet Kerem, ise üreticinin sahipsiz olduğunu belirterek, komisyoncunun üreticiye destek olmaya çalıştığını söyledi. Toptancı Hali Yaş Meyve ve Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Cüneyt Doğan, yaş meyve ve sebzede fiyatın nasıl belirlendiğini anlattı. Bir gün önce oluşmuş fiyatlara göre o gün ürünün azlığı ya da çokluğunun fiyatın belirlenmesinde etkili olduğunu belirten Doğan, arz ve talebe göre fiyatın tüccar ve komisyoncular tarafından belirlendiğini söyledi. Doğan, arz talebin dışında ihracat ve iklim şartları da fiyat ürünleri üzerinde etkili olduğunu kaydetti. ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE 6 BASAMAKTAN GEÇİYOR Tüketiciyi Koruma Derneği Başkanı Abdullah Özçulcu, domatesin tüketicinin sofrasına ulaşana kadar 6 el değiştirdiğini belirtirken, halde ürün fiyatı belirlenirken üreticinin hiçbir etkisi olmadığını vurguladı. Özçulcu, "Domates üreticiden tüketiciye 6 basamaktan geçiyor. Bu aşamalarda fiyat kat be kat artıyor. Elinden geçiren kimse hemen satmıyor. Her biri paketleme, işçilik koymak zorunda. Vergiler, belediye giderleri, komisyonlar, KDV, SGK gibi giderler de var" şeklinde konuştu. KAZANMIYORUZ Durali Doğan ise 1988 den beri aktif üreticilik yaptığını, aynı zamanda komisyoncu, ihracatçı ve tedarikçi olduğunu belirterek, "Üretici mağduruz diyor, doğru. Tüketici pahalı alıyoruz diyor, doğru." dedi. Ancak tarım ürünlerinde yüksek fiyatın sorumlusunun komisyoncu, ihracatçı ve tedarikçi olmadığını savundu. Doğan, "Arada afaki karlar yok. O kadar paralar kazanılmıyor. Geçmişte bu işlerden çok iyi pazar kazandık. Artık o karlar yok. Bu haberler magazin değeri olan haberler. Bunlar vardır ama ticaretteki yeri yüzde 1-2 yi geçmez. Yüzde 95 reel ticaret." dedi.  

Detaylar...

ENFLASYONDA GÜNAH KEÇİSİ TARIM OLAMAZ
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV), Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı 2016 yılı Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Çandır, enflasyonun ülkemiz ve bölgemiz için piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) ülkemiz için yüzde 1.82 olan Ocak ayı enflasyonunun, Antalya, Burdur, Isparta illerinin yer aldığı Batı Akdeniz’de yüzde 1,51 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, Batı Akdeniz enflasyonunun İstanbul’dan sonra enflasyonu en az artan bölge olduğunu belirtti. TANSİYON YÜKSEK Son 12 yılın ocak aylarına bakıldığında, ülke geneli için 2014 yılındaki yüzde 1.98’lik ve 2010 yılındaki yüzde 1.85’lik artıştan sonraki en yüksek üçüncü fiyat artışının gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, “Halbuki bölgemiz ve kentimiz için, 2014 yılı Ocak ayındaki yüzde 1.66’lık artıştan sonra, son 12 yılın en yüksek ikinci artışı söz konusu olmuştur. Bir taraftan 2016 yılı Ocak ayı itibariyle fiyat artışı en düşük kalan ikinci bölge olurken, diğer taraftan da son 12 yılın ikinci en yüksek fiyat artışını yaşayan bölge olduk” dedi. Ocak ayında TÜFE’deki yıllık değişimler de benzer eğilimler gözlendiğini kaydeden Çandır, şunları kaydetti: “2016 yılı Ocak ayı yıllık enflasyonu yüzde 9.58 ile son 12 yılın en yüksek üçüncü enflasyonu olurken, Batı Akdeniz için yüzde 9.7 olarak ilan edilen yıllık enflasyon, 2012 yılındaki yüzde 10’dan sonraki en yüksek ikinci enflasyon olmuştur. Bir yıl önce ile kıyaslarsak, ülke genelindeki yüzde 32’lik enflasyon artışına karşılık bölgemizde ve kentimizde bu artış yüzde 48 olarak gerçekleşmiştir.” ÜRETİM MALİYETİ TÜKETİCİYE YANSIYACAK Yurtiçi üretici enflasyon (Yİ-ÜFE) değişiminin aylık yüzde 0.55 ve yıllık yüzde 5.94 düzeyinde açıklandığını belirten Ali Çandır, “Doğrudan üretici ve imalatçı kesimlerin yaşadığı fiyat artışlarını gösteren Yİ-ÜFE, dövizden kaynaklanan pahalanmayı henüz fiyatlarına yansıtabilmiş değildir. Önümüzdeki dönemde bu yansımayı ister istemez daha fazla hissedeceğiz. Bu da TÜFE’ye gecikmeli olarak yansıyacaktır” değerlendirmesinde bulundu. SUÇLU TARIM ÜRÜNLERİ DEĞİL Yüksek enflasyonu sadece, gıda, tarım ürünlerinin fiyatlarına bağlamanın kolaycılık olduğunu kaydeden Çandır, içinde tarım ve gıda ürünleri yok iken ilan edilen enflasyon ile içinde tarım ve gıda ürünleri olan enflasyon arasında hiçbir fark olmadığını kaydetti. Çandır, şu değerlendirmede bulundu: “Enflasyonun yükselmesinde tarımı hedef göstermek gibi bir yanlışa düşülmektedir. Çekirdek enflasyon olarak bilinen ve tarım/gıda ürünleri hariç tutularak hesaplanan H ve I endeksleri, son açıklanan verilerle yıllık olarak H endeksi yüzde 9.37 ve I endeksi yüzde 9.63 olarak ilan edilmiştir. Üstelik 2015 yılı Ocak ayında da aynı endeksler sırasıyla yüzde 9.36 ve 8.63 olarak gerçekleşmişti. Yani 2 yıldır çekirdek enflasyonlar yüzde 9.5 civarına demir atmıştır. İçinde tarım ve gıda ürünleri yok iken ilan edilen enflasyonlar ile içinde tarım ve gıda ürünleri olan enflasyonlar arasında hiçbir fark yoktur. Bu nedenle, yüksek enflasyondan gıda ve tarım ürünlerini sorumlu tutmak doğru bir yaklaşım değildir.” MB’NİN FONLAMA POLİTİKASI ENFLASYON OLARAK YANSIYOR Yüksek enflasyonla ilgili Merkez Bankası’nın negatif reel faizle bankacılık sistemini fonlamasını eleştiren Çandır, “Merkez Bankası uzun bir süredir bankacılık sistemini negatif reel faiz ile fonlamaktadır. Yani bankalara bedavanın altında borç vermektedir. Bankalar ise fonlarını ortalama yüzde 18 ile ticarete ve yüzde 22 ile tüketicilere kredi olarak vermektedir. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın bankaları fonlama politikası ekonomik ve enflasyon gerçekleri ile sürdürülemez yapıdadır. Bunun maliyeti enflasyon olarak hepimize yansımaktadır” dedi. Ali Çandır, içinde bulunduğumuz durumdan biran önce çıkmamız gerektiğini belirterek, “Bunun için ilk yapmamız gereken iş, gerçekçi ve sürdürülebilir tespitler yaparak alternatif çözümleri, can sıkıcı olsa bile tartışabilmektir” dedi.

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR`DAN İŞSİZLİK DEĞERLENDİRMESİ
İŞSİZ KALDIK ÖDENEĞE BAŞVURDUK Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı(BAGEV), Antalya Ticaret Borsası(ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TEPAV`ın istihdam izleme bülteninde yer alan verileri değerlendirdi. 2015 Ekim ayında Türkiye`de 14 milyonun üzerinde çalışan bulunduğu, bunun yüzde 3,9`unun Antalya, yüzde 0,3`ünün Burdur, yüzde 0,4`ünün Isparta`da bulunduğunu belirten Çandır, "Batı Akdeniz olarak değerlendirdiğimizde ülkede çalışanların yüzde 5`i bölgemizde bulunmaktadır" dedi. BAŞVURU TÜRKİYE`DE YÜZDE 15, ANTALYA`DA YÜZDE 35 ARTTI İŞKUR`un 2015 Aralık ayı verilerine göre Türkiye genelinde işsizlik sigortasına başvuru sayısının bir önceki yıla göre yüzde 15 artış göstererek 110 bini aştığını belirten Ali Çandır, işsizlik sigortasına başvuruda Antalya`nın yüzde 35`lik artışla ülke ortalamasının çok üzerinde olduğuna dikkat çekti. Antalya`nın işsizlik sigortasına başvuru sayısındaki artışta İstanbul`dan sonra ikinci sırada yer aldığını belirten Ali Çandır, "2014 Aralık ayında 6 bin 347 olan Antalya`daki başvuru sayısı, geçen bir yıllık süre içerisinde yüzde 35 artarak 8 bin 605 olmuştur. İşsizlik ödeneğine başvuru en çok İstanbul`dan, daha sonra da Antalya`dan yapılmıştır. Türkiye`de işsizlik ödeneğine başvuran her 100 kişiden 8`i Antalya`da ikamet etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. 2016 KORKUSU BAGEV Başkanı Çandır, Rusya ile yaşanan krizin Antalya ekonomisinin lokomotifi tarım ve turizm üzerine etkisi göz önüne alındığında işsizlik rakamlarında artış olacağı korkusunun yaşandığını dile getirirken, şunları kaydetti: "Turizm sektöründe faaliyet gösteren kimi işletmeler, 2016 yılında zorunlu olarak faaliyet durdurma ya da yavaşlatma uygulamalarına geçmek durumunda olduklarını belirtmekte. O nedenle bu sektörde ve bu sektörü besleyen tarım sektöründe istihdam edilen bireylerin bir kısmının işsiz kalma ihtimali yüksek ve bunların da işsizlik sigortasına başvurabilecekleri düşünüldüğünde, 2016 yılı bölgemizde işsizlik sigortası başvurularında önemli bir artışın yaşanabileceği bir yıl olabilir." ÖDENEKTEN YARARLANABİLEN SAYISI DA AZALDI Antalya`da işsizlik ödeneğine başvuran 8 bin 605 kişiden 1944`ünün işsizlik ödemesinden yararlanabildiğine dikkat çeken Çandır, "Antalya`da geçen 1 yıllık süre içerisinde işsizlik sigortasına başvurularda yüzde 35 bir artış yaşanmakta iken, ödeme yapılan birey sayısında yüzde 18`lik azalma yaşanmıştır. Bunun anlamı her geçen yıl işsizlik sigortasına başvuruda yükseliş ivmesi yaşanmasına karşın, gerekli şartları karşılamada aynı düzeyde bir artışın yaşanmamış olduğudur" dedi. TARIMDAN KAÇIŞ SÜRÜYOR, GARANTİLİ İŞ İSTİYORUZ 2015 Ekim ayında Türkiye genelindeki çiftçi sayısı 2014 Ekim ayına göre 114 bin 775 azalarak 808 bin 113 olduğunu belirten Çandır, "Aynı süre zarfında Antalya çiftçi sayısı 45 binden 41 bine gerilemiş, Burdur`daki çiftçi sayısındaki azalma oranı yüzde 11,1, Isparta`daki ise yüzde 8,9 olmuştur. Bu da göstermekte ki ülkenin tarımda öncü bölgelerinden olan Batı Akdeniz`de tarımdan adeta bir kaçış yaşanmaktadır" dedi. Tarımda çalışan çiftçi sayısında yaşanan gerilemeye karşın son 1 yılda kamuda istihdam edilen sayısında yüzde 5,6 oranında (163 bin kişi) artış yaşanarak 3 milyon kişi sınırının üzerine geçildiğini belirten Ali Çandır, "2014-2015 Ekim ayları arasında ülke, bölge ve kent bazında tarımdan bir kaçış yaşanmakta iken, bu bireyler garanti iş kapısı olarak gördükleri kamu sektörüne yönelmiştir" diye konuştu. YETERİ KADAR KAZANAMADIK Çandır, açıklamasında çalışanların elde ettiği kazancı da değerlendirdi. Batı Akdeniz`de çalışanların elde ettiği kazancın ülke ortalamasının altında olduğuna dikkat çeken Çandır, "Türkiye`de işgücü piyasasında yer alan bireylerin elde ettiği günlük kazançlar değerlendirildiğinde, Ekim 2014`te 63,92 lira olan kazancın, Ekim 2015`te yüzde 10,6`lık bir artışla 70,68 liraya ulaşmıştır. Antalya`da günlük elde edilen kazanç 4,30 lira artışla 66,88 liraya, Burdur`da 5,62 lira artışla 62,30 liraya, Isparta`da 5,45 lira artışla 59,69 liraya ulaştığı söylenebilir. Hem kent hem de bölge bazlı kazançların en az ülke ortalamalarının üzerine çekilmesi olmazsa olmazlarımız arasındadır" dedi.

Detaylar...

ATB OCAK AYI MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Ocak Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Sektörel konuların değerlendirildiği Meclis`te, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanvekili Halil Bülbül, Borsa`nın çalışmaları hakkında bilgi verirken, ekonomik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına terörü kınayarak başlayan Halil Bülbül, "Soysuz terör saldırılarında kaybettiğimiz şehitlerimize ve sivil vatandaşlarımıza Allah`tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Yaralananlara da acil şifalar diliyor, bu vesileyle terörü de bir kez daha lanetliyorum" dedi. Bülbül, erken yaşta hayatını kaybeden Koç Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç`a Alllah`tan rahmet, ailesi ve iş dünyasına da başsağlığı diledi. HORTUMDAN ETKİLENEN ÜRETİCİNİN ZARARI KARŞILANSIN 17 Ocak`ta özellikle Antalya`nın Demre ve Aksu ilçelerini etkisi altına alan fırtına ve hortumun tarım sektörüne verdiği zarara dikkat çeken Bülbül, yaklaşık 800 dönümlük alanda etkisini gösteren hortumun 20 Milyon TL‘nin üzerinde hasar oluşturduğunu belirtti. Afet sonrası bölgeyi inceleyerek, hasar gören üreticileri yerinde ziyaret eden ve konuyu bakanlar kurulu gündemine taşıyan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu`na teşekkür eden Bülbül, şunları kaydetti: "Güç koşullarda üretim yapan üreticilerimizin bu afette meydana gelen zararlarının bir an önce karşılanması için TARSİM‘in çalışmalar yaptığını biliyoruz. Ancak üreticilerimizin sadece yüzde 30-35‘lik bir bölümünün seraları sigortalı. Seraları sigortalı olmayan üreticilerimizin üretimden kopmamaları için zararlarının karşılanması önem taşımaktadır. Seraları sigortalı olmayan çiftçiler için de Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından zararının karşılanmasını diliyoruz." HÜKÜMETTEN MÜJDELİ HABER BEKLENİYOR Konuşmasında Rusya krizine değinen Halil Bülbül, krizin ardından 1 Ocak`ta başlatılan ithal yasağının Antalya ekonomisini etkilediğine dikkat çekti. Bülbül, "Yine ilişkilerin bu seyirde gitmesi halinde ilk 6 aylık dönemde tarımsal ihracatımız ve kentimiz ekonomisi ciddi bir darboğazın içerisine girecektir" dedi. Antalya Ticaret Borsası`nın başkanlığını yürüttüğü Antalya Tarım Konseyi’nin analizlerine göre son 13 yılda Antalya’nın ihracatının, 6 kat civarında artarak 1,1 milyar dolara yaklaştığını, aynı dönemde Antalya’nın Rusya Federasyonu’na ihracatının ise 20 kat arttığına dikkat çeken ATB Başkanvekili Bülbül, şu değerlendirmede bulundu: "İlimiz toplam ihracatının 3’te 1’ ini Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmektedir. Mevcut durumda Rusya Federasyonu’na yaptığımız toplam ihracatın da yüzde 80‘inini yaş meyve sebze ve kesme çiçek ürünleri oluşturmaktadır. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Antalya ihracatı, tarım ve turizm sektörleri başta olmak üzere kent ekonomisi üzerinde bu krizin çok daha derin ve kalıcı etkileri olacağı görülmektedir. Kısa bir zaman aralığında doğru tespitler ve yöntemlerle konuya hasiyet gösteren Antalya Tarım Konseyi’nce ilgili bakanlar ve paydaşlarla birebir görüşülmüş ve sektörümüzün darboğazdan çıkmasını sağlayacak beklentileri içeren acil önemler ve iyileştirici tedbirler dosyası kendilerine sunulmuştur. Yaşanan olaylar sonrasında direk olarak tarım sektörüne yansıyan bu durum komitelerimizde de konuştuğuz konuların başında gelmektedir. Antalyalı üreticiler, komisyoncular, tüccarlar ve ihracatçılar olarak bizlerin direncide her geçen gün daha fazla kırılmaktadır. Hükümetimizden Antalya’ya can suyu, tarım sektörüne umut olacak ve hepimizi sevindirecek müjdeli haberleri bir an evvel beklemekteyiz." WEB SİTESİNE 30 BİN ZİYARETÇİ Borsa`nın çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Bülbül, 2014 yılında 1 milyon 380 bin TL olarak gerçekleşen işlem hacminin 2015 yılında yüzde 7 arttırarak 1 milyon 476 bin TL ‘ye çıkarıldığını belirtti. Üyelere kesintisiz ve daha hızlı hizmet verebilmek amacıyla oluşturulan kurumsal web sitesinin ulusal ve uluslararası düzeyde 30 bin üzerinde ziyaretçi aldığını belirten Bülbül, "Mobil platformlar üzerinden üyelerimizin hizmetine sunulan uygulamalarımız mobil cihazlara indirilerek 7/24 üyelerimize hizmet vermektedir. Üyelerimize daha iyi bir ortamda hizmet vermek amacıyla fiziksel şartlarında iyileştirmeler yaptığımız binamız daha modern bir hale getirilmiştir" dedi. ÇOCUKLARI ZEYTİNPARK`TA DOĞA İLE BULUŞTURACAĞIZ Antalya merkezde en büyük yeşil alanı Zeytinpark`ın ana projesinin hazır olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın Sit alanlarıyla ilgili çalışması nedeniyle projenin beklemede olduğunu belirten Bülbül, "Bu sürede ana proje uygulamaya girene değin ilkokul öncesi ve birinci sınıf öğrencilerini `Doğada Öğren` ilk, orta ve lise öğrencileriniyse doğru nefes alma ve yürüme teknikleri eğitimleri eşliğinde Zeytinpark’ta doğayla buluşturacağız" diye konuştu. YÖRESEL PANAYIRLARA İZİN VERİLMESİN Meclis üyelerine her geçen gün hedef büyüten Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX ile ilgili de bilgi veren ATB Başkanvekili Halil Bülbül, "2015 yılında başarılı bir YÖREX’i geride bırakan ve 7`ncisi hazırlıklarına başlayan Borsamız, bir taraftan fuar diğer taraftan ise yöresel ürünler ve coğrafi işaretler hakkında çalışmalarını sürdürmektedir" dedi. Yöresel ürünler adı altında kentin her yerinde yapılan sergi ve panayırların yöresel ürünlere zarar verdiğini söyleyen Bülbül, şunları söyledi: "Kalitesi tartışılan, yöresellikten uzak ürünlerin yöresel ürünler adı altında fuar algısı oluşturularak panayır tarzında satışının yapıldığı bu organizasyonlar, yöresel ürünlerimiz hakkındaki toplumsal algıyı da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tip organizasyonların pazar yerlerine kadar yapılıyor olması, yerleşim yerinde işletmesi bulunan esnafımız ve tüccarımızın işlerini de olumsuz yönde etki etmektedir. Ancak, birçok ilimizde rastladığımız özellikle satış ve kâr amaçlı düzenlenen yerel yöneticiler tarafından da desteklenen bu organizasyonların kendi seçmenleri olan ticaret erbabına verdiği zararı da unutmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bilindiği üzere fuarlar 5174 sayılı kanun gereğince TOBB izni ile çeşitli şartlara bağlı kalınarak ve denetimlere uygun bir biçimde düzenlenmektedir. Bu dağınıklığın giderilmesi için yöresel adı kullanılarak düzenlenen bu tip organizasyonların kesinlikle fuar kapsamında yapılması ve denetime tabi tutulması hakkındaki girişimlerimiz devam etmektedir. Yine, yerel yönetimlerinde bu konuda hassas davranmalarını yöresel ürünlerin hakkının hukukunun korunması için dikkatli ve destek olmalarını beklemekteyiz."  

Detaylar...

EN ÇEVRECİ PROTOKOLE İMZA
Antalya Valiliği ile Zeytinpark A.Ş. arasında, Antalya kent merkezinin en geniş yeşil alanı olan Zeytinpark`ın çocuk ve gençlerin doğa yürüyüşlerine açılmasını öngören protokol imzalandı. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü ile Zeytinpark A.Ş. arasında `öğrencilerin yerinde uygulamalı eğitim yapmasına ilişkin işbirliği protokolü` imzalandı. Antalya Valisi Muammer Türker, Antalya Ticaret Borsası ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ve Milli Eğitim Müdür Vekili Hasan Tevke`nin katılımıyla gerçekleşen protokol imza töreninde konuşan Ali Çandır, Zeytinpark Projesi`nin hazır olduğunu ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın değerlendirmesini beklediğini bildirdi. Antalya`nın akciğeri konumundaki 2630 dekarlık alanı halkla buluşturmayı planladıklarını belirten Çandır, çocuklar ve gençleri doğayla buluşturmak için proje geliştirdiklerini bildirdi. Çandır, "Projemizi Valimize aktardık, Valimizin desteğiyle Milli Eğitim Müdürlüğümüz`le birlikte iki etaplı çalışmayı eğitim takviminin ikinci döneminde başlatacağız" diye konuştu. ÇOCUKLAR DOĞAYLA BULUŞACAK Proje hakkında bilgi veren Çandır, "Birinci aşaması ilkokul öncesi ve birinci sınıf çocuklarına yönelik `doğada öğren` eğitim çalışması. Çocuklarımıza Zeytinpark`ta bitkilerle, canlılarla doğa bilinci vermek hedefimiz. Projenin ikinci aşaması ilk, orta ve lise öğrencilerine yönelik. Bölgede 2 kilometre ile 8 kilometre arasında değişen 7 parkur oluşturduk. Çocuklarımız bu parkurlarda nefes alma, yürüme tekniklerini öğrenecekler, doğa ile buluşacaklar" diye konuştu. Çandır, projeye sahip çıkan Antalya Valisi Muammer Türker ve Milli Eğitim Müdürlüğü`ne teşekkür ederken, "İnşallah Antalya`da bir çok gencimizi kent stresi ve betonun dışında doğayla buluşturacağımız bir çalışmayı gerçekleştirmiş olacağız" dedi. ZEYTİNPARK CANLANIYOR Antalya Valisi Muammer Türker, Zeytinpark`ın kentin merkezinde ve ulaşımı rahat olan bir bölgede olduğunu belirterek, bölgenin Antalyalıların hizmetine sunulması için projeye çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti. Zeytinpark`ı ziyaretinde Ali Çandır`ın proje hakkında kendisine bilgi verdiğini belirten Türker, "Zeytinpark`ın canlandırılması noktasında güzel bir çalışmanın olduğunu gördüm. Doğayla iç içe bir ortamın oluşturulması, okullarımıza, gençliğimize hizmet etmesi yönünde niyet oluştu. Bu çalışmayı birlikte yürütebileceğimiz kanaatine vardık" dedi. ZEYTİNPARK YÖNETİMİNE TEŞEKKÜR Özellikle gençlerin şehrin stresinden kurtulacağı, nefes alacağı alanlara ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Vali Türker, "Zeytinpark`ta insanların nefes alacağı bir çalışma yürütülüyor" dedi. Antalya`nın doğal güzelliklerini görmek üzere dünyanın dört bir yanından insanların geldiğini belirten Vali Türker, "Antalya`da yaşayan insanların, çocuk ve gençlerin bu güzelliklerden mahrum bırakılması düşünülemezdi. Bu anlamda Zeytinpark Projesi çok anlamlıdır. Başta Borsa Başkanımız Ali Çandır, Zeytinpark Yönetimi olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Türker, EXPO 2016 Antalya`ya ev sahipliği yapan bir kentte böyle bir projeye destek veren Milli Eğitim Müdürlüğü`ne de teşekkür etti. Konuşmaların ardından alanın okul öncesi, ilk, orta ve lise öğrencilerine açılmasını öngören protokol imzalandı.  

Detaylar...

YILLIK ENFLASYON HEDEFİ AŞTI
BAGEV ve ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, 2015 enflasyonunun hedefin üzerinde olduğunu belirtirken, yüksek enflasyonda tarımın etkisine dikkat çekti. Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Aralık ayı ve 2015 yılı yıl sonu enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Çandır, TÜİK verilere göre, Aralık ayında tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) beklenenin aksine yüzde 0,21 artış, yurtiçi üretici fiyat endeksinde ise yüzde 0,33 düşüş gerçekleştiğini belirterek, yıllık bazda değerlendirildiğinde TÜFE’de yüzde 8,81, ÜFE’de yüzde 5,71 oranında artış görüldüğüne dikkat çekti. Merkez Bankası`nın 2015 yılı başında yüzde 5 olan yıl sonu manşet enflasyon hedefinin, ekonomik gelişmelerle birlikte ikinci çeyrek sonunda yüzde 8,53 tahmini ile revize edildiğini hatırlatan Başkan Çandır, yıl sonu gerçekleşmesi yüzde 8,81 olan enflasyon oranının hedefin üzerinde olduğunu belirtti. Merkez Bankası`nın 2016 yıl sonu enflasyon hedefinin yine yüzde 5 olduğunu kaydeden Çandır, bunun asgari ücret artışının da etkisiyle gerçekleşmesinin güç olduğunu söyledi. Çandır "Beklenti anketleri, gerçekleşmenin en iyi ihtimalle yüzde 30 sapmayla yüzde 6,5 olabileceğine işaret etmekte” dedi. BATI AKDENİZ`DE ÜLKE ORTALAMASININ ÜZERİNDE TÜİK verilerine göre, Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı Batı Akdeniz Bölgesi’nin, 2015 yıl sonu itibariyle Türkiye ortalamalarının üzerinde bir enflasyona sahip olduğunu belirten Çandır, Batı Akdeniz`in enflasyonda 26 alt bölge içinde orta sıralarda yer aldığına dikkat çekti. Çandır, "Bölge gerçekleşmelerine bakıldığında tüketici fiyatları artış oranının Aralık ayında yüzde 0,18, 2015 yılında ise yüzde 8,84 şeklinde gerçekleştiği görülmekte" dedi. ZAM ŞAMPİYONU SİVRİ BİBER Türkiye genelinde Aralık ayındaki fiyat artışlarında, ürün bazında yüzde 34,31 artışla sivri biberin, harcama grubu bazında ise yüzde 1,24 artışla gıda ve alkolsüz içecekler grubunun ilk sıralarda yer aldığını belirten Çandır, "Ürün fiyat artışı sıralamasında sonraki sıralarda ise yine tarım ürünlerinden olan patlıcan, domates ve yeşil soğan gelirken, harcama grubunda bu sıralama ev eşyası ile çeşitli mal ve hizmetler grupları şeklinde gerçekleşmiştir" dedi. AMBARGO BOLLUĞUNA SOĞUK HAVA ETKİSİ 2015`in seçim atmosferi ve artan terör olayları gölgesinde tedirginlik içinde geçtiğini hatırlatan BAGEV Başkanı Ali Çandır, bunun üzerine de Rusya ile yaşanan sorunun ekonomiye yansımasına dikkat çekti. Çandır, Rus ambargosu nedeniyle yaşanabilecek bolluğun, havaların etkisiyle daralabileceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: "Rusya gümrüğünden geri dönen ve 1 Ocak`tan itibaren yeni pazar bulunamaması halinde iç piyasaya sürülecek ürünler önümüzdeki günlerde arz artışıyla birlikte tüketicinin yüzünü güldürebilir. Zira iç piyasadaki bolluk beraberinde fiyatları aşağı yönlü etkileyecektir. Ancak Aralık ayının son günlerinde yurdumuzda etkisini gösteren soğuk havanın özellikle örtüaltı üretimi olumsuz etkilediğini ve üreticilerin hatırı sayılır kayıpla karşı karşıya olduğunu belirtmemiz gerek. Bu durum ise Rusya`dan kaynaklanacak bolluğun etkisini ortadan kaldırabilir ve tezgahlara mevsimsel etkiler yansıyabilir." TARIM ENFLASYONDA BELİRLEYİCİ Fiyat artışı sıralamasında en üst sıralarda tarım ürünlerinin yer aldığını belirten Ali Çandır, "Tarım ürünlerindeki bu yüksek fiyat katılığı, enflasyonun düşürülmesinde en büyük engel. Üreticiye nefes aldıracak teşvikler, pazardaki ürünü bollaştıracaktır. Bu da fiyatları aşağı yönde etkileyecektir" dedi. Dünyada petrol fiyatları gerilerken, düşüşün bizde mazota yansıtılamaması, dolar kuru ve diğer girdi fiyatlarındaki artışın tarımdan elde edilen kazancı düşürdüğünü, özellikle de genç neslin toprağı terk etmesine neden olduğunu kaydeden Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Bizler bu durumun cömert topraklarımızın betona dönüştürülmesi için açık bir davetiye olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle tarım ve gıda ürünleri sektörlerinde, başta enerji olmak üzere tüm üretim maliyetlerinden oluşan baskının en düşük seviyelere çekilmesini diliyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl dolarda meydana gelen yüzde 25 civarındaki artış da ithal girdi kullanan tarım ve sanayi sektörlerinde maliyetleri olumsuz etkiledi. Üretici bu durumu mecburen fiyatlara yansıttı ve enflasyon mevcut seviyelere adeta asılı kaldı."  

Detaylar...

ATB BAŞKANI ÇANDIR`DAN YENİ YIL MESAJI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, yeni yıl mesajında şunları kaydetti: "İki genel seçimin yapıldığı 2015`te, ekonomide beklenen performansı tam olarak yakalayamadık. İş dünyasının beklediği yapısal reformlara odaklanılmaması, enflasyonda tutmayan hedef1er, üreticinin reel olarak gelir kaybı, ticarete yansıyan komşularla ikili ilişkiler, ekonomide daralmaya neden oldu. Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizi ise ekonomik tabloyu biraz daha sarsarak başta tarım ve turizm olmak üzere özellikle bölge ekonomisini olumsuz etkiledi. 2015 ekonomide kayıp yıl olsa da Hükümetin açıkladığı reform paketlerinin kararlılıkla hayata geçirilip, uygulanmasıyla 2016 yılının ekonomide rahatlama yılı olmasını umut ediyoruz. Siyasi belirsizlik ve krizlerle geçen bir yılı ardımızda bırakıyoruz. Yeni yıl bizler için yeni umutlar demek. 2016`nın barış ve güven ortamının sağlandığı bir yıl olması hepimizin ortak arzusu. Ülkemiz ve bölgemizde huzur ortamının sağlanması ise öncelikle beklentimiz. Ekonomi ancak barış ve güven ortamında gelişebilir. 2016`nın, barış, insan hakları, demokrasi, ekonomik kalkınma için birlikte çalıştığımız bir yıl olmasını diliyor, yeni yılın insanlığa barış, dostluk, mutluluk, güven, bereket, sağlık getirmesini arzuluyor, herkesin yeni yılını kutluyorum."  

Detaylar...

ATB KOMİTELERİNİN KONUĞU TARIM MÜDÜRÜ DALLI
Antalya Ticaret Borsası Müşterek Komite Toplantısı yapıldı. Antalya Ticaret Borsası`nın 7 meslek komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantının konuğu Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ahmet Dallı oldu. İl müdür yardımcıları ve ilgili şube müdürlerinin de katılımıyla gerçekleşen toplantıda Dallı, Antalya tarımıyla ilgili komite üyelerini bilgiler verirken, üyelerin sorularını yanıtladı. Antalya Ticaret Borsası ile yakın işbirliği içinde çalıştıklarını kaydeden Dallı, Antalya tarımına katkısı nedeniyle Borsa`ya teşekkür etti. ARAZİMİZ SONSUZ BÖLÜNMEYECEK Miras hukuku hakkında ATB komite üyelerine bilgi veren Dallı, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu`nda yapılan değişiklikle artık arazilerin mirasçı sayısına bölünmediğini belirtti. 36 milyon tarım parselinin olduğunu, 52 milyon kullanan kişi sayısı olduğunu kaydeden Dallı, "Eğer kanun çıkmasaydı tarım arazilerimiz sonsuz bölünmeye gidiyordu. Fiili arazimiz var ama kullanamıyorduk" dedi. KALINTIDA İYİ DURUMDAYIZ Komite üyelerinin ilaç kalıntısıyla ilgili sorularını yanıtlayan Dallı, tarım alanında kullanılan ilaçların biyolojik etki durumu, Avrupa Birliği ülkelerinin standartları baz alınarak ruhsatlandırıldığını kaydetti. Dallı, kalıntı sorununun genellikle bekleme süresiyle ilgili ortaya çıktığına dikkat çekti. Kalıntıda yüzde 100 başarı sağlamanın mümkün olmadığını söyleyen Ahmet Dallı, "Ancak biz kalıntı konusunda gayet iyi durumdayız. 155 bin çiftçinin, 80 bin örtü altı üreticinin bulunduğu Antalya`da yaptığımız çalışmalar sonucunda kalıntı seviyesini en alt düzeye indirdik. Kalıntı yüzde 20`lerden yüzde 1`lere düştü. Bu büyük bir başarıdır. Güvenli gıda en büyük hedefimiz" dedi. HAVZA BAZLI DESTEKLEMEYE GİDİLİYOR Tarımsal desteklemelerle ilgili de bilgi veren Dallı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik`in tarımsal desteklemelerin yeniden belirlenmesi için talimat verdiğini belirterek, "Ürün nerede en iyi yetiştiriliyorsa destekleme buna göre yapılacak. Havza bazlı destekleme modeline doğru gideceğiz gibi görünüyor" dedi. ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan ile ATB Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, toplantıya katılımı nedeniyle Dallı ve ekibine teşekkür etti.  

Detaylar...

ATB ARALIK AYI MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Aralık ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışmalarının anlatıldığı Meclis`te, Antalya Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, 2015 yılıyla ilgili kısa bir değerlendirmede bulundu. Rusya krizinin 2015 yılına damgasını vurduğunu kaydeden Bülbül, krizden en fazla Antalya ekonomisinin etkilendiğine dikkat çekti. Bülbül, "Antalya tarımı ve turizmi bu krizden ciddi bir şekilde etkilendi" dedi. Antalya Ticaret Borsası`nın krizin etkilerini azaltmak için çalışmalar yürüttüğünü belirten Bülbül, ATB başkanlığındaki Tarım Konseyi`nin Rusya dosyası hazırlayarak ilgili bakanlara sunduğunu kaydetti. Bülbül, krizin 2016`da ekonomiyi etkilememesi için gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını beklediklerini kaydetti. Sektörel konuların değerlendirildiği ATB Meclisi`nde, 2016 bütçesi de kabul edildi.  

Detaylar...