Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2017
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 1
2 3 4 5 6 7 8
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.159.113.182
Şuan 46 kişi online
Bugün 163 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 68283
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ATB MECLİSİNİN GÜNDEMİ RUBLE
Antalya Ticaret Borsası Aralık ayı meclisi ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında yapıldı. ATB Başkanı Ali Çandır, yönetim kurulunun 1 aylık çalışması hakkında Meclis üyelerini bilgilendirdi. 2015 yılı bütçesinin onaylandığı ATB Meclisi nde 2015 yılında kayıt ve aidat ücretlerinde bir artış yapılmaması kararı alındı. MECLİSİN GÜNDEMİ RUBLEMeclis te Rublenin Dolar karşısında değer kaybı gündeme gelirken, Ali Çandır bu krizden en çok Antalya nın etkileneceğini kaydetti. İhracatçıların Rusya dan alacaklarına dikkat çeken Çandır, devletin enerji ödeyeceklerinden ihracatçının alacağının mahsup edilebileceğini ifade etti. Ali Çandır, "Önlem alınmazsa ciddi bir sıkıntıya doğru gideriz" dedi. Mecliste Rusya ya yaş meyve sebze ve çiçek ihracatı yapan Meclis üyeleri yaşadıkları sıkıntıları paylaştı. Bunun uzun vadede üreticiyi etkileyeceğini belirten ATB Meclis Üyesi Cüneyt Doğan, yan sektörlerin de bu krizden etkileneceği uyarısında bulundu. Cüneyt Doğan, devletin ihracatçıya destek verebileceğini, Rusya nın gümrük vergisini azaltabileceği ya da kaldırabileceğini, Rublenin sabitlenebileceğini gündeme getirirken, "Bunlar şimdilik bizim düşündüklerimiz, bir çok önlem konusunda konuşulup krize karşı ihracatçı korunabilir" dedi. Meclis Üyesi Recep Özkul, devletin ihracatçıya lojistik destek verebileceği önerisinde bulunurken, "Krize karşı ihracatçı korunmazsa, bundan üretim etkilenir" dedi. 256 BİN TON BUĞDAY ÜRETTİKHububat Meslek Komitesi Üyesi İbrahim Köseoğlu, Meclis Üyelerine hububat üretimiyle ilgili sunum yaptı. Türkiye de 2013 yılında 77 milyon 945 bin dönümde buğday ekimi yapıldığını ve 22 milyon 186 bin ton buğday hasadı yapıldığını kaydeden Köseoğlu, "Antalya da 1 milyon 26 bin dönüm alanda 256 bin ton buğday hasadı yapıldı" dedi. Türkiye de geçen yıl 27 milyon 847 bin dönüm alanda 7 milyon 931 bin ton arpa alındığını, aynı dönemde Antalya da 502 bin dönüm yerde 486 bin ton arpa hasadı yapıldığını kaydeden İbrahim Köseoğlu, "2013 te Türkiye de 9 milyon 166 bin dönüm yerde mısır ekimi yapıldı, 23 milyon 944 bin ton mısır elde edildi. Antalya da 115 bin 630 dönüm yerde mısır ekim yapıldı 255 bin 75 ton mısır elde edildi" dedi. Türkiye de geçen yıl 4 milyon 884 bin dönüm alanda pamuk ekilirken, 4 milyon 414 bin ton pamuk alındığını, Antalya da aynı dönemde 63 bin 323 ton pamuk elde edildiğini bildiren Köseoğlu, "Tam sağlıklı olmamasına rağmen eldeki veriler bunlar" dedi. Meclis üyelerine Antalya daki hububat üretimi ve ticaretiyle ilgili sunum yaptı. Sunumun ardından ATB Meclis üyelerine ekonomik beklenti anketi yapıldı.

Detaylar...

İHRACATÇI RUBLE KRİZİNE ÇÖZÜM ARIYOR
Rublenin dolar karşısında değer kaybetmesiyle yaşanan kriz, Antalyalı ihracatçı ve üreticiyi kaygılandırıyor. Antalya Ticaret Borsası nda bir araya gelen, sektör temsilcileri Rublenin Dolar karşısında değer kaybetmesinin sektörü nasıl etkileyeceğini görüşerek, çözüm önerilerini dile getirdi. Antalya Ticaret Borsası Toplantı salonundaki toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mustafa Satıcı, Antalya Toptancı Hal Yaş Meyve Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Cüneyt Doğan, Kumluca Ticaret Borsası Başkanı Fatih Durdaş, Kumluca Yaş Meyve Sebze Komisyoncular Derneği Başkanı Selahaddin Okur, ATSO Meclis Üyesi İlker Yılmaz ile yaş meyve ve çiçek ihracatçıları katıldı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, sektörün Rusya krizinden derin bir şekilde yara aldığını belirterek, bu işin içerisinde olan üretici, komisyoncu, ihracatçılarla sorunların belirlenerek çözümü için ortak hareket edilmesini benimsediklerini kaydetti. Çandır, toplantıyı bu çerçevede düzenlediklerini söyledi. BAİB Mustafa Satıcı, Rusya daki olayın olağanüstü bir durum olduğunu belirterek, "Buna basit bir devalüasyon demek doğru değil" dedi. Rusya krizinden ihracatçıların önemli ölçüde etkilendiğini kaydeden Satıcı, "Antalya da Cuma günü yapılacak Ekonomi Zirvesi ne Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci katılacak. Sorunlarımızı burada dile getirebiliriz. Herkesin sorunu farklı anlaması yerine burada sağlanacak ortak çözüm önerilerini dili getirmeliyiz" dedi. SEKTÖR NE İSTİYOR Rusya kriziyle ilgili görüşlerini dile getiren sektör temsilcileri, ihraç edilen ürünlere verilen teşviklerin artırılması ya da devlet alacaklarında mahsuplaşmaya gidilmesi modelini önerirken, yüksek gümrük vergilerinde indirim yapılması, Türk Lirası ile Ruble arasında kur belirlenerek ticaretin bu kurla yapılması, ihracatçıya akaryakıt ve lojistik destek sağlanması, Rusya da serbest bölge oluşturularak sınırda teslimat yapılması yönünde görüş bildirdi. Sunulan öneriler rapor haline getirilirken, Cuma günü Antalya da olacak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ye raporun sunulması ve alınacak önlemlerin biran önce alınması yönünde talepte bulunulması görüşü benimsendi.

Detaylar...

ODA VE BORSALARDAN CUMHURBAŞKANI NA ZİYARET
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 81 il, 160 ilçeden gelen 365 Oda ve Borsa Başkanı ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.Hisarcıklıoğlu basın mensuplarına ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada “Hayırlı olsun ziyaretiyle beraber, Sayın Cumhurbaşkanımızla ekonomik meseleler hakkında istişarelerde bulunduk. Görüşlerimizi aktarabilme fırsatını bulduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımından ev sahipliğinden dolayı kendisine teşekkür ediyorum” diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir de sürprizleri daha olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, “TOBB olarak her yıl muhakkak bir kültür eserini ülkemize kazandırmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda Dede Korkut Hikayeleri’nin aslı Vatikan Kütüphaneleri’nde. Bu iki eserin, iki hikâyenin tıpkıbasımını gerçekleştirerek, günümüz Türkçesine sadeleştirerek Sayın Cumhurbaşkanımıza ilk basımını sunma fırsatımız oldu” ifadesini kullandı.Hisarcıklıoğlu ekonomik konularla ilgili olaraksa, “Bir konu, ticaret odalarımızın özellikle önümüzdeki dönem hükümetimizin açıkladığı ‘ekonomik reform paketine’ sahip çıkılması idi. Diğer önemli konu, istihdamın üzerindeki maliyet yüklerinin kaldırılması noktasındaki taleplerdi. Önümüzdeki dönemde muhakkak turizmin itici güç olması vardı. Sanayi üretiminin teşvik edilmesi gibi daha önce de ifade ettiğimiz konular dile getirildi” dedi. Yassıada ile ilgili bir konunun gündeme gelip gelmediği konusunda ise Hisarcıklıoğlu, “Yassıada’yı biliyorsunuz demokrasi adası şeklinde, TOBB olarak yap işlet devret modeliyle yapıp ülkemize kazandıracağız. Bir demokrasi müzesi olacak bu kapsamda. Bu kapsamda iki adanın da Sivriada nın da Yassıada’nın da yaşanabilir bir ada mekân haline gelmesi ve buranın 1961’de idam edilerek asılan rahmetli Menderes ve üç arkadaşının anısı olarak yaşatılması noktasında bu adayı yapacağız. Somut projelendirmemiz oldu tabi. Şu anda izin aşamasındayız. İzinlerimiz geldiği anda başlayacağız inşaata” diye konuştu. Cumhurbaşkanın tek tek bütün başkanların ellerini sıktığını söyleyen Hisarcıklıoğlu, Saray’da gezebilme fırsatları olduğunu bildirerek, “Türkiye için onur verici gurur verici. Türkiye’nin Cumhurbaşkanının yabancı ülkeler nezdinde ki gösterebileceği güzel bir yer olmuş. Bundan da büyük memnuniyet duyduk” diye konuştu. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanc ise, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve 365 oda ve borsa başkanı ile istişare toplantısında, "Mevcut teşkilatlanma yapısını farklı bir Türkiye için yeterli bulmadığımızdan dolayı yeni teşkilatlanma yapısıyla birlikte çok daha farklı bir adım atalım istiyoruz. Ekonomiyi yakından takip edecek, ekonominin tüm taraflarıyla istişarelerimizi eskisi gibi sürdürecek, dertlerinizi, şikâyetlerinizi, öneri ve tavsiyelerinizi yine dinleyecek, bunları istişare edecek, bunlara birlikte çözüm üreteceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB üyelerine Türkiye nin büyümesine, kalkınmasına, refahın ve demokrasinin standartlarının artmasına verdikleri katkı için teşekkür etti. Başbakanlık yaptığı 12 yıllık sürede TOBB ile son derece uyumlu, istişareye dayalı, koordineli bir işbirliği gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, atılacak her adımda TOBB üyelerinin görüşlerini, tavsiyelerini dinlediğini söyledi. Erdoğan, "Allah a hamdolsun bu uyum, dayanışma Türkiye ekonomisinin 12 yıllık süreçte büyük bir sıçrama yapmasına, özgüven kazanmasına, şaha kalkmasına zemin hazırladı. Özel sektör ile kamunun uyumunun Türkiye de neleri başarabileceği, Türkiye yi hangi seviyelere ulaştıracağı bu 12 yıllık süreçte çok net görüldü. İnşallah bu birliktelik, bu dayanışma, aramızdaki bu uyum ve koordinasyon, özellikle de aramızdaki istişare kültürü Cumhurbaşkanlığımız süresince de aynen devam edecek" dedi. Cumhurbaşkanlığında yeni bir teşkilatlanma yapısına gidildiğini ifade eden Erdoğan, "Mevcut teşkilatlanma yapısını farklı bir Türkiye için yeterli bulmadığımızdan dolayı yeni teşkilatlanma yapısıyla birlikte çok daha farklı bir adıma atalım istiyoruz. Ekonomiyi yakından takip edecek, ekonominin tüm taraflarıyla istişarelerimizi eskisi gibi sürdürecek, dertlerinizi, şikayetlerinizi, öneri ve tavsiyelerinizi yine dinleyecek, bunları istişare edecek, bunlara birlikte çözüm üreteceğiz" diye konuştu. ÇÖZÜM SÜRECİ Özel sektör ile sadece ekonomik konularda değil demokratikleşme konusunda da birlikte çalıştıklarını, Çözüm Süreci nin her aşamasını özel sektörle de istişare ettiklerini ve süreci birlikte bu noktaya getirdiklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Gerektiğinde Güneydoğu Anadolu ya gittik, orada toplantılar yaptık, Doğu Anadolu da sizlerle birlikte toplantılar yaptık, bütün bunlar o süreci güçlü bir şekilde işletebilmek içindi. Dış politikada her zaman görüşlerinizi, önerilerinizi, sorunlarınızı aldık, dinledik. Uluslararası yaptığımız ziyaretlerde sizlerle birlikte olduk, oralarda karşılıklı gittiğimiz ülkelerin işadamlarıyla bir araya gelme imkanlarını araştırdık. Aynı şekilde işbirliğimiz ve istişarelerimiz inşallah kesintisiz şekilde devam edecek. İki sihirli kelime diye 12 yıldır hep gündemde tuttuğum güven ve istikrarın bundan sonra da aynı kararlılıkla devam etmesi gerekir. Türkiye yi binlerce değişik parçadan teşekkül etmiş bir makine gibi düşünün, 12 yıl öncesine kadar bu makinenin bazı çarkları dönüyor, bazıları dönmüyordu, bazı bölümleri işlerken bazı bölümleri paslanmaya yüz tutmuştu. Makinenin bölümleri, çarkları arasındaki uyum kaybolmuş, harmoni yitirilmiş, senkron diye bir şey kalmamıştı. Her yerinden ses gelen, gürültüyle çalışan ne kadar çalışırsa çalışsın verimli olmayan bir makine vardı. Ülkenin bir bölgesi hızla kalkınırken diğer bölgeler hızla geriye gidiyordu, bir şehirde insanlar mutlu, mesut yaşarken diğerinde kan akıyor, gözyaşı akıtılıyordu. Belli kısımlar, kesimler, belli seçkin zümreler servetlerine servet katarken ülkenin geri kalanı yoksulluk altında eziliyordu. Haklar, özgürlükler belli zümreler için alabildiğine genişletilirken ülkenin geri kalan kesiminden bu hak ve özgürlükler esirgeniyordu. Ekonomi bir yıl bir adım ileriye gitse ertesi yıl yüksek faizle, enflasyonla daralmaya ekonomik krizlerle 10 adım geriye gidiyordu. MAKİNE PARÇALARI ARASINDAKİ UYUM Bizim 12 yıllık süreçte yaptığımız en başta bu makinenin parçaları arasındaki uyumu sağlamak oldu. Bunun son derece önemli, değerli olduğunu sizler de biliyorsunuz. Makinenin her bir parçasının uyum içinde, harmoni içinde aynı hedef ve idealler için çalışması, üstelik güvenli bir zeminde çalışması verimi de artırdı, kaliteyi de artırdı, huzuru istikrarı da artırdı. Bu uyumun bozulmasına hep birlikte asla ve asla müsaade etmemeliyiz, etmeyeceğiz. Eski Türkiye de olduğu gibi makinenin tek bir parçasının daha arıza yapması, bu arızanın ihmal edilmesi ilerde makinenin tamamına zarar verecek, daha büyük sorunlara yol açacaktır. Buna mahal, imkân, fırsat vermeyeceğiz. İçeriden ya da dışarıdan ekonominin çarklarına yönelik saldırıları çok çok iyi görecek, anlayacak, iyi analiz edecek ve bu saldırılara karşı hep birlikte mücadele edeceğiz."Yapılan konuşmaların ardından, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Burdur TB Başkanı Yılmaz Başar ve Isparta TB Başkanı Ahmet Adar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir süre sohbet ettikten sonra hatıra fotoğrafı çektirdi.

Detaylar...

HİSARCIKLIOĞLU: "TARIM EN STRATEJİK SEKTÖRLERDEN BİRİ"
TOBB Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in de katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Hisarcıklıoğlu, tarım sektörünün dünyanın en stratejik sektörlerinden birisi haline geldiğine işaret ederek, bu alandaki yapısal reform ve dönüşümleri hızla tamamlamak gerektiğini vurguladı.Hisarcıklıoğlu konuşmasına toplantıya katılımları ve sektöre destekleri için Bakan Eker’e teşekkür ederek başladı. Tarım sektörünün önemi üzerinde duran TOBB Başkanı, “Şu an dünya ülkeleri için enerji sektörü neyse, tarım ve gıda kaynakları da aynı stratejik öneme sahip. Küresel politikaları da bu iki ana sektör belirliyor. En son Avrupa ile Rusya arasında yaşanan sıkıntıda buna yakından şahit olduk. Türkiye’de enerji kaynakları yok. Ama en az onun kadar önemli olan tarım kaynakları bakımından çok zengin bir ülkeyiz. Türkiye, yüzölçümü bakımından dünyada 37. sırada; ama ekilebilir arazi büyüklüğünde 12. ülkeyiz. 4 mevsimi bir arada yaşayan, her çeşit tarımsal ürün yetiştirmeye uygun topraklarda yaşıyoruz. Bu imkanlar, hem ekonomik olarak zenginleşmek, hem de bölge politikalarında daha etkin olabilmek için büyük bir fırsat. Özellikle son yıllarda bu anlamda önemli aşama da kaydettik.10 yıl önce tarımsal hasılada dünyada 11., Avrupa da 4. ülkeydik. Şu an 62 milyar dolarlık tarım hasılasıyla dünyada 7., Avrupa da 1. olan bir Türkiye var. Şu an Türkiye, dünya tarımsal üretiminde 30 üründe; dünya tarımsal ürün ihracatında ise 26 üründe ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Tarımsal ürünlerdeki net ihracatımız 5 milyar doların üzerine çıktı. Bu süreçte Avrupa Birliğinde tarım sektörünün yıllık ortalama büyümesi yüzde 0,2 olurken; bizim tarım sektörümüz yıllık ortalama yüzde 2,2 büyüdü” diye konuştu. “BORSALARIMIZDA EN MODERN TEKNOLOJİLER KULLANILIYOR” Türkiye genelinde 113 Ticaret Borsası ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak bu süreçte önemli yatırımlara imza attıklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, tarımsal üretim ve ticaretin daha verimli koşullarda yapılabilmesi için yatırımlar yaptıklarını anlattı. Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Tarımsal ürün analizi yapan aktif laboratuvarlara sahip borsa sayımız 75’e yükseldi. 9 borsamızın laboratuarı yetkili sınıflandırıcı, 5 Borsamızın laboratuarı ise yeterlilik test sağlayıcı hale geldi. Canlı hayvan park pazar yeri bulunan borsa sayımız da 23’e yükseldi. 67 Borsamız satış salonları ile üretici, tüccar ve sanayiciye hizmet veriyor. Özellikle son dönemde Borsalarımızın inşa ettiği satış salonları; dünyanın en modern altyapı ve teknolojilerini kullanıyor. Tarım ürünlerinin dünya standartlarında alınıp satılması sağlanıyor. Diğer yandan ülkemizde lisanslı depoculuk sisteminin kurulması ve kanuni altyapısıyla ilgili uzun yıllar çalıştık. Nihayetinde meclisimizde ilgili kanun çıktı. TMO ile birlikte LİDAŞ’ı kurarak bu anlamda faaliyet izni alan ilk şirket olduk. Bu attığımız adımı özel sektörümüz de takip etti. Şu an özel sektör lisanslı depo yatırımları da hayata geçiyor. Lisanslı depoculuk önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin tarım sektöründe küresel oyucu olmasında da büyük bir rol oynayacak.” KÖYDEN KENTE HIZLI GÖÇ DALGASI 365 milyar dolar tarımsal ürün ithalatı yapan; 1,5 milyar insanın yaşadığı coğrafyanın tam ortasında bulunduklarından söz eden Hisarcıklıoğlu, özellikle bu coğrafyada, köylerden kente hızlı bir göç olduğunu bildirdi. Tarım üreticisi iken, tüketici orta sınıf haline gelen büyük bir nüfus bulunduğunun altını çizen Hisarcıklıoğlu, “İşte bu yüzden artık tarım eskisinden çok daha büyük bir kazanç kapısı. Ülke olarak bizim bu sektörden yiyeceğimiz daha çok ekmek var. Türkiye olarak 2023 yılında tarımsal ekonomik büyüklükte, dünyada ilk 5 ülkeden biri olmayı hedefliyoruz. Yani 2023 yılına kadar Türkiye’nin tarımsal üretim değerini 150 milyar dolara, ihracat değerini ise 40 milyar dolara çıkarmamız gerekiyor. Biz bunu yaparız. Bizde bu inanç var. Bunu başarabilmek için yapmamız gereken, tarım sektöründe başladığımız yapısal dönüşümü ve reformları hızla tamamlamaktır” dedi. En acil çözüm bekleyen konulardan birisinin Türkiye’deki tarım arazilerinin bölünmüşlüğü olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, şu an Türkiye’de 30 milyon civarında tarım arazi parseli bulunduğunu açıkladı. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Tarlaları miras yolu ile bölerek çoğaltmışız ama hepsi çok küçük hale gelmiş. Şu an ortalama parsel büyüklüğü yarım hektara kadar düşmüş durumda. Bu kadar küçük üretim alanı ile ne sağlıklı ürün planlaması yapabiliyorsunuz, ne de verimli üretim. Bakanlığımız bu anlamda kısa sürede çok ciddi mesafe kaydetti. 6 milyon hektara yakın arazinin toplulaştırması tamamlandı ve toplulaştırmalar devam ediyor. Diğer yandan devrim niteliğinde, tarihi bir adım atıldı. Bakanlığımızın yoğun çalışması ile; ülkemizdeki Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmasını engelleyecek bir kanun tasarısı hazırlandı ve meclisimizden geçti. İnşallah bu sorunu çözdüğümüzde ülkemizin geleceği için en hayırlı işlerden birini yapmış olacağız. Yine hayvancılık sektöründe önemli aşama kaydettik. Son yıllarda büyük ve küçükbaş hayvan varlığını kademeli olarak arttırdık. Burada da bir sonraki aşamaya geçmemiz gerekiyor. Yem bitkisi üretim teşvikinden tutun da, süt üretiminin teşvikini ve et üretimini; buradaki piyasa düzenlemelerinin tamamını bütüncül hale getirecek bir çerçeve çizmemiz, yani bu işin anayasasını ortaya koymamız gerekiyor. Bunun yanında Bakanlığımızın yine devrim niteliğinde ortaya koyduğu bir proje olan ürün takip sistemi konusu var. Bütün bunlar bizim de gündemimizde olan konular. Yine gündemimizdeki konulardan biri, bu yıl yaşadığımız kuraklık ve don olaylarından dolayı tarım sektöründeki ortaya çıkan sorunlardır.” GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHDİ EKER Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ise konuşmasında “Varsın bize angus önerdiğimiz için hakaret etsinler, küfretsinler, hiç önemli değil. Biz onu bu milletin geleceği için bu çiftçinin geleceği için sineye çekeriz” ifadesini kullandı. Bakan Eker, tarımsal altyapıyı düzenlemek için arazi toplulaştırma projesine başladıklarını ve ilgili kanunu çıkardıklarını bildirerek, "4,5 milyon hektar bitti, 2-2,5 milyon hektar önümüzdeki yıl içerisinde sonuçlanacak, toplulaştırılabilecek toplam arazimiz 14 milyon hektar. Biz bunun 6-6,5 milyon hektar alanını tamamlamış oluyoruz. Bugünkü bütçe imkanlarını dikkate aldığımızda 2023 te inşallah biz bu toplulaştırmayı bütünüyle tamamlamış olacağız" şeklinde konuştu. Lisanslı depoculuğun geliştirilmesi için de çalıştıklarına değinen Eker, şunları söyledi: "Tarımsal üretimimizi geliştirip, bunun ekonomik hayata daha yüksek düzeyde katkı sağlamasını istiyorsak, ticaret mekanizmamızı geliştirmemiz lazım, çağdaş ticaret mekanizmalarını kurmamız lazım. Bu da ticaret borsalarından geçiyor. Onun için lisanslı depoculuk bunun en önemli ayaklarından birisi. Biz de kira desteği uygulamasını başlattık.” Hayvancılığı tarımın üvey evladı olmaktan çıkarıp, sektörün en önemli ayağı konumuna getirdiklerini belirten Eker, tarıma verilen 9 milyar lira desteğin 3 milyar lirasını hayvancılığa yönlendirdiklerini bildirdi. Etçi sığırı geliştirmek için özel destekleme sistemleri getirdiklerini, eti etçi ırktan, sütü de sütçü ırktan almak gerektiğini ifade eden Eker, şunları kaydetti: "Eğer biz bu ülkenin hayvancılığını da, tarımını da modernleştireceksek, ekonomiye daha fazla katkı sağlayacak hale getireceksek, buradaki geliri refahı arttıracaksak bunu yapmamız gerekiyordu, bu kararı almamız gerekiyordu. Varsın bize angus önerdiğimiz için hakaret etsinler, küfretsinler, hiç önemli değil. Biz onu bu milletin geleceği için bu çiftçinin geleceği için sineye çekeriz. Kimin doğru, kimin yanlış yaptığını, kimin hangi küçük hesaplar uğruna, küçük polemiklerle, küçük politikalarla neler yaptığı konusunda tarih hükmünü verecek.” Tarım ve hayvancılıkla ilgili işletme, paketleme tesisi kurulurken 800 milyon liraya kadar olan yatırım tutarının yüzde 50 sini hibe vermek üzere proje başlattıklarını anlatan Eker, "Hedefimiz 6 bin tesisi Türkiye ye kazandırmaktı, 5 bin 500 tesisi tamamladık. Şu anda programa alınan 700 küsur tane, 6 bini 2015 başı itibariyle bitirmiş oluyoruz. Hedefimizi aştık. Türkiye deki 42 vilayette AB fonlarından temin ettiğimiz kaynakla da başka bir kırsal kalkınma projesi başlattık. 39 vilayet niye bizde yok diyor, haklı. Şimdi 2015 te 39 vilayet için de AB fonlarından aldığımızın benzerini, çok daha geniş imkanlarla olan kısmını orada da hayata geçiriyoruz. Onlara da daha geniş imkanlarla yapacakları tarımsal sanayi yatırımları, hayvancılık, su ürünleri, et ürünleri ve kırsal turizm ile ilgili yatırımların yüzde 60 hibe yoluyla destekliyoruz, destelemeye devam edeceğiz" diye konuştu. Eker, gelecek dönemde, aspir, kanola, soya olmak üzere sözleşmeli üretimi yaygınlaştıracaklarını, 2015 yılında hayvancılığa da 3 milyar lira destek öngördüklerini belirterek, çiğ sütte sözleşmeli modele geçileceğini bunun da üretici ve sanayici açısından önemli olacağını kaydetti.

Detaylar...

YERLİ MALI CARİ AÇIĞIN İLACIDIR
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ın, 12-18 Aralık tarihlerinde kutlanan Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası mesajı: "Yerli üretim mallarının tüketimini arttırmak amacıyla kutlanan Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası, değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatan anlamlı bir haftadır. Ancak bilinen adıyla Yerli Malı Haftası’nın özünün çocuklar ve gençler tarafından bilinmediğini, nostaljik kutlama havasında anıldığını görüyoruz. Çocuklarımıza ekonomik rekabetin küreselleştiği bir dönemde, yerli malı kullanımının ulusal ekonomiye katkısını anlatmalıyız. Milli servet tasarrufu yapmak için yerli malı tüketme zorunluluğunu toplumsal bilince dönüştürmeliyiz.YERLİ TÜKETİM CARİ AÇIĞI, İŞSİZLİĞİ AZALTIRÜlkelerin mali yapılarının sağlamlığının ölçülmesinde en önemli unsurlardan biri de cari açıktır. Bugün ekonomi çevrelerinin en büyük tehdit olarak gösterdiği cari açığın ilacı ise yerli üretim ve tüketimdir. Cari açığı azaltmak için turizm gelirlerini arttırma, yatırım çekme gibi birçok yol deniyoruz ancak yerli üretim ve tüketimin desteklemesini hep geri plana itiyoruz. Araştırmalara göre, tüketim malı ithalatına giden her 6 bin 500 dolar Türkiye’de bir kişiyi işsiz bırakıyor. Bu rakam bile neden yerli üretime yönelmemiz gerektiğini bizlere gösteriyor.PAROLAMIZ 869 OLMALI Yerli malı kullanmak milli tasarruftur. Alışverişte satın aldığımız ürünün barkodu ( kimlik kodu ) 869 ile başlamalı. Parolamız “869” olmalı. Ayrıca “Türk Malı” veya “Made in Turkey” yazımı da ürünün yerli malı olduğuna dair göstergelerdir. YÖREX YERLİ ÜRETİMİ TEŞVİK EDERAntalya Ticaret Borsası olarak yerel ürünlerin üretilmesi ve bunların tüketilerek ekonomiye kazandırılması için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bu nedenle Yöresel Ürünler Projesi ni hayata geçirerek, proje kapsamında her yıl Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) düzenliyoruz. Amacımız, yerli üretimi ve yerli malı tüketimini yaygınlaştırmak ve gelecek nesillere bu değerlerimizi emanet etmek. 5. Yöresel Ürünler Fuarı’nda da yöresel ürünlerimizi çocuklarla buluşturup, ulusal değerlerimizi görmelerini sağladık, ziyaretçilere çocuklarının beslenme çantalarına yöresel yiyecekler hazırlamalarını tavsiye ettik. Umuyoruz, bizim başlattığımız yerli malına sahip çıkma girişimi ülke genelinde de karşılık bulur. 2015 yılının yerli tüketim yılı ilan edilmesi gerektiğini düşünüyor, herkesi yerli üretimi desteklemeye ve yerli ürün tüketmeye çağırıyoruz."

Detaylar...

ATB KOROSU NDAN 10. YILDA ANLAMLI KONSER
Antalya Ticaret Borsası Türk Sanat Müziği Korosu, 10. yılını engellilerle birlikte kutladı. Şef Hayati Göver yönetimindeki ATB Türk Sanat Müziği Korosu, 10. Yıl Kutlama Konseri ni Türkiye Engelliler Vakfı ile birlikte düzenledi. AKM Perge Salonu nda düzenlenen 10. Yıl Konseri ne ATB Genel Sekreteri Tolgahan Alavant, Türkiye Engelliler Vakfı Akdeniz Bölgesi Şube Başkanı Emel Turhan ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. TÜREV Kepez Kent Konseyi Korosu ile birlikte sahne alan Antalya Ticaret Borsası Türk Sanat Müziği Korosu, hicaz, nihavend, uşşak makamlarında şarkılar seslendirdi. TÜREV Kepez Kent Konseyi Korosu nun seslendirdiği Ege türküleri eşliğinde zeybek oynayan engelliler yoğun alkış aldı. Koro üyeleri Türk Bayrağı açarak şarkılarını seslendirdiler. Konser sırasında fonda EXPO 2016 Antalya tanıtım görselinin yer alması dikkat çekti. Konserin sonunda Türkiye Engelliler Vakfı Akdeniz Bölgesi Şube Başkanı Emel Turhan, Antalya Ticaret Borsası Genel Sekreteri Tolgahan Alavant ve Şef Hayati Göver e teşekkür plaketi sundu. ATB Genel Sekreteri Tolgahan Alavant da Türkiye Engelliler Vakfı Akdeniz Bölgesi Şube Başkanı Emel Turhan a günün anısına kaftan hediye ederken, Şef Hayati Göver e teşekkür plaketi verdi. BORSA KÜLTÜR MİRASINA SAHİP ÇIKMAKTADIRATB Genel Sekreteri Tolgahan Alavant, Antalya Ticaret Borsası nın sanata olan dostluğunu 10 yıl önce Türk Sanat Müziği Korosu nun kurulmasına öncülük ederek gösterdiğini belirterek, "Türk Sanat müziği bizim için kültür mirasıdır ve Borsamız bu mirasa sahip çıkmıştır" dedi. 10. yaşını kutlayan ATB Korosu nun bu özel konserini Türkiye Engelliler Vakfı ile birlikte gerçekleştirdiğini belirten Alavant, "ATB Türk Sanat Müziği Korosu nun değerli şefi Hayati Göver başta olmak üzere koromuza emek veren herkese teşekkür ediyor, koro üyelerine özverili çalışmaları nedeniyle şükranlarımı sunuyorum. ATB Sanat Sanatı Müziği Koromuza desteğini esirgemeyen Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ve yönetim kurulu üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyor, ATB Türk Sanat Müziği Korosu nu konserlerinde yalnız bırakmayan siz değerli dinleyicilere saygılarımı iletiyorum" diye konuştu.

Detaylar...

ANTALYA BUĞDAYINI ARIYOR
Antalya Ticaret Borsası Hububat Çalışma Grubu, Antalya Buğdayını Arıyor projesi kapsamında bölgeye en uygun buğday çeşidini belirlemek amacıyla deneme ekimlerine başladı. ATB, Aksu da BATEM e ait 20 dekarlık ve Korkuteli de 12 dekarlık alanda 22 çeşit buğday ekimi gerçekleştirdi. Antalya Ticaret Borsası Hububat ve Mamulleri Meslek Komitesi, Antalya yöresinde yetiştirilen buğday çeşitleri içerisinde, yöreye en uygun buğday çeşidinin belirlenmesi amacıyla Sektörel Çalışma Toplantısı düzenlenmiş, toplantıda, BATEM arazilerinde deneme parsellerinin oluşturulması, denemelerde buğday üretiminde farklı buğday çeşitlerinin kullanılmasına karar verilmişti. Buğday ekim dönemini bekleyen Antalya Ticaret Borsası, deneme ekimlerine başladı. ATB AR-GE Sorumlusu Ziraat Mühendisi Çetin Baver Salman ile BATEM den Ziraat Mühendisi Ali Koç, tarım işçileriyle birlikte Aksu daki 20 dekarlık BATEM arazisine ve Korkuteli nin Kemerağzı Köyün deki 12 dekarlık alana 22 çeşit buğday ekimini gerçekleştirdi. Haziran ayına kadar izlemesi yapılacak buğday çeşitleri arasında bölgeye en uygun buğday çeşidi belirlenecek, üreticilere önerilecek. BUĞDAYDA KALİTE VE VERİM ARAYIŞIAntalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yılda 256 bin ton buğday üreten Antalya nın istediği ürün kalitesi ve verimine ulaşamadığını bildirdi. Ali Çandır, üreticiden gelen talep üzerine bölgeye uygun, verimli, kaliteli, hastalık ve zararlılılara dayanıklı buğday çeşidini elde etmek için çalışma başlattıklarını söyledi. Çandır, "Antalya yöresinde yetiştirilen buğday çeşitleri içerisinde, yöreye en uygun buğday çeşidinin belirlenmesi amacıyla denemelerin yapılması fikri, ilgili sektör paydaşlarının da istek ve kararlılığı neticesinde bugün hayata geçmiştir. Borsamızca yapılacak olan çalışmaların ilk etabını kamu ve özel sektörden temin ettiğimiz tohumların ekimi ile başlattık. Zaman içerisinde tohumların gelişimi, verimi ve kaliteleri değerlendirilerek üreticilerimizle paylaşılacaktır" diye konuştu.PROJEYE DESTEKAli Çandır, projeye, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, Antalya İl Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Müdürlüğü, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğü, Toprak Mahsulleri Ofisi Antalya Ajans Amirliği, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Antalya Bölge Birliği ile özel sektörün destek verdiğini söyledi.

Detaylar...

YÜZÜMÜZÜ TOPRAĞA DÖNELİM
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ın 5 Aralık Dünya Toprak Günü nedeniyle yayımladığı mesaj: "Bir tohum atarsın, filizlenir ve senin için ekmek olur, aş olur, üzüntülerini ve sevinçlerini paylaştığın çiçek, sırtını yasladığın ağaç olur, dostlarınla sıcak bir akşamda muhabbeti paylaştığın çay olur. Tohumu atacak toprak olmazsa ne ağaç, ne yeşil, ne ekmek, ne aş, ne paylaşım olur.Yüzölçümü 78,36 milyon hektar olan Türkiye’nin, 23.8 milyon hektar işlenen tarım arazisi bulunuyor. Toplam karasal alanımızın yüzde 30’u tarım arazisi, toplam karasal alanımızın ise sadece yüzde 6’sı birinci sınıf tarım arazisi konumunda. Toprak bakımından fakir bir ülkeyiz. Resmi rakamlara göre Türkiye son 10 yılda Türkiye 27 milyon 825 bin 64 dekar tarım arazisini, imara, inşaata kurban etti. Tarımın başkenti Antalyamız ise yine aynı dönemde 267 bin dekar tarım arazisini betona kurban verdi. Her geçen gün erozyon, çölleşme, toprak kirlenmesi, tuzlanma, toprak içindeki organik madde ve mikroorganizma varlığının azalması, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, aşırı ve bilinçsiz sulama ve gübreleme işlemleri, uygun miktarda kullanılmayan pestisitler, ağır ve sürekli toprak işlemeleri ve aşırı hayvan otlatma gibi tarımsal uygulamalar, taş ve maden ocakları, betonlaşma ciddi toprak kaybına neden oluyor. 5 Aralık Dünya Toprak Günü hepimize yüzümüzü toprağa dönmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Toprağın bereketini kaçırmayalım, toprak yoksa can da yok.Dünyadaki toprak varlığımızın yüzde 25’i çölleşme tehdidi altında iken bir milyar insan gıdaya ulaşamadığı için açlık tehlikesi ile karşıkarşıya. Bu rakamlar toprağa neden sahip çıkmamız gerektiğinin en iyi göstergesi.Bu arada Birleşmiş Milletler, 2015 yılını “Uluslararası Toprak Yılı” ilan ederek konunun önemine dikkat çekmiştir.Farkındalık oluşturma ve bilinç düzeyinin arttırılmasının sağlanması için toprağın gündeme alınmasını önemsiyoruz ve konunun muhatapları başta olmak üzere, hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız, bu bir görev değil, geleceğimiz için sorumluluktur."

Detaylar...

ENFLASYONDA KALICI DÜŞÜŞÜN İLACI TARIM
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, örtü altı üretim sezonunun başlamasının sebze ve meyve arzını olumlu etkilediğini, bunun da fiyatlara olumlu yansıyarak aylık enflasyonun düşük çıkmasına katkı sağladığına dikkat çekti. Çandır, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüşün enflasyona olumlu katkısını önemsediklerini ancak enflasyonla kalıcı mücadelenin tarımda gerçekleşecek yapısal dönüşüm projeleri kanalıyla yapılabileceğini ifade etti.Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Kasım ayı enflasyon verilerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:“TÜİK’in açıkladığı verilere göre, ülke genelinde tüketici fiyatları Kasım ayında yüzde 0,18 artarak beklentinin altında yükseldi. Aylık bazda yurt içi üretici fiyat endeksinde ise azalma gerçekleşti ve düşüş oranı yüzde 0,97 oldu. Enflasyon yıllık bazda değerlendirildiğinde Kasım ayında TÜFE’de yüzde 9,15, ÜFE’de yüzde 8,36 artış olduğu görüldü. Uzmanların tüketiciler açısından aylık bazda yüzde 0.28-0,65 bandında, yıllık bazda ise yüzde 9 civarında bekledikleri fiyat artışları, aylık bazda beklenenin altında yer alırken, yıllık bazda yüzde 9 sınırını aştı.BATI AKDENİZ DE ENFLASYON ÜLKE ORTALAMASININ ALTINDATÜİK verilerine göre, Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı Batı Akdeniz Bölgesi’nde Kasım ayında tüketici fiyatlarında azalma görülürken, aylık fiyatların düşüş oranı 0,07 oldu. Buna karşın tüketici fiyatları bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 8,30, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,89, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 8,86 şeklinde artış gerçekleşti. Bu rakamlar göz önüne alındığında Kasım ayında Batı Akdeniz Bölgesi nin Türkiye ortalamalarının altında bir enflasyona sahip olduğu ve Antalya, Burdur ve Isparta nın aylık bazda 7. en ucuz alt bölgede yer aldığı söylenebilir.GIDADAKİ ARTIŞ ENFLASYONUN GEVŞEMESİNE ENGELTürkiye genelinde Kasım ayındaki fiyat artışlarını ürün bazında incelediğimizde, yüzde 28,5 artışla "salatalığın", harcama grubu bazında incelediğimizde ise yüzde 4,11 artışla "giyim ve ayakkabı" grubunun ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir. Ürün fiyat artışı sıralamasında sonraki sıralarda ise yine tarım ürünlerinden olan patlıcan gelirken, harcama grubunda bu sıralama ev eşyası ile lokanta ve oteller grupları şeklinde gerçekleşmiştir.Gıda ve alkolsüz içecek grubundaki fiyat artışı da göz önüne alındığında, tüketicilerin zorunlu ihtiyacı olan beslenmenin temelini oluşturan tarım ve gıda fiyatlarındaki sürekli artış tüketicilerin aleyhine işlemektedir. Zira enflasyon sepeti içinde yüzde 24.5 ağırlığı olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunun fiyatlarındaki yüksek seyir, halen enflasyonun anlamlı düzeyde gevşemesi önündeki en büyük engel olarak görünmektedir.SALATALIK ARTIRDI, ÖRTÜ ALTI TARIM KURTARDIÜreticiler Kasım ayında mevsimsel etkileri tarım ve gıda fiyatlarına yansıtmış, bu durum da yine bir tarım ürününün zam şampiyonu olmasına neden olmuştur. Ancak örtü altı üretim sezonunun başlamış olması, beraberinde kış sebze ve meyvelerinin arzını da olumlu yönde etkilemiş, bu da fiyatların aylık bazda beklenenin altında gerçekleşmesine ve manşet enflasyonun nispeten düşük çıkmasına katkı sağlamıştır. Fiyatları en fazla düşen ürünler arasında kivi, ıspanak ve pırasa gibi ürünlerin yer alması bu durumu desteklemiştir. PETROL FİYATLARI BEKLENTİLERİ AŞAĞIYA ÇEKTİEkim ayı başında uygulamaya konulan yüzde 9’luk elektrik ve doğalgaz fiyat artışının enflasyona yansımasının, Ekim ÜFE rakamlarının yüzde 10 ların üzerine çıkmasıyla sonuçlanmış, bu durum ise Kasım ayında tüketiciye yansıtılmıştır. Ancak son dönemde küresel çapta gerileyen petrol fiyatlarının etkisiyle birlikte içeride de enflasyon göstergelerinde anlamlı bir düşüş beklentisi oluşmaktadır. Bizler de önümüzdeki aylarda iç talepteki seyrin ve petrol fiyatlarındaki düşük seviyenin enflasyonun gerilemesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Aralık ayından itibaren hem aylık hem de yıllık bazda anlamlı bir gerilemenin gerçekleşeceğini ve bu hareketin bir düşüş trendini başlatacağını öngörmekteyiz. TARIMDA YAPISAL DÖNÜŞÜM ŞARTBatı Akdeniz Bölgesi açısından büyük önem arz eden tarım ve gıda ürünleri sektörlerinde, başta enerji olmak üzere tüm üretim maliyetlerinden oluşan baskının en düşük seviyelere çekilmesini diliyoruz. Bu amaçla da sektör için kaçınılmaz olan yapısal dönüşüm projelerinin en kısa zamanda uygulanması gerektiğini yineliyoruz. Zira bizler, küresel ölçekte petrol ve emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü ivmeyi gelecek açısından her ne kadar olumlu bir durum olarak değerlendirsek de, enflasyonla kalıcı mücadelenin tarımda gerçekleşecek yapısal dönüşüm projeleri kanalıyla yapılabileceğine inanmaktayız."

Detaylar...

ATB KENT BULUŞMALARI NIN KONUĞU HAKAN TÜTÜNCÜ
" ATATÜRK Ü ÖRNEK ALMALIYIZ"   Antalya  Ticaret Borsası nın düzenlediği Kent Buluşmaları nın bu ayki konuğu Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü oldu. ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra ATB üyelerinin de katıldığı Kent Buluşmaları nın açılışında konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, tarım topraklarına yönelik hassasiyetini dile getirirken, Antalya nın son 10 yılda 267 bin 400 dekar tarım arazini kaybettiğini hatırlattı. Çandır, "Bunu neden hatırlatıyorum, çünkü gelecek nesillere nefes alacak bir kent bırakma zorunluluğumuz var. Bu sorumluluktan biraz uzaklaşıyor gibi bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye genelinde de aynı durumdayız. Yarın bir gün çocuklarımıza çimento çorbası, seramik kavurma yediremeyeceğimize göre bu tarım topraklarını olması gerektiği gibi korumalı ve geliştirmeliyiz" diye konuştu.   GÜNÜBİRLİK ZENGİNLİK Kentlerin gelişimiyle ilgili yatırım ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu ancak bunda kolaycı anlayıştan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Çandır, "Daha çok planlayarak, daha çok alan yaratarak eskimiş alanları yenileştirerek kentte alan yaratma şansımızı daha efektif kullanabiliriz" dedi. Çandır, tarım topraklarıyla ilgili hassasiyeti dile getirince tarım topraklarının imara açılmasıyla günü kurtaran çiftçi ailelerinin eleştiride bulunduğunu söylerken, "Antalya da tarım topraklarını imara açıp zenginliğini hala devam ettiren kaç aile var diye araştırdığımızda manzaranın iç açıcı olmadığını gördük. Belki bir nesil iyi yaşadı ancak ondan sonraki nesil o zenginlikten payını alamadı. Tarımla bir arada tutulan ailelerin çoğunluğu toprakları elinden gidince dağılmış, birbirinden uzaklaşmış durumdalar. 3-4 üncü nesil de büyüklerinin gözlerini kapatıp mirasa konup rahat etmeyi hedefleyen yapıya gitmeye başladı. Bu bizim toplumsal dokumuza da aykırı. Günübirlik zenginlik için geleceğimizi tehlikeye atmamamız gerektiğinin altını çiziyorum" değerlendirmesinde bulundu.   KENT ANAYASASI Antalya nın dünya kenti olabilmesi için yerel yönetimler, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının altında imzası bulunan bir kent anayasasına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Ali Çandır, "Çünkü moda deyimle bir taraftan inşaat lobisi, totem ve tabela lobisi, bir taraftan turizm, tarım lobisi dediğimiz bu kentten sadece almaya odaklı, bu kenti geleceğe taşımakla ilgili çok fazla tasarrufta bulunmayan yapı görüntüsü veriyoruz. Onun için kentin anayasaya ihtiyacı var" diye konuştu. Kepez Belediye Başkanı ve Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanı Hakan Tütüncü ile iyi bir kurumsal işbirliği yakaladıklarını kaydeden Ali Çandır, "Umuyorum bundan sonra güzel projelerde de kurumsal işbirliğimiz devam edecek" dedi. Kepez in Antalya nın en çok göç alan yeri olduğunu ve hızlı geliştiğini vurgulayan Ali Çandır, "Ama Kepez yine eski alışkanlıkla gelişiyor. Yapılan yeni yollarda, inşaatlarda yine otoparkı olmayan, bahçesi olmayan teraslarda gün ısıları, antenleri bulunan yapıları görüyoruz. Bir prensip kararı olarak bunların hepsini düzene koymalıyız" diye konuştu.   BATI ÇEVRE YOLUNU DEVLET YAPABİLİRDİ Batı çevre yolunun 1800 metrelik bölümü için 1600 dönüm tarım arazisinin imara açılmasını eleştiren Ali Çandır, "Antalya 1971 yılından bu yana çevre yolu açma kapasitesini ancak gösterebildi. Batı çevre yolu Antalya nın ihtiyacı olan, hepimizin sevindiği bir olay ama 1600 dönüm tarım toprağını kaybediyor olmak, faturanın bu kadar büyük olması gerçekten üzücü. Bu yolun bedeli bu kadar ağır olmamalıydı" diye konuştu. Batı Akdeniz in kamu yatırımlarından da yeterince pay alamadığını vurgulayan Ali Çandır, "Katma değer üreten kentin kamu yatırımları vasıtasıyla bu tip işlemlerini yapması, yeşilini koruması ve kente nefes almasını temenni ediyoruz. Kent birlikte hareket edebilse kamuyu bu konuda ikna eder o yolu devlet eliyle yapımını sağlardı diye düşünüyorum" diye konuştu. Çandır, Antalya nın nadir yeşil alanlarından Dokuma alanıyla ilgili fikir alışverişinde bulunan Hakan Tütüncü ye duyarlılığı nedeniyle teşekkür etti.   VERİMLİ TOPRAKLAR KURBAN EDİLDİ Kepez Belediye Başkanı Tütüncü, Ali Çandır ın tarım arazilerinin kaybolmasıyla ilgili hassasiyetine tümüyle katıldığını söyledi. Tütüncü, "Maalesef Antalya da 35-40 yıldan beri çarpık kentleşmenin olduğu, bu çarpık kentleşmede en büyük payın vatandaşın değil devlet idarelerine ait olduğunu belirtmek isterim. Baktığınızda özensizliği, rüküşlüğü, güneş enerji sistemleri, uydu antenlerinin kötü hallerini görürsünüz. Çok ciddi bir estetik anlayış ile şehri ele almalıyız. Bu noktada ortak akıl çok önemli. Çok verimli tarım topraklarının şehirleşmeye yer yer ama sıklıkla kurban edildiğini görüyoruz. Bunun gelecek aşçısından fevkalade yanlış olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.   ORTAK AKIL VURGUSU Ortak akla inandığını ifade eden Tütüncü, "Çünkü siyasette, demokraside ortak aklın yol göstericiliğine çok inanıyorum. Şehrin problemlerini ortak akıl zeminlerinde sağlıklı çerçevede ele aldığımızda problemleri çözebilecek akılcı ortamları oluşturabiliriz. Antalya Ticaret Borsası sivil inisiyatifin en önemli temsil noktalarından biri. Ortak aklın oluşmasında ATB nin ne söylediği çok önemli. Herkes Antalya Ticaret Borsası nın bu anlamda ortaya koyduğu görüş ve düşünceleri dikkate almalı" değerlendirmesinde bulundu.  Kent anayasasının da ortak aklın yol göstericiliğiyle oluşması gerektiğini ifade eden Tütüncü, "Kentte bir takım standartların kabul edilmesini doğru ve yararlı olacağını düşünüyorum" dedi.   100 YILLIK PLANLAMA Hakan Tütüncü, Ankara da Atatürk döneminde yapılan yolların hala trafiği kaldırdığına dikkat çekerek, Atatürk ün örnek alınması gerektiğini kaydetti. Tütüncü, "Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk ün yaptığı örnek bir şehircilik hamlesi var. Atatürk ü bu yanlarıyla yerel yönetimde çok iyi bir şekilde örnek almalı. Atatürk döneminde Ankara da yapılan yollar 2014 ün Ankara sında bile trafik probleminin çözümü noktasında önemli damarlar olduğunu görüyoruz. 100 yıllık projeksiyonla bir şehrin planlanması yapılmış. Eğer Antalya yı marka şehir haline getirmek istiyorsak, bizim böyle bir projeksiyon ortaya koymamız lazım" diye konuştu. ZEYTİNPARK VE DOKUMA ANTALYA NIN NAMUSUATB nin yürüttüğü Zeytinpark projesini de Antalya için çok önemli bir kazanç olarak gösteren Hakan Tütüncü, Kepez Belediyesi olarak bu projede Selçuklu peyzaj mimarisi ve bitki kültürünü yansıtan ve Osmanlılara has bir bahçe yapmak istediklerini söyledi. Hem Dokuma hem de Zeytinpark ın Kepez e hayat veren çok iyi iki nokta olduğunu belirten Tütüncü, “Cazibe merkezi olmalı ama nihayetinde her ikisi de Antalyalılar için çok önemli iki nokta ve bu iki arazi benim için Antalya nın namusudur. Antalyalı yöneticilerin de bu namusa sahip çıkmaları ve sorumlu bir şekilde davranmaları gerektiğini düşünüyorum" dedi. Tütüncü, belediyenin çalışmaları hakkında ATB üyelerine bilgi verirken, basın mensuplarının da sorularını yanıtladı. Tütüncü, bir soru üzerine Dokuma alanının dokusunun korunacağını, orada bir AVM ve otel yapılmayacağı sözünü verdi. Tütüncü bölgenin iyi bir kongre merkezi olabileceğini söyledi.   Programın sonunda, Tütüncü ye günün anısına seramik kaftan hediye edildi.

Detaylar...

ANTALYA BORSA 5 YILDIZLI HİZMETİNİ TESCİLLEDİ
Antalya Ticaret Borsası nın 2008 yılında aldığı akreditasyon sistem belgesi, yapılan denetim sonucunda yenilendi.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin TOBB, 2001 yılında İngiltere Odalar Birliği ile birlikte yürütmeye başladığı ve Türk Standartları Enstitüsü ile devam ettirdiği Oda/Borsa Akreditasyon Sistemine 6 yıl önce dahil olan Antalya Ticaret Borsası, akreditasyon belgesini yenilemek için denetimden geçti.Türk Loydu Vakfı Denetmeni Şehnaz Nalbant, denetim öncesinde ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül ve Süleyman Ersan, ATB Genel Sekreteri Tolgahan Alavant ve Akreditasyon Sorumlusu Öznur Dikici ile bir araya geldi. ATB nin çalışmaları, hizmet sunumu, insan kaynakları ve akreditasyon sistemiyle ilgili yeterliliklerini değerlendiren Nalbant, denetimde ATB nin akreditasyon sistemine uygun hizmet verdiği yönünde olumlu görüş bildirdi. Akreditasyon belge yenilemesi kararı, TOBB Akreditasyon Kurul Sekreterliği ne sunulacak.ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, üyelerin memnuniyetini en üstte tutan anlayışla çalıştıklarını belirterek, bu çerçevede akreditasyon sistemini önemsediklerini vurguladı. Çandır, hizmet kalitesini artırma hedefinde olduklarını kaydederken, "Akreditasyon sistemi ile üyelerimize 5 yıldızlı hizmet veriyoruz. Akreditasyon sistemini sahiplenen ve gereklerini yerine getiren Antalya Ticaret Borsası personeli ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum" dedi.

Detaylar...

ÖĞRETMENLERİMİZ YOLUMUZU AYDINLATAN IŞIĞIMIZ
Antalya Ticaret Borsası ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, 24 Kasım Öğretmenler Günü mesajında şunları kaydetti:"Öğretmen bir toplumun yol göstericisi, aydınlatıcısı, ışığıdır. Bilgi ve donanımıyla çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimiz, güçlü yarınların da teminatıdır. Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de geleceğimizi öğretmenlere emanet ederek, "Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır" demiştir. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmek için aklın ve bilimin ışığında, sağlıklı nesiller yetiştirmek zorundayız, bunu ise öğretmenlerimiz sayesinde başarabiliriz. Bu nedenle öğretmenlerin yükü ağırdır, bu yükü hakkıyla layıkıyla yerine getirmek ise zor ama kutsal bir görevdir. Ekonomik, sosyal, psikolojik olarak güçlü olan öğretmenler, özgüveni yüksek, bilime inanan, öğrendiklerini günlük hayatta uygulayabilen öğrenciler yetiştirecektir. Bu nedenle öğretmenlerimizin her alanda desteklenmesi, iyi yetiştirilmesi için yoğun çaba sarf edilmelidir. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak yürütülen eğitim seferberliği daha ileriye götürülmelidir, unutulmamalıdır ki eğitime yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır.24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, tüm öğretmenlerimize saygılar sunuyor, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü ve eğitim şehidi öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum. Bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.”

Detaylar...