Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2017
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 1
2 3 4 5 6 7 8
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.159.113.182
Şuan 43 kişi online
Bugün 163 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 68283
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

Ziraat Fakültesi öğrencileri sektörle buluşuyor!
Ziraat Fakültesi öğrencilerinin bölüm seçmelerine yardımcı olacak ve çalışacakları sektörü tanımalarına olanak sağlamayı amaçlayan Kampüsten İşe Projesi kapsamında staj yapacak 30 öğrenci belirlendi. Öğrenciler, 10 hafta boyunca çeşitli sektör firmalarını ziyaret edecek. Sektör temsilcileri ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencileri, Kampüsten İşe Projesi kapsamında Antalya Ticaret Borsası’nda bir araya geldi. Dünya Bankası destekli Kampüsten İşe Projesi’nde Ziraat Fakültesi’nde öğrenim gören 20’si 1. ve 2. sınıf; 10’u da 3. ve 4. sınıf öğrencisi olan 30 kişi, 10 hafta sürecek firma ziyaretleri programına katılacak. İş yaşamına geçişi kolaylaştırması amaçlanan bu ziyaretlerin, bölüm seçme süreçlerinde de yönlendirici olması bekleniyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, özellikle yeni mezun ziraat mühendislerinin sektöre kısa zamanda uyum sağlayamamasının en önemli sorun olduğunu belirterek, ziraat mühendislerinin en az iki yıl arazide çalışarak iş deneyimi kazanması gerektiğine işaret etti. Başkan Çandır, kimsenin iş tecrübesi olmayan bir mühendise arazisini kolay kolay emanet etmeyeceğine değinerek, “Kimse işini riske atmak istemez. Teorik bilginin yanında pratiğin de olması gerekiyor. Bizim bu projeden beklentimiz şu; öğrenciler sektörün içinde, henüz okurken yer almaya başlasınlar ve detayları öğrenerek iş hayatına başlar başlamaz öğrendiklerini uygulayabilsinler” şeklinde konuştu.Kampüsten İşe Projesi, Proje ortakları: Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi; Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi; Antalya Kent Konseyi Gençlik Meclisi; Antalya İhracatçı Birlikleri; T. C. Kepez Belediyesi. Projeyi destekleyenler: Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı; İşkur Antalya Müdürlüğü; Tarım danışmanları Derneği.

Detaylar...

‘Tarımda küçük işletme kalmasın’ Yalvaç’ta!
Toplantıya Yalvaç Kaymakamı Nevzat Taşdan, Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram, Sücüllü Belediye Başkanı Şenel Özkanlı, Ziraat Bankası Antalya Bölge Başkanı İbrahim Turgutalp, ATB Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan, Ziraat Bankası Yalvaç Şube Müdürü Erkan Akgün ve Ziraat Bankası Şarklikaraağaç Şube Müdürü Gülhanım Demirci katıldı. Toplantıda konuşan Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram, Yalvaçlıların birlikte hareket etme alışkanlığını henüz geliştirmediklerini söyledi, "Yalvaç halkı çok ferdiyetçi davranıyor. Bir araya gelseler çözebilecekleri bir sürü sorun var; yıllardır uğraşıyoruz ama çözüme gidemiyoruz. Aklımız gözümüzde. Görmeden asla ikna olmuyoruz. Bugün Ziraat Bankası ve BAGEV´in öncülük ettiği bu çalışma bir kere daha öneriyor; birleşelim, güç birliği yapalım daha çok kazanalım. Biz belediye olarak bazı projeler üzerinde çalışıyoruz. Toplu hayvancılık tesisi ve yumurta üretim çiftliği gibi çok ortaklı bazı projelerimiz var. Belki örnek oluruz." Tarım sektörünün Türkiye’de dünyanın en yüksek girdi maliyetleriyle çalışmak durumunda bırakıldığını ifade eden Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan, toplantıdaki konuşmasında, “Tarımın gelir getirici özelliği giderek azalmıştır. Bu proje üreticinin, üzerindeki bu muazzam yükü hafifletecek formüller bulmayı amaçlamaktadır. Çiftçilerimiz artık küçük ölçekli işletmelerle çocuklarına bir gelecek kuramayacaklarını kabullenmeli ve projemizin önerdiği güçbirliği anlayışını benimsemelidir” dedi. Ziraat Bankası Antalya Bölge Başkanı İbrahim Turgutalp de yaptığı konuşmada, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini ifade ederek, “Ziraat Bankası´nın, tarım sektöründe kuruluş misyonu çiftçiyi desteklemektir. Devletin sağladığı sübvansiyon ve uygun kredi koşullarını sizlerle yakinen paylaşmak; öneri ve görüşlerinizi rahatlıkla sunabildiğiniz bir platform oluşturmak istiyoruz. Dört yıl önce Yalvaç’a ilk kez geldiğimde bölgede verilmiş kredi miktarı bugünkü değerle 800 bin Liraydı. Bugün bu rakam 24 milyon Liraya çıkmış durumda. Ancak potansiyelimiz bu değerin hala çok yükseğindedir. Bizler, mevzuatımız doğrultusunda ve Ziraat Bankası’nın belirli prensipleri çerçevesinde mümkün olan her türlü kolaylığı sağlamaya gönüllüyüz. Bizim misyonumuz bu” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından başlayan panelde, Ziraat Bankası Antalya Tarımsal Bankacılık Şube Müdürü Hasan Güdek, ‘Ziraat Bankası’nın sağladığı kredi kaynaklarıyla, tarımsal yatırımlar’ hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Gülköy Genel Müdürü Süleyman Dağlı da panele, ‘Hayvancılık yatırımlarında örgütlü olmanın girdi maliyetlerine ve pazara sağladığı avantajlar’ başlıklı sunumuyla katıldı. Emekli Öğretim Görevlisi ve Elma Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Yard. Doç. Dr. Abdullah Kankaya ise ‘Modern meyve bahçe tesisinde ekonomik işletme büyüklüğü ve pazar talepleri’ hakkındaki sunumunu gerçekleştirdi. Sunumların ardından toplantıya katılan üreticiler panelistlere çeşitli sorular sorma imkanı da buldular.

Detaylar...

Burdur Ticaret Borsası Antalya’daydı
Burdur Ticaret Borsası, Başkan Baki Varol başkanlığındaki bir heyetle Antalya’da bazı ziyaretler yaptı ve incelemelerde bulundu.Antalya Ticaret Borsası’nı ziyaret eden heyet, ATB Başkanı Ali Çandır’dan BAGEV ve ATB’nin faaliyet ve projeleri hakkında bilgi aldılar. Daha sonra kuruluşundan bu yana Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’ndan beklentilerini dile getiren iki başkan da BAGEV kapsamında bölgede işbirliği içinde gerçekleştirilebilecek projeler hakkında görüşlerini paylaştılar. ATB Toplantı Salonu’ndaki buluşmaya, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Çetin Budak da katıldı. Osman Çetin Budak da yaptığı konuşmada bölgede uzun zamandır özlenen bir beraberlik ruhu oluştuğunu; bunu iyi değerlendirerek Isparta, Burdur ve Antalya bölgesinde ortaklaşa birçok çalışma yürütebileceklerini söyledi.Burdur Ticaret Borsası yöneticileri ve üyelerinden oluşan konuk heyet, Antalya bölgesinde bir adet modern domates serası, bir kesme çiçek serası, topraksız kültürde yetiştiricilik yapılan bir tesis ile bir fide üretim tesisini gezerek incelemelerde bulundular ve bilgi aldılar.

Detaylar...

BAGEV olağan genel kurulu yapıldı
BAGEV Mütevelli Heyet Toplantısı ATB’de gerçekleştirildi. Toplantıda Vakıf’ın 2009 yılı faaliyetleri değerlendirilirken, 2010 bütçesi ve yıl içerisindeki hedefleri paylaşıldı.Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) 2010 yılı Mütevelli Heyet Toplantısı Antalya Ticaret Borsası’nda (ATB) yapıldı. Toplantıya, BAGEV kapsamındaki Antalya, Isparta, Burdur illeri ve bağlı ilçeler ile Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesi Ticaret ve Sanayi Odaları ve Ticaret Borsalarından temsilciler katıldı. Mütevelli Heyetin Divan Başkanlığı’nı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Genel Sekreter Yardımcısı Cemal Öcal, yardımcılığını ise Teknokent Müdürü İsmail Kasap yaptı. “Genel sekreter profili hakkındaki beklentimiz yükselmiştir” BAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Vakıf’ın 2009 yılı Faaliyet Raporu okudu ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ali Çandır, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’na halen Genel Sekreter atanmamasının sorun teşkil ettiğini ifade ederek, “BAGEV olarak, Batı Akdeniz’de Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın kurulmasını çok istedik. Ajansın performansı açısından genel sekreter atanmasının bir an önce yapılmasını istemiştik. Kurumsal yapının oluşmamasından dolayı 3,5 milyon TL’lik bütçemizin geri gitme riski bulunuyor. Bu olay en başta, bizi ve vakfımızı üzer. Hepimizi hayal kırıklığına uğratır. Burada söz etmem gereken bir diğer risk de genel sekreter profiliyle ilgilidir. Bölgesel gelişme konularındaki çalışmaları, eğitimi, birikimi ve deneyimiyle tüm bölgemizin ve vakfımızın yakından tanıdığı Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Dulupçu’nun genel sekreter olarak atanmaması bizi üzmüştür. Diğer taraftan Sayın Dulupçu uygun görülmeyip, atanmadığına göre; genel sekrteter olarak atanacak kişinin, bölgesel gelişme konusundaki profili hakkında daha yüksek beklenti içerisinde olduğumuzu da bildirmek isterim.” Toplantıda Denetim Kurulu Raporu okundu ve Yönetim Kurulu tarafından onaylandı. Daha sonra Vakıf’ın 2010 yılı tahmini bütçesi görüşülerek, kabul edildi.  

Detaylar...

Ocak Enflasyonu, Son Yedi Yılın En Yükseği Oldu…
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdiği açıklamasında; Ocak değerlerinin, hem Türkiye’de hem de Batı Akdeniz bölgesinde son yedi yılın en yüksek tüketici enflasyonu olduğunu söyledi. Ali Çandır açıklamasında şu değerlendirmeleri yaptı: "TÜİK’in tüketicide Türkiye için % 1,85 ve bölgemiz için % 1,35; üreticide ise % 0,58 olarak ilan ettiği Ocak ayı enflasyonları, beklentilerimizin üzerinde bir fiyat artışını bizlere işaret etmektedir. Üstelik Ocak ayı enflasyonu, hem Türkiye’de hem de bölgemizde son yedi yılın en yüksek tüketici enflasyonu oldu. 2009 yılını hem ulusal ve bölgesel düzeyde, hem de tüketici ve üretici de rekorlarla kapatmışken, yükseliş eğiliminin Ocak ayında beklentilerimizin üzerinde yaşanmış olması, geleceğe ait tahminlerimizi de güncelleştirmemize neden olmuştur. Her ne kadar bu artışın en önemli nedeni Alkollü İçecekler ve Tütün kalemindeki % 22,04’lük artış görülse de, özellikle Gıda, Konut ve Ulaştırma kalemlerindeki artışlar da dikkat çekici düzeyde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyonlarda bu artış eğilimi daha açık gözükmektedir. Üretici fiyatlarında Ağustos ayı, ulusal tüketici fiyatlarında Eylül ayı ve bölgemizde Temmuz ayı itibariyle yaşanan dip seviyelerden sonra sürekli olarak enflasyon artmaktadır. Bu artışın artık, % 2,41’lik enflasyonun yaşandığı Ekim ayına kadar sürmesini beklemekteyiz. Ocak ayı itibariyle yaşadığımız % 6,30’luk yıllık üretici, % 8,19’luk yıllık ulusal tüketici ve % 8,17’lik yıllık bölgemiz tüketici enflasyonları, son bir yılın en yüksek fiyat artışları olmuştur. Bölgemiz enflasyonu, Türkiye ortalamasına yakın ama son yedi yılın en yükseği olduOcak ayında bölgemiz için ilan edilen yıllık % 8,17’lik enflasyon; 1,17 puan gibi son yıllarda alışık olmadığımız düzeyde fahiş bir artışı bizlere yaşatmıştır. Diğer taraftan, Türkiye ortalaması ise 1,66 puan ile bizden daha kötü etkilenmiştir.   Ocak ayı için açıklanan % 1,35’lik bölgemiz enflasyonu, 26 bölgeli enflasyon liginde Erzurum bölgesinden sonraki en düşük aylık enflasyon olarak gerçekleşmiştir. Bu durum, yaşamakta olduğumuz ortalamanın üzerindeki durgunluğa yorumlanabilir. Ancak giderek artan bir enflasyon eğilimi ile birlikte değerlendirilirse bölgemizi, ekonomik performans açısından, Türkiye ortalamasının ötesinde bir zorluk beklemektedir.  Türkiye ortalamasına göre bölgemizde en yüksek fiyat artışı % 1,46 ile Çeşitli Mal ve Hizmet kaleminde olurken, en düşük fiyat artışı ise % 0,23 ile Mobilya, Ev Aletleri kaleminde olmuştur. Hazinenin 2010 yılı ilk dört ayında yapacağı 72 milyar TL’lik ödeme, Merkez Bankası´nın son enflasyon değerlendirmesi, önümüzdeki aylarda kamu kaynaklı zam beklentilerimiz ile hızla artan üretici fiyatlarının (ÜFE), tüketici fiyatları (TÜFE) üzerindeki tetikleyici etkileri, enflasyon beklentilerimizi yükseltmektedir.  İlan edilen bu enflasyon oranlarından sonra Merkez Bankası´nın politika faiz kararlarında düşüş yönündeki bekleyişler tersine dönmüş durumdadır. Enflasyondaki yükseliş beklentilerinin faizler üzerinde yaratacağı olumsuz etki hepimizi tedirgin etmektedir. Burada bir kez daha belirtmek gerekir ki politika faiz oranından duyarsızlaşmış tahvil-bono, tüketici ve piyasa kredi faizleri devam ettikçe şimdiye kadar yapılmış olan indirimler, daha sonra hızla yükseltilmek riskiyle karşı karşıya kalabilecektir. Halbuki beklentimiz; sürdürülebilir nitelikte ve iş hayatının rekabetçi ihtiyaçlarıyla uyumlu ve duyarlı politika faiz oranlarına sahip olmaktır .

Detaylar...

ATB Meclisi’nden Hisarcıklıoğlu’na destek
Antalya Ticaret Borsası Meclisi yılın ilk toplantısında, hakkında yayınlanan iddialara karşılık, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na bir destek mesajı verdi.Antalya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, TOBB’dan gelen ve Hisarcıklıoğlu’nun konuya ilişkin iddialara verdiği yanıtları içeren açıklamayı meclis toplantısında üyelerle paylaştı. Kayan, “Bu talihsiz olaydan üzüntü duyuyoruz” Taraf Gazetesi’nin 22 Ocak 2010 tarihli sayısında 2003’de yapılacağı öne sürülen Balyoz Darbe Planı içerisinde adı geçen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu’na Antalya Ticaret Borsası’ndan destek geldi. Meclis Başkanı Kayan, “Bu talihsiz olaydan tüm oda-borsa camiası gibi, biz de üzüntü duyuyoruz” şeklinde konuştu. Çandır, “Hiçbir komplo ve iftira Rifat Hisarcıklıoğlu´na ve TOBB’ne yapışmaz” ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır da, “Rıfat Bey’e bir çamur atıldı. Biz yakından biliyoruz ki kendisinin demokrasiye olan bağlılığı tartışılmazdır. Darbe ve darbecilere her zaman karşı olmuştur. Hisarcıklıoğlu´nun başarılarını gölgelemek isteyenler bilmelidir ki, hiçbir komplo ve iftira Rifat Hisarcıklıoğlu´na ve TOBB’ne yapışmaz, izi de kalmaz” diyerek iş dünyasını Hisarcıklıoğlu’na sahip çıkmaya davet etti.  

Detaylar...

Hububat Çalışma Grubu sektör firmalarını ziyaret ediyor
Hububat Çalışma Grubu, sektörün önde gelen firma ve kuruluşlarını ziyaret programı çerçevesinde Tasaco Tarım firmasını ziyaret etti. Çalışma Grubu üyeleri 2010 yılının Ocak ayı toplantısını da Tasaco Tarım firmasının Antalya Organzie Sanayi Bölgesi’ndeki üretim tesislerinde gerçekleştirdi. Toplantıya Hububat Çalışma Grubu Başkanı İbrahim Köseoğlu, Hediye Un Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Altunbaş, Tarım İl Müdürlüğü Proje ve İstatistik Şube Müdürü Salih Toros, TİGEM Boztepe Tarım İşletmesi Bitki Üretim Şefi Süleyman Ferşat Yücel, BATEM Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Mustafa Soysal ile Tasaco Tarım Pazarlama Müdürü Sertan Coşkun katıldı.   Hububat Çalışma Grubu Başkanı İbrahim Köseoğlu toplantıda, tarımda girdi maliyetlerinin yüksekliğine dikkat çekti ve şunları söyledi, “Özellikle gübre ve mazot giderleri çok yüksek maliyetler. Devlet bazı destekler veriyor ama bunlara verilen desetekler, çeşitli yapısal sorunlar nedeniyle hedefine ulaşmıyor. Dolayısıyla başka bir çözüm bulmak gerekiyor. Girdiler üzerindeki KDV oranının düşürülmesini öneriyoruz. Şu anda yüzde 18 olan KDV oranı yüzde 8’e düşürülürse, muazzam bir teşvik olur. Üretim artar. Yetiştiricilik anlamında da çiftçi masraftan bu kadar kaçınmayacaktır; yani ürün kalitesi de artacaktır.”   Hediye Un Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Altunbaş ise, sünenin buğdayın verim ve kalitesini düşürdüğünü belirterek, “Süne en büyük problemdir. Topyekün mücadele etmek gerekiyor. Bundan dolayı ekmeklik un bulmakta zorlanıyoruz. Bölgede kaliteli buğday bulamadığımız için başka bölgelerden temin etmek zorunda kalıyoruz.”Tarım İl Müdürlüğü Proje ve İstatistik Şube Müdürü Salih Toros da, üreticilerin kayıt altına girmekten çekindiğini kaydederek, “Öncelikle üretici aidat ödemek istemiyor, yada kayıt olursam vergi ödemek zorunda kalırım diye kayıt altına girmek istemiyor. Çiftçiyi kayıt altına girmeye teşvik edecek yöntemler geliştirmeliyiz. Kayıt olmayınca kontrol etmek de imkansızlaşıyor. Bakın süne en önemli problem diyoruz; geçen yıl 39 bin dekarda süne mücadelesi için çağrı yapmışız; katılım yapılan alanın ölçüsü 29 dekar. Binde bir bile değil. Süneyle nasıl başedelim?” TİGEM Boztepe Tarım İşletmesi Bitki Üretim Şefi Süleyman Ferşat Yücel, sektörde sertifikalı tohum konusuna önem vermek gerektiğini söyledi, “İkinci el dediğimiz tohumluk satışları söz konusu. Üretici fiyat farkı nedeniyle sertifikalı tohumdan imtina ediyor ama TİGEM, tohumluk piyasasını dengeleyen, fiyatları kontrol altında tutan bir kurumdur. TİGEM’in satış yapamadığı dönemlerde tohumluk fiyatları 1200 Liraya kadar çıkabiliyor. Üretici malesef, fiyatlara bakarken elde edeceği kalite ve verimi hesap etmiyor.”   BATEM Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Mustafa Soysal da, deneme parsellerinde de görüldüğü gibi toprak hazırlığını gereği gibi yapmanın ve tohum yataklarını sağlıklı şekilde oluşturmanın çok önemli olduğunu kaydetti, “Özellikle sahil şeridinde taban suyu problemi olduğu için buna dikkat etmek lazım. Tohum toprakla bütünleşemezse homojen çıkış gerçekleşmiyor. Bu da parçalı bir tarla görüntüsü veriyor; verim düşüyor. Taban suyu olduğu için yama da yapamıyorsunuz. Onun için herşeyden önce düzgün bir toprak hazırlığı yapıp, tohum yataklarını gerektiğği gibi hazırlamak şarttır.”   Toplantının ardından Tasaco Tarım Pazarlama Müdürü Sertan Coşkun, Hububat Çalışma Grubu üyelerine fabrikayı gezdirerek, gübre üretimi hakkında çeşitli bilgiler verdi.

Detaylar...

BAGEV İstihdam Bürosu Çalışma Grubu İnsan Kaynakları Portalı Yazılımı Hakkındaki toplantısını Isparta Ticaret ve Sanayi Odası´nda Gerçekleştirdi.
BAGEV İstihdam Bürosu Çalışma Grubu İnsan Kaynakları Portalı Yazılımı Hakkındaki toplantısını Isparta Ticaret ve Sanayi Odası´nda Gerçekleştirdi. Toplantıya; Antalya Büyükşehir Belediyesi- Cemal ÖCAL, Deniz AKPINAR, Burdur Ticaret Sanayi Odası- Kaan DOĞUDAN, Burdur Ticaret Borsası- Savaş YAVUZ, Kumluca Ticaret Borsası- Leyla GİRGİNER, Deniz Ticaret Odası - Tuğba  BALTA, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası- Zeynep TÜRKCAN, Isparta Ticaret Borsası- Meltem KARAMANLI, Dinar Ticaret ve Sanayi Odası- Tansu KISA, Isparta Ticaret ve Sanayi Odası-Güral PARLAYAN, Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası- Mehmet SESLİ , Antalya Ticaret Borsası- Ali Çetin , Kemal Sumer katıldılar. Toplantıda proje sorumlularına yaklaşık 2 aydır devam eden İnsan Kaynakları Portalı Yazılım programı hakkında Yazılım Uzmanı Erol KABADAYI ve Proje Direktörü Reşat GÜNEY tarafından BAGEV-ÜYE KURUMLAR-İŞVEREN ve İŞ ARAYAN modüllerinin çalışma süreçleri,uygulanacak yöntem ve uygulamaları hakkında bilgi verildi. Ayrıca programın sağlayacağı faydalar üzerinde genel bir anlatım gerçekleştirildi. Hazırlanan Yazılım programı ile bölgesel, il , sektör ve meslek bazında analizlerin yapılabileceği, işsiz profilinin gerçek ve güncel verilerle her an analiz edilebileceği vurgulanarak, elde edilen verilerinde hem yatırımcılara hem de karar vericiler için ciddi bir  kaynak olacağı üzerinde duruldu. Hazırlanan yazılım programı ile sadece işsiz profili ile ilgili değil Kurum ve şirket bazında da ihtiyaca göre analizlerin yapılabileceği anlatıldı. Elde edilecek bu verilerle sektörlerin ihtiyaçlarına göre doğru  eğitim planlamalarının yapılacağı  ve bu verilere göre de hazırlanacak eğitim programlarıyla kalifiye personel açığının kapatılmasına önemli bir katkı sağlanacağı belirtildi. Programın 15 Şubat 2010 tarihinde BAGEV bünyesindeki kurumlar içinde test amaçlı olarak açılacağı bununla birlikte de Şubat ayındaki Çalışma Grubu Toplantısında da katılımcılara Program kullanımı hakkında eğitim verilmesi kararlaştırıldı.

Detaylar...

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu hakkındaki asılsız iddialara yanıt verdi
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, bir basın organında yayımlanan hakkındaki iddialara düzenlediği basın toplantısı ile cevap verdi. Hisarcıklıoğlu, “Ben darbe yapmayı vatana ihanet kabul ederim. İhanete teşebbüs edenlerin de yanında olmam, olamam. Demokrasi karşıtı planlara ismimi karıştıranlardan şikayetçiyim.” dedi. Hisarcıklıoğlu, "Benim adımı bu iddialara karıştıranlara hakkımı helal etmiyorum" ifadesini kullandı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu basın toplantısında şu açıklamayı yaptı : “Değerli basın mensupları, Hoşgeldiniz, Bugün sizlerle, bir şikâyetimi ve demokrasimiz adına, bir üzüntümü paylaşmak üzere toplanmak istedim. Son zamanlarda, millet iradesine müdahaleyi amaçlayan, çeşitli senaryoların kamuoyunda sıklıkla yeraldığını görmeye başladık. Bu kirli planlara, adımın karıştırılmasını, hayret ve dehşetle karşılıyorum. 16 Haziran 2001´den bu tarafa TOBB başkanıyım. Bu süre zarfında, hükümetler geldi geçti. Ben, hep aynı ilkeler doğrultusunda çalıştım. İş dünyamızın sorunlarını, önerilerini, halktan yetkiyi almış ve karar alıcı konumundaki, siyasetçilere ilettim. Siyaseti, toplumsal tercihlerin belirlendiği bir alan olarak gördüm. TOBB´un varlık nedenini ve camiamızın istek ve beklentilerini, her zaman esas aldım. Bunu yaparken, siyasetin alanıyla, kendi görev alanımı, birbirine karıştırmamaya özen gösterdim. Bu sorumluluğun bilincinde oldum. Ülke meselelerinin çözüm yerinin, sadece demokratik platformlar olduğuna inandım. Daha düne kadar, hükümetin yandaşı olarak nitelendiriliyordum. Şimdiyse, darbecilikle ilgili iddialara maruz kalmaya başladım. Ben, darbe yapmayı, vatana ihanet kabul ederim. İhanete teşebbüs edenlerin yanında da olmam, olamam. Bu konuda net olarak şunu söyleyeyim; bu çamur benim üzerime yapışmaz. Değerli Basın mensupları; Bugünkü Taraf gazetesinde yayınlanan bir habere göre; birileri darbe yapıp, yeni bir hükümet kurup, Başbakanlığa da beni getireceklermiş. "Balyoz harekat planı"nı ilk kez basından duydum. Darbe planı hazırladığı söylenen şahısları da tanımıyorum. Buna rağmen, demokrasi karşıtı planlara, ismimi karıştıranlardan şikayetçiyim. Sadece iddialara dayalı linç fetvaları yayınlanmasından, şikâyetçiyim. Bulanık suda balık avlamaya çalışanların oltasına takılanlardan ve gazetecilerin de, bunu sorgulamadan yayınlamasından şikayetçiyim. Gerekli hukuki süreci de başlatmış bulunuyorum. Değerli basın mensupları, Ben; ailesi, 1960 ihtilali, 1971 muhtırası ve 1980 askeri darbesinde; şahsen ise 28 Şubat sürecinde ciddi zarar görmüş biriyim. Demokrasi karşıtı hiçbir hareketin, içinde, önünde, arkasında, hatta dedikodusunda bile yer almadım. Hayatım boyunca Allaha çok şükür, ne zulmeden oldum, ne de zalimlerden merhamet isteyen oldum. Sadece adaletin yanında oldum. Değerli Basın mensupları, Büyük Türk bilgini Farabi´nin bir sözünü sizlere hatırlatmak isterim " ancak, özgür birey ve toplumlar ahlaklı olabilir" Türkiye´nin sorunlarının çözümü, meşruiyet dışı yollarda aranmamalıdır. Darbe tezgâhları ne kadar namussuzluk ise, haysiyet cellatlığı da, o kadar namussuzluktur. İkisi de zulümdür. Zulüm ile de abad olunmaz. Ben ülkemin her karışını geziyor ve şunu her fırsatta ifade ediyorum "Adaletsizlik, zulüm ve korku üzerine kurulan bütün sistemler, yok olmaya mahkûmdur. Şimdi bu vesileyle; bu ülkeyi ihtiraslarından daha fazla seven herkesi, bir kez daha; demokrasiye sahip çıkmaya, hukukun üstünlüğünü korumaya, birbirine çamur atmamaya, linç fetvalarına son vermeye, bilgi kirliliğini önlemeye, vicdanına kulak vermeye, fitne ve fesattan vazgeçmeye, ülkemizin kurumlarını yıpratmamaya, her kurumu da, şeffaf olmaya davet ediyorum. Zira, bu ülke hepimizin, gidecek başka bir yerimiz yok. Açıktır ki, olup bitenin, aş, iş ve ekmek kavgasıyla bir alakası yoktur. Ama biz; aş, iş ve ekmek kavgası vermek istiyoruz. Ülkemizi ve 72 milyonu zenginleştirmek istiyoruz. Bunun içinde; Türkiye´nin tek çıkış yolu var. Güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasi. Bu yüzden, herkesin hesap sorabildiği ve hesap verebildiği, birinci sınıf bir demokrasi istiyoruz. Birilerine imtiyaz sağlamak için değil herkes için özgürlükleri esas alan bir demokrasi istiyoruz. Demokrasiye sahip çıkmanın yolu; darbeyi ve her türlü darbe teşebbüsünü lanetlemek ve darbecileri cezalandırmak kadar, sağduyulu olmak, hukukun üstünlüğünü korumak, kurumların ve kişilerin, saygınlığını da yıpratmamaktan geçer. Demokrasi ve hukuk çıtasını yükseltmek, hukuk dışına çıkarak, birilerine çamur atmakla olmaz. Makamı, rütbesi, görevi, ismi, aidiyeti ne olursa olsun, hiç kimse demokrasinin ve hukukun dışına çıkamaz. Bu noktada hukukun üstünlüğüne ve yargıya olan inancımız tamdır. Ama herkes mutlaka şeffaf ve açık olmalıdır. Şeffaf olmayan her olay ve kurum fitneyi besler. Ortam, haysiyet cellâtlarına kalır. İsteyen, istediği kadar demokrasi dışı hayaller kurabilir, hezeyanlarda bulunabilir. Ama benim, içinde milletimizin yer almadığı, hiçbir hayalim olmadı. Benim adımı, bu fitneye karıştıranlara, hakkımı helal etmiyorum. Allah, herkese zihin açıklığı versin. “ TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. İlk soruyu yönelten Taraf Gazetesi muhabiri, ´´Taraf gazetesi üzerinden eleştirilerde bulunuyorsunuz. Demokrasiye açık bir kasıt var, bunun belgelerini sunuyoruz savcılığa, adınız geçiyor, bu iddiaları biz yapmıyoruz, değerlendirmenizi bekliyoruz´´ dedi. Hisarcıklıoğlu, ´´dolaylı olarak bir teklif alıp almadığı´´ ve ´´bugün darbe olsa Odalar Birliği Başkanı olarak tavrının ne olacağı´´ yönündeki soruları dinledikten sonra, toplu olarak yanıt verdi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Teşekkür ediyorum sorular için, şimdi isterseniz toplu olarak cevap vereyim. Belki değerli arkadaşlarım, zaman zaman beraber oluyoruz ama, şu anda Türkiyedeki demokrasinin en fazla işlediği bir kurumun içindeyiz. Eğer müsaade ederseniz Odalar Birliği Başkanlığına nasıl seçildiğimizi paylaşmak istiyorum. Şimdi iddiaların, bu çamurun bizim üzerimize yapışmayacağının en somut göstergesidir. Buraya, bu konuma gelebilmek için kademe kademe, Türk iş aleminin içinden, 1 milyon 300 bin kişi arasından seçilerek geliyoruz. Herkes meslek komitesinden, 4 yıl boyunca ekmek kavgası verdiği meslek komitesinden, rakiplerinden,4 yıl sonra, “Seni Mecliste en iyi ben temsil ederim” diye seçilerek geliyoruz. O meclisten, çeşitli meslek gruplarının bir araya gelmiş olduğu o meclisten, tekrar TOBB delegesi olarak, TOBB’nin yaklaşık 1500 delegesi tarafından da aday gösterilerek geliyoruz. Biz hiçbir atanmayla, hiç kimsenin yardımıyla, desteğiyle bu göreve gelmiyoruz. Böyle bir kurumun başkanı hangi demokrasi dışı bir eylemin içinde olabilir? Türkiye’deki en çok demokratik olan kurum biziz. Şimdi baktığımız zaman, şimdi, aynı gazetemizin diğer bir sayfasında iddia edilen nokta şu: Böyle kurulacak bir hükümetin başbakanı hangi işleri yapacaktır. Müsaade ederseniz, ona bakalım. Bir, iddia edilen darbe planında Avrupa Birliğine karşı çıkılıyor, özel üniversiteler kapatılıyor, özelleştirmeye hayır deniliyor ve aynı zamanda yabancı sermayeye de karşı çıkılıyor. İşin işte en ilginç, garip tarafı, bu çamurun bizim üzerimize yapışmayacak tarafı da burası. Ben şu anda Avrupa Odalar Birilğinin en çok oy almış Birinci Başkan yardımcısıyım. Ama hangi hükümetin, başbakanı oluyorum? Avrupa Birliği karşıtı olan bir hükümetin Başbakanı oluyorum iddiaya göre. Ve 47 Avrupa ülkesinin en yüksek oyu olarak, AB üyesi olmayan bir ülke olarak, bu kurumun(Eurochambres) 1. Başkan yardımcısı seçiliyoruz. Yine bu iddia edilen darbe planının yapıldığı 2003 yılında, biz vakıf üniversitesi kuruyoruz, ben bunun mütevelli heyet başkanıyım. Ve kurmuş olduğumuz Mütevelli Heyeti kapatıyoruz, üniversiteyi kapatıyoruz, üniversiteyi devletleştiriyoruz. Eee, sayın Başbakanla, sayın Cumhurbaşkanlarımızla, Bakanlarımızla beraber, karış karış dünyayı geziyoruz, yabancı sermayeyi Türkiye’ye getirelim, Türkiye’nin işsizlerine iş bulunabilsin diye. Ve biz buna karşıyız. Ve bir de özelleştirmeye karşıyız. En çok özelleştirme taraftarı olan Türk özel sektörü. Ve Türk özel sektöründe, devletleştirerek, bulunmuş olduğum kurum herhalde Türk özel sektörünün en üst makamı. Beni temsil edenlere diyorum ki, arkadaş siz elinizdekileri kapatın, %40’ını, 50’sini devlete verin. Kendi fabrikalarımın da % 50’sini devlete vereceğim. Şimdi buna kargalar güler. Yani burada birbiriyle uyuşmaz bir yer var. Hangisi uyuşmuyor acaba ben bunu anlayamadım. Onun için ben burada her şey öne getirilebilir, ama herkesi uyanık olmaya, duvarın arkasını görmeye davet ediyorum. Duvarın arkasını görmek durumundayım. Burda bir tezgah var, benim şahsımla ilgili olan kısmını söylüyorum. Diğer kısmını,,, yargı sürece başlamıştır, orda zaten bütün her şey bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Hepimiz yargıya güvenmek durumundayız. Orda bütün açıklığıyla her şey çıkacaktır. Kim neyin içinde, ne yaptı, ne etti.. Haa, ama birilerinin hayallarinde geçen şeyde, Ben demokrasinin olmadığı yerde ben olmam. Hayallerde bile olmam. Milletin olmadığı yerde ben olmam. Zaten milletin konuşmamamda da ifade ettiğim gibi, biz demokrasiyi içinde hisseden, damarlarında hisseden ve Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisinde zenginleştiğini 1980 sonrası gelişmeyi hem içerde, hem dışarıda en fazla anlatan kişi benim. Şimdi serbest piyasa ekonomisinin tam karşıtı, yani kendi kendime karşıyım. Bunda bir tenakuzluk var. İnşallah bunlara dikkat edilmesi lazım. Tabi buradaki beklentimiz, böyle bir şey varsa, daha önce fikrimiz sorulabilirdi. Ya böyle bir şeyde adınız geçiyor, bununla ilgili ne diyorsunuz. Denilebilirdi. Bununla ilgili gerek tekzip olmak üzere, gerekse savcılığa suç duyurusu olmak üzere bütün hukuki hakların hepsini sonuna kadar kullanacağım. Bununla ilgili avukatıma da gerekli talimatı verdim. Çünkü bu çamur bana yapışmaz. Bununla ilgili bu süreci de başlattık. Biz, demokrasi karşıtı hiçbir hareketin yanında yer alamayız. Tam tersine biz demokrasiden yana tarafız. Ercan’cığım, sen de bizim her yıl genel kurulumuzu izliyorsun. Biz bir şeyin tarafıyız, dedik. Demokrasinin tarafıyız dedik. Demokrasinin kalitesinin artırılmasından tarafız dedik. Bizim taraf olduğumuz yer belli. Ben geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum."

Detaylar...

“YÖREX Türkiye 2010 1. Yöresel Ürünler Fuarı” TOBB takviminde
28 Nisan-1 Mayıs 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan YÖREX Türkiye 2010 1. Yöresel Ürünler Fuarı, TOBB 2010 Yılı Fuar Takvimi’ne girdi. Antalya’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin de desteğiyle düzenlenecek olan “YÖREX Türkiye 2010 Yöresel Ürünler Fuarı” TOBB’un düzenleyip, yürüttüğü “Kriz Varsa Çare de Var” kampanyası çerçevesinde Antalya Ticaret Borsası, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya İhracatçı Birlikleri ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı’nın ev sahipliğinde tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünlerinin sergileneceği birt organizasyon olacak. Fuarın, “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” sloganıyla yürütülen tanıtım çalışmaları hızla devam ediyor. Fuarda, coğrafi işaret almış ya da henüz almamış olan, yöresinin adıyla anılan ya da yöresinin adıyla anılması istenen, bu adla ticari değer kazanmış ürünleri tanıtmak; pazarlarını geliştirmek; yeni pazarlar yaratmak ve bu ürünlerin ticari değerini arttırmak için yatırımcıları teşvik amacıyla tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünleri sergilenecek. Belli coğrafi bir bölgede o bölgeye has iklim ve doğa koşulları altında ya da o bölgede geliştirilmiş özgün üretim teknikleri ile üretilen, kimi kıyıda köşede kalmış ve ticari anlamda olması gereken değeri bulamamış; kimi ise coğrafi işaret tescilini alıp uluslararası düzeyde üne kavuşmuş ürünler, bu fuarda yer alacak ve pazar imkanlarını geliştirmeye çalışacaklar. Yöresel ürünler, yerinde istihdam konusundan tutun, ekonomik nedenli göçlerin önlenmesine kadar pek çok sosyo-ekonomik sorunla da yakından ilgili bir olgu. Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinde geçmişi 13. yüzyıla kadar uzanan yöresel ürünler ve bunların coğrafi işaretlerinin tescili konusu,  bugüne kadar ülkemizde malesef ihmal edilmiş ekonomik değerlerimizdendir. YÖREX Türkiye 2010, 1. Yöresel Ürünler Fuarı’nın, bu konuda gelişecek olan kamuoyu kanaatlerinde önemli katkı yapması bekleniyor.

Detaylar...

Recep Özkul: “Teşvik verilirse, domates ihracatı 10 katına çıkar!”
Tüketici mutfağında en çok kullanılan birkaç üründen biri olan domates, Türk tarımının da lokomotifi konumunda. 27 milyon tonluk taze sebze üretimimizin yaklaşık yarısını domates oluşturuyor. Bir milyon tonluk sebze ihracatımızın yarısından fazlasını yine tek başına domates oluşturuyor. Domates o kadar önemli bir ürün ki, sadece üretim aşamasında bile 150 bin aileye iş imkanı sağlıyor. Tedarik zincirinde yarattığı ilave istihdam ve katma değer büyüklüğü de dikkate alındığında domates ürünü, yaş meyve ve sebze sektörünün lokomotifi konumunda.Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Recep Özkul, büyük önem taşıyan domateste uluslararası rekabet şartylarının sertleştiğini söyledi, “2006 yılından bu yana küresel piyasalarda rekabeti sertleşen domates ürününe bir iki dönem hariç her hangi bir destek verilmedi. Bugün gelinen noktada domates üreticisi ve ticaret erbabı büyük sorunlarla karşı karşıya. Bir taraftan mevcut yatırımlar atalete düşüyor; diğer yandan yeni yatırımlar iptal ediliyor. Domates üreticisinden ihracatçısına kadar bu işle uğraşan tüm kesimlerde bir kriz ortamı yaşanıyor. Oysa domateste dış pazardaki üstünlüğümüzü korumak ve büyütmek mümkün. Yıllardır narenciye ürününe verilen destek sayesinde 3 milyon tonluk üretimin % 30’u ihraç edilir hale geldi. Verimlilik yükseldi ve dünyada ilk üç arasına yükseldik. Benzer bir destek domateste de verilebilir. Bu sayede % 5’ini ihraç ettiğimiz domatesin üretimini, iç piyasa fiyatları yükseltmeden % 50 oranında arttırabiliriz. Domates ihracatını da 10 katına kadar yükseltebiliriz. Karar vericilerimizden bu hedeflerin yakalanmasına imkan verecek düzenlemenin ve desteğin ivedilikle sağlanmasını talep ediyoruz. Bu konuda ihracatçılar ve üreticiler olarak bilgi ve birikimimizle yardımcı olmaya hazırız.”

Detaylar...

“Tarımda küçük işletme kalmasın”
Şarkikaraağaç Kaymakamı Mehmet Akçay, Şarki,karaağaç belediye Başkanı Mevlüt Özdemir, BAGEV Başkanı Ali Çandır, Ziraat bankası Antalya Bölge Başkan Yardımcısı Nejdet Avanoğlu, Isparta Ticaret Borsası Başkanı ve BAGEV Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Adar’ın katıldığı toplantıyı, bölgede üretim yapan çiftçiler, yatırımcılar ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimciler izledi. Şarkikaraağaç Fuar Alanı’ndaki salonda gerçekleşen toplantıda Gülköy Genel Müdürü Süleyman Dağlı “Hayvancılık yatırımlarında örgütlü olmanın sağladığı avantajlar”; Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kankaya “Şarkikaraağaç’ta meyvecilikte işletme büyüklüğü ve pazar talepleri”; TOBİ Şubesi Müdürü Hasan Güdek de “Ziraat Bankası’nın sağladığı kredi imkanları ve tarımsal yatırımlar” başlıklı birer sunum gerçekleştirdi. Ali Çandır: “Tek dal olup kırılacağımıza, deste olup sağlam duralım!” “Tarımda küçük işletme kalmasın” sloganıyla düzenlenen toplantı öncesinde salondaki yaklaşık 250 kişiye hitaben bir konuşma yapan BAGEV Başkanı Ali Çandır, tarım yatırımlarında güçbirliği yapmanın önemine vurgu yaptı, “Ürünü, komşumuzdan 10 kuruş yüksek fiyata satınca seviniyoruz. Ama rekabet bu değil. Rekabet, köy olarak, ilçe olarak, bölge olarak; başka bölgeler karşısında ve nihayet ülke olarak başka ülkeler karşısında yarışın neresinde olduğunuzla ilgilidir. Biz diyoruz ki tek dal olup kırılacağımıza, deste olalım ve sağlam duralım. Birlkikten kuvvet doğar. Birleşelim; maliyetleri düşürelim, kaliteyi ve verimi arttıralım, ürün fiyatlarımızı da yükseltelim.” Proje’nin Isparta ayağı, Eğirdir ve Yalvaç’ta düzenlenecek toplantılarla tamamlanacak. Daha sonra Burdur’da 4 ve Antalya bölgesinde de 8 toplantı daha yapılacak.  

Detaylar...