DUYURULAR +Tümünü Gör
Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Kontrollü Üretim (Güvenle Tüketin)
Etkinlik Takvimi
Nisan Mayıs 2018
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.92.173.9
Şuan 27 kişi online
Bugün 213 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 80661
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haber Detayları

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu hakkındaki asılsız iddialara yanıt verdi - 23.01.2010

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, bir basın organında yayımlanan hakkındaki iddialara düzenlediği basın toplantısı ile cevap verdi. Hisarcıklıoğlu, “Ben darbe yapmayı vatana ihanet kabul ederim. İhanete teşebbüs edenlerin de yanında olmam, olamam. Demokrasi karşıtı planlara ismimi karıştıranlardan şikayetçiyim.” dedi. Hisarcıklıoğlu, "Benim adımı bu iddialara karıştıranlara hakkımı helal etmiyorum" ifadesini kullandı.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu basın toplantısında şu açıklamayı yaptı :

“Değerli basın mensupları,

Hoşgeldiniz, Bugün sizlerle, bir şikâyetimi ve demokrasimiz adına, bir üzüntümü paylaşmak üzere toplanmak istedim. Son zamanlarda, millet iradesine müdahaleyi amaçlayan, çeşitli senaryoların kamuoyunda sıklıkla yeraldığını görmeye başladık. Bu kirli planlara, adımın karıştırılmasını, hayret ve dehşetle karşılıyorum.

16 Haziran 2001´den bu tarafa TOBB başkanıyım. Bu süre zarfında, hükümetler geldi geçti. Ben, hep aynı ilkeler doğrultusunda çalıştım. İş dünyamızın sorunlarını, önerilerini, halktan yetkiyi almış ve karar alıcı konumundaki, siyasetçilere ilettim. Siyaseti, toplumsal tercihlerin belirlendiği bir alan olarak gördüm. TOBB´un varlık nedenini ve camiamızın istek ve beklentilerini, her zaman esas aldım. Bunu yaparken, siyasetin alanıyla, kendi görev alanımı, birbirine karıştırmamaya özen gösterdim. Bu sorumluluğun bilincinde oldum.

Ülke meselelerinin çözüm yerinin, sadece demokratik platformlar olduğuna inandım. Daha düne kadar, hükümetin yandaşı olarak nitelendiriliyordum. Şimdiyse, darbecilikle ilgili iddialara maruz kalmaya başladım.

Ben, darbe yapmayı, vatana ihanet kabul ederim. İhanete teşebbüs edenlerin yanında da olmam, olamam. Bu konuda net olarak şunu söyleyeyim; bu çamur benim üzerime yapışmaz.

Değerli Basın mensupları;

Bugünkü Taraf gazetesinde yayınlanan bir habere göre; birileri darbe yapıp, yeni bir hükümet kurup, Başbakanlığa da beni getireceklermiş. "Balyoz harekat planı"nı ilk kez basından duydum. Darbe planı hazırladığı söylenen şahısları da tanımıyorum. Buna rağmen, demokrasi karşıtı planlara, ismimi karıştıranlardan şikayetçiyim. Sadece iddialara dayalı linç fetvaları yayınlanmasından, şikâyetçiyim. Bulanık suda balık avlamaya çalışanların oltasına takılanlardan ve gazetecilerin de, bunu sorgulamadan yayınlamasından şikayetçiyim. Gerekli hukuki süreci de başlatmış bulunuyorum.

Değerli basın mensupları,

Ben; ailesi, 1960 ihtilali, 1971 muhtırası ve 1980 askeri darbesinde; şahsen ise 28 Şubat sürecinde ciddi zarar görmüş biriyim. Demokrasi karşıtı hiçbir hareketin, içinde, önünde, arkasında, hatta dedikodusunda bile yer almadım. Hayatım boyunca Allaha çok şükür, ne zulmeden oldum, ne de zalimlerden merhamet isteyen oldum. Sadece adaletin yanında oldum.

Değerli Basın mensupları,

Büyük Türk bilgini Farabi´nin bir sözünü sizlere hatırlatmak isterim " ancak, özgür birey ve toplumlar ahlaklı olabilir" Türkiye´nin sorunlarının çözümü, meşruiyet dışı yollarda aranmamalıdır. Darbe tezgâhları ne kadar namussuzluk ise, haysiyet cellatlığı da, o kadar namussuzluktur. İkisi de zulümdür. Zulüm ile de abad olunmaz. Ben ülkemin her karışını geziyor ve şunu her fırsatta ifade ediyorum "Adaletsizlik, zulüm ve korku üzerine kurulan bütün sistemler, yok olmaya mahkûmdur. Şimdi bu vesileyle; bu ülkeyi ihtiraslarından daha fazla seven herkesi, bir kez daha; demokrasiye sahip çıkmaya, hukukun üstünlüğünü korumaya, birbirine çamur atmamaya, linç fetvalarına son vermeye, bilgi kirliliğini önlemeye, vicdanına kulak vermeye, fitne ve fesattan vazgeçmeye, ülkemizin kurumlarını yıpratmamaya, her kurumu da, şeffaf olmaya davet ediyorum.

Zira, bu ülke hepimizin, gidecek başka bir yerimiz yok. Açıktır ki, olup bitenin, aş, iş ve ekmek kavgasıyla bir alakası yoktur. Ama biz; aş, iş ve ekmek kavgası vermek istiyoruz. Ülkemizi ve 72 milyonu zenginleştirmek istiyoruz. Bunun içinde; Türkiye´nin tek çıkış yolu var. Güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasi. Bu yüzden, herkesin hesap sorabildiği ve hesap verebildiği, birinci sınıf bir demokrasi istiyoruz. Birilerine imtiyaz sağlamak için değil herkes için özgürlükleri esas alan bir demokrasi istiyoruz. Demokrasiye sahip çıkmanın yolu; darbeyi ve her türlü darbe teşebbüsünü lanetlemek ve darbecileri cezalandırmak kadar, sağduyulu olmak, hukukun üstünlüğünü korumak, kurumların ve kişilerin, saygınlığını da yıpratmamaktan geçer. Demokrasi ve hukuk çıtasını yükseltmek, hukuk dışına çıkarak, birilerine çamur atmakla olmaz. Makamı, rütbesi, görevi, ismi, aidiyeti ne olursa olsun, hiç kimse demokrasinin ve hukukun dışına çıkamaz.

Bu noktada hukukun üstünlüğüne ve yargıya olan inancımız tamdır. Ama herkes mutlaka şeffaf ve açık olmalıdır.

Şeffaf olmayan her olay ve kurum fitneyi besler. Ortam, haysiyet cellâtlarına kalır. İsteyen, istediği kadar demokrasi dışı hayaller kurabilir, hezeyanlarda bulunabilir. Ama benim, içinde milletimizin yer almadığı, hiçbir hayalim olmadı. Benim adımı, bu fitneye karıştıranlara, hakkımı helal etmiyorum. Allah, herkese zihin açıklığı versin. “

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İlk soruyu yönelten Taraf Gazetesi muhabiri, ´´Taraf gazetesi üzerinden eleştirilerde bulunuyorsunuz. Demokrasiye açık bir kasıt var, bunun belgelerini sunuyoruz savcılığa, adınız geçiyor, bu iddiaları biz yapmıyoruz, değerlendirmenizi bekliyoruz´´ dedi.

Hisarcıklıoğlu, ´´dolaylı olarak bir teklif alıp almadığı´´ ve ´´bugün darbe olsa Odalar Birliği Başkanı olarak tavrının ne olacağı´´ yönündeki soruları dinledikten sonra, toplu olarak yanıt verdi.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Teşekkür ediyorum sorular için, şimdi isterseniz toplu olarak cevap vereyim.

Belki değerli arkadaşlarım, zaman zaman beraber oluyoruz ama, şu anda Türkiyedeki demokrasinin en fazla işlediği bir kurumun içindeyiz. Eğer müsaade ederseniz Odalar Birliği Başkanlığına nasıl seçildiğimizi paylaşmak istiyorum. Şimdi iddiaların, bu çamurun bizim üzerimize yapışmayacağının en somut göstergesidir. Buraya, bu konuma gelebilmek için kademe kademe, Türk iş aleminin içinden, 1 milyon 300 bin kişi arasından seçilerek geliyoruz. Herkes meslek komitesinden, 4 yıl boyunca ekmek kavgası verdiği meslek komitesinden, rakiplerinden,4 yıl sonra, “Seni Mecliste en iyi ben temsil ederim” diye seçilerek geliyoruz.

O meclisten, çeşitli meslek gruplarının bir araya gelmiş olduğu o meclisten, tekrar TOBB delegesi olarak, TOBB’nin yaklaşık 1500 delegesi tarafından da aday gösterilerek geliyoruz. Biz hiçbir atanmayla, hiç kimsenin yardımıyla, desteğiyle bu göreve gelmiyoruz.

Böyle bir kurumun başkanı hangi demokrasi dışı bir eylemin içinde olabilir?

Türkiye’deki en çok demokratik olan kurum biziz.

Şimdi baktığımız zaman, şimdi, aynı gazetemizin diğer bir sayfasında iddia edilen nokta şu: Böyle kurulacak bir hükümetin başbakanı hangi işleri yapacaktır.

Müsaade ederseniz, ona bakalım.

Bir, iddia edilen darbe planında Avrupa Birliğine karşı çıkılıyor, özel üniversiteler kapatılıyor, özelleştirmeye hayır deniliyor ve aynı zamanda yabancı sermayeye de karşı çıkılıyor.

İşin işte en ilginç, garip tarafı, bu çamurun bizim üzerimize yapışmayacak tarafı da burası.

Ben şu anda Avrupa Odalar Birilğinin en çok oy almış Birinci Başkan yardımcısıyım. Ama hangi hükümetin, başbakanı oluyorum?

Avrupa Birliği karşıtı olan bir hükümetin Başbakanı oluyorum iddiaya göre.

Ve 47 Avrupa ülkesinin en yüksek oyu olarak, AB üyesi olmayan bir ülke olarak, bu kurumun(Eurochambres) 1. Başkan yardımcısı seçiliyoruz.

Yine bu iddia edilen darbe planının yapıldığı 2003 yılında, biz vakıf üniversitesi kuruyoruz, ben bunun mütevelli heyet başkanıyım.

Ve kurmuş olduğumuz Mütevelli Heyeti kapatıyoruz, üniversiteyi kapatıyoruz, üniversiteyi devletleştiriyoruz.

Eee, sayın Başbakanla, sayın Cumhurbaşkanlarımızla, Bakanlarımızla beraber, karış karış dünyayı geziyoruz, yabancı sermayeyi Türkiye’ye getirelim, Türkiye’nin işsizlerine iş bulunabilsin diye.

Ve biz buna karşıyız.

Ve bir de özelleştirmeye karşıyız. En çok özelleştirme taraftarı olan Türk özel sektörü.

Ve Türk özel sektöründe, devletleştirerek, bulunmuş olduğum kurum herhalde Türk özel sektörünün en üst makamı. Beni temsil edenlere diyorum ki, arkadaş siz elinizdekileri kapatın, %40’ını, 50’sini devlete verin.

Kendi fabrikalarımın da % 50’sini devlete vereceğim. Şimdi buna kargalar güler. Yani burada birbiriyle uyuşmaz bir yer var. Hangisi uyuşmuyor acaba ben bunu anlayamadım.

Onun için ben burada her şey öne getirilebilir, ama herkesi uyanık olmaya, duvarın arkasını görmeye davet ediyorum. Duvarın arkasını görmek durumundayım. Burda bir tezgah var, benim şahsımla ilgili olan kısmını söylüyorum.

Diğer kısmını,,, yargı sürece başlamıştır, orda zaten bütün her şey bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Hepimiz yargıya güvenmek durumundayız. Orda bütün açıklığıyla her şey çıkacaktır.

Kim neyin içinde, ne yaptı, ne etti.. Haa, ama birilerinin hayallarinde geçen şeyde, Ben demokrasinin olmadığı yerde ben olmam. Hayallerde bile olmam. Milletin olmadığı yerde ben olmam.

Zaten milletin konuşmamamda da ifade ettiğim gibi, biz demokrasiyi içinde hisseden, damarlarında hisseden ve Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisinde zenginleştiğini 1980 sonrası gelişmeyi hem içerde, hem dışarıda en fazla anlatan kişi benim.

Şimdi serbest piyasa ekonomisinin tam karşıtı, yani kendi kendime karşıyım. Bunda bir tenakuzluk var. İnşallah bunlara dikkat edilmesi lazım.

Tabi buradaki beklentimiz, böyle bir şey varsa, daha önce fikrimiz sorulabilirdi. Ya böyle bir şeyde adınız geçiyor, bununla ilgili ne diyorsunuz. Denilebilirdi.

Bununla ilgili gerek tekzip olmak üzere, gerekse savcılığa suç duyurusu olmak üzere bütün hukuki hakların hepsini sonuna kadar kullanacağım. Bununla ilgili avukatıma da gerekli talimatı verdim.

Çünkü bu çamur bana yapışmaz. Bununla ilgili bu süreci de başlattık.

Biz, demokrasi karşıtı hiçbir hareketin yanında yer alamayız. Tam tersine biz demokrasiden yana tarafız.

Ercan’cığım, sen de bizim her yıl genel kurulumuzu izliyorsun. Biz bir şeyin tarafıyız, dedik. Demokrasinin tarafıyız dedik. Demokrasinin kalitesinin artırılmasından tarafız dedik.

Bizim taraf olduğumuz yer belli.

Ben geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum."