Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Mayıs Haziran 2022
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 172.70.134.191
Şuan 14 kişi online
Bugün 645 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 181178
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

AVOKADONUN ÖNÜ AÇIK
Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Avokado E-Çalıştayı, akademisyenler, uzmanlar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla yapıldı. 5 gün süren ve ABD, Kanada, Güney Afrika, İspanya, İsrail ve İngiltere gibi ülkelerden de konukların katıldığı uluslararası nitelikteki çalıştayda çekirdeğinden sofraya avokadoya ilişkin her şey konuşuldu. Avokado E- Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi yayımlandı. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, üretim miktarı ve alanı her geçen gün artan avokadonun doğru planlama ve yöntemlerle üretilip ticaretinin yapılması için ele aldıklarını getirdiklerini belirterek, çalıştayın sonuç bildirgesinin ilgili kurum kuruluş ve karar vericilere ileteceklerini bildirdi. Antalya Tarım ve Orman müdürü Gökhan Karaca, avokado tarımı yapan ve yapmak isteyen çiftçi ve girişimleri, akademisyen ve uzmanlarla buluşturarak bilgi birikimini, Antalya ve ülkemiz çiftçilerine ulaştırmak amacıyla çalıştayı düzenlediklerini söyledi. Karaca, verimli geçen çalıştayın sektöre yol göstereceğini kaydetti. ÜRETİM ALANI 10 YILDA YÜZDE 78 ARTTI Avokado E-Çalıştayı sonuç bildirgesinde, avokadonun üretim alanı ve üretim miktarının dünyada ve Türkiye’de her geçen gün arttığı belirtilirken, “Dünyada son 10 yılda avokado üretim alanı yüzde 78, üretim miktarı ise yüzde 127 artmıştır. OECD ve FAO raporlarına göre, 2030 yılına kadar avokadonun muzdan sonra en çok ticareti yapılan ikinci sıradaki tropikal meyve olacağı ve üretim artışı ile birlikte mango ve ananası geride bırakacağı öngörülmüştür” denildi. TÜRKİYE’DE ÜRETİM ALANI YÜZDE 116 ARTTI Türkiye’de avokadonun son 10 yılda üretim alanının 18.7 katına, üretim miktarının ise 7.5 katına çıktığı kaydedilen bildirgede, “Son yılda üretim alanları yüzde 116, üretim miktarı ise yüzde 53 artmıştır. Bu artış eğiliminin devam edeceği öngörülmektedir” denildi. Türkiye’de avokado üretilen alanların yüzde 77’sinin Antalya’da olduğu belirtilen bildirgede, “Antalya’nın üretim miktarındaki payı ise yüzde 78’dir” denildi. Bildirgeye göre, Antalya’da son 1 yılda üretim alanı yüzde 144 artarken, üretim miktarı yüzde 44 arttı. Son 10 yılda üretim alanı 16 katına çıkarken, üretim miktarı 7 kat artış kaydetti. Üretim alanlarında Mersin’in payı yüzde 19, Adana’nın yüzde 3, ve Muğla’nın yüzde 1.2, Hatay’ın yüzde 0.8, İzmir’in yüzde 0.1 olduğuna dikkat çekilen bildirgede, üretim miktarında Mersin’in payı yüzde 20, Adana’nın yüzde 0.1, ve Muğla’nın yüzde 0.9 Hatay’ın yüzde 1.2, İzmir’in yüzde 0.1 olduğu belirtildi. TÜRKİYE İHRACATTA AVANTAJLI Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu pazarına yakın olması nedeniyle üretimin artması durumunda ihracat şansını artıracağı vurgulanan bildirgede, “Yeşil mutabakat kapsamında AB’nin ithal ettiği ürünlerde karbon ayak izinin azaltımı politikasına göre Türkiye’yi ihracatta avantajlı konuma getirecektir” denildi. ÜRETİCİLERE UYARILAR Sonuç bildirgesinde, avokado yetiştiriciliğiyle ilgili de uyarılarda bulunuldu. Avokadoda bahçe tesis edilecek alanların, ekolojik koşullar açısından uygun olmasının önemi belirtilen bildirgede, “Uygun olmayan alanlarda bahçe tesisi, kaynakların israfına yol açacaktır” denildi. Bahçe tesisinde çeşidin ekolojiye uygun olarak yapılması gerektiği kaydedilen bildirgede, sertifikalı fidan kullanımının önemine dikkat çekildi. Bildirgede, “Türkiye şartlarına uygunluğu, yapılan adaptasyon denemeleri ile tespit edilmiş çeşitlerle bahçe tesis edilmelidir” denildi. Üreticilerin teknik bilgi yönünden yetersiz olduğu kaydedilen bildirgede, bu yönde çalışmalar yapılması önerildi. Avokadoda hasat dönemine önemli olduğu belirtilen bildirgede, hasat zamanının belirlenmesinde minimum kuru madde ve yağ oranı dikkate alınması gerektiği vurgulandı. DAMLA SULAMA VURGUSU Küresel ısınmanın etkisiyle, yeraltı su kaynaklarının daha verimli kullanılabilmesi için damla sulama yöntemi ile sulama yapılmasının önemine dikkat çekilen bildirgede, üreticilerin karşılaştıkları sorunların köklü çözümü için kooperatifleşmeleri gerektiği kaydedildi.  

Detaylar...

ATB MART MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mart ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Meclis üyelerinin, yönetimin çalışmaları hakkında bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım ve ekonomiye ilişkin açıklamalarda bulundu. Şubat ayı sonundan itibaren bütün dünya gibi ülkemiz için de birinci gündem maddesinin Rusya – Ukrayna savaşı olduğunu belirten Çandır, savaşın ve yarattığı etkilerinin uzun yıllar gündemimizde olacağını kaydetti. Çandır, “Bir taraftan hiçbir ölçü ile açıklanamayacak insani ve çevresel kayıplar hepimizi derinden üzerken, diğer taraftan bütün dünya ile birlikte bizleri de zorlayan ekonomik kayıplar endişeye sevk etmektedir” dedi. Rusya ve Ukrayna’nın yaptığı ihracatın, dünyada ticareti yapılan toplam kalorinin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturduğunu kaydeden Çandır, “Bu iki ülke, tahıl ve yağlı tohum alanında ilk beş küresel ihracatçı arasında bulunmaktadır. Diğer taraftan dünya azotlu ve potasyumlu gübre ihtiyacının yüzde 17’sini de Rusya karşılamaktadır. Dolayısıyla başta gıda ve gübre olmak üzere enerji konusunu da dikkate alarak Rusya yaptırımları değerlendirilmelidir. Unutmayalım ki tahıl ve yağlı tohumlarda ülkemiz ithalatının yüzde 80’nini bu iki ülkeden yapmaktayız” diye konuştu. TARAFSIZLIK POLİTİKAMIZ DEVAM ETMELİ Rusya ve Ukrayna’nın Antalya tarımsal ihracatının ve turizm pazarının vazgeçilmez iki ülkesi olduğunu vurgulayan Çandır, her iki ülke halkıyla olan ekonomik ve dostane ilişkilere dikkat çekti. “Zaten bu ilişkilerimiz ve doğru tarafsızlık politikalarımız sonucunda her iki ülkenin de güvendiği nadir ülke konumundayız” diyen Çandır, tarafsızlık politikasının sonucu olarak barış görüşmelerinin İstanbul’da yapıldığını söyledi. Çandır, “Bu özelliğimizi hem kısa vadede savaşın bitirilmesi hem de uzun vadede ilişkilerimizi daha derinlikli hale getirmemiz için korumalıyız. Hatırlayacağınız gibi kentimiz ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda her iki ülkenin dışişleri bakanlarının görüşmesi de özlenen barışa olumlu katkı yapmıştı. Barış sürecine verdiği objektif katkıları nedeniyle başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Kentimize kazandırdığı Antalya Diplomasi Forumu için Dışişleri Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyoruz” diye konuştu. SAVAŞ DARBOĞAZA SOKTU Rusya-Ukrayna savaşının savaşından zarar gören üretici ve ihracatçılarla toplantılar yaptıklarını, yaşadıkları olumsuzlukları ve potansiyel kayıpları değerlendirerek çözüm önerileri ve talepleri rapor haline getirdiklerini anımsatan Başkan Çandır, raporu milletvekilleri ve karar vericilerle paylaştıklarını söyledi. Savaşın, başta Antalya olmak üzere ülkemizde yaş meyve, sebze ve süs bitkileri ihracatını tam bir darboğaza ve belirsizliğe soktuğu ifade eden Ali Çandır, şunları söyledi: “Yaşananlar değerlendirildiğinde Ukrayna ve Rusya pazarlarının kentimiz ana sektörlerini yıllarca derinden olumsuz etkileme riskine sahip olduğu görülmelidir. Bu riskleri, gerçekleşen ve gerçekleşme yolunda ilerleyen olarak ikiye ayırırsak öncelikle son üç aydaki sevkiyatların ödemelerinin alınamaması gerçekleşmiş risk olarak karşımızda durmaktadır. Bu pazarlara yönelik planlanmış üretimler, halen hasadı devam eden ürünlerdir. Bu ürünler planlanan ölçüde ihraç edilemezse üreticiler hayati bir gelir kaynağından mahrum kalacaklardır. Gerçekleşme yolunda ilerleyen bir risk olarak karşımızda bulunmaktadır.” KURBAĞANIN GÖZÜ PATLAMADAN DEREYE SU GELSİN Çandır, raporun içeriğiyle ilgili meclis üyelerini bilgilendirirken, “Yaş meyve, sebze ihracatında toplam 80 milyon dolar, süs bitkilerinde ise 1 milyon dolar tahsil edilemeyen alacağımız bulunuyor. Önümüzdeki dönem için ise yaş meyve ve sebze ihracatında 150 milyon dolar, süs bitkileri ihracatında ise 2 milyon dolarlık risk bulunuyor. Para transfer kanalı SWIFT`in kapalı olması ve Rusya’da yaşanan olağanüstü devalüasyon gibi nedenler ise alacaklarımızı riske atmaya devam ediyor. Hükümetimizden temel talebimiz, mevcut sorunların çözümü ve ihracatçının varlığını sürdürmesi bakımından ilk ve acil olarak birikmiş alacak tutarı karşılığında, teminat mektupsuz ve faizsiz en az 2 yıl ödemesiz 2 yıl vadeli kredi verilmesidir. Vadesi gelen kredilerin ötelenmesi, hızlı, sade ve etkili bir prosedürle alternatif yeni pazarlar araştırma desteği sunulması, Ruble ve Türk lirası ile ticarette alternatif ödeme yöntemlerinin geliştirilmesi ile lojistikte karşılaşılan sorunlara ilişkin çözüm önerilerimiz ise diğer acil taleplerimizdir.” Karar vericilerle yaptıkları görüşmelerde, ödeme sistemi ile karşı tarafta bazı limanların faaliyete geçmesi için çalışıldığının ifade edildiğini söyleyen Çandır, “Ancak raporda da belirttiğimiz alacakların, üreticisinden tüccarına, ihracatçısından tedarikçisine kadar hiç kimseyi daha fazla olumsuz etkilememesi için ivedilikle ödenmesi şarttır. Bu konuda güzel haberler duymaya acilen ihtiyacımız vardır. Temennimiz kurbağanın gözü patlamadan dereye su gelmesidir” dedi. EKONOMİDE REKOR BÜYÜME, TARIMDA REKOR KÜÇÜLME 2021 yılı milli gelir büyüme rakamlarına göre ekonominin reel olarak yüzde 11 büyüdüğünü belirten Çandır, enflasyon da dikkate alındığında ekonominin cari olarak yüzde 50’ye yakın büyüdüğünü söyledi. Ekonominin rekor büyümesine karşılık tarımın reel olarak yüzde -2.2 büyüdüğüne dikkat çeken Çandır, “Tarım, 2016 yılından bu yana en kötü küçülmesini yaşamıştır. Böyle bir durumla ilk kez karşılaşmaktayız. Yani rekor büyüyen bir ekonomide tarımın rekor civarında küçülmesi, mutlaka gündem olması gereken bir konudur” diye konuştu. Antalya tarımının 2010 yılında 4.2 milyar dolar katma değer yaratmışken son açıklanan veriyle 2 milyar dolar civarına gerileme yaşadığını söyleyen Başkan Ali Çandır, “Üstelik daha fazla üretim miktarı sağlamışken yaşanan bu zayıflama, ilerisi için ciddi yapısal bir tehlike oluşturmaktadır. Hepimizin bu tehlikeyi gündeminde tutması ve istikrarlı büyüyen bir tarım sektörüne nasıl kavuşuruz diye katılımcı bir anlayışla tartışmalıyız” dedi. Antalya’nın 2021 büyüme rakamlarının Aralık ayında açıklanacağını belirten Çandır, öncü göstergelere göre yapılan analizde Antalya’nın 2021 yılında, 2019 yılının yüzde 20 gerisinde kaldığını, yani iki yıldır 2019 yılı büyüklüğüne ulaşamadığını kaydetti. Çandır, Antalya tarım sektörünün ise 2019 yılının yüzde 10 gerisinde bulunduğunu söyledi. ANTALYA TARIMI FARKLI Antalya tarım sektörünün ülke tarımından daha büyük bir darboğazda olmasının en önemli nedeninin, yapısal özelliklerinin ülke ortalamasından farklı olması olduğunu kaydeden Çandır, “Ülkemiz bitkisel üretim değerinin yüzde 6.6’sını üreterek birinci sırasında yer almamıza rağmen, destekleme ödemelerinde yüzde yarımdan daha az pay alabilmektedir. Çünkü ortalamaya uygun destekler, bizim gibi özellikli tarım yapan kesimlere uygun değildir ve üreticimiz bunlara erişememektedir. 2021 yılında 25 milyon TL gibi düşük bir destekleme ödemesi yapılmıştır” dedi. TARIMDA KAYITLI İSTİHDAMDA BİRİNCİYİZ Çandır, Antalya tarımının ayırıcı özelliklerini anlatırken, “Kentimiz tarım sektörü, kayıtlı istihdamda Türkiye birincisidir. Bu da kayıtlı istihdam maliyetlerini ortalamanın üzerinde artırmaktadır. Kırdan kente göç ise istihdam eksikliği yaratmaktadır. Ayrıca teknisyen ve operatör gibi ara eleman eksikliği de söz konusudur. Kentimiz tarım sektörü, girdi maliyetleri artışında ülkemiz ortalamasının çok üzerinde bir baskıyla karşı karşıyadır. Çünkü girdilerde dışa bağımlılığımız ortalamanın üzerindedir. Kentimiz tarım sektörü, kredi yükünde de Türkiye birincisidir. Çünkü bir taraftan üretim değeriyle tamamen uyumsuz ve düşük bir destekleme almakta diğer taraftan da öz sermaye yoksunu bir durumdadır. Kentimiz tarım sektörü, ülkemiz ortalamasının çok altında ölçeklerle üretim yapmaktadır. Çünkü tarım topraklarımız nispi olarak azdır ve değerlidir. Tarımsal faaliyet yapmak ciddi maliyet getirmekte, reel kazançlar çok düşük seyretmekte ve alternatif değerlendirmeler daha cazip durmaktadır” diye konuştu. Tarımın sorunlarını, çözüm önerileri ve talepleri raporlar halinde ilgili mercilere iletip sonuçları takip etiklerini söyleyen Çandır, “Taşıdığımız yükün ortalama üstü olduğunu rakamlarla göstererek kentimiz tarımına özgü talepleri dile getirmeye devam edeceğiz” dedi. KDV indirimleriyle ilgili kararın yerinde olduğunu söyleyen Ali Çandır, “Hem verginin sadeleşmesi bakımından hem birikmiş KDV yüklerinin hafifletilmesi bakımından hem de fiyatlar üzerindeki baskının azaltılması bakımından umarız ki olumlu etkiler yaratacaktır” dedi. ÜYELERİ BİLGİLENDİRDİ Borsanın çalışmaları hakkında meclis üyelerini bilgilendiren Çandır, Antalya Tarımında İklim Değişikliği, Kuraklık ve Su Sorunu Paneli, Tarım Topraklarının Sürdürülebilir Kullanımı E-Çalıştayı ve İnteraktif Avokado E-Çalıştayı düzenlediklerini belirtti. Antalya Tarımında İklim Değişikliği, Kuraklık ve Su Sorunu Panelinde, ülkenin ve Antalya’nın su yönetiminin planlanması, iklim değişikliğine uygun olarak organize edilmesi ve değişen koşullara uyumlu bir biçimde uygulanmasının konuşulduğunu anlatan Çandır, Tarım Topraklarının Sürdürülebilir Kullanımı E-Çalıştayında sürdürülebilir toprak ve arazi yönetimi için var olan mevzuatların günümüz koşullarına uyumlu hale getirilmesi, ekosistem tabanlı, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı çerçevesinde, “Ulusal Toprak Programı”nın ortaya konulması ve uygulanmasının gündeme geldiğini söyledi. İnteraktif Avokado E-Çalıştayında, Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu pazarına yakın olması nedeniyle arzımızı artırmamıza bağlı olarak ihracat şansının artacağının söyleyen Çandır, Avrupa Birliği’nin ithal ettiği ürünlerde karbon ayak izinin düşürülmesi politikasına göre ihracatta daha avantajlı konuma geleceğimiz ile yeni bahçe tesislerinde ekolojiye ve yurtdışı pazar tercihlerine uygun çeşit seçimi, sertifikalı fidan kullanımı ve klonal anaç üretimine hızlı geçişin öneminin öne çıktığını kaydetti. Çandır, çalıştayların kitap, e-kitap ya da bildirge halinde ilgilileri paylaşıp kamuoyunun dikkatine sunduklarını da kaydetti. Borsa’nın yaş sebze meyve ile kesme çiçek ihracatının geliştirilmesi URGE projelerinin Ticaret Bakanlığı’nca uygun bulunarak destek kapsamına alındığını bildiren Başkan Çandır, “Böylece üyelerimizin projelerimiz kapsamında ihracatlarının gelişmesi ve kurumsal kapasitelerinin artırılması için çalışacağız. Yaş Sebze Meyve URGE projemizin ihtiyaç analizi saha çalışmaları devam etmektedir. Kesme Çiçek URGE projemiz ise ihtiyaç analizi başlangıç aşamasındadır. Her iki projemizde 3 yıl devam edecek olup sektörlerimize özgü pek çok eğitim, danışmanlık, yurtdışı pazarlama heyeti ve yurtdışından alım heyetlerinin gerçekleştirilmesi planlanmaktadır” diye konuştu. Zeytinlikler ve sit alanlarıyla ilgili yeni düzenlemeler yapıldığını kaydeden Çandır, bu değişiklilerin çevre ve tarım alanlarına vereceği zararlar nedeniyle sektör tarafından kaygıyla karşılandığını belirtti. Çandır, “Beklentimiz bu kaygıları ortadan kaldırıcı politikaların üretilmesi ve uygulanmaya konmasıdır” dedi. Çandır, Ramazan ayının ülkemize ve insanlığa sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini diledi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.  

Detaylar...

ATB BAŞKANI ALİ ÇANDIR, ATSO DOSTLAR GRUBU’NUN KONUĞU OLDU
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATSO Dostlar Grubu’nun konuğu oldu. Kahvaltılı toplantıda, Antalya’nın tarımı, ticareti, kent bilinci konuşuldu. Antalya’nın 8.5 milyon ton üzerinde ve 16 milyar TL değerinde bitkisel üretim gerçekleştirdiğini kaydeden Çandır, “Bitkisel üretimde Türkiye’de birinci sıradayız” dedi. 2021 yılı TÜİK rakamlarına göre örtüaltı tarım alanlarının yüzde 38’ine sahip olan Antalya’nın üretim miktarının yüzde 51’ine sahip olduğunu söyleyen Çandır, 2021 tarımsal ihracatının 1 milyar 50 milyon olduğuna dikkat çekti. Çandır, son 10-12 yıldır yaş sebze ve turunçgil ihracatındaki birim fiyatların gerilediğini vurgularken, “2010 yılında yaş sebzede ton başı 920 dolar kazanırken, bu rakam tonda 797 dolara kadar geriledi. 2012 yılında turunçgilde ton başına ihracat rakamımız 739 dolar iken bu rakam 492 dolara kadar geriledi. Birim fiyat ihracat gelirimiz azalıyor” dedi. SEBZEDE YERLİ TOHUM KULLANIYORUZ Antalya’nın 2021’de yaklaşık 220 ton tohum, 1 milyar adetin üzerinde de fide ürettiğine dikkat çeken Çandır, “Sebzede yerli tohum kullanımında yüzde 50’ye ulaştık. Antalya’da tohumdan elde edilen değer 2.3 milyar TL’yi aştı. Tohum firmalarının yüzde 35’i, fide firmalarının yüzde 49’u Antalya’da” dedi. BORSA KENT İÇİN ÇALIŞIYOR ATB, ATAK Başkanı Ali Çandır, 101 yıllık geçmişe sahip Antalya Ticaret Borsası’nın köklü kurumlar arasında yerini aldığını belirtirken Borsa’nın kent tarımı, ekonomisi ve kentin gelişimi için yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Çandır, “ATB tüm faaliyetlerini proje odaklı sürdürmektedir” derken, YÖREX, Zeytinpark, Canlı Hayvan gibi projeleriyle ilgili bilgiler verdi. EXPO 2016’nın kente kazandırılmasında büyük çaba harcayan Borsa’nın, Antalya Çiçek Festivali’ne öncülük eden kurumlar arasında yer aldığını belirten Çandır, kentin değerlerine de sahip çıktıklarını söyledi. Çandır, Korkuteli Karyağdı Armudu ve Antalya Tavşan Yüreği Zeytini’ne coğrafi işaret alan Borsa’nın tarım sektörünün gelişmesi için yürüttüğü çalışmaları da anlattı. Başkan Çandır, daha sonra ATSO Dostlar Gurubu’nun sorularını yanıtladı. Çandır, Sedat Belen ve grup üyelerine davetleri nedeniyle teşekkür etti.   

Detaylar...

TARIM GİRDİLERİ ARTIŞTA
Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ocak ayı tarımsal girdi fiyatları endeksini (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarımsal girdi fiyatları endeksinin aylık yüzde 10.12 ve yıllık yüzde 57.26 ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakamlar, önceki ayda olduğu gibi aylıkta ve yıllıkta endeks tarihinin rekorları olmuştur. 2021 yılı Mart ayından itibaren aylık ve yıllık tarımsal girdi enflasyonları, son 6 yılın rekorlarını kırmaya devam etmektedir” dedi. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında Ocak ayı itibariyle, aylıkta yüzde 10.57 ve yıllıkta ise yüzde 60.78’lik artış ilan edildiğini belirten Çandır, tohumda aylık yüzde 8.41 gerileme olurken, enerjide yüzde 37.91, gübrede yüzde 5.51, veteriner hizmetlerinde yüzde 11.34, yemde yüzde 4.06 artış olduğuna dikkat çekti. ARTIŞ DEVAM EDECEK KAYGISI Tarımsal girdi fiyatlarının Ocak ayında 2021 yılı Aralık ayına göre hem aylık hem de yıllık bazda ortalama iki kat artış gösterdiğini kaydeden Çandır, “TÜİK tarafından ilan edilen Şubat ayı yurtiçi ve yurtdışı üretici ile tarımsal üretici fiyatları endekslerinin de artmaya devam etmesinin etkisiyle önümüzdeki aylarda tarımsal girdi fiyatlarının hızla artacağını öngörebiliriz” dedi. Başkan Ali Çandır, TÜİK tarafından Ocak ayı tarımsal üretici fiyat endeksinin (Tarım-ÜFE) aylık yüzde 14.83 ve yıllık yüzde 52.00 olarak ilan edildiğini anımsattı. Tarımsal girdi fiyatları tarımsal üretici fiyatlarından düşük olması durumunda tarımın sürdürülebilir olacağına işaret eden Çandır, “Ancak bu durumda tarımsal üreticiler, varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürebilirler. Ocak ayı da dahil olmak üzere son 6 aydır ilan edilen rakamlar gösteriyor ki, tarımsal üreticiler aylık ve yıllık olarak sürekli zarar etmektedir” dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarımı dolaylı olarak etkilediğini söyleyen Başkan Çandır, “Ocak ayında açıklanan aylık yüzde 10.45 ve yıllık yüzde 93.53 yurtiçi üretici enflasyonu ile aylık yüzde 3.25 ve yıllık yüzde 96.44 yurtdışı üretici enflasyonu genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de artarak taşımaya devam edeceğini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. Ocak ayında tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 11.10 ve yıllık yüzde 48.69 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, Batı Akdeniz’de ise TÜFE’nin aylık yüzde 11.36 ve yıllık yüzde 52.75 olarak ilan edildiğini belirtti. Çandır, “Kentimiz başta olmak üzere bölgemiz, 2 yıl gibi uzun bir süredir ülke ortalamasının üzerinde bir enflasyon yaşamaktadır. Biz bu yüksek seyri genellikle kentimiz ekonomisinin ülke ortalamasının üzerinde bir performans gösterdiği zamanlarda gözlemliyorduk. Ancak bu kez ülke ortalamasının, daha önce görmediğimiz düzeyde altında bir ekonomik performans gösterirken ortalamanın üzerinde bir enflasyon yaşıyor olmamız, kentimiz ve bölgemiz üzerinde sıra dışı aşırı yük oluşturmaktadır” dedi. Tüketici taraftaki işlenmemiş gıda enflasyonunun aylık yüzde 12.11 ve yıllık yüzde 54.98 düzeyinde ilan edilirken, yaş meyve sebze enflasyonunun aylık yüzde 20.82 ve yıllık 43.96 ilan edildiğine dikkat çeken Çandır, “Ocak ayında işlenmemiş gıda ve yaş meyve sebze ürünleri başta olmak üzere tarım kesiminin üretici tarafında yüzde 50 civarında seyreden enflasyonlarla uyumlu bir tüketici enflasyonları ilan edilmiştir” dedi. Ali Çandır, Antalya ve Batı Akdeniz’de üreticinin maliyet yükünün anlık ve aylık iyileşmeye karşılık yıllardır birikmeye devam ettiğini belirtirken, “Üreticinin üzerinde biriken bu yük bir şekilde tüketiciye yansıyacaktır” dedi.  

Detaylar...

AVOKADO E- ÇALIŞTAYI BAŞLADI
Sağlıklı beslenme diyetinin vazgeçilmezi avokado ile ilgili tohumdan yetiştirilmesine, ticaretinden sağlık alanında kullanımına kadar bir çok konunun ele alınacağı İnteraktif Avokado E - Çalıştayı başladı. Çevrimiçi yapılan çalıştay, 25 Mart’a kadar devam edecek. Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde Akdeniz Üniversitesi ve BATEM’in destekleriyle düzenlenen çalıştayın açılışına Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Dr. Nevzat Birişik, Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca katılarak birer konuşma yaptı. AVOKADONUN YÜZDE 78’İNİ ANTALYA ÜRETİYOR ATB ve ATAK Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, avokadonun ülkemizde 90 yıldır yetiştirildiğini ancak son 10 yılda üretiminin arttığını belirtti. Çandır, “Antalya’da avokado üretim alanı 2021 yılında bir önceki yıla göre 2.4 kat artarken, Türkiye genelinde 2.2 kat artış kaydetti. Ülkemizde 2021 yılında 9 bin tonun üzerinde avokado üretilirken bunun yüzde 78’ini Antalyalı üreticimiz gerçekleştirdi. Üretim miktarı Antalya’da son 1 yılda yüzde 44 artarken, Türkiye genelinde yüzde 53 artış kaydetti” diye konuştu. Çandır, daha önce ekimi yapılan bahçelerden verim alınmasıyla 2-3 yıl içerisinde avokado üretim miktarında ciddi artış olacağını bildirirken, bu noktada ihracat pazarları bulmanın ve var olan pazarları büyütmenin gerekliliğine dikkat çekti. 8.3 MİLYAR DOLARLIK PAZAR Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan Tarımsal Görünüm raporuna göre, 2021-2030 döneminde, avokadonun ticareti en çok yapılan tropikal meyve olacağını söyleyen Çandır, “Avokado muz ve mangoyu geride bırakacak” dedi. Önümüzdeki 10 yıl içinde dünya avokado ticaretinin 8.3 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiğini kaydeden Ali Çandır, “Avokadonun yükselişe geçtiği bu dönemde, hangi bölgelerde, hangi amaçla, hangi çeşitlerin üretiminin uygun olduğu, değişen iklim şartlarına karşı neler yapılması gerektiği, etkili su kullanımının nasıl sağlanacağı, tedarik zinciri ve üretime dayalı bir sanayinin önemi gibi konuları uzmanlarından dinlemek ve saha deneyimlerini paylaşmak için bu çalıştayı düzenledik” diye konuştu. 5 gün sürecek Çalıştayın sonunda hazırlanacak bildirgenin karar vericiler ve ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını kaydeden Çandır, yol gösterici olmasını diledi. TOPRAK VE SUYUMUZ KISITLI TAGEM Genel Müdürü Dr. Nevzat Birişik, tarım kenti Antalya’nın tarım potansiyeline sahip çıktığını ve eğitimlerle bu potansiyeli desteklediğini söyledi. Türkiye’nin bir çok meyvenin yetişebildiği bir ülke olduğunu belirten Birikiş, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte meyve çeşitliliğinin de farklılaştığını kaydetti. Türkiye’nin toprak ve su kaynağı kısıtlı bir ülke olduğuna dikkat çeken Birişik, avokadonun çok su isteyen bir meyve türü olduğunu, bu nedenle su kaynakları sınırlı bölgelerde avokado üretiminin yapılmasının akılcı olmadığını ifade etti. Pandeminin, ardından da Rusya -Ukrayna arasında yaşanan savaşın, temel gıda ürünlerinin stratejik olduğunu anımsattığını belirten Nevzat Birişik, temel gıda ürünlerini üretimini sekteye uğratacak ürünlerden kaçınılmasını önerdi. Meyve üretiminin ciddi ihracat potansiyeline sahip ürünler olduğunu belirten Birişik, meyvede doğru çeşit, toprak, iklim ve su kaynağı göz önüne alınarak iyi bir planlama ile üretiminden yana olduklarını vurguladı. Birikiş çalıştayın başarılı geçmesini diledi. MUZ, ZEYTİN VE AVOKADO ÜRETİMİ ARTTI Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, tarımsal eğitimlere pandemi döneminde ara vermediklerini belirterek, “Tarımsal üretimimizi daha bilinçli yapmak amacıyla düzenlediğimiz eğitim, toplantı ve çalıştaylar devam edecek” dedi. Antalya’da 360 bin hektar tarım alanının yarısında tarla bitkileri üretimi yapılırken, yarısında meyve üretimi yapıldığını belirten Karaca, son dönemde muz, zeytin ve avokadonun en çok üretilen meyve çeşitleri olduğunu kaydetti. Avokado tarımının doğru yöntemlerle ve plan dahilinde yapılabilmesi için böyle bir çalıştay düzenlediklerini belirten Karaca, “Avokado tarımı yapan ve yapmak isteyen çiftçi ve girişimlerimizi dünyanın ve ülkemizin en seçkin akademisyen ve uzmanları ile buluşturarak dünyanın avokado bilgi birikimini ilimiz ve ülkemiz çiftçilerine ulaştırmak amacıyla bu çalıştayı düzenliyoruz” dedi. Karaca, çalıştaya Amerika, Kanada, Güney Afrika, İspanya, İsrail ve İngiltere’den akademisyenler, uzmanlar ve sektör temsilcilerinin katılacağını belirterek, uluslararası nitelikteki çalıştayın başarılı geçmesini diledi. Çalıştayın birinci gününde, avokado konusunda uzman akademisyenler sunumlarıyla dünyada ve ülkemizde avokado yetiştiriciliğini anlattı.  

Detaylar...

AVOKADO ULUSLARARASI ÇALIŞTAYDA KONUŞULACAK
Sağlıklı beslenme diyetinin vazgeçilmezi avokadonun üretim ve ihracatı her geçen gün artarken, avokado üretiminde önemli bir ivme yakalayan Antalya, İnteraktif Avokado E - Çalıştayı düzenliyor. Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde Akdeniz Üniversitesi ve BATEM’in destekleriyle 21-25 Mart tarihlerinde gerçekleşecek çalıştay, çevrimiçi yapılacak. Antalya, Hatay, Adana, Mersin, Muğla, İzmir, Bursa’dan uzman ve akademisyenler ile sektör temsilcilerinin panelist olarak katılacağı çalıştaya, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Güney Afrika, İngiltere, İsrail ve İspanya’dan uzman ve akademisyenler de katılarak bilgi ve deneyimlerini paylaşacak. 5 gün boyunca 8 oturumda düzenlenecek çalıştayda, dünyada ve Türkiye’deki avokado yetiştiriciliğinden ticaretine, avokado çeşitlerinden diğer sektörlerde kullanımına, hastalık ve zararlılardan desteklere, avokado yetiştiriciliğinin güçlü ve zayıf yönlerine ilişkin her şey konuşulacak. ÜRETİM MİKTARI YÜZDE 44 ARTTI Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde tarımı geliştirmek için yaptıkları eğitimler ve ortak toplantıların devam ettiğini belirtti. Son dönemde özellikle Akdeniz bölgesinde avokado üretiminin yaygınlaştığını kaydeden Çandır, Antalya’da 2021 yılında avokado üretim miktarının bir önceki yıla göre yüzde 44 arttığına dikkat çekti. Bölge ticareti için de önemli olan avokadoyla ilgili her şeyin 5 gün boyunca konuşulacağını söyleyen Çandır, “Çalıştayda alanında uzman akademisyenler, avokodaya dair her alanda bilgi paylaşımında bulunacak. Çalıştay sayesinde avokado üretimi ve ticaretiyle ilgili karar alırken önümüzü daha rahat görme fırsatı bulacağız. Çalıştayın sonuç bildirgesi ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşacağız” dedi. TARIMA IŞIK TUTACAK ÇALIŞTAY Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, sağlıklı beslenmeye olan ilginin artmasıyla avokado tüketiminin arttığını belirtirken, özellikle Antalya’da avokado yetiştiriciliğine olan talebin de arttığını vurguladı. Karaca, “Avokado tarımı yapan ve yapmak isteyen çiftçi ve girişimlerimizi dünyanın ve ülkemizin en seçkin akademisyen ve uzmanları ile buluşturarak dünyanın avokado bilgi birikimini ilimiz ve ülkemiz çiftçilerine ulaştırmak amacıyla bu çalıştayı düzenliyoruz. Sektörün dünü, bugünü ve yarınını konuşarak güçlü ve zayıf yönlerimizi ortaya koyacağımız çalıştayın sonucunda yapacağımız çalışmalara ışık tutacak bir yol haritası çizmiş olacağız” diye konuştu.  

Detaylar...

TOPRAĞI KORUYACAK 5 ÖNERİ
Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) tarafından düzenlenen “Tarım Topraklarının Sürdürülebilir Kullanımı” e-çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı. Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır, toprağın önemini vurgularken, geç olmadan korunması için önlem alınması gerektiğini kaydetti. “Tarım Topraklarının Sürdürülebilir Kullanımı” Çalıştayı sonuç bildirgesinin ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını belirten Çandır, karar vericiler için yol gösterici olmasını diledi. Toprağın, mikrobiyal, bitkisel ve hayvansal yaşamın temeli olduğu belirtilen bildirgede, dünyanın sürdürülebilirliğini sağladığına işaret edildi. Toprağın karbonu yakalayarak, iklim değişikliğini azaltmaya yardımcı olduğu kaydedilen bildirgede, “Toprak sınırlı ve yenilenemez bir kaynaktır. Toprağın korunması, sürdürülebilir kullanımı, gelecek nesillerin yaşamının sürdürülmesi açısından önem taşır” denildi. Bildirgede, sürdürülebilir toprak yönetiminin geleceğiyle ilgili 5 temel öneride bulunuldu. ULUSAL TOPRAK POLİTİKASI HAYATA GEÇİRİLMELİ Ulusal maddi kaynakların dağıtılmasında “toprak” yatırımlarının payının artırılması gerektiği kaydedilen bildirgede, “Uluslararası pazar hedefli, toprak kaynaklarının azami sömürülmesine dayalı ve ürünle özdeşleşmiş çiftçi teşviklerine nispeten, ekosistem-tabanlı toprağı ıslah eden ve toprak sağlığını iyileştiren teşvik mekanizmalarının da geliştirilmesi gereklidir” denildi. Toprak güvenliğinin, gıda ve su güvenliği, “BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”, “Paris İklim Sözleşmesi”, “AB Yeşil Mutabakatı”, “Yeşil Ekonomi” ve “Döngüsel Ekonomi” gibi güncel küresel politika yaklaşımlarına ulaşmada anahtar bir konu olması gerektiği vurgulanan bildirgede, “Güncel küresel politika yaklaşımları göz önünde tutularak ‘Özgün Ulusal Politika Araçları’ ve ‘Ulusal bir Toprak Politikası’ biran önce hayata geçirilmelidir” denildi. TOPRAĞIMIZIN YÜZDE 92’SİNDE ORGANİK EKSİKLİK Bildirgede, büyük karbon havuzu olan toprağın sürdürülebilir yönetimle iklim değişikliğini hafifletmeye yardımcı olacağı vurgulandı. Tarım topraklarının en önemli sorunlarının başında organik madde eksikliğinin geldiği belirtilen bildirgede, “Topraklarımızın en az yüzde 92’sinde organik madde eksikliği ve buna bağlı sorunlar mevcuttur” denildi. Bildirgede, organik gübrelerin kullanılmasının önemi vurgulanırken, bunun için Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ve yerel yönetimlerin ortak çalışmasına ihtiyaç olduğu kaydedildi. TOPRAĞI AMAÇ DIŞI KULLANMAYALIM Tarım topraklarının toprak erozyonu, toprak sıkışması, besinlerin tükenmesi, tuzlanma, toprak kirliliği ve toprak biyolojik çeşitliliğinin kaybı gibi bozulma ve tahrip süreçlerinden korunması gerektiği kaydedilen bildirgede, “Toprakların kentleşmesi ve betonlaşması sınırlandırılmalı ve mümkün olduğunca bundan kaçınılmalıdır. Başta zeytinlikler ve sit alanları olmak üzere amaç dışı toprak kullanımı konusunda mevcut koruma ve kullanma yasaları ödünsüz bir biçimde uygulanmalıdır” denildi. ‘TOPRAK HAKLARI’ Toplumun toprak bilinci konusunda farkındalığının artırılması gerektiği kaydedilen bildirgede, “Gelecek nesillerin toprakla olan bağını kurmak ve güçlendirmek üzere toprakla ilgili ‘Ahlaki ve Etik Değerler’ oluşturulmalıdır. Toprağın sadece ürün veren bir mülk olarak görüldüğü bakış açısından, onun aslında, korunması gereken canlı bir kaynak olduğu bakış açısına evrilerek tüm canlılar için ‘Toprak Hakları’ olgusu toplumda yerleştirilmelidir” denildi.  

Detaylar...

TOPRAK YOKSA YAŞAM YOK
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde ”sürdürülebilirlik” temasıyla düzenlenen toplantılar devam ediyor. “Tarım Topraklarının Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı e- çalıştay çevrimiçi düzenlendi. Çalıştayın açılışında konuşan Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATAK ve ATB olarak 1.5 yıldır online toplantılarla iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, yeşil mutabakat konularında farkındalık yaratmaya çalıştıklarını belirtti. Bir yandan kırsaldan göç bir yandan tarım arazilerinin parçalanması devam ederken, bir yandan da tarım arazilerinin bir bölümünün kullanım dışı kaldığına dikkat çeken Çandır, “Son 10 yılda ülkemiz, tarım topraklarının binde 7’sini, Antalya ise yüzde 1.3’ünü kaybetti” dedi. Tarım topraklarının kaybına üzülürken, SİT alanları ve zeytinlik alanların farklı amaçlarla kullanılmasının önünü açan yönetmelikleri kaygıyla takip ettiklerini ifade eden Çandır, “Ekolojik denge bozulduktan sonra bunu rehabilite edebilen bir sistem yok. Ekolojik dengeyi korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin boynumuzun borcu” dedi. Çandır, çalıştayın tarım topraklarının kullanımı konusunda yol gösterici olmasını dilerken, çalıştay sonuç bildirgesinin karar vericiler ve ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını kaydetti. PLASTİKLER SOFRAMIZA KADAR GELİYOR Çalıştayda, toprak beslemeden işlemeye, gübre kullanımından toprak kaybına toprakla ilgili bir çok konu alanında uzman öğretim üyelerinin sunumuyla gündeme geldi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günay Erpul, yaklaşık 13 bin yıldır toprağın tarım amaçlı kullanıldığını belirterek, “Topraklarımızın sürdürülebilir yönetimini sağladığımızda gıda açığının olmayacağı düşünülüyor” dedi. Türkiye Toprak Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Oğuz Can Turgay, ağır metaller, petrol yan ürünleri, plastikler, antibiyotik ve hormonlar, toksinlerle toprağın kirletildiğini belirterek, gereğinden fazla gübre ve ilaç kullanımının toprak üzerindeki olumsuz etkilerini anlattı. Günlük yaşamda kullandığımız plastiklerin gıda ürünleri aracılığıyla soframıza kadar geldiğine dikkat çeken Turgay, kirlilik izleme modelinin olması gerektiğini söyledi. SU TÜKETİMİNE DİKKAT Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sabri Öztürk, sürdürülebilirliğin gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama kabiliyetinden ödün vermeden kendi ihtiyacımızı karşılamak olduğunu söylerken, sürdürülebilir toprak yönetiminin canlıların geleceği için önemli olduğunu vurguladı. Öztürk, “Tarımda sürdürülebilirlik için üretim deseni ayarlanmalı, az su tüketen bitkiler özendirilmeli, yeraltı su kaynakları korunmalı, minimum toprak işleme desteklenmeli, toprağa organik madde ilavesi yapılmalı, suyun toprağa girmesi sağlanmalı, doğru uygulama, doğru makine, doğru toprak nemi mutlaka sağlanmalı” dedi. Öztürk, arpa, buğday üretilen Konya ovasında çok su tüketen mısır üretilmeye başlandığını belirterek, su yönetiminin çok kötü olduğunu ifade etti. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Uz, sürdürülebilir toprak ve tarım için mikroorganizmaların önemini anlattı. Uz, sürdürülebilir toprak yönetimi kapsamında organik gübre ve biyolojik gübre kullanımını de içine alacak etkili bir teşvik sisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Güneş, yeşil mutabakatın sürdürülebilir için önemine dikkat çekerken, mutabakatın gübre kullanımının azaltılmasını hedeflediğini anlattı. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bülent Torun, toprakta mikroelement eksiliğinden kaynaklı sağlık sorunlarına da dikkat çekti. Toprağımızda organik madde açığı olduğunu söyleyen Torun, “Tarımsal üretimde toprak vazgeçilmezdir. Ancak toprağı da beslememiz gerek” dedi. BİTKİSEL ATIKLARI GÜBRE OLARAK KULLANABİLİRİZ Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sahriye Sönmez, Türkiye örtüaltı üretim alanının yüzde 30’unun Antalya’da olduğunu belirterek, gübre ve ilaç kullanımının yüksekliğine dikkat çekti. Sönmez, gübre ve ilacın fazla kullanılmasının ekonomik kayıpların yanı sıra çevre kirliliği, toprak ve su kirliliğine neden olduğunu kaydederken, bunların doğru kullanımı konusunda eğitim ve duyarlılığa ihtiyaç olduğunu söyledi. Toprağın sera bitki atıklarıyla beslenebileceğini söyleyen Sönmez, “Bizde bitki atıkları yakılarak imha ediliyor. Sera bitki atıkları kompost haline getirilerek organik gübre olarak kullanılabilir. Antalya merkezde 778 bin 112 ton bitkisel yaş atığın olduğu belirledik ve bundan 10 bin 214 ton bitki besin maddesi üretebiliriz. Biz bu kaynağı heba ediyoruz. Bu bitkisel atıklar 7 bin 159 ton kimyasal gübreye eşdeğer” diye konuştu. Sönmez, yeşil mutabakatta tarımsal üretimde kimyasal gübre kullanımının azaltılmasının öngörüldüğüne dikkat çekti. KİŞİ BAŞI GÜNDE 1.5 KG ATIK GÜBRE OLABİLİR Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sait Gezgin, tarım topraklarının organik madde içeriğinin her geçen yıl azaldığını belirtirken, tuzlulaşma ve çoraklaşma sorununa dikkat çekti sorunumuz var. Anız yakma, toprağı yanlış işlemenin de toprağı verimsiz hale getirdiğini anlatan Gezgin, “Yılda 15 milyon ton bitki atığı yakılıyor. Bu atıkları yakmak yerine bunları tarım alanlarında kompost ya da organik gübre kaynağı olarak kullanabiliriz” dedi. Türkiye’de kişi başı 1.5 kilogram katı atık çıktığını bunun yüzde 50’sinin organik madde olduğunu söyleyen Gezgin, “84 milyon nüfusumuzun organik karakterli 23 milyon ton atığı çıkar, bundan da 11 milyon ton kompost üretmenin mümkün olabilir. Hayvan sayımıza baktığımızda yıllık 113 milyon ton tarımda kullanılabilecek ahır gübresi üretme imkanımız var. Gübre ihtiyacımızı ithalatla karşıladığımızı gözönüne alırsak elimizdeki varlığı harekete geçirmeliyiz” diye konuştu. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Toprak, ekonomi, siyaset, politika ilişkisini anlattı. Ortaş, “Toprak zenginlik aracı oldu, ticari mal oldu, şimdi kıt kaynak oldu Günümüz itibariyle iklim değişimleriyle mücadelede toprağı bizim yeniden bu sürecin içerisinde bulmamız lazım. Tarım, sanayi, teknoloji devrimi… her devrin kendine yönelik ekonomik sistemi var bunlar toprakla ilişkili” dedi. TOPRAĞI KORUMALIYIZ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, Türkiye’de çiftçi sayısının son 15 yılda yüzde 45-50 azaldığını, tarım alanlarının ise son 20 yılda yüzde 11-13 azaldığına dikkat çekti. Gülçubuk son 30 yılda, Türkiye’de toplam 2 milyon 604 bin 517 hektar tarım arazisinin tarım dışı kullanımına izin verildiğini kaydederken, her yıl dünyada milyarlarca ton toprağın yitirildiğini belirtti. İyimser rakamlara göre 21. yüzyılda 300 milyon insanın yer değiştirmesinin beklendiğini belirten Gülçubuk, beslenmenin önemine dikkat çekti. Teknolojinin topraksız tarıma olanak sağladığını ancak toprağı üretemediğini belirten Gülçubuk, “O yüzden toprağı korumalıyız. Torağa ucuz sanayi malı olarak baktığımız zaman yanılırız. Toprak, ekonomik rantın aracı haline dönüştü, bunu tersine çevirmeliyiz. Toprağı koruyamazsak nüfusu beslemeyiz çiftçinin tüm canlıların geleceği tehlikede. Toprağa saygı yoksa, verimlilik, uygarlık, ürün, vatan yok. Zeytinlikler üzerinde ranta dayalı gidişatı ise siyasiler durdurmalı” dedi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Şengül, toprak yönetiminin önemine dikkat çekerken, “Koruyamadığınız toprak sizin değildir” dedi. İSRAF VURGUSU Ziraat Yüksek Mühendisi Tanfer Dinler, insanlığın “israf” gibi büyük bir sorunu olduğunu belirterek, bu konuda kendini dizginlemesi gerektiğini söyledi. Dinler, “Zeytinleri hedef alan yönetmelik, tarım topraklarının tarım dışı kullanılması, ormanların elimizden kaybolmasına göz yumuyorsak toprağı konuşmayalım. Hırslarımızı azaltıp doğal kaynakları çoğaltarak, bunları kullanarak geleceği kurgulamalıyız” dedi.  

Detaylar...

“ANTALYA KAZANDIKÇA VERGİSİNİ VEREN BİR KENT”
Antalya Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan, Antalya’nın kazandıkça vergisini veren bir kent olduğunu söyledi. Antalya Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan, 33’üncü Vergi Haftası nedeniyle Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ı ziyaret etti. Antalya ekonomisi, tarımı ve ticaretinin konuşulduğu ziyarette Karayılan, Antalya’nın tarımda canlı bir kent olduğunu, tarımın da katma değeri yüksek bir sektör olduğunu söyledi. VERGİ GELİRİMİZ ARTTI Pandemi kısıtlamalarının yaşandığı 2020 yılına göre 2021 yılında, Antalya’da vergi gelirlerinde yüzde 60’ın üzerinde artış kaydedildiğini bildiren Karayılan, bunda turizm ve tarım sektörlerinin rolüne dikkat çekti. Tarım sektöründe vergi ödeme alışkanlığının olduğunu ifade eden İlhan Karayılan, “Antalya önemli bir tarım şehri. Büyük kurumsal işletmelerin sayısı her geçen gün artıyor, bu da vergi gelirlerimize yansıyor. Tarımdaki büyümenin vergiye yansımasını görebiliyoruz. Antalya, kazandıkça vergisini veren bir kent” diye konuştu. TARIM ÖNEMLİ Tarımda vergiye gönüllü uyumun artarak devam ettiğine dikkat çeken Karayılan, “Tarımın vergi ödeme potansiyeli yüksek. Tarım firmalarının vergiye katkısı giderek artıyor” dedi. Karayılan, ihracatta da önemli bir kent olan Antalya’nın tarımsal ihracatıyla cari açığın kapanmasına önemli katkı sağladığını ifade etti. Karayılan, 1 Mart itibariyle gelir vergisi beyan döneminin başladığını anımsatırken, mükelleflerin bu konuda duyarlı olmasını istedi. BORCUMUZA SADIĞIZ ATB Başkanı Ali Çandır, İlhan Karayılan’a ziyaret nedeniyle teşekkür ederken, 33’üncü Vergi Haftası’nı kutladı. Antalya’nın tarımsal üretimi ve ihracatının her geçen gün arttığını belirten Çandır, tarımdaki paranın kentin tüm kılcal damarlarına yansıdığını kaydetti. Çandır, Antalya’nın borcuna sadık bir kent olduğunu ve mükelleflerin sorumluluklarını yerine getirdiğini belirtti.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI ŞUBAT AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
 Antalya Ticaret Borsası (ATB), Şubat ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2022 Şubat ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti: Şubat ayında miktar endeksleri, domateste 45, sebzede 55 ve meyvede 81 olarak gerçekleşirken, fiyat endeksleri domateste 667, sebzede 825 ve meyvede 448 olarak yansıdı. Şubat ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % -30.91, sebzede % -22.20 azalırken, meyvede ise % 1.69 arttı. Miktar endeksleri geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) domateste % -7.28 azalırken, sebzede % 3.22 arttı, meyvede ise % 31.91 artış gösterdi. Miktar endekslerindeki değişimler, aylıkta domates ve sebzede azalırken meyvede bir miktar artış gösterdi. Bu değişimler, tüm kalemlerde son 7 yılın Şubat ayları için dikkat çekici oldu. Özellikle fiyat endekslerindeki yıllık değişimler domateste rekor artış, sebzede rekora artış ve meyvede ise ortalama olarak gerçekleşti.         Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Şubat ayına göre (yıllık) % 256.08’lik artış gösterdi. Bu artış, son 7 yılın açık ara yükseliş rekoru oldu. Şubat ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 3.22’lik artışa karşılık, fiyat endeksi % 161.03 arttı. Bu artış, son 7 yılın en yüksek Şubat ayı artışı oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 31.91’lik artışa karşılık, fiyat endeksi % 15.51’lik artış gösterdi. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Şubat ayında % -30.91 azalış gösterirken, işlem fiyatı endeksi aylık % 63.00’lık artış gösterdi. Son 4 yılın Şubat ayları endekslerinde rekor miktar azalışı ve en yüksek fiyat artışı yaşandı. Bir önceki aya göre (aylık) sebze işlem miktar endeksi, Şubat ayında % -22.20 azalış gösterirken, işlem fiyat endeksi aylık % 43.50’lik artış gösterdi. Son 4 yılın Şubat ayları dikkate alındığında, sebze miktar endeksi rekor seviyede düşerken, fiyat endeksinde en yüksek fiyat artışı gerçekleşti.   Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Şubat ayında % 1.69 artış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % 14.02’lik artış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2022 yılı Şubat ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta son 4 yılın ortalamasında seyretti.

Detaylar...

ÇÖLLEŞME RİSKİ ARTIYOR, SU YÖNETİMİ ŞART
Antalya Tarım Konseyi (ATAK) ile Antalya Ticaret Borsası (ATB) işbirliğinde düzenlenen “Antalya Tarımında İklim Değişikliği, Kuraklık ve Su Sorunu Paneli” çevrimiçi yapıldı. ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok moderatörlüğünde yapılan panele, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Su Politikaları Derneği ve Hidropolitik Akademi Başkanı Dursun Yıldız katıldı. Türkiye’nin iklim değişimi olasılığının bulunduğu bir kuşakta yer aldığını belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, “Antalya da aşırı kurak olma olasılığı olan bir bölgede” dedi. Antalya’nın yıllık 900-1000 mm ortalama yağış aldığını, yağışların ise önemli değişkenlik gösterdiğini belirten Türkeş, “Antalya, kuraklığa eğilimli ve hassas, şiddetli yağışların da olabileceği oynak değişken bir yağış rejiminin bulunduğu bir bölgede. Yıllık ortalama buharlaşma ise çok yüksek. Bu tarım için olumsuz bir durum” dedi. ÇÖLLEŞME UYARISI Murat Türkeş, çölleşme sürecinin dünyanın yüzde 49’una ulaştığını kaydederken, Türkiye arazisinin yüzde 60’ının kurak olduğunu, yüzde 65’inin ise çölleşme sürecine açık olduğunu söyledi. Türkeş, su politikalarının buna göre yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Türkeş, Antalya’nın Elmalı ilçesi gibi batı iç kesiminin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirirken, iklim değişikliğinin yanı sıra yanlış arazi kullanımı gibi uygulamaların riski artırdığını belirtti. SU ZENGİNİ DEĞİLİZ Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını, yıllık su açığı bulunan bir ülke olduğunu vurgulayan Murat Türkeş, su kullanımının doğru yönetiminin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin sıcaklık rejiminin giderek tropikleştiğini, Antalya’da ise yaz günlerinde tropikal günlerin arttığını söyleyen Türkeş, yüksek sıcaklıkla birlikte toprak neminin de azaldığına işaret etti. Türkeş, betonlaşma ve yeşil alanların azalmasının da etkisine dikkat çekerken, gece de devam eden buharlaşmanın tarım için risk oluşturduğunu ifade etti. Son dönemde yağışların artmasıyla meteorolojik kuralığın azaldığını ancak hidrolik ve tarımsal kuraklığın hala Antalya için tehdit olduğunu söyleyen Türkeş, “Son yağışlar önemli ama kuraklık bitti diye hareket etmek çok yanlış” dedi. ÖNERİLER Tarımdan sonra en önemli su kullanıcısının kentler olduğunu söyleyen Türkeş, “Kuraklık tarımla birlikte en çok büyük kentleri vuruyor” dedi. Türkeş, su tüketimi fazla olan bitki ürün deseninden kaçınılması, 10 binlerce yılın birikimi yeraltı suyunun hunharca kullanılmaması, iklim ve çevre dostu sürdürülebilir tarım, su kaynakları kullanımını politikalarının uygulanması, modern sulama yöntemlerinin teşvik edilmesini önerdi. YAĞIŞLARA KARŞI REHAVET UYARISI Su Politikaları Derneği ve Hidropolitik Akademi Başkanı Dursun Yıldız, son 3 yıldır Türkiye’nin kuraklıkla “boğuştuğunu” söylerken, son dönemde ise karar vericileri rehavete sevk edebilecek yağış olduğunu söyledi. Barajlar bir miktar dolunca su sıkıntısı yokmuş gibi davranıldığını ifade eden Yıldız, “Türkiye’nin ciddi şekilde su sorunu var. Suyunu, enerjisini, gıdasını ve çevresini biyoçeşitliliğini planlaması, yönetmesi zorunluluğu var” dedi. SU YASASI BEKLENİYOR Kuraklıktan en çok tarım sektörünün etkileneceğini belirten Yıldız, ülkede sulama altyapısının eski ve ekonomik ömrünü doldurduğunu, kanalet hatlarının arızalı olduğunu, sulama altyapısının yeniden değerlendirilip daha verimli hale getirilmesi gerektiğini anlattı. Su yönetimi yasasının çıkmasını beklediklerini belirten Dursun Yıldız, su yönetiminin koordinasyon içerisinde yapılması gerektiğini vurguladı. Entegre havza yönetiminin önemine dikkat çeken Dursun Yıldız, ulusal su planındaki hedefler dikkate alınarak, birbirini tamamlayan uygulamalar, katılımcı, doğaya uyumlu, şeffaf, bir yönetim anlayışı ile daha fazla kaybetmeden yapılması gerektiğini ifade etti. Yıldız, “Zaman kaybetmeden Türkiye’de su yönetimi ele alınmalı. Bütün planlamalarımızı iklim değişikliğine göre organize etmeliyiz. Su yönetimi dinamik bir iştir. Planlaması ve uygulamasıyla dinamik olmayı gerektirir” dedi. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ HASSAS DAVRANMALI Büyükşehirlerin, nüfusun yüzde 65’ine su ve atık su hizmeti sağladığını ve su yönetiminde büyük fonksiyona sahip olduğunu belirten Yıldız, belediyelerin ilgili birimlerinin su yönetimi konusunda daha hassas çalışması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin altın değerindeki yeraltı su kaynaklarının yüzde 85’ini tahsis ettiğini, bunun büyük bölümünün de kişisel tahsisler olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Son 15 yılda 5 milyar metreküp su kişisel tahsis yapılmış durumda” dedi. Geçmişte sınırların petrol kaynaklarına göre belirlendiğini belirten Yıldız, bugün gerek savaşların çıkması gerekse savaşın duracağı yerin belirlenmesinde su kaynaklarının bulunduğu alanların etkili olduğunu vurguladı.  

Detaylar...

ATB ŞUBAT MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Şubat Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ANTALYA’DA RUSYA-UKRAYNA TEDİRGİNLİĞİ Konuşmasına Rusya ile Ukrayna ilişkilerindeki krizden duyduğu endişeyi dile getirerek başlayan Başkan Ali Çandır, son birkaç günde hızla kötüleşen ve sıcak bir çatışmaya doğru ilerleyen Rusya-Ukrayna ilişkilerinin hem dünya, hem Türkiye, hem de doğrudan Antalya için ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Rusya’nın Dombas bölgesi ile ilgili kararı ve icraatlarının bir çatışmaya ve savaşa yol açmaması ümit ettiğini söyleyen Çandır, şunları kaydetti: “Böyle bir savaşın galibi olmaz. Biz de dahil olmak üzere büyük halk kesimleri kaybeder. Her halükarda tedbirlerimizi almalı ve gelişmelere karşı son derece duyarlı olmamız gereken bir dönemdeyiz. Çünkü her iki ülke ile köklü ve büyük hacimli ekonomik ve toplumsal ilişkilere sahibiz. Antalya’ya gelen turistlerin üçte birini, yaş meyve sebze ihracatımızın önemli bölümünü, toplam hububat ithalatımızın yüzde 80’ini Rusya ve Ukrayna oluşturmaktadır. Ayrıca toplam doğalgaz ve petrol ithalatımızın önemli bölümünü Rusya ve ortaklarından temin etmekteyiz. Böylesi ekonomik ilişkilerin dışında her iki ülke vatandaşlarının kentimizde ciddi bir yerleşik hali bulunmaktadır. Hepimizin en içten dileği, bu anlaşmazlığın toplumlara ve halklara yararlı biçimde ve barış içinde çözüme kavuşmasıdır.” İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜRETİMİ ETKİLİYOR İklim değişikliğinin tarımda hissedildiği bir dönemden geçildiğini, yağışların azalmasına bağlı olarak ülke genelinde tarımsal kuraklık, Antalya’da ise aşırı yağışlarla gelen fırtına ve hortumun üreticiyi olumsuz etkilediğini belirten Çandır, zararını gideremeyen üreticinin büyük bölümünün üretimden çekildiğini kaydetti. Çandır, “Üreticilerin üretimden çekilmemesi için zararlarının kısa sürede karşılanması en büyük dileğimizdir. Kamunun bu konuda daha hassas davranmasını diliyoruz” dedi. Çandır, Borsa ve Antalya Tarım Konseyi olarak son iki yıldır sürdürülebilirlik teması ile tarım sektörünün yeşil mutabakata uyumu ve iklim değişikliğinin tarıma etkilerini toplantılarda ele aldıklarını belirtirken, bu toplantılarda sektörü geleceğe hazırlamayı amaçladıklarını anlattı. Çandır, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Konya’da başlayan İklim Şurası’nın yeşil mutabakata uyum ve iklim değişikliğiyle mücadele için bir fırsat olmasını ve alınacak kararların eyleme dönüşmesini diledi. ISPARTA AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMEYİ BEKLİYOR Yağmurun Antalya kıyı ve yayla tarımına ciddi hasar verirken, Isparta’da mevsim normallerinin üzerinde yağan kar nedeniyle tarımsal alanların zarar gördüğünü anımsatan Başkan Çandır, kar yağışından olumsuz etkilenen Ispartalılara, üreticilere, Borsa üyeleri ve ticaret erbabına geçmiş olsun dileklerini iletti. Isparta’nın afet bölge ilan edilmeyi beklediğini söyleyen Başkan Çandır, “Isparta’daki karanfil üretimi ve sonrasındaki ticaret, Borsamız işlem hacmi ve kentimiz ihracatı için önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz karanfil üretim alanın yüzde 21’i Isparta’dadır. Üretimin ise yüzde 23’ü Isparta’da yapılmaktadır. İklim avantajı kullanılarak yapılan üretim ve ihracatımızın 12 aya yayılmasının sağlanması nedeniyle de Isparta ayrı bir öneme sahiptir. Dolayısıyla Isparta’daki seraların ayağa kaldırılması üretimin ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından çok önemlidir. Üyelerimiz, Isparta`nın afet bölgesi olarak ilan edilerek mağduriyetlerin giderilmesini ve zararın tanzim edilmesini istiyor. Aksi halde uzun yıllar boyunca büyük emeklerle oluşturulan ihracat pazarlarımızın kaybolabileceğini, bu nedenle yaraların bir an önce sarılmasının önemli olduğunu ifade ediyor” diye konuştu. KGF KREDİSİ ARTIRILSIN Mikro ve KOBİ’ler için üretim ve ticari faaliyetleri için krediye erişim kolaylığının önemine işaret eden Ali Çandır, 60 milyar TL’lik Kredi Garanti Fonu (KGF) kredisinin artırılmasını istedi. Çandır, “Taşıdığımız mali yükler için uzun bir süredir zaten özvarlıklarımızı tüketmekteyiz. Varlığımızı ve faaliyetlerimizi devam ettirmek için uygun koşullu krediye erişmemiz gerekmektedir. Son dönemde açıklanan 60 milyar TL’lik KGF kredisini bu bakımdan önemsiyoruz. Ancak bu miktarın artırılmasını ve işletmelerimize en az yarısının nakit olarak kullandırılmasını talep ediyoruz. Bu sayede cari ödemelerimiz için bir kapı açılmış olacaktır” dedi. DEVLETLE HELALLEŞELİM Temel gıda ürünlerinde KDV oranının yüzde 8’den yüzde 1’e indirilmesini olumlu bulduklarını, ancak uygulamanın üyelerin yüzde 8 ve yüzde 18 KDV’li girdi tedariklerinden dolayı ciddi bir KDV birikimine yol açacağına dikkat çeken Çandır, “Bu uygulamayla biriken KDV, işletmelerimiz için ciddi bir finansman yükü oluşturacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde hızlı bir KDV iade sistemine ihtiyaç duyulacaktır. Sektörümüz, KDV iade sisteminin hayata geçmesini beklemektedir. Aslında bizim uzunca süredir dile getirdiğimiz talebimiz, birçok ülkenin uyguladığı belirli periyodlarda birikmiş KDV’nin mükelleflere ödenmesi uygulamasıdır. Bir anlamda belirli dönemlerde mükellefle devletin helalleşmelidir” talebinde bulundu. TARIMIN KULLANDIĞI ENERJİYE ÖZEL TARİFE TALEBİ Borsa üyelerinin enerji fiyatlarındaki artışlardan dolayı maliyetlerinin aşırı arttığını ifade ettiğini belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Tarımsal üretim, paketleme, depolama gibi tarımı ilgilendiren enerji tüketimlerde özel tarifenin uygulanmasını talep ediyoruz” dedi. Yenilenebilir enerji üretimi ve kullanımı konusundaki mevzuatın güncellendiğini, güneş enerjisi santralları (GES) konusunda devletten tarım sektörünü özendirici teşvik ve destekler beklediklerini kaydeden Çandır, “Maliyetlerimizi ciddi oranda düşürecek olan bu yatırımlar için mutlak süratte uygun koşullu yatırım finansmanı ve muafiyetler gereklidir” dedi. ÜRETİM MALİYETİNİ FİYATA YANSITAMIYOR 2022 yılına yüzde 36 civarında tüketici enflasyonu, yüzde 80 civarında da üretici enflasyonuyla başlandığını anımsatan Başkan Çandır, “TÜİK tarafından açıklanan son verilere baktığımızda sektörümüz aleyhine olan bu durumun daha da derinleştiğini görmekteyiz” dedi. TÜİK’in gübre fiyatlarında 2021 yılındaki artışı yüzde 152.42, yem fiyatlarında artışı yüzde 40.41, enerji fiyatlarındaki artışı yüzde 48.74 olarak açıkladığını belirten Çandır, işçilik maliyetlerinde yüzde 50’nin üzerinde artış görüldüğünü, bu artışlara karşılık tarımsal üretici fiyatlarının 2021 yılında yüzde 36.39 artabildiğine dikkat çekti. İşlenmemiş gıda fiyatlarının yüzde 39.83 ve yaş meyve sebze fiyatlarının yüzde 17.94 artabildiğine işaret eden Çandır, şunları kaydetti: “Et ve hayvansal ürünlerin fiyatları da baskılanmış ve girdi maliyetlerindeki artışların çok çok altında fiyatlar yaşanmıştır. Varlığını devam ettirmenin sınırında yaşayan sektörümüze mutlaka gerçekçi destekler sağlanmalıdır. Bu desteklerin bir bölümü yıllardır ürettiği oranda alamadığı destekleme ödemeleridir. Diğer bir bölümü ise uygun koşullu krediye erişimle ilgilidir. Yüksek enflasyon geniş halk kesimleri ile üreticiler üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturmaktadır. Bu yüksek enflasyon belasına asla alışmamalıyız ve bunu normalleştirmemeliyiz. Çünkü sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engellerden biri yüksek enflasyondur. Halbuki sektörümüzün acilen büyüme ivmesi yakalaması gerekmektedir. Son 10 yıldır sektörümüz bir yıl küçülen bir yıl büyüyen bir performans içerisindedir.” MALİYETLER DÜŞÜRÜLMELİ ATB Başkanı Ali Çandır, dünyada tarımsal üretim ve ticarinin birincil stratejik alan olarak kabul edilip hareket edileceği bir döneme girildiğini belirtirken, son yıllarda bir büyüyüp bir küçülen tarım sektörünün, istikrarlı bir biçimde büyümesinin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Çandır, bunun için de maliyet yapısının katma değer yaratacak şekilde düzenlenmesi, dışarıdan satın alınan mal ve hizmet maliyetlerinin payının düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Çandır, “Aksi halde her kur hareketi bizleri savurmaya devam edecektir. Üreticinin yüzde 30’u aşan vadeli girdi maliyetlerinin azaltılması ve benzeri kolaylıklar için kamu bankası destekli bir dijital tedarik sistemi kurulmalıdır. Ziraat Bankası’na da önerdiğimiz GİTAP dediğimiz bu sistem hayata geçirildiğinde üretimdeki girdi maliyetlerini önemli ölçüde azaltmak mümkün olacaktır” önerilerini dile getirdi. HAVA ÜRÜN FİYATLARINI ETKİLEDİ Hava koşullarının tarım sektörünü çok zorladığı bir ayı geçirdiklerini belirten Çandır, yaş meyve sebze arzının düşmesi, talebin araza göre yüksek olması ve nakliyede yaşanan problemlerin artması nedeniyle ürünlerin fiyatlarının da yükseldiğini kaydetti. Ancak yükselen fiyatlarda komisyoncuların sorumlu tutulduğunu kaydeden Çandır, şunları söyledi: “Üyelerimiz, kanunlarca belirlenen oranlarda komisyon aldıklarını, ticaretlerini bu oranda yaptıklarını ve üretim için çiftçilere ön finansman kredisi sağladıklarını belirtmişlerdir. Son dönemde yaşanan yüksek enflasyon ve artan yaş sebze fiyatları nedeniyle; meslekleri üzerinde olumsuz bir kamuoyu baskısı oluşturulduğunu ve konunun ülkemiz gündeminde sıklıkla ve yanlış bir şekilde gündeme getirilmesinden duydukları rahatsızlığı bir kez daha ifade etmişlerdir. Zorlu koşullara rağmen çalışmaktan ve üretmekten vazgeçmeyen üreticilerimize, emekçilerimize ve üreticilerimizin emeğini kıymetlendiren komisyoncu, tüccar ve ihracatçılarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.” KOTASIZ TİCARETİN ÖNÜ AÇILMALI Rusya Federasyonu tarafından domates ithalatına getirilen kotanın ihracatçıyı zor durumda bıraktığını söyleyen Çandır, kotanın 3.500 tonun altına düştüğü ve kısa sürede dolacağının ifade edildiğini anımsattı. Türkiye’nin 2021 yılında domates ihracatını 363 milyon dolara yükselttiğini, miktar bakımından yüzde 19, değer bakımdan yüzde 16 artışla 2021’i kapattıklarını belirten Çandır, “İhracatımızın yüzde 19’una denk gelen 68 milyon dolarlık kısmını da Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmiştik. 2022 Ocak ayı domates ihracatında miktarda yüzde 8, değerde ise yüzde 23 artışı yakaladık. Kotanın kalkmasıyla ihracatımız daha fazla artacaktır. Üreticilerimiz, üyelerimiz ve ihracatçılarımızın beklentisi kotaların tamamen kaldırılması ve kotasız ticaretin önünün açılması yönündedir” diye konuştu. KIRCAMİ DEĞERLENDİRMESİ Konuşmasında Kırcami’nin yapılaşmaya açılmasını da değerlendiren Başkan Çandır, son 20-30 yılda Antalya kent merkezinde bir çok tarım alanının imara kurban edildiğini anımsattı. Kırcami’nin imarıyla ilgili kararın da Belediye meclisinden geçtiğini belirten Çandır, “Bu konuda iki dileğimiz ve talebimiz bulunmaktadır. Bunlardan ilki, böylesi özel bir tarım alanının imara açılması kararının son olmasıdır. İkincisi ise Antalya’nın bundan sonraki kentsel yenileşmesinde referans olacak şekilde hayata geçmesidir. Kentimizdeki yaşamın ve üretimin sürdürülebilirliği bakımından bu iki konunun hayati önem taşıdığını düşünmekteyiz” diye konuştu. Ali Çandır, Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav’ın vefat eden babası Hasan Simav’a Allah’tan rahmet dilerken, Hüseyin Simav ve ailesine başsağlığı diledi. Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  

Detaylar...