Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Mart Nisan 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
29 30 31 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 1 2
3 4 5 6 7 8 9
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 3.238.249.17
Şuan 14 kişi online
Bugün 188 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 146051
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

TOHUMDAN ATEŞE EKMEK
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde Aralık 2020’de hayata geçirilen Pandemi Günlerinde Tarım Eğitim Programı “ekmek” eğitimi ile devam ediyor. “Tohumdan Ateşe Ekmek” eğitimi 27 Şubat’ta başlayacak, 21 Mart’a kadar sokağa çıkma yasağının uygulandığı hafta sonları devam edecek. Belgeli, ücretsiz, online eğitim programı içerisinde workshoplar da yapılacak. Eğitimin ardından yapılacak sınavda başarılı olan katılımcılara belge verilecek. EKMEĞİN TARİHİNDEN MAYALAMASINA KADAR HERŞEY Program çerçevesinde 27 Şubat’ta unlu mamüller marka danışmanı Mine Ataman’ın anlatımıyla ekmeğin doğuşu, 28 Şubat’ta günümüzde ekmeğin geldiği nokta anlatılacak. 6 Mart’ta Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Thomas Zimmermann “Toprağı işleyen ekmeği dişler” neolitik çağda tarım ve buğday üretiminin sallantılı başlangıcını anlatacak. 7 Mart’ta düzenlenecek workshopta Mine Ataman, 3 ekşi maya tarifi verecek. 13 Mart’ta Mine Ataman dünyada ve Türkiye’de ekmek kültürü ve ekmekçilik sektörü ile Almanya’nın Pumpernickel ekmeğini anlatacak. 14 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Güven Şahin ve Mine Ataman’ın anlatımıyla coğrafi işaret ve marka ekmekler hakkında bilgi verilecek. 20 Mart’ta Beslenme Uzmanı Dilara Koçak, beslenme ve ekmeği katılımcılara anlatacak. 21 Mart’ta düzenlenecek workshopta Mine Ataman 3 farklı tahıldan siyez ekmeği, buğday ekmeği ve ciabatta ekmeğinin yapımını anlatacak. HERKES KENDİ EKMEĞİNİ YAPACAK Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, pandemi günlerinde tarım eğitimine sofraların vazgeçilmezi ekmekle devam edeceğini belirtti. 12 bin yıllık geçmişe sahip Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğunu ve ekmeğin bu topraklardan doğduğunu kaydeden Çandır, “Sokağa çıkma yasağının uygulandığı bir dönemde, tarihimizde, kültürümüzde ve beslenmemizde önemli bir yeri olan ekmeği işlemek istedik. Katılımcıların büyük zevkle takip edeceği bir eğitim programı olacağını düşünüyorum. Eğitimin ardından herkes kendi ekmeğini yapacak” dedi. PEYNİR, EKMEK, ZEYTİN ÜÇLEMESİ Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, ekmeğin günlük hayatımızın vazgeçilmezi olduğunu belirtirken, pandemi döneminde sokağa çıkma yasağının uygulandığı günlerde bir ay sürecek ekmek eğitimi vereceklerini belirtti. Daha önce zeytin ve peynir ile ilgili eğitim verdiklerini anımsatan Karaca, “Ekmek eğitimi ile bu üçlemeyi tamamlıyoruz” dedi. Eğitime ilginin yoğun olduğunu bildiren Karaca, İran, Suriye, Bulgaristan, ABD, KKTC, Suudi Arabistan, Almanya, Belçika, Macaristan, Fransa, Avusturya gibi bir çok ülkeden çok sayıda başvuru geldiğini söyledi.  

Detaylar...

“SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR?” SAMSUN’DA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde ülkemizin yöresel ürünlerini il il gündeme getirmek, başarı hikayelerini paylaşmak amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programında bu hafta Samsun’un yöresel ürünleri konuşuldu. Programa, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, TOBB Başkan Yardımcısı ve Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çakır, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İbrahim Ethem Şahin, Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç, Bafra TSO Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Başar, Vezirköprü TSO Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Fişekci konuk olarak katıldı BİNİN ÜZERİNDE ÜRÜNÜMÜZ VAR, 14’Ü COĞRAFİ İŞARETLİ Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, çok kültürlü bir şehir olan Samsun’un mutfak kültürünün de güçlü olduğunu söyledi. 14 Coğrafi İşaretli ürüne sahip Samsun’un Terme, Çarşamba ve Bafra pidesinin ayrı ayrı coğrafi işarete sahip olduğuna dikkat çeken Demir, “Hepsinin kendine has lezzeti ve özelliği var. Samsun’da pide yiyen başka yerde pide yiyemez” dedi. Demir, kaybolmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarının canlandırmak için usta yetiştirme kursları düzenlediklerini söyledi. Samsun’un coğrafi işaret alabilecek binin üzerinde yöresel ürünü olduğunu söyleyen Mustafa Demir, “Coğrafi işaret sayımızı artıracağız” dedi. SADECE KASKET DEĞİL İYİLİĞİN SİMGESİ TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Yeşilırmak’ın beslediği Çarşamba ile Kızılırmak’ın beslediği Bafra ovasının bereketinin yöresel ürünleri ortaya çıkardığını söyledi. Coğrafi İşaretli Çarşamba 8 Köşeli Kasketteki her bir köşenin bir anlamı olduğunu belirten Murzioğlu, cömertlik, mertlik, dürüstlük, yiğitlik, çalışkanlık, misafirperverlik, alçakgönüllülük, vatanperverliği simgelediğini anlattı. YÖREX ÖZLEMİ Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle Antalya’da düzenlenen YÖREX’in yöresel ürünlerin buluşma noktası haline geldiğini belirten Murzioğlu, “Samsun olarak YÖREX’e her yıl katılıyoruz. Yöresel ürünlerimizi YÖREX’te sergiliyoruz. Coğrafi işaretli ürünlerimizin tanıtımı yapıyoruz. 2020 yılında pandemiden dolayı yapamadığımız YÖREX’i inşallah bu yıl yaparız” dedi. Samsun Ticaret Borsası Başkanı Sinan Çakır, Borsa olarak yöresel ürünlere sahip çıktıklarını söyledi. Her yıl büyük coşkuyla katıldıkları YÖREX’in bu yıl düzenlenmesini beklediklerini kaydeden Çakır, “YÖREX’i inşallah bu yıl gerçekleştiririz. Samsun’daki oda borsalar olarak birlik beraberlik içerisinde fuarda yerimizi alırız. Ülkemizin yöresel ürünlerini YÖREX’te görüyoruz” dedi. Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç, Bafra ovasının 4 mevsim tarım yapılabilen bir yer olduğunu belirtirken, coğrafi işaretli Bafra Kaymaklı Lokum, Bafra Nokulu, Bafra Pidesi, Bafra Zembili hakkında bilgi verdi. Bafra Sanayi ve Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Göksel Başar, zengin yöresel ürünlere sahip olan Bafra’nın her yıl ürünlerini YÖREX’te sergilediğini belirtti. Başar, çok sayıda coğrafi işaretli ürüne sahip olduklarını söylerken, Alaçam ilçesinin koyun peyniri ve kapaklı pidesi için coğrafi işaret çalışması yaptıklarını bildirdi. 52 USTADAN 8 KİŞİ KALDI Vezirköprü TSO Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Fişekci, Yöresel Ürünler Fuarı’nın mimarı ATB Başkanı Ali Çandır’a teşekkür etti. Vezirköprü’nün yöresel ürünlerini anlatan Fişekçi, coğrafi işaretli Vezirköprü Semaverini yapan 52 ustadan sadece 8 usta kaldığına dikkat çekti. “Semaverimizi yapacak usta bulamayacağız. Bu nedenle çırak yetiştirmek için çalışma yapıyoruz” diyen Fişekçi, bu yıl YÖREX’te Vezirköprü semaverini sergilemek istediklerini söyledi. YÖRESEL ÜRÜNLERİN PAZARLAMA STRATEJİSİ Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İbrahim Ethem Şahin, YÖREX gibi etkinliklere katılarak bölgenin tanıtım ve yatırım faaliyetlerine aracılık etiklerini söyledi. Şahin, yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin pazarlanması için kooperatiflere yönelik doğru pazarlama yöntemleri, ürün nasıl satılır, marka imajı nasıl oluşturulur konularında danışmanlık desteği verdiklerini belirtirken, “Coğrafi işaretli ürünlerimizi AB’ye akredite etmenin yollarını arıyoruz” dedi. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, Samsun’un tarım potansiyelini anlatırken, coğrafi işaretli ürünlerin kaynaklarını korumak için yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Sağlam, Bafra lokumunun en önemli maddesi manda sütü için manda yetiştiriciliğini artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.  

Detaylar...

VERGİ DAİRESİ BAŞKANI’NDAN 1 MART UYARISI
Antalya Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ı ziyaret etti. Ziyarette, kent ekonomisi ve devlete olan vergi ve diğer borçların yapılandırılmasıyla ilgili konular gündeme geldi. Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan, Antalya’nın ülke ekonomi için önemli bir il olduğunu belirtti. Bazı kamu alacaklarının yapılandırılması hakkındaki 7256 sayılı Kanun kapsamında başvuruların 1 Şubat’ta sona erdiğini kaydeden Karayılan, ilk taksitin en geç 1 Mart’ta ödenmesi gerektiğine dikkat çekti. Karayılan, yapılandırmanın bozulmaması için ilk iki taksitin zamanında ödenmesi gerektiğini vurguladı. ÜST LİMİTLİ BORÇLULARDAN YOĞUN TALEP GELDİ Türkiye nüfusu ve ekonomisinde 5. İl olan Antalya’nın da yapılandırmada önemli bir il olduğunu kaydeden İlhan Karayılan, Antalya’da yapılandırma için 400 bine yakın dilekçe alındığını bildirdi. Karayılan, “Antalya’dan kamu borçlarının yapılandırmasıyla ilgili önemli sayıda başvuru oldu. Yüksek limitli borçlularda yüzde 80’in üzerinde bir başvuru aldık. Orta ve üst limit borçlulardan yoğun başvuru alınması bizim için çok önemliydi” diye konuştu. Karayılan, pandemi döneminde yapılan yapılandırma başvurularının yüzde 80’ini online aldıklarını bildirdi. Yapılandırmanın mükellefi borçların birikmiş faiz yükünde kurtardığını kaydeden Vergi Dairesi Başkanı Karayılan, peşin ödemelerde büyük avantaj sağlandığına dikkat çekti. Karayılan, yapılandırmanın ekonomideki son dönemdeki olumlu dengelenme sürecine de önemli katkı sağlayacağını söyledi. Karayılan, Başkan Çandır’a üyelerinin yapılandırmadan yararlanması için verdiği destek nedeniyle teşekkür etti. EKONOMİMİZ ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR Antalya Ticaret Borsası Başkan Ali Çandır, mükellefin devlete olan borçlarını zamanında ödemesinden yana olduklarını belirtirken, zamanında ödeme yapanların da farklı uygulamalarla karşılanması gerektiğini kaydetti. Çandır, yapılandırmadan yararlan kişi ve kurumların hak kaybı yaşamaması için borç taksitlerini zamanında ödemesi çağrısında bulundu. Çandır, pandemi döneminde kent ekonomisiyle ve tarım sektörüyle ilgili görüşlerini Karayılan’la paylaşırken, Antalya ekonomisinin zorlu bir dönemde geçtiğini belirtti, el birliğiyle bu dönemin atlatılmasını diledi.  

Detaylar...

KİRAZIN 20 YILLIK BAŞARI HİKAYESİ
Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye, 2012’de 156 milyon dolar, 2019’de 183 milyon dolar, 2020 yılında ise 230 milyon dolar ihracat geliri elde etti. 2012’de 470 bin ton kiraz üretilirken, üretim miktarımız 700 bin tonu geçti. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen Pandemi Günlerinde Tarım Eğitimi kapsamında kiraz eğitimi düzenlendi. Online ve ücretsiz eğitime ülkemizin yanı sıra Azerbaycan, KKTC, Yunanistan, Belçika, Kazakistan, Kanada, İsviçre, Kuveyt, Suriye, Bulgaristan’dan gibi çok sayıda ülkeden yaklaşık 1000 kişi katıldı. Eğitim programı sosyal medya trend topik oldu. ANAVATANI DOĞU KARADENİZ Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden (MAREM) Dr. Hasan Cumhur Sarısu, kirazda ekolojik istekler, çeşitler ve özelliklerini anlattı. Kirazın anavatanının Doğu Karadeniz olduğunu belirten Sarısu, Çanakkale’den Niğde’ye, Isparta’dan Kahramanmaraş’a geniş bir coğrafyada üretiminin yapıldığını kaydetti. DÜNYADA LİDERİZ Ülke olarak dünya kiraz üretiminde birinci sırada yer aldığımızı bildiren Sarısu, “Ülkemizi dünyada birinci yapan, zor koşullarda üreten kiraz çiftçisidir. Kirazın 20 yıllık bir başarı hikayesi var. Bu hikayede çiftçisinden araştırmacısına, ihracatçısından kamuya kadar herkesin payı var” dedi. 1990’lı yıllara kadar kirazın çok az miktarda ihraç edildiğini, 2000’li yılların başında özel sektörün kirazla ilgili önemli yatırımlar yaptığını anımsatan Sarısu, “Üretim miktarında ciddi bir artış oldu. 2012’de 470 bin ton kiraz üretirken, şu an 700 bin ton üretimimiz var” dedi. Kirazın önemli bir ihracat kalemi olduğunu kaydeden Sarısu, “İhraç pazarı açılınca kiraz önemli bir ürün haline geldi. Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya, ABD’den İran’a tüm dünyaya kiraz satar hale geldik. 2012 yılında 55 bin ton kiraz ihraç ederken, 2019’da ihracatımız 80 bin tonu aştı. İhracattan 2012’de 156 milyon dolar, 2019’de 183 milyon dolar gelir elde ederken, 2020 yılında kirazdan 230 milyon dolar ihracat geliri elde ettik” diye konuştu. NAZLI VE ZOR BİR MEYVE Kirazın yetiştirilmesinin zor olduğunu, meyvesinin nazlı olduğunu ve yağmur, dolu gibi doğa olaylarından çabuk etkilendiğini anlatan Sarısu, son dönemde kaliteyi artırmak için yaptıkları ıslah çalışmaları hakkında bilgi verdi. Eskiden 26 milimetre altında kiraz ihraç edilirken, şimdi 34 milimetre üzeri kiraz ihracatı yapıldığını belirten Sarısu, “Hedefimiz 40-42 milimetre kiraz elde etmek” dedi. Kaliteli kiraza talebin arttığını vurgulayan Sarısu, “Avrupa’daki tüketicinin 18 Avro’dan bizim kirazımızı alabilmesi için standartlarda ve kaliteli ürünü ulaştırmamız lazım. Ancak böyle para kazanabiliriz” diye konuştu. 27 kiraz çeşidi üzerinde çalıştıklarını anlatan Sarısu, katılımcıların sorularını yanıtladı. EĞİTİM DEVAM EDECEK Kiraz eğitimi 20 ve 21 Şubat tarihlerinde iki oturumda düzenlenecek derslerle devam edecek. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi İsmail Demirtaş, kirazın sistematiği, beslenmedeki önemi, besin içeriği, dünyadaki kiraz üretimi ve ticaretinin gelişimi, kiraz anaçları ve çoğaltma teknikleri, kiraz bahçe tesisini anlatacak. Dr. Hasan Cumhur Sarısu ise döllenme biyolojisi, kiraz bahçesinde budama ve terbiye sistemlerini anlatacak.  

Detaylar...

İKLİM DEĞİŞİYOR, TARIM POLİTİKA BEKLİYOR
Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) dönem başkanlığını yaptığı Antalya Tarım Konseyi, “Antalya’da ve Tarım ve İklim Etkileşimi” başlıklı Tarım Sohbetleri düzenledi. Tarım yazarı Galip Umut Özdil moderatörlüğünde online yapılan toplantıya, İstanbul Üniversitesi Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Şaylan, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Dellal, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca konuşmacı olarak katıldı. Antalya Ticaret Borsası ve Tarım Konseyi Başkanı Ali Çandır önümüzdeki en önemli sorun olarak görünen iklim değişikliğini gündeme getirmek ve bu konuda yapılacak çalışmalara ışık tutmak için böyle bir toplantıya organize ettiklerini belirtirken, katılımcılara teşekkür etti. Moderatör Galip Umut Özdil, pandemi dönemini atlattıktan sonra temel gündem maddelerimizden birinin iklim değişikliği olacağını söyledi. Özdil, “İklim değişikliği hem yaşamımıza, hem de tarımsal üretimi etkileyecek. Böyle giderse konfor alanımız giderek daralacak. Paramız olsa bile tarım ürünlerini satın alamayacağımız duruma geleceğiz, çünkü ürün olmayacak. Bu durum beslenme alışkanlığımızı bile değiştirebilir. Bitki desenimiz baştan aşağı değişebilir. Bu hepimizi çok yakından ilgilendiren bir konu” diye konuştu. SICAKLIK ARTACAK, YAĞIŞLAR AZALACAK İstanbul Üniversitesi Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Şaylan, yağış eğilimleriyle ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarını paylaştı. Şaylan, 2100 yılına kadarki durumu gösteren modelleme çalışmalarında ülkemizde sıcaklığın iyimser senaryoya göre 2.5- 3 santigrat derece, kötümser senaryoya göre 6- 7 santigrat derece artmasının öngörüldüğünü bildirdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarına göre, 2040 yılına kadar 2- 4 santigrat derece kadar artış beklendiğini, kıyı Ege, Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz’de kış yağışlarında artış beklendiğini, kıyı Ege ve Doğu Akdeniz hariç tüm yurtta ilkbahar yağışlarının yüzde 20 azalacağının tahmin edildiğini kaydeden Şaylan, “2040 ile 2070 yılları arasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdeniz’de kış yağışlarında yüzde 20 azalma bekleniyor. Diğer bölgelerde de azalma trendi var. 80 yıl sonra Ege, Marmara, Karadeniz kıyıları hariç yaz yağışlarında yüzde 40’lara varan azalmalar bekleniyor. Sonbahar yağışlarında ise tüm yurtta azalmalar bekleniyor. Yaz yağışlarının Doğu Anadolu’da yüzde 30 azalma beklenirken, kıyı Ege ve İç Anadolu’nun küçük bir bölümü hariç tüm yurtta yağışlarda azalmaların olacağı bekleniyor. Kuraklık başımızın belası olarak karşımızda duruyor” diye konuştu. ANTALYA DAHA DA YANACAK Yaptığı simülasyon çalışmalarda Antalya ile ilgili 2095 öngörüsünü de paylaşan Prof. Dr. Levent Şaylan, Antalya’da maksimum sıcaklıkların 6 derece kadar artış beklendiğini kaydetti. Antalya’da yağışların yüzde 80’inin Ekim ile Şubat arasında 5 ayda düştüğüne dikkat çeken Şaylan, “Benim yaptığım simülasyona göre 2095 yılına kadar 5 aylık dönemde 867 milimetre yerine 677 milimetre ye kadar yağış düşecek. Yağışlarda yüzde 23.5 azalma bekleniyor” dedi. Şaylan, Tarsim kayıtlarına göre çiftçinin don, dolu, fırtına, hortum, aşırı yağışlardan çok fazla etkilendiğine dikkat çekti. İKLİM BİLİM KURULU ÖNERİSİ Tarımın iklim değişikliğine adaptasyonu, ne kadar zarar göreceği, bu konuda neler yapılması gerektiği, planlama ve iklim değişikliği karşısında tarıma nasıl yön verileceği, mevcut projelerin revize edilmesi gibi sorulara cevap aranması gerektiğini vurgulayan Şaylan, “Ülkemizde cakla, cukla geçirecek vaktimiz kalmadı. Yetişen bitkilerimiz iklim değişikliğine ne kadar hassastır, iklim değişikliğine uyum sağlar mı bununla ilgili acil olarak önlem almak lazım” dedi. Şaylan, 30 yıldır tarımsal meteoroloji alanında ekibiyle dünya standartlarında cihazlarla çalıştıklarını belirtirken, bu potansiyelden yararlanılması gerektiğini söyledi. Şaylan, Koronavirüs’le ilgili bilim kurulu oluşturulduğunu belirterek, iklimle ilgili de bilim kurulu oluşturulmasını önerdi. ÇİFTÇİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ HİSSEDİYOR Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Dellal, iklim değişikliğinin sadece canlı yaşamını değil ekonomiyi de olumsuz etkilediğini belirtti. İklim değişikliğinin bir çok ülkenin politikalarında yer aldığını söyleyen Dellal, “Ancak Türkiye’de maalesef afaki kavram olarak görülüyor. Devletin en önemli kurumları bile ‘iklim değişikliği yoktur’ diyebiliyor. İklim değişikliği etkilerine hazırlıklı olmalıyız. Bizim de bu konuda politika değişikliği yapmamız lazım. Sürdürülebilir ve çevre dostu tarımsal üretime geçmeliyiz. Bunları değerlendirerek Türkiye tarımda yeni bir hamle yapmalı” diye konuştu. Geçen yıl ülke genelinde 4 bin 850 çiftçiye ‘iklim değikliğini hissediyor musunuz’ sorusunu yönelttiklerini kaydeden Dellal, “Türkiye’de çiftçimizin yüzde 87’si iklim değişikliğini hissettiğini söyledi. Bu oran Antalya’da yüzde 91 oldu. Çiftçimiz, bahar mevsimi kısa geçiyor, mevsimde kayma oluyor, çiçeklenme dönemi etkilendi, üretimde azalma var, sulama ve enerji maliyetleri arttı, dolu, fırtına, hortum zararı daha fazla oluyor, otlatma dönemi kısalıyor, yem maliyetleri artırıyor cevaplarını paylaştı. Çiftçi üretim dönemini kaydırarak adapte olmaya çalışıyor, fide dikim zamanlarını kaydırıyor. 2005’te iklim değişikliğine ‘kıyamet senaryosu’ demiştim, belki de şu an ön izlemesini yaşıyoruz. Hiçbir önlem alınmazsa torunlarımız daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalacak” diye konuştu. ÜRÜN FİYATLARI DAHA DA ARTABİLİR Ürün verimde azalma ve maliyetlerdeki artışın fiyatları tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. İlkay Dellal, “Meyvecilikte üretim döneminde ilaçların erken başladığı, geç döneme kadar devam ettiği, ilaçlama sayısının fazlalaştığını görüyoruz. Bunlar iklim değişikliğinin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Maliyetlerdeki artış doğal olarak ürün fiyatlarına yansıyacak, gıda fiyatları artacaktır” dedi. AB’YE TARIM TİCARETİ UYARISI Avrupa Birliği’nin 9 tarım politikasında biri olarak iklim değişikliğini belirlediğini, iklim yasası hazırlıkları bulunduğunu belirten Dellal, özellikle sera gazı emisyonu azaltımıyla ilgili ciddi çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çekti. Dellal, “Türkiye için AB tarım ticaretinde önemli bir partner. Belki iklim yasasından sonra sera gazı emisyonu çok düşük ürünlerin ticaretine izin verecekler. Bizim buna hazırlıklı olmamız lazım” dedi. TARIMSAL SULAMADA TASARRUF YAPMALIYIZ Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, 78 milyon hektar toprağın 28 milyon hektarında tarım yapabildiğimizi belirtirken, bunun 26 milyonunun sulanabilir durumda olduğunu ancak su olmadığı için sulanamadığını söyledi. 57 milyar metreküp suyun yüzde 75’ini tarımsal sulamada kullandığımızı kaydeden Büyüktaş, tarımsal sulamada büyük su kaybı yaşandığını, damlama sulama gibi uygulamaların teşvik edilerek sulama politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Büyüktaş, “Biz tarımda sulama yaparken yarısı ürüne ulaşmadan uçup gidiyor. Suda tasarrufu yapacaksak tarımsal sulamada yapılmalı” dedi. 2023’te tarımda kullanılan suyun yüzde 64’e çekilmesinin hedeflendiğini belirten çeken Prof. Dr. Dursun Büyüktaş, Avrupa’da suyun yüzde 58’inin tarımda kullanıldığına dikkat çekti. Türkiye’nin su fakiri ülke olma tehdidi ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Büyüktaş, “Önlemleri buna göre almalıyız” dedi. Kış yağışlarının depolanması gerektiğini, yeraltı depolamaların bu konuda etkili olacağını kaydeden Büyüktaş, su tüketimi daha az olan bitkilerin üretimine yönelmemiz, suyu verimli kullanan sulama yöntemlerinin kullanılması, düşük kalitedeki suların sulamada kullanılmasını önerdi. ZARARLI BÖCEKLERİN POPÜLASYONU ARTIYOR Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca, sıcaklığın bitki ve böcekler üzerine etkisine dikkat çekti. Kuzey yarım küredeki bitki türlerinin yaşamlarını devam ettirebilmesi için yılda 1 kilometre kuzeye doğru yayıldıklarını bildiren Karaca, böcek türlerinin yayılma sınırlarının da her 10 yıl için 6.1 kilometre kuzeye doğru hareket ettiğine dikkat çekti. 2 santigrat derecelik sıcaklık artışının böceklerin vereceği döl sayısını 1 ile 5 arasında artıracağının tahmin edildiğini belirten Karaca, “Kış dönemi az olunca böceklerin popülasyonu artıyor” dedi. Bitkilerde tomurcukların patlaması gibi olayların her 10 yılda bir 5 gün erken gerçekleşmeye başladığını bildiren Karaca, Avrupa’daki bazı ağaçların 50 yıl öncesine göre 16 gün erken yaprak açtığı, 13 gün daha geç yaprak döktüğüne dikkat çekti. 3 milyon civarında böcek türü olduğunu belirten Prof. Dr. İsmail Karaca, “Bunlar uyumazlarsa bizim ürünlerimize ortak olacaklar. Sıcaklıkla birlikte böcekler tarafından oluşturulan kayıpların daha fazla olacağı öngörülüyor. Böceklerin her türlü iklim değişimine adaptasyonu diğer canlılardan daha yüksek, özellikle zararlı böceklerin adaptasyonu da diğer türlere göre daha fazla. Yayılma kapasitesi daha fazla olacağından ürün değişikliklerine adaptasyonu daha fazla olacak” diye konuştu. Karaca, ilaçlama sayısının artmasıyla sağlık sorunlarının artacağına da dikkat çekerken, yararlı organizmaları çoğaltacak önlemlerin çalışmalara ağırlık vermeliyiz” diye konuştu. Yaprak biti ve domates güvesi örneklerini veren Prof. Dr. Karaca, “Önümüzde dönemde sıcaklığın artmasıyla birlikte çiftçi daha çok zararlıyla mücadele etmek zorunda kalacak. Zararlılarla mücadelede kullanılan ilaçlama sayısı da artarsa sağlıklı ürüne ulaşmada da bizi bazı sorunlar bekliyor” dedi.  

Detaylar...

PANDEMİDE KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİNİ ÖĞRENECEKLER
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen Pandemi Günlerinde Tarım Eğitimi, ihracat değeri her geçen yıl artan kiraz ile devam ediyor. Kiraz yetiştiriciliğinden bahçe tesisine, budamadan çeşitlere bir çok konunun anlatılacağı eğitim, 14, 20 ve 21 Şubat tarihlerinde online düzenlenecek. Eğitime Azerbaycan, KKTC, Yunanistan, Belçika, Kazakistan, Kanada, İsviçre, Kuveyt, Suriye, Bulgaristan’dan gibi bir çok ülkeden 1544 başvuru geldi. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi İsmail Demirtaş 14 Şubat Pazar günü kirazın sistematiği, beslenmedeki önemi, besin içeriği, dünyadaki kiraz üretimi ve ticaretinin gelişimi, kiraz anaçları ve çoğaltma teknikleri, kiraz bahçe tesisini anlatacak. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Hasan Cumhur Sarısu, 20 Şubat Cumartesi günü kirazın ekolojik istekleri, kiraz çeşitleri ve özelliklerini anlatacak. Dr. Hasan Cumhur Sarısu, 21 Şubat Pazar günü ise döllenme biyolojisi, kiraz bahçesinde budama ve terbiye sistemlerini anlatacak. Eğitimin sonunda sınava tabi tutulacak katılımcılardan başarılı olanlara belge verilecek. TARIMDA EĞİTİM SEFERBERLİĞİ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, pandemi döneminde sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde düzenledikleri tarım eğitimlerinin gelen talepler doğrultusunda farklı konularla devam ettiğini belirtirken, eğitimlere yoğun ilgi gösterildiğini söyledi. 3 gün boyunca kiraz yetiştiriciliğinin püf noktalarının anlatılacağını belirten Çandır, “Antalya Ticaret Borsası ve Tarım ve Orman Müdürlüğümüz tarımsal eğitimin geliştirilmesi için ciddi bir seferberlik başlattı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. TARIM EKONOMİSİNDE DEĞERİ YÜKSEK Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Gökhan Karaca, kiraz yetiştiriciliğinin önemini belirtirken, “İnsanların beslenmesinde ve tarım ekonomimizde değeri her geçen gün artan kiraz tarımının daha bilinçli yapılması için bu eğitimimiz çiftçilere, girişimcilere ve mühendislere ışık olacak” dedi. Kiraz eğitimine yurtdışından da çok sayıda kişinin başvuruda bulunduğunu kaydeden Karaca, Belçika’dan Kazakistan’a, Yunanistan’dan Suriye’ye çok sayıda ülkeden başvuru aldıklarını bildirdi. Karaca, “Kiraz yetiştiriciliğinin püf noktaları bu eğitimde verilecek. Eğitimlerimiz yurtdışından çok sayıda katılımla uluslararası nitelikte oluyor. Tarımsal eğitimin üretim kalitemiz ve ürünlerimizin ticaretini artıracağına inanıyor, bu yolda ilerliyoruz” diye konuştu.  

Detaylar...

CARİ AÇIĞI AZALTACAK FORMÜL; YÖRESEL ÜRÜNLER
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, 37 milyar dolar cari açığı olan Türkiye’nin 2500 coğrafi işaret alabilecek yöresel ürünüyle ülke ekonomisine 20 milyar dolar kazanç sağlayabileceğini bildirdi. Baran, “AB’de tescil almış 3 bin 732 ürün var, bunların AB ekonomisine katkısı 77 milyar Avro” dedi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programında Ankara’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri konuşuldu. Gürsel Cingöz moderatörlüğünde online düzenlenen programın bu haftaki konukları, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Zekai Efeoğlu, Ankara Tarım ve Orman Müdürü Bülent Korkmaz oldu. CARİ AÇIĞIN FORMÜLÜ Ankara Ticaret Odası olarak yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılması için çalıştıklarını belirten ATO Başkanı Gürsel Baran, bu çerçevede Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi düzenlediklerini kaydetti. Ankara’nın 14 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, 28 ürün için tescil başvurusunda bulunulduğunu söyleyen Baran, Başkent’te coğrafi işaret alabilecek 720 yöresel ürün bulunduğunu bildirdi. Türkiye’nin 37 milyar dolar cari açığını azaltmak için coğrafi işaretli yöresel ürünleri işaret eden Baran, şunları söyledi: “Bu ülkenin her yerinde inanılmaz bir zenginlik var. Bu zenginliği ülkenin menfaatlerine dönüştürmekle ilgili çalışmalar yapmalıyız. Başka ülkeler bunu yapıyor. Fransa’nın Comte Peyniri, İtalya’nın Parmesan peynirinin iki ülkeye katkısı 1.5 milyar Avro. 50 bin kişiye istihdam sağlanıyor. AB‘de tescil almış 3 bin 732 ürün var, bunların AB ekonomisine katkısı 77 milyar Avro. Dünyada tescil almış 10 bin ürün var, bunların 200 milyar Avro karşılığı var. Bizim ise coğrafi işaret alabilecek 2500 ürünümüz var. Ülkemize katkısı 20 milyar dolar olabilir. 37 milyar dolar cari açık verdiğimiz düşünüldüğünde, buradan gelecek 20 milyar dolar ekonomimize inanılmaz katkı sağlar, eğer değerlendirebilirsek” diye konuştu. Ekonomiden sosyal hayata, eğitimden sağlığa güçlendirilerek kırsalın nüfusunun artırılması gerektiğini vurgulayan Baran, “Köyden kente göçü önlemeliyiz. Nasıl önleriz onların emeğini kıymetlendirerek. Köyleri boşalttık, kimse kalmadı, şehirlerde ise işsizler ordusu” dedi. Tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden birisi iken tarımla ilgili şimdi sıkıntılar yaşadığımızı belirten Baran, “İnsanlar tarıma bundan sonraki süreçte gereken önemi verecek. Yakın süreçte dünyada kendi kendine yeten ve önemli ülkelerden biri olacağız. Ülkemizin potansiyeli tarımını gelişimi için uygun” dedi. YÖREX’İ AVRUPA’YA TAŞIMALIYIZ TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz, yöresel ürünlerin önemini vurgularken, Ankara’nın da önemli yöresel değerlere ev sahipliği yaptığını belirtti. Yöresel Ürünler Fuarı’nın yerel değerlerin farkındalığını artırdığını belirten Yavuz, “11 yıl önce Ali Çandır TOBB’a projeyi sunduğunda, başarabilir miyiz diye kendi aramızda epey konuştuk. Ama TOBB’un desteği, Ali Başkan’ın öncülüğünde büyük başarı kaydettik. Emeği geçenleri kutluyorum. 2020 yılında YÖREX’i yapamadık ama inşallah bu yol yine Antalya’da bir araya geliriz. YÖREX Antalya ile kalmamalı, TOBB olarak YÖREX’e her türlü desteği veriyoruz. YÖREX mutlaka dünyaya açılmalı. YÖREX’i Avrupa’ya taşımalıyız” diye konuştu. Türkiye’nin hem kendi kendine yeter hale gelmesi hem de başta komşuları olmak üzere birçok ülkeyi doyurması gerektiğini kaydeden Yavuz, “Tarımı canlı tutmalıyız” dedi. Ankara Tarım ve Orman Müdürü Bülent Korkmaz, Ankara’nın Konya’dan sonra tarım alanı büyüklüğünde ikinci il konumunda olduğunu belirterek, çok sayıda yöresel ürüne ev sahipliği yaptığını kaydetti. Korkmaz, yöresel ürünleri ekonomiye kazandırmak için tarımsal alanda yaptıkları çalışmaları anlattı. Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Zekai Efeoğlu da kırsal kalkınmanın önemini vurgularken, yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasının bunun için iyi bir fırsat olduğunu belirtti. Efeoğlu, Ajans olarak bu alanda yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş, Kalecik Belediye Başkanı Duhan Kalkan, Beypazarı Belediye Başkanı Tuncer Kaplan programa bağlanarak Çubuk Turşusu’ndan Kalecik Karası Üzüme, Beypazarı Kurusu’na kadar ilçelerinin coğrafi işaretli yöresel ürünlerini anlattı.  

Detaylar...

ANTALYA’NIN MARKALAŞMA SINAVI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Adres Patent işbirliğiyle düzenlenen ‘Marka Şehir Antalya’ paneli online yapıldı. Antalya’nın markalaşmasının teknoloji ve Türk ekonomisine katkısının konuşulduğu panelin moderatörlüğünü Adres Patent Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yüksel yaptı. Panele, Antalya Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Antalya İl Müdürü Ömer Ersoy, BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Antalya Teknokent Genel Müdürü İbrahim Yavuz, Türk Patent Hareketi Platformu Başkanı Ali Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun katıldı. MARKA SAYISI 2 YILDA YÜZDE 44 ARTTI Adres Patent Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yüksel, Antalya tarımın ve turizmin yanında teknolojisiyle de son derece güçlü bir şehir olduğunu belirterek, 2 yılda marka sayısını yüzde 44 artırdığını bildirdi. Türkiye için 2023’te 1 milyon patent hedefinde olduklarını kaydeden Yüksel, “Bunu başarabilirsek dünyadaki en büyük 3-4 ekonomi ile bilek güreşi yapabiliriz” dedi. ANTALYA POTANSİYELİNİ YETERİNCE KULLANMIYOR Antalya Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, Covid-19’un sadece sağlık değil ekonomiler üzerinde de ciddi bir etki yarattığını belirtirken, bu dönemde dijital çağa ayak uyduramayan, rekabet düzeyi düşük ve markalaşma sürecini tamamlayamamış firmaların geride kaldığı hatta ticari faaliyetlerini sonlandırdığına dikkat çekti.Antalya’nın tarihi değerlerinden doğasına, ikliminden kültürüne sahip olduklarıyla marka şehir olduğunu belirten Bülbül, “Antalya’nın tanınırlığı açısından problemi yok. Ancak elimizdeki potansiyeli kullanmada çokta da başarılı değiliz. Bizler hala Allah’ın bize bahşettiği deniz, kum, güneş ve iklim avantajlarını kullanarak, doğal markalarımızı sınırlı düzeyde tanıtarak gelir elde etme yolunu tercih ediyoruz. Oysa bizim ürettiğimiz ürünün katma değeri yüksek bir bölümünün bu topraklarda kalacağı markalaşmaya geçmemiz gerekiyor” diye konuştu. BORSANIN MARKALAŞMA ÇALIŞMALARI Borsa olarak Antalya’nın markalaşma çalışmalarına ciddi katkılar sağladıklarını belirten Bülbül, kıyıda ve köşede kalmış ürünleri ekonomiye kazandırmak için ülkeye YÖREX gibi önemli bir markayı kazandırdıklarını belirtti. Antalya kent merkezinin en büyük yeşil alanı 2630 dönümlük Vakıf Çiftçiliğinin ranta kurban edilmesini önlemek için 29 yıllığına kiraladıklarını ve Zeytinpark markasıyla zeytin ve zeytinyağı üretimine geçtiklerini anlatan Bülbül, bölgenin en önemli zeytin çeşidi Antalya Tavşan Yüreği zeytine coğrafi işaret aldıklarını belirtti. Antalya’nın ülke ve dünya nezdindeki tanınırlığını ve marka değerini hatırlatmak amacıyla “Şimdi Antalya Zamanı” adlı sosyal medya çalışması yaptıklarını kaydeden Bülbül, “5 yıldır devam eden bu çalışmamızın ise sosyal medya üzerinden sürdürebilirlik, kararlılık ve kent aidiyetimizi göstermemiz açısından önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. ANTALYA MARKA BAŞVURUSUNDA 5’İNCİ SIRADA Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Antalya İl Müdürü Ömer Ersoy, markalaşmış kentlerin ülke ekonomilerine ciddi katkı sağladığını belirtirken, “Kentin güçlü ve zayıf yönleri tespit edilip, güçlü yanlarını ön plana çıkarmakla markalaşma sağlanabilir” dedi. Antalya’nın köklü tarihi ve coğrafyasıyla dünyada tanınan ve markalaşan bir şehir olduğunu vurgulayan Ersoy, son yıllarda sanayide de önemli gelişmeler gösteren bir şehir olduğunu belirtti. Antalya’nın en çok marka başvurusunda bulunan 5’inci il olduğunu bildiren Ersoy, “2020 yılında 136 patent başvurusu, 71 faydalı model başvurusu, 5 bin 225 marka başvurusu, 510 tasarım başvurusu yapıldı. Kentimizde 7 de coğrafi işaretli yöresel ürünümüz bulunuyor. Şehrin marka değerini koruyacak işler yapmak öncelikli hedefimiz. Değerlerimizi artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi. TARIM TEKNOPARKI GELİYOR Antalya Teknokent Genel Müdürü İbrahim Yavuz, Teknokent’te şehrin en güçlü sektörleri turizm, tarım ve sağlık teknolojisi alanlarında güçlenmeye çalıştıklarını belirtti. Patent konusunda teknokentler arasında 8. sırada olduklarını bildiren Yavuz, “Bu alanda markayız ama yeterli değil” dedi. Antalya’nın pandemide teknolojik göçün yaşandığı şehir olduğunu kaydeden Yavuz, bunu en iyi şekilde değerlendireceklerini söyledi. Tarımda ciddi çalışmalar yaptıkları anlatan Yavuz, içerisinde tohum teknoloji şirketleri, bitki ıslahı ve gen bankasını barındıran tarım teknoparkını Aksu’da hayata geçireceklerini bildirdi. Yavuz, “Bu konuda çalışmamızı başlattık, inşallah en kısa sürede Antalya’nın markalaşması için çok önemli olan tarım teknoparkını hayata geçiriyoruz” dedi. MARKALAŞMADA YÖRESEL ÜRÜNLERE ÖNEM VERİLMELİ BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Antalya’nın birçok değeriyle zaten bir marka şehir olduğunu belirterek, “BAKA olarak var olanın üzerine ne ekleyebiliriz diye çalışıyoruz” dedi. Özellikle sanayi ve tarım alanında yeni markaların yaratılması gerektiğini belirten Güler, özellikle yöresel ürünlerin kentlerin markalaşmasında önemli rol oynadığını, ajans olarak yöresel ürünlere özel destek sağladıklarını söyledi. POTANSİYELİMİZ YÜKSEK Türk Patent Hareketi Platformu Başkanı Ali Çavuşoğlu, ABD’nin 1911 yılında ulaştığı 1 milyon patent sayısına Türkiye’nin hala ulaşamadığını belirtirken, “Bu rakama neden ulaşamayalım. Dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girebilecek potansiyelimiz var. Ülkemiz yerli ve yabancı dahil yılda 23 bin patenti hak etmiyor. 1 milyon 500 bin ticari firma var, 100 binden fazla fabrika düzeyinde sanayicimiz var, 2 milyona yakın esnaf var, 1 milyona yakın mühendis var, 200’den fazla üniversite var, 1500’den fazla ar-ge merkezi var, 500’den fazla tasarım merkezimiz var, 60’dan fazla teknopark var, milyonlarca gencimiz var. 10 yıl sonra patentte dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girebileceğimize inancım tam” dedi. ANTALYA’DA MAYA TUTTU Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun, Antalya’da markalaşma çalışmalarının maya tuttuğunu söyledi. Boztosun, “Tüm kurumlar hem fikri mülkiyet konusunda bilinçli hem de ar-ge ve inovasyonun önemini kavramış durumda. Antalya birçok ürünün tanıtımı konusunda çok iyi bir merkez” dedi.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI OCAK AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB), Ocak ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerlerinin değişimleri, 2021 Ocak ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti:   Ocak ayında miktar endeksleri bir önceki aya göre (aylık) domateste % -3.54, sebzede % -17.83 ve meyvede ise % -11.75 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % -25.10, sebzede % -31.81 ve meyvede ise % -50.63 azaldı. Ocak ayında fiyat endeksleri bir önceki aya göre domateste % -33.78 ve sebzede % -9.65 azalırken, meyvede % 3.30 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % -44.10, sebzede % -16.92 azalış, meyvede ise % 76.23 artış gözlendi. Domates miktar endeksinde son altı yılın Ocak aylarındaki rekor yıllık değişim % -25.10 azalışla gerçekleşirken fiyatta da yine rekor yıllık değişim % -44.10 azalışla 2021 yılında gerçekleşti. Domateste 2021 yılı Ocak ayında, işlem miktarı azalışından çok daha yüksek düzeyde fiyat düşüşü yaşandı. Sebze miktar endeksinde son altı yılın Ocak aylarındaki rekor yıllık değişim % -31.81 azalışla 2021 yılında gerçekleşti. Fiyat endeksinde ise % -16.92’lik azalışla 2018 yılından sonraki en yüksek düşüş yaşandı. Sebzede domatesin aksine daha yüksek bir miktar azalışına göre daha düşük bir fiyat azalışı gerçekleşti. Meyve miktar ve fiyat endekslerinde ise arz talep ilişkisi, miktardaki azalışa karşılık fiyatta artış şeklinde gerçekleşti. Son altı yıllık Ocak ayı gerçekleşmelerine göre miktarda % -50.63’lük azalış ve fiyatta % 76.23’lük artış ile 2021 yılı Ocak ayı meyvede rekorlar oluşturdu. Aylık gerçekleşmelere bakıldığında, bir önceki aya göre domates işlem miktar endeksi Ocak ayında % -3.54 azalış gösterirken, işlem fiyatı endeksi bir önceki aya göre % -33.78 azaldı. Aylık değişimde, miktar ve fiyat endeksleri önceki iki yıldan farklı seyirler izledi.   Antalya hallerinde işlem gören sebzelerin miktar ve fiyat endekslerindeki aylık değişimlerine bakıldığında, sebze işlem miktar endeksi Ocak ayında % -17.83 ve fiyat endeksi ise % -9.65 azalış gösterdi.   Sebzede 2021 yılı Ocak ayında, önceki iki yıla göre miktarda benzer bir eğilim gösterirken fiyatta ise açık ara düşüş gerçekleşti. Bir önceki aya göre meyve işlem miktar endeksi, Ocak ayında % -11.75 azalış gösterirken işlem fiyat endeksi ise % 3.30’luk bir artış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Ocak ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimlerine benzer eğilim gösterdi.           

Detaylar...

TIBBİ BİTKİLERDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR BU EĞİTİMDE
Pandemi döneminde tıbbi aromatik bitkilere yönelim artarken, Antalya Ticaret Borsası ile Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde tıbbi aromatik bitkilerde doğru bilinen yanlışlara dikkat çekmek amacıyla eğitim programı düzenlendi. Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde pandemi döneminde tarımsal eğitimi sürdürmek amacıyla başlatılan Pandemi Günlerinde Tarım Programı çerçevesinde tıbbi aromatik bitkiler hakkında doğru bilinen yanlışlar anlatılacak. 6-7 Şubat 2021 tarihlerinde düzenlenecek “Tıbbi Bitkiler Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıklı eğitim Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İrem Tatlı Çankaya tarafından verilecek 14 ÜLKEDEN 2 BİNİN ÜZERİNDE BAŞVURU Eğitime başvuru sayısı 2 bini geçti. Almanya, Avusturya, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Danimarka, İngiltere, İspanya, İsviçre, Katar, KKTC, Mısır, Nijerya gibi 14 ülkeden başvuruların olduğu eğitim programına talep yüksek. Zoom, youtube üzerinden takip edilebilecek ücretsiz eğitimin ilk günü etnobotanik, tıbbi bitkilerin temini ve bilimsel olarak değerlendirilmesini anlatılacak. Eğitimin ikinci günü ise Prof. Dr. İrem Tatlı Çankaya, tıbbi bitkiler, bitkisel droglar, geleneksel bitkisel tedavi ürünleri kalite, etkinlik ve güvenlik eğitimi verecek. Eğitimin ardından sınava tabi tutulacak katılımcılar arasında başarılı olanlara belge verilecek. 2 AYDA 100 BİN KİŞİYE EĞİTİM Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü ile yaptıkları Tarımda İşbirliği Protokolü çerçevesinde düzenledikleri tarımsal eğitim programlarıyla 2 ayda 100 binin üzerinde kişiye ulaştıklarını kaydetti. Pandemi döneminde tıbbi aromatik bitkilere talebin arttığını belirten Çandır, bu konuda da farkındalık yaratmak, bilinen yanlışlar konusunda bilinci artırmak için tıbbi aramotik bitkilerle ilgili eğitim programı düzenlediklerini belirtti. YABANCILARIN DA İLGİSİ YOĞUN Antalya Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, gelen talepler doğrultusunda eğitim programlarını düzenlediklerini belirterek, “Eğitimlere katılım memnuniyet verici. Tıbbi aromatik bitki eğitimine başvuranların sayısı şimdiden 2 bin kişiyi geçti. 14 ülkeden katılımın olacağı eğitim programı uluslararası nitelikte” dedi. Pandemi döneminde tarımsal eğitimlere ara vermeden devam ettiklerini vurgulayan Karaca, “Halkımızın eğitimlere olan ilgisi bizi daha çok motive ediyor. Eğitim programlarımız devam edecek” dedi. Karaca, eğitime katılacaklara başarılar diledi.  

Detaylar...

ATB YILIN İLK MECLİSİNİ TOPLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ocak ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi, çevre kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AŞI BEKLENTİSİ Salgınla ilgili aşı ve ilaçtaki gelişmelerin herkes için umut verici belirten Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, 2021 yılının dünya ekonomisi için 2020 yılından daha hareketli ve daha iyi olacağını umduğunu, iyileşmelerin ülkemize ve kentimize de olumlu yansımalarını beklediklerini kaydetti. ÇEVRE UYARISI Sahip olduğumuz eşsiz doğa, iklim ve çevre zenginliği ile medeniyet, tarih ve kültür varlıklarının değerinin pandemi döneminde bir kez daha anlaşıldığını söyleyen Çandır, “Bir musibet, bin nasihat özdeyişinden hareketle diyorum ki, sahip olduğumuz bu zenginliklerimizin ve varlıklarımızın yıllardır bize sağladığı faydaları 2020 yılında yaşayamadık. Onların olmadığı ya da eksik, zayıf hatta yetersiz kaldığı bir ortamda kentimizin ne denli bir acziyet içinde kalabileceğini küçük bir örnekle ve uyarı mahiyetinde yaşadık. Allah’ın bahşettiği zenginliklerimize ve atalarımızın mirası varlıklarımıza zarar verilmesine, ihanet edilmesine ve yok sayılmasına izin vermeyelim. Aksi halde sadece onlara değil, kendimize ve geleceğimize de ihanet etmiş olacağız. Bu kapsamda merkezi ve yerel yönetimin, sivil inisiyatif örgütleri ile bir bütün olarak kentimizin artık karbon salınımı, su endeksi, çevre ve doğa kirliliği gibi konularda etkili planlamalar yapması ve etkin uygulamalara geçmesi zorunluluğu vardır” diye konuştu. ZİFTE TERK ETTİĞİMİZ TARIM TOPRAKLARI Zarar görmeden tedbir almanın önemini vurgulayan Başkan Çandır, “Düden balıklarının toplu ölümlerini, sularımızı ve toprağımızı kirleten sanayi ile taş ocaklarının yıllardır tarımın göbeğinde sürdürdükleri faaliyetler dolayısıyla ürün kayıplarını, derelerimizi doğaya kapatan HES’leri ve medeniyet adına zifte, uygarlık adına betona terk ettiğimiz tarım topraklarını sizlere hatırlatmak isterim. Son tahlilde bunların hepsi bizim tercihlerimizin sonucudur. Yaşadıklarımız, tercihlerimizi değiştirmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle yıllardır sürdürülebilir tarımdan, ekonomiden ve büyümeden bahsediyoruz. Yine bu yüzden 2021 yılında sürdürülebilirlik etkinlikleri üzerine odaklanıyoruz” diye konuştu. ÇEVRECİ SANAYİ Biz sanayi 2.0 ila 3.0 arasında neredeyiz diye tartışırken gelişmiş ülkelerin sanayi 5.0 ile sürdürülebilirlik ve çevre korumaya odaklanmış bir sanayi uygulamasına geçtiğini kaydeden Çandır, Avrupa Birliği’nin 500’den fazla kişi istihdam eden şirketler için zorunlu olan entegre raporlama mevzuatını 2016 yılından beri uyguladığına dikkat çekti. Çandır, “Bu mevzuatla sadece parasal değil parasal olmayan çevre, doğa, sosyal, istihdam, enerji ve benzeri alanlardaki tanımlanmış standartlara uyumu takip etmektedirler. Yani bu ölçekteki şirketler, sadece karları ile değil aynı zamanda bu standartlara uyum dereceleriyle ilgili olarak da devlete ve tüm paydaşlara hesap vermektedirler. Hesap isteyen de hesap veren de bu işlemi, güven duygusu üzerinden değil kurumsal bir gereklilik üzerinden değerlendirmektedirler. Bu değerlendirmenin ilk adımı da şeffaflıktan geçmektedir. Yani hiçbir gelişmiş ya da kalkınmış ülke öyle durduk yerde bugünkü konumuna gelmemiş, hasbelkader hiç gelmemiştir” diye konuştu. İNSAN ELİYLE YARATTIĞIMIZ BİR MARKA YOK Çevre konusunda artık değişen koşullara ayak uydurmak zorunda olduğumuzu söyleyen Çandır, “Biz kendi kendimize yaptığımız işleri dünya ölçeğine yaymak durumundayız. Şu an Antalya’nın bir markası olduğunu sanmıyorum. Antalya’nın markası Side, Kemer, Kaleiçi, Alanya ama insan eliyle yarattığımız bir marka yok. Bunlara sahip çıkmamız, bunları gelecek nesillere aktarmamız şart” dedi. YATIRIMLAR ELİMİZDE KALIR Çevreye hunharca davranarak tarım alanlarını asfalta, zifte, betona boğarak tahribat yaptığımızı belirten Çandır, “Bunun böyle sürdürülmesi olası değil. AB’de yeşil mutabakatlardan karbon ayak izine kadar bir çok yeni kriterlerin geldiğini görüyoruz. Biz gelişmelere kendimizi uyduramazsak yarın bir gün turizm yatırımımıza derler ki (ben karbon salınımı şu olan ülkeye turist göndermiyorum’ o zaman yatırımlarımızın hepsi elimizde kalır. ‘Karbon salınımı şu olan tarımsal ürünleri tüketmiyorum’ dediklerinde ürünlerimiz elimizde kalır. Birey olarak, şirket olarak Antalya olarak bu gelişmeler sahip çıkıp bunlara odaklanmalıyız. Biz eski alışkanlıklarla devam etmek yerine yeni değişen koşullara, çevre değerlerine, iklim koşullarına hazırlık olup bunlarla ilgili çalışma yapmalıyız” diye konuştu. AKCİĞERİMİZİ KORUDUK Borsa olarak 10 yıl önce çevre konusundaki duyarlılığı Vakıf Zeytinliğine sahip çıkarak gösterdiklerini belirten Çandır, “Borsamızın bu uğurda ciddi maliyetler ödediğini ve ödemeye devam ettiğin biliyorsunuz. Antalya’mızın akciğerleri konumundaki bu alanın tarımsal, çevresel ve ekolojik faydalarının geliştirilmesi için tüm paydaşlarımızla var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Ancak karşılaştığımız zorluklarla ve yetmezliklerle baş başa olduğumuzu da belirtmek isterim” dedi. GÜNDEM ÇEVRE Tarımsal atık, deniz kirliliği, çöplüklerin yarattığı riskler, afet toplanma alanlarının belirsizliği, su kıtlığı ve kuraklık riskleri, çarpık kentleşme, tarım topraklarındaki azalma ve istihdam kayıpları gibi yaşamsal sorunları Antalya gündeminden düşürmeyeceklerini vurgulayan Çandır, “2020 yılında yaşamaya başladığımız musibetin, hepimize her alanda ciddi dersler çıkarmamıza fırsat olmasını dilemekteyim. Çünkü daha önce de sıkça belirttiğim gibi bizlerin yapacak başka bir işi ve gidecek başka bir yeriz yok. Kentimize, zenginliklerimize ve varlıklarımıza bu bakımdan sahip çıkmalıyız. En büyük pazarımız olan AB’nin, yakın bir gelecekte turizm, ticaret ve tarım konularında yeni standartlarla karşımıza çıkmaları muhtemeldir. Bu standartları sırf onlar istediği için değil sürdürülebilir büyüme ve hayati sermayemiz için kendimize mal etmeliyiz” diye konuştu. ÇEKİMİZİ ÖDEYEMEDEK Ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Çandır, 2020 yılında ülke 1 şok yaşarken Antalya’nın 3 şok yaşadığını vurguladı. Çandır, “Ekonomimizin ana sektörleri felç oldu. Mesela ticaret hacmi ve hareketliliği için önemli bir gösterge olan ibrazında ödenen çek tutarı büyümesinde ilk kez Türkiye ortalamasının açık ara altında kalmış durumdayız. 2020 yılında ibrazında ödenen çek tutarı, önceki seneye göre, Türkiye’de yüzde 10 civarında büyürken kentimizde yüzde 21’den fazla düşmüştür. Böylesine aleyhimize makas açıklığını ilk kez yaşamaktayız. Bunlara benzer göstergeler ve olgulara dayanarak Antalya için ekonomik afet tedbirleri uygulamasına ihtiyaç olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu kapsamdaki önerilerimizi ve taleplerimizi özellikle Eylül ayından itibaren dile getiriyoruz” diye konuştu. BORÇLARIN FAİZSİZ ERTELENMESİ TALEBİ 2021 yılı için önümüzdeki en büyük riskin seri iflas riski olduğunu vurgulayan Çandır, “Böyle bir riskin gerçekleşmemesi için başta kamu otoritesi olmak üzere hepimiz tedbirler almalıyız. Bu tedbirlerin başında, daha önce ertelenmiş olan 2020 yılı ve 2021 yılı kamuya ödemelerimiz en az 2023 yılına kadar faizsiz ertelenmelidir ki diğer ödemelerimizi yapabilme kabiliyetine sahip olalım” dedi. Mücbir sebep kapsamına giren işyerlerinin bazı vergi ödemelerinin ertelenmesinin sevindirici olduğunu kaydeden Çandır, “Bu girişim dar kapsamlı kalmamalı, krizden iş yapamaz hale gelmiş tüm işyerlerine genişletilmelidir. Ayrıca bu tür tedbirler sadece işyerleri için değil aynı zamanda çalışanlar için de düşünülmelidir. Doğru yönde atılmış bu adımın daha da geliştirilmesini bekliyoruz” diye konuştu. 2020 yılında tarımsal kredi büyümemiz Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğuna dikkat çeken Çandır, “Ticari kredi kullanımı artışında da Türkiye ortalamasının yüzde 30’undan fazla durumdayız. İş dünyasının bu denli krediye yönelmesinin ana sebebi, tamamen kapanmaya bağlı sermaye ve tahsilat yetersizliğidir” dedi. İHRACATTA TARIMIN PAYI ARTTI Talep koşullarının zayıflığı ve yeni kredilerin çok yüksek maliyetli olması birlikte düşünülürse 2021 yılının herkes için daha zorlu geçeceğini söyleyen Çandır, “Bu zorlukları aşmamızda bizlere destek olacak bir gelişme ihracat performansımızdır. Nitekim 2020 yılında yüzde 8 civarında azalan ülkemiz ihracatına karşılık yüzde 6’ya varan bir artışı başardık. Bu artışta sektörel bakımdan sanayi ihracatımızın yüzde 11, madencilik ihracatımızın yüzde 9 daralmasına karşılık tarımsal ihracatımızın yüzde 23 ve tarım özelinde de yaş meyve sebze ihracatımızın yüzde 24’ten fazla artmasının önemli katkısı olmuştur. 2020 yılında kentimiz ihracatında sektörlerin payına baktığımızda ise sanayinin payı yüzde 33’ten yüzde 28’e, madenciliğin payı yüzde 20’den yüzde 17’ye gerilerken tarımın payı yüzde 47’den yüzde 55’e yükselmiştir. Emeği geçen üreticilerimize ve tüccarlarımıza teşekkür ediyor, bu zorlu yılı artışla tamamlamamızı sağlayan ihracatçılarımızı kutluyorum” diye konuştu. ENFLASYONU MEYVE SEBZE ARTIRMADI Yaş meyve sebze ürünlerinin enflasyonu sürekli artırdığının dile getirildiğini bu tespitin doğru olmadığını ifade eden Çandır, “Antalya hallerimizdeki işlem miktarları ve fiyatları ile ilgili son beş yıllık ortalama değerlere baktığımızda bu tespitin doğru olmadığını görmekteyiz. Sebze işlem miktarındaki yıllık ortalama yüzde 5’lik düşüşe rağmen fiyatlarda ortalama yüzde 14’lük artış yaşanmış, meyvede ise yüzde 1’lik miktar düşüşüne karşılık yüzde 21’lik fiyat artışı yaşanmıştır. Bu dönemdeki ortalama TÜFE ve ÜFE ile çekirdek enflasyon değerleriyle karşılaştırdığımızda birbirine çok yakın rakamların olduğunu görmekteyiz. Yani enflasyon üzerinde diğer kalemlerden daha fazla bir etki yaratmamaktadır. Üstelik bazı dönemlerde düşürücü etki yarattığını da görmekteyiz” diye konuştu. KOTA İLE YASAK İLE TİCARET GELİŞMEZ Rusya ile 2015 yılında yaşanan uçak krizinin ardından Rusya’nın domatese kota uygulandığını anımsatan Çandır, “İlk olarak 50 bin ton uygulanan kota 2019 yılında 150 bin tona, 25 Şubat 2020 tarihinde 200 bin tona, 30 Ocak 2021 tarihi itibariyle ise 50 bin ton artırılarak 250 bin tona yükseltildi. Kotanın yükseltilmesi için emek sarf eden bakanlarımıza ve Türkiye Odalar Birliği Başkanımıza teşekkür ediyorum. Ancak yükseltilen 50 bin tonluk kota, muhtemelen bu yıl içerisinde tekrar dolacak ve benzer sorunlarla tekrar karşı karşıya kalacağız. Üyelerimiz ve ihracatçılarımızın beklentisi kotaların tamamen kaldırılması ve aynı sorunlarla tekrar karşılaşılmaması yönündedir” diye konuştu. Rusya’nın Antalya ve İzmir’de üretilen domates ve biber ithalatında Pepino Mozaik ve Kahverengi Rigos meyve virüsüne rastlandığı gerekçesiyle uyguladığı yasakları da eleştiren Çandır, “Yasakların kaldırılmasını bekliyoruz. kotalarla ve yasaklarla ticaret gelişmez. Beklentimiz kotaların ve yasakların olmadığı, gümrüklerdeki işlemlerin ve ticaretin kolaylaştırıldığı bir ticaret düzenidir” diye konuştu. EĞİTİM VE SAĞILĞA DESTEK Borsa olarak eğitim ve sağlığa desteklerinin öteden beri sürdüğünü belirten Ali Çandır, Antalya Oda ve Borsaları ile TOBB’un katkılarıyla daha önce dört lise, bir meslek yüksekokulu ve bir fakülteyi eğitim camiasına kazandırdıklarını, Borsa olarak da semt polikliniğini sağlık camiasına kazandırdıklarını belirtti. Çandır, TOBB öncülüğünde başlatılan ‘Küçük Parmaklar Projesi’ne ATB ve ATSO olarak 110 klavyeli tablet ve Antalya Oda ve Borsaları olarak 4’ü Borsa tarafından karşılanan toplam 20 yüksek akış oksijen cihazını Vali Ersin Yazıcı’nın katılımıyla Milli Eğitim Müdürü ve Sağlık Müdürü’ne teslim ettiklerini anımsattı. Çandır, “Tüm bu destekler için üyelerimize, Antalya Oda ve Borsalarımıza ve Birlik Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu nezdinde tüm TOBB camiamıza teşekkür ediyorum” dedi. Çandır, 6.Meslek Komitesinin girişimiyle yerel yönetimlerin kesme çiçeğe olan ilgisini artırma amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi Ocak Ayı Meclis Toplantısı’nda meclis üyelerine çiçek dağıttıklarını belirtirken, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde “Pandemi Günlerinde Tarım” programı çerçevesinde Peynir Atölyesi düzenlediklerini ve 50 bin kişiye ulaştıklarını bildirdi. Çandır, Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde “Sizin Oraların Nesi Meşhur” programında Gaziantep ve Sakarya illerinin yöresel ürünlerini gündeme getirdiklerini belirtti. Halkbank Antalya Bölge Müdürlüğü ile “Paraf Ticari Kredi Kartı ile Güvenceli Tedarik Zinciri Finansmanı Anlaşması”nı imzaladıklarını, Ziraat Bankası’yla Aralık ayında benzer bir protokol imzaladıklarını anımsatan Çandır, “Her iki protokolünde ciddi daralma yaşayan kentimiz ekonomisine ve sektörümüze fayda yaratmasını diliyorum. Üyelerimizi hem Paraf hem de Başak kart avantajlarından yararlanmaya davet ediyorum” dedi. Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) işlem saatlerinin uzatılmasını TOBB’dan talep ettiklerini belirten Çandır, “Talebimizin olumlu karşılanmasının ardından 1 Şubat 2021 tarihi itibariyle TÜRİB işlem saatleri 10.00 -13.00 olarak belirlendi. Talebimizi kısa bir süre içerisinde hayata geçiren Başkanımıza ve TÜRİB yönetimine teşekkür ediyorum” dedi. KOMİTELERDE OCAK AYI Çandır, ocak ayı meslek komitelerinde, kuraklık ve iklim değişikliği, kentin su kaynaklarının etkin kullanımı için sulama kooperatiflerince kullandırılan suyun yönetiminin önemi, artan gübre fiyatları ve gübre tedarikinde yaşanan sorunlar, artan maliyetlerin ürün birim fiyatlarına aynı oranda yansımaması, kredi faizlerindeki artışın sektörümüze olan olumsuz etkileri, Rusya Federasyonu’nca domates ithalatına yönelik uygulanmak olan kota, Rusya Federasyonu’nca Antalya ve İzmir’de üretilen ve ihraç edilen domates ile biber ithalatının Pepino Mozaik ve Kahverengi Rigos meyve virüsüne rastlandığı gerekçesiyle yasaklaması, kamunun yaş meyve sebze sektöründe aktif olarak faaliyet göstermesi, çiğ süt birim fiyatlarının süt üretimi ve ticaretine etkileri, döviz kurlarındaki değişimin tarımsal ihracata etkileri ve koronavirüs’ün seyrinin 2021 yılı kesme çiçek ve tıbbi aromatik bitkiler sektörlerinin iç ve dış ticaretine etkilerinin değerlendirildiğini belirtti. MECLİS’TE GÖREVE DEĞİŞİKLİĞİ 1.Meslek Komitesi’nden Meclis Üyesi Yusuf Karasu’nun ticari faaliyetlerini sonlandırması nedeniyle Meclis’ten ayrıldığını bildiren Başkan Çandır, “Bu ayrılma kendisinin tecrübelerinden faydalanmayacağımız anlamına gelmemelidir. Borsa camiasına girdiğimde tanıştığım Yusuf Amca hayata bakışı, duruşu ve ticaret yapma biçimi ile hepimize örnek olmuş, tecrübelerini de bizlerle cömertçe paylaşmıştır. Eminim ki paylaşmaya da devam edecektir. Kendisine bugüne kadar Borsamıza ve üyelerimize hizmetleri için teşekkür ediyorum” dedi. Çandır, Meclis’e gelen Ahmet Yılmaz’a başarılar diledi. Çandır, konuşmasında koronavirüs geçiren Vali Ersin Yazıcı’ya, ATB Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Ersan’a geçmiş olsun dileklerimi iletirken, BAGEV Yönetim Kurulu’nda birlikte çalıştıkları ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Erol Erkan’a Allah’tan rahmet, ailesi ve iş dünyasına başsağlığı diledi. Mecliste üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Detaylar...

PEYNİR ATÖLYESİ 50 BİN KİŞİYE ULAŞTI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde online düzenlenen ve 1 aydır devam eden Peynir Atölyesi tamamlandı. Öğrencilerden akademisyenlere, ev hanımlarından iş insanlarına, güvenlik görevlisinden çobana kadar geniş bir kitlenin katıldığı Peynir Atölyesi 50 bin kişiye ulaştı. Peynir Atölyesinde son dersi veren TOBB Karaman Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanı Ahsen Toktay, dünyanın en iyi 5 peyniri arasında sayılan Karaman Divle Obruk Peyniri’nin 40 ton üretildiğini ancak piyasada 500 ton satıldığını bildirirken, coğrafi işaretin önemini vurguladı. Ücretsiz online yapılan ve 1 ay süren Peynir Atölyesi’nde antikçağdan günümüze peynirin yapımından bugünkü peynir varlığımıza, peynir çeşitlerinden peynir yapımına kadar çok sayıda bilgi paylaşıldı. Atölyeye Kıbrıs, İngiltere, Almanya, Singapur, Malta, Avusturya, Ürdün, Rusya, ABD, İsviçre’den katılımlar oldu. Peynir Atölyesi’nin son haftasında Süt Rüyası Kurucusu Öznur Apaydın Arıkan, şirden mayalı geleneksel salamura peyniri yapımını uygulamalı olarak anlattı. ÜRETİLEN 40 TON SATILAN 500 TON TOBB Karaman Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanı ve Ala Dükkan kurucusu Ahsen Toktay, Karaman Divle Obruk peynirinin dünyadaki en iyi ilk 5 peynir arasında olduğunu bildirdi. Karaman Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2017 yılında Divle Obruk Peynirine coğrafi işaret belgesi aldığını belirten Toktay, “Divle Obruğumuzun kapasitesi 40 ton ama piyasada 500 ton peynir satılıyor. Coğrafi işaretin daha etkin kullanımı ve tüketicinin bilinçlenmesi konusunda daha çok çalışmamız lazım” dedi. YERİN 38 METRE ALTINDAN GELEN LEZZET Karaman Divle Obruk peynirinin yüzde 70 koyun ile yüzde 30 keçi sütünden elde edildiğini, özel tulumlarda Divle Obruğunda yerin 38 metre altında 6 ay 4 derecede bekletilerek olgunlaştırıldığını anlatan Toktay, “Lezzetini Ak Karaman ve Mor Karaman koyununun yağlı sütünden ve obruğun florasından alıyor. Yüzde 80 derece rutubet 4 derecede bekletilen peynir obruğun kendine has bakterisi ile besleniyor” dedi. Fransa’dan gelen bir gurubun Divle Obruk peyniri bakterisini kazıyarak Fransa’ya götürdüğünü ancak aynı ürünü elde edemediğini kaydeden Toktay, “Çünkü bu ürün tamamen bölgeye has floradan elde ediliyor” dedi. PEYNİR FARKINDALIĞI ARTTI ATB Başkanı Ali Çandır, pandemi döneminde tarımsal eğitimi sürdürebilmek amacıyla başlatılan uzaktan eğitim programının başarılı şekilde devam ettiğini belirtirken, “Peynir Atölyesinde bir ayda 50 bin kişiye ulaşmak büyük başarı. Eğitim veren tüm hocalarımıza, eğitmenlerimize, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. 2019 yılında düzenledikleri Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te Anadolu’nun peynir zenginliğini bir araya getirdiklerini anımsatan Çandır, Divle Obruk Peynirinin de YÖREX’te büyük ilgi gördüğünü belirtti. Çandır, yaptıkları çalışmalarla yöresel ürünlerin farkındalığını ve ekonomiye kazandırılmasını sağlamaya çalıştıklarını vurguladı. Tarım ve Orman İl Müdürü Gökhan Karaca da eğitime katılanların yüzde 90’ının kendi peyniri yaptığını, eğitimler sayesinde coğrafi işaretli peynir tüketmeye yönelik farkındalık oluştuğunu bildirirken, katılımcıların yüzde 99’unun yeni eğitimlere katılmak istediğini belirttiğini söyledi. Peynir Atölyesinin sonunda sınava tabi tutulan katılımcılar arasında başarılı olanlara belge verildi.  

Detaylar...