Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Ağustos Eylül 2019
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 35.172.100.232
Şuan 24 kişi online
Bugün 325 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 104407
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ÇANDIR’DAN ENFLASYON DEĞERLENDİRMESİ
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Şubat ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Tüketici enflasyonun Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0.16, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19.67 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 17.93 artış gerçekleştiğini belirten Çandır, yurt içi üretici enflasyonunun ise bir önceki aya göre yüzde 0.09, bir önceki yılın aynı ayına göre 29.59 ve 12 aylık ortalamalarda göre ise yüzde 29.97 artış gösterdiğine dikkat çekti. Çandır, enflasyonun son 4 aydır düşüş eğiliminde olduğunu belirtti. Enflasyonun yönünü belirleyen çekirdek enflasyonun aylık – 0,27, yıllık 18,12 olarak ilan edildiğini belirten Çandır, “Şubat ayı için ortalama yüzde 0,50 ve yıllık olarak da yüzde 20’nin üzerinde olan piyasa beklentisinin oldukça altında kalan bu rakamlar, alınan tedbirlerin bir sonucu olarak görülebilir” dedi. KALICI TEDBİRLER ŞART Tarım ve gıda enflasyonundaki düşüşe işaret eden Çandır, “Son dönemde enflasyon denince ilk akla gelen ve gerek ülkemiz gerek kentimiz gündeminden hiç düşmeyen tarım ve gıda ürünlerinde yüzde 1.5 civarında olan beklentiye karşılık yüzde 0.90’lık bir gıda enflasyonu ilan edilmiştir. Böylece tarım ve gıda da yıllık enflasyon yüzde 30’un altına düşerek yüzde 29.25 olmuştur” dedi. Çandır, fiyat artışlarını baskılamak amacıyla yapılan tanzim satışların tüketici enflasyonu üzerinde piyasa beklentisinin ötesinde bir baskı yarattığını bildirirken, “Bu yıl gerek aşırı mevsim etkilerinden ve arz eksikliğinden gerek girdi maliyetlerindeki aşırı artışlardan dolayı geçmiş yıl ortalamasının üzerinde yaşanan fiyat artışlarını baskılamak amacıyla yapılan tanzim satış uygulamaları, manşet enflasyon (TÜFE) üzerinde piyasa beklentisinin ötesinde bir baskı yaratmıştır. Ancak işin esasına, özüne ve yapısına yönelik kalıcı tedbirler ve çözümler üretmeden bu baskılara devam edilirse, bir süre sonra üretken kesimin tüm taraflarına hayati hasarlar verme riskiyle karşı karşıya kalırız” değerlendirmesinde bulundu. Son 15 yıl değerlendirildiğinde şubat ayının en düşük 4. aylık enflasyonu yaşanırken, en yüksek yıllık enflasyonun görüldüğüne işaret eden Ali Çandır, “Bu düşüşte başı tüketici enflasyonu çekmesine rağmen çekirdek enflasyondaki son 15 yılın ortalamasında bir düşüş yaşıyor olmak, kamu ve mevsim etkilerinden ari mal ve hizmet enflasyonunun istenilen hızda düşmediğine işaret etmektedir. Bu durum yukarıda belirttiğim işin esasına yönelik çözümlerin henüz üretilemediğini teyit etmektedir” dedi. DAHA PAHALI YEDİK Burdur, Isparta, Antalya illerini kapsayan Batı Akdeniz’in enflasyon rakamlarını değerlendiren BAGEV Başkanı Çandır, Şubat ayında bölgede tüketici enflasyonunun yüzde 0.52 ile ortalamanın üzerinde, 26 bölge içerisinde 5.sırada yer aldığını kaydetti. Batı Akdeniz’de yıllık enflasyonun da yüzde 20.88 ile Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini belirten Çandır, “Bölgemiz enflasyonu, yüzde 5.5 ilan edilen eğitim, yüzde 1.37 ilan edilen gıda ve yüzde 0.92 ilan edilen mobilya harcama kalemleri nedeniyle ülkemiz ortalamasından yüksek çıkmıştır. Diğer taraftan yüzde –0.86 düzeyinde düşen haberleşme harcamasıyla da ortalama enflasyonun altında kalmıştır” dedi. DÖVİZ FAİZ SARMALI Önümüzdeki dönemde de enflasyonun seyrini birinci derecede dövizin etkileyeceğini bildiren Çandır, döviz fiyatlarının ise faiz oranına duyarlı olduğuna dikkat çekti. Faizi düşürme kararının, dövizi tırmandırma riskini taşıdığına işaret eden Çandır, şu değerlendirmede bulundu: “Önümüzdeki Çarşamba günü toplanacak TCMB Para Politikası Kurulu faiz oranları kararında herhangi bir değişiklik beklenmemekte, buna karşılık Haziran ayındaki toplantıda faizde bir düşüş kararı beklenmektedir. Ancak mevcut koşullarda faizi düşürme kararı, döviz fiyatlarının tekrar tırmanma riskini bünyesinde barındırmaktadır. Burada iki temel tercihten hangisinin seçileceği kararı tamamen politik bir karar olacaktır. Ya dövizdeki ve enflasyondaki artış riski göz ardı edilerek büyümeye odaklanılacak ya da dövizi ve enflasyonu stabilize edip büyüme göz ardı edilecektir. Önümüzdeki aylarda bu tercihlerden hangisinin seçileceğini hep birlikte göreceğiz.”  

Detaylar...

VERGİ DAİRESİ BAŞKANI’NDAN BORSA’YA ZİYARET
Vergi Dairesi Başkanı Metin Uzun beraberindeki kurum müdürleriyle, 30. Vergi Haftası nedeniyle Antalya Ticaret Borsası’nı ziyaret etti. Uzun ve beraberindeki heyeti, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül, Süleyman Ersan, Hüseyin Simav ve Cüneyt Doğan ağırladı. BİRİKMİŞ KDV’LER ÖDENSİN ATB Başkanı Ali Çandır, ziyareti nedeniyle Uzun’a teşekkür ederken, Vergi Haftası’nı kutladı. Antalya’nın borcuna sadık bir kent olduğunu kaydeden Çandır, sorumluluğunu zamanında yerine getiren mükellefin ayrı tutulmasını gerektiğini söyledi. Birikmiş KDV’lerin bir an önce ödenmesini beklediklerini, bunun piyasayı rahatlatacağını dile getiren Çandır, “Biriken KDV’ler makul vadeyle devlet tahvili olarak verilsin” dedi. ANTALYA 5. İL Antalya’nın mükellef sıralamasında 5. il olduğunu bildiren vergi Dairesi Başkanı Metin Uzun, ilde borcuna sadık bir yapı olduğuna dikkat çekti. Verginin vatandaşlık görevi olduğunu belirten Uzun, vergisini zamanında ödeyen mükellefin kazançlı olduğunu söyledi. Uzun, KDV ödemelerinin programlama içerisinde olan bir durum olduğunu belirtti. Mükellef bilgi sistemi ile mükellefi takip ettiklerini, ödemesini düzenli yapan mükellefe mevzuat çerçevesinde kolaylık sağlamaya çalıştıklarını kaydeden Uzun, “İyi mükellefin ödüllendirilmesinden yanayız” dedi. Vergi Haftası çerçevesinde kurumların yanı sıra mükellef ziyaretlerinde de bulunduklarını belirten Uzun, onların görüş ve önerilerini alarak hizmet kalitesini artırma hedefinde olduklarını söyledi.  

Detaylar...

ATB ŞUBAT MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Şubat ayı Meclis Toplantısı, Meclis başkan Vekili Abdullah İnan başkanlığında yapıldı. Üyelerin, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Verilere göre, Kasım 2018’den bu yana bir önceki yılın aynı dönemine göre ekonomik bozulmalar olduğunu bildiren Ali Çandır, “Özellikle ekonomik güven, satın alma ve üretim endekslerinde, kredi, istihdam ve dış ticaret büyümesinde, başta konut, beyaz eşya ve otomobil satışları olmak üzere mal ve hizmet ticaretindeki daralmada bu gidişatı görmekteyiz. Anlaşılan o ki 2018 yılı 3. çeyreğinden itibaren 2-3 çeyreklik dönemde ciddi bir büyüme sorunumuz olacaktır” dedi. SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME VURGUSU Hükümetin de aynı tespiti yaptığı için yılbaşından itibaren daralan ekonomiden çıkışı sağlayacağını düşündüğü ilave tedbirleri uygulamaya koyduğunu belirten Çandır, şunları söyledi: “Bunların içerisinde kapasite kullanım oranını artırıcı, satışları güçlendirici ve ilave borçlanmayı kolaylaştırıcı olanlar öne çıkmakta ve hepimizin dikkatini çekmektedir. Bu tedbirlerin beklenen sonuçları yılın ikinci yarısından itibaren göstermeye başlamasını temenni etmekteyim. Çünkü bizim sürdürülebilir büyümeye şiddetle ihtiyacımız bulunmaktadır. Özellikle küresel ticaretin ve ekonominin sınırlandırılmaya çalışıldığı, adına ticaret savaşları dedikleri ticareti engelleyici politikaların arttırıldığı bir ortamda sürdürülebilir büyümemizi sağlamak her zamankinden daha zor olacaktır. Ancak zorluk var diye büyüme çabamızdan vazgeçmemiz de mümkün değildir. Çünkü biliyoruz ki büyümek demek daha çok üretim, daha fazla istihdam, daha fazla iş ve aş demektedir. Bu uğurda yılmadan ve enseyi karartmadan kararlılıkla çalışmalıyız.” 2019’A İYİ BAŞLAMADIK 2018 yılı dış ticaretin Antalya ve ülke bakımından olumlu geçse de istenilen ölçüde olmadığını kaydeden Ali Çandır, Tarım ve hayvancılık sektörü açısından 2018 yılı dış ticaret performansı incelendiğinde ülke ihracatının yüzde 5, Antalya ihracatının yüzde 9 arttığını bildirdi. Ülke genelinde ithalatta yüzde 3 artış görülürken, Antalya’nın ithalatında artış yaşanmadığına dikkat çeken Çandır, “Buradan görmekteyiz ki 2018 yılında tarım ve hayvancılık dış ticaretindeki performansımız ülkemiz genel performansından daha iyi gerçekleşmiştir. Ancak 2019 yılı Ocak ayı genel ihracat rakamlarına baktığımızda Antalya olarak iyi bir başlangıç yapamadık. Antalya vergi dairelerine kayıtlı bulunan firmalarımızın genel ihracatı yüzde 8 azalmıştır. Yani yüzde 5 artış görülen Türkiye genelinden geride kalmıştır. Kentimiz öncü sektörü olan yaş meyve sebze ihracatındaki performansımız ise yüzde yüzde 12 rağmen bizde aynı düzeyde kalmıştır” değerlendirmesinde bulundu. Antalya’nın Ocak ayında karşılıksız çek ve protesto edilen senet büyümesinde Türkiye ortalamasının üzerinde bir gerçekleşme yaşadığına dikkat çeken Çandır, “Yaşadığımız bu bozulma, Antalya iş dünyasının genel karakteristiğine son derece terstir. Bu bozulmanın nedenini ise ancak içinde bulunduğumuz aşırı zor koşullarla açıklayabilmekteyiz” dedi. Çandır, ekonomiye ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Diğer bir öncü gösterge olan ticari kredi büyümesinde ise kentimiz ve ülkemiz 2018 yılında yüzde 15’lik artışla benzer bir büyümeye sahip olmuştur. Ancak kentimiz büyümesinde önemli konumda olan toptan ticaret, turizm, tarım ve inşaat sektörlerindeki kredi büyümelerine baktığımızda ülke genelindeki büyümelerden farklılaştığını görmekteyiz. Toptan ticaret sektöründeki kredi büyümesi ülkemiz genelinde yüzde 9, Antalya’da ise yüzde 11 artmıştır. Tarım sektöründe ise Türkiye’deki yüzde 16’lık büyümeye karşılık Antalya’da yüzde 15’lik bir büyüme yaşanmıştır. Turizm kredilerinde ülke genelinde yüzde 21’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 34’lük bir artış yaşanmıştır. Ve son olarak inşaat sektöründeki kredilerde Türkiye’deki yüzde 15’lik artışa karşılık Antalya’da yüzde 2 düzeyinde bir artış yaşanmıştır. 2018 yılındaki kredi büyümeleri böyle gelişirken karşılıksız çek ve protesto edilen senetlerde ciddi boyutta bozulmalar görülmüştür. Özellikle tutarlarında ortalamanın üzerinde artışlar söz konusu olmuştur. Ülkemiz genelindeki karşılıksız çek tutarında yüzde 72’lik kentimizde ise yüzde 45’lik artış yaşanmıştır. Protesto edilen senet tutarında ise ülkemiz genelinde yüzde 49’luk artış görülürken kentimizde yüzde 21’lik artış gerçekleşmiştir. 2019 yılı Ocak ayı itibariyle ise bu bozulmanın boyutları biraz daha artmıştır. Karşılıksız çek tutarı; Türkiye’de yüzde 93, Antalya’da ise yüzde 136 artmıştır. Protesto edilen senetlerin tutarı ise; ülkemizde yüzde 82, kentimizde ise yüzde 75 artmıştır.” Öncü nitelikteki ekonomik göstergelerdeki bozulmaların kaynağında döviz fiyatlarındaki ve ona bağlı fiyat hareketlerindeki bozulmalar yattığını vurgulayan Çandır, “Son birkaç aydır döviz fiyatlarında belirli bir istikrar sağlanmış olsa da aşırı oynak dönemin artçı etkileri fiyatlar genel seviyesi üzerinde hala ciddi baskılar yaratmaktadır. Bu baskının en önemli ayağı üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki üretici fiyatları aleyhine olan aşırı açıklıktır” dedi. ENFLASYON BASKISI Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının üretici üzerinde dayanılması zor bir baskı yarattığını söyleyen Çandır, şunları söyledi: “Gerek düşen alım gücü ve talebin etkisiyle gerek hala artmaya devam eden maliyet etkisiyle üretici ve girişimci kesimlerin varlığını koruması giderek zorlaşmaktadır. Örneğin; Son dönemde gündemden hiç düşmeyen yaş meyve sebze fiyatlarındaki artışların kaynağı; mevsimsel etkilerin yanı sıra maliyetlerini karşılayamayan üretici kesimin üretim kompozisyonunu değiştirmesinden ya da üretimden vazgeçmesindendir. Yaş meyve sebze fiyatlarındaki aşırı artışların ya da dalgalanmaların azaltılması için sürdürülebilir ve yapısal tedbirlerin başında maliyet-fiyat ilişkisini sağlıklı hale getirmek, üretimden tüketime fire ve zayiat oranlarını düşürmek ve sektörde bütüncül bir değer zinciri yaratmak gelmektedir. Yani sistemin son halkasına ya da aradaki bazı halkalara odaklanarak sürdürülebilir bir fiyat istikrarı sağlamak mümkün değildir. Bu konuda oluşturduğumuz çalışma grubumuz, yaş meyve sebzede değer zinciri üzerine tüm tarafları kapsayan bir çalışma içerisindedir.” Antalya ekonomisinin ana sektörlerinden örtüaltı üretimin geliştirilmesi için Ziraat Bankası’nca hazırlanan yeni kredi paketinin sektörün gelişimine katkı vereceğini kaydeden Çandır, kredilerin yeni yatırımlara fırsat sağlayacağını söyledi. Tıbbi ve aromatik bitkiler komitesinin talebiyle üzerine düzenlenen sektörel analiz toplantısıyla ilgili bilgi veren Çandır, “Katılımcılar, üretimde sadece kekik değil pazar talebi yüksek olan adaçayı, dağçayı, biberiye gibi tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımının yaygınlaşması, odun dışı orman ürünlerinin ihale ile satışı yerine tarife usulü ile satışının gerçekleştirilmesi gerektiği, ancak mutlak suretle ihale ile satış yapılması durumunda ise hasada zamanında başlanılması ve hasat gecikmelerinin yaşanmaması için ihalelerin Mayıs-Haziran aylarında yapılması, Hazine arazilerinin sektörün kullanımına sunulması yönünde kurumlar arası bilgi paylaşımında bulunulması, Batı Akdeniz Bölgesi’nde görülen türler, üretim miktarı, ihracat miktarı gibi konuları içeren ve bilgiler sunan kitapçık hazırlanması, bozuk ve yanmış olan sahalara; keçiboynuzu, defne ve mersin (murt) gibi yangına dayanıklı bitkilerin dikiminin yapılması, orman sahalarındaki yüksek gerilim hatlarının altındaki alanlarda kontrollü olarak biberiye gibi pazar değeri olan bitkilerin yetiştirilmesi konularında önerilerde bulundu” dedi. Çandır, önerilerin raporlaştırılarak ilgili yerlere ulaştırılacağı ve takipçisi olacaklarını bildirdi. ATB Meslek Komitelerinin çalışmalarından bahseden Çandır, şu bilgileri paylaştı: “Son dönemde ilimiz genelinde görülen yağışların barajlardaki doluluk oranını yükselttiği ve yeraltı su kaynaklarını artırdığını bu durumun hububat üretiminde bu sezon için olumsuzluk yaratsa da yaz dönemi ve önümüzdeki sezon için olumlu olduğunu belirtmişlerdir. Antalya Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali’nde ticaret erbabı olarak faaliyet gösteren üyelerimiz; kendilerinin üretici adına hareket eden ve üreticinin ürününü değerinde pazarlamaya çalışan kimseler olduklarını, satılan ürün üzerinden kanunlar tarafından belirlenen oranlarda komisyon aldıklarını, ticaretlerini bu çerçevede planladıklarını ve üretici için bir pre-finansman kaynağı olduklarını belirtmişlerdir. Üyelerimiz son dönemde yaşanan yüksek enflasyon ve artan yaş sebze fiyatları nedeniyle; meslekleri üzerinde olumsuz bir kamuoyu baskısı oluştuğunu ve konunun ülkemiz gündeminde sıklıkla ve yanlış bir şekilde gündeme getirilmesinden duydukları rahatsızlığı ifade etmişlerdir. Süt arzında yaşanan artış sonrası süt tozu yapımının arttığı ve özellikle mekanizasyon ile ambalaj maliyetlerinin yükseldiğini belirtmişlerdir. Ziraat Bankası tarafından ilimizde ilan edilen yatırım ve üretim faaliyetlerinin finansmanına yönelik “Sera Destek Paketi”nin sektörleri adına olumlu bir gelişme olduğunu ancak yeni yatırım yapacak olanlara uygun maliyetli yer tahsisi konusunda kamudan destek talep etmişlerdir. Geçtiğimiz yıl ortalamaları hesap edildiğinde son üretim sezonunda kesme çiçek üretiminde birim alandan elde edilen ürün miktarında yüzde %30 düzeyinde düşüş görüldüğünü ve inşaat sektöründeki gerileme ile yerel yönetimlerin taleplerinde yaşanan daralma nedeniyle dış mekan süs bitkileri satışlarının %50 düzeyinde gerilediği hususlarında görüş alış verişinde bulunmuşlardır.” İSTİHDAM PAKETİNE DESTEK TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun gayreti sonucunda 2019 Yılı İstihdam Seferberliği kapsamında işverenlere yönelik yeni teşvik ve desteklerin uygulanmaya alındığını anımsatan Başkan Çandır, Birliğimiz tarafından da “Burası Türkiye, Burada İş Var” sloganıyla destek olunan kampanya kapsamında tüm işverenler Nisan ayı sonuna kadar sağlanan her ilave istihdamda; 3 ay boyunca prim, vergi ve ücret devlet tarafından karşılanacak. Devam eden 9 ayda ise prim ve vergiler devlet tarafından karşılanmaya devam edecektir. Yine kısa çalışma ödeneği, asgari ücret desteği, SGK primlerini düzenli ödeyen işverenlere 5 puanlık indirim, işbaşı eğitim desteği ile mesleki eğitim kurs ücret ve sigorta desteği gibi desteklerden faydalanabileceklerdir. Çandır, “Üyelerimizin bu teşvik ve desteklerden faydalanmasını ve ülkemiz istihdamının artmasına katkıda bulunmalarını diliyorum” dedi. TOBB’un katkılarıyla mesleki eğitim ile reel sektörü birbirine entegre edecek projenin protokolünün imzalandığını belirten Ali Çandır, “Proje ile oda ve borsalar aracılığıyla mesleki eğitimin sektörün ihtiyacına uygun ve güncel bir hale getirilmesi sağlanmış olacak. Protokol ile uzun yıllardır dile getirdiğimiz meslek liselerindeki eğitimin kalitesinin artırılması gerekliliği konusunda önemli bir proje olduğunu düşünüyor, katkı verenlere teşekkür ediyorum” dedi. TOBB ve Türkiye Bankalar Birliği işbirliğinde düzenlenen , “Reel Sektör ile Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı”na ATSO ile Borsanın ev sahipliği yaptığını belirten Çandır, “İş insanlarımızın sorunlarını birinci ağızdan aktardığı ve finansal sorunlarının çözümü için bankaların genel müdür ya da yardımcılarıyla birebir görüşme fırsatı yakaladığı toplantımızın iyi bir fırsat olduğuna inanıyorum. Toplantımıza katılım gösteren; TOBB Başkanımıza, TBB Başkanımız ve yönetimine, katılım gösteren bölge Oda ve Borsa Başkanlarımıza, üyelerimize ve 600’ü aşkın iş insanımıza teşekkür ediyorum” dedi. SEKTÖREL KONULAR Borsa Meclisi’nde sektörel konular da gündeme geldi. Meclis Üyesi Ata Sönmez, yaş meyve sebze sektörüne yönelik uygulanan tanzim satış modelinin aslında et sektörü için Et ve Balık Kurumu ile anlaşmalı marketler aracılığıyla et sektörüne dönük 7-8 aydır uygulandığına dikkat çekti. Sönmez, “Et fiyatlarında büyük patlama olacak. Çünkü bu sürdürülebilir değil. Günde 1000-1500 ton et ve kilo başına devlet 7-8 lira zarar ediyor. Et ve Süt Kurumu ilk defa piyasa fiyatının altında satış yapıyor. Serbest piyasa ekonomisinde arz az, talep fazlaysa fiyat yükselir. Serbest piyasa ekonomisinin kanunu bu. İthalatı değil üretimi artırmamız gerekiyor. Ne zaman sıkıntı olsa ithalat sopası gösteriliyor. Nisan- mayıs ayları mı olur bilemiyorum ama artık et fiyatları patlayacak" diye konuştu. Meclis Üyesi Nuri Büyükselçuk, girdi fiyatlarının yüzde 50 arttığı unlu mamul sektöründe ekmeğe zam yaptırılmadığına dikkat çekerken, “Sektördeki insanlar zarar gediyor. Bu yaklaşım sürdürülebilir değil” dedi. Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ süt fiyatını 1.70 lira olarak belirlerken, 1.40 liraya kadar süt satışı yapıldığını bildiren Büyükselçuk, yem sanayicilerinin örgütsüz olan üreticiden yem karşılığı süt aldığını, fiyatta da üreticinin belirleyici olmadığını kaydetti. Büyükselçuk, “Serbest piyasa ekonomisi çalışmıyor. Arz talep piyasa koşullarına göre şekillenmiyor” dedi. Üyeleri dinleyen ATB Başkanı Çandır, 2010 yılında TOBB’da düzenlenen Ekonomik Şura’da söz aldığını devletin izleme, denetleme, iyileştirme görevini anımsattıklarını söylerken, şunları kaydetti: “O dönem Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakandı. (Tüccar devlet istemiyoruz. Devlet düzenlemeli izlemeli denetlemeli eksik olan yerleri de iyileştirmeli) dedik. Şu anda devletimiz çeşitli kanallarda tüccarlık yapmaya başladı. Bu her kesimi rahatsız ediyor. Ama bu bir geçiş dönemidir diye ümit ediyoruz. Seçimlerden sonra piyasaların tekrar normal seviyeye ulaşmasını ümit ediyoruz. Burada bizim artık sadece devletten beklemeden sektör içerisinde birtakım iç değerlendirmeleri yaparak kendimizi revize etmeliyiz. Yıllarca aynı koşulları tekrar ede ede aynı sonuçları almamız çok olası değil. Onun için yaş meyve sebze sektöründen başlayacağız. Tedarikten başlayarak tüketiciyle giden halkaların tamamını şartlarımıza uygun nasıl revize edebiliriz bunu paydaşlarla değerlendirip sonuca ulaştırmak istiyoruz.” Bütün sistemin arz talebe dayalı olduğuna da dikkati çeken Çandır, “Siz bugün üretimi azalttığınızda talep arttığında fiyat otomatik olarak artacaktır. Bunu ne kadar baskılarsanız baskılayın artacaktır. Piyasayı düzenlemek için üretim öncesinden planlamadan başlayarak bütün halkaları revize etmelisiniz. Sıkça dile getirdiğim gibi tarımda tamamen bir devrim yapmak gerekiyor. Değer zincirini kendimize özgü tasarlayıp yeniden planlamalıyız. Devlete de burada tüccarlık düşmüyor. Biz `DİDİ` diyoruz, yani devlet düzenlemeli, izlemeli, denetlemeli, aksaklıkları iyileştirmeli. Böylelikle piyasalar oturur. İhtiyacımıza uygun üretir, dünya piyasalarını takip eder, ihracatımızı yaparız. Kalıcı tedbirler lazım" diye konuştu.  

Detaylar...

AROMATİK BİTKİLER BORSA’DA KONUŞULDU
Antalya Ticaret Borsası(ATB), tarım sektörünün gelişimini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Antalya Ticaret Borsası’nın düzenlediği Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektörel Analiz Toplantısı, Borsa toplantı salonunda yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Meclis Başkan Yardımcısı Abudullah İnan, ATB 7. Meslek Komitesi Üyeleri Ergin Civan, Necmi Alpagot ve Arif İzmir, BAKA, Antalya ve Isparta Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Ziraat Odası temsilcileri, üyeler ve sektör paydaşları katıldı. ÜVEY EVLAT GİBİ Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut, Antalya’nın tıbbi ve aromatik bitki potansiyeli yüksek bir il olduğunu belirterek, “Ancak bunun üretim ve pazarlamasında istediğimiz yerde değiliz” dedi. Tıbbi ve aromatik bitkilerin üvey evlat gibi önemsenmeyen bir sektör olduğunu ancak dünya ekonomisinde önemli bir yeri bulunduğunu söyleyen Turgut, “Çözüm bekleyen sorunlar var” dedi. Sektörde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini görüşmek üzere konunun taraflarıyla böyle bir toplantı düzenlendiğini belirten Turgut, Borsa Başkanı Ali Çandır ve ekibine organizasyon için teşekkür etti. GERİLİM HATLARININ ALTINI VERİN ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, sektörün biriken sorunlarına dikkat çekerken, “Burada bir istişare ortamı oluşturup sıkıntıları birlikte aşalım istiyoruz” dedi. İnan, toplantının sonucunun rapor haline getirilip ilgili yerlere ulaştırılacağını bildirdi. Abdullah İnan, sektörde en büyük sıkıntının yetiştirme alanlarının darlığı olduğunu söyledi. Özellikle gerilim hatlarının altındaki boş alanların üretim için tıbbi aromatik bitki sektörüne tahsis edilmesini isteyen Abdullah İnan, “Milyonlarca dekar arazi gerilim hatları altında atıl bekliyor. Bunu bölgede CK enerji diğer yerlerde elektrik idareleriyle çözülmeli. Bu aşılırsa sektörün önü açılır, tıbbi aromatik bitki üretimi uçar” dedi. Tıbbi aromatik bitkileri toplayan köylülerin bulunduğu alanda orman müdürlüğünün ihale yoluyla alanı satışına karşı olduklarını kaydeden İnan, “Bu tüccarla köylüyü karşı karşıya getiriyor. Yerel halk kendi toplarken ihaleyle başkasına verilmesine haklı olarak karşı çıkıyor. Tüccar da ürünü bölge halkından satın almak istiyor. Bunun ayırdının yapılıp ona göre düzenleme yapılması şart. Özellikle Isparta Sütçüler’de bunun sıkıntısı çok yoğun yaşanıyor” dedi. ALMANYA’YA İHRACATI ENGELLEYEN OT ATB 7. Meslek Komitesi Üyesi Ergin Civan, gıda güvenliğinin tarladan başladığını belirterek, kekik ihracatının önüne geçen alkaloit içeren ot tohumu zararlısına dikkat çekti. Alkaloit içerikli ot tohumunun kekiğe karışması nedeniyle Türkiye’nin Almanya’ya kekik ihraç edemez hale geldiğini kaydeden Civan, Denizli’de il tarım ve orman müdürlüğünün çiftçiyi zararlı ile baş etme konusunda eğitmeye başladığını bildirdi. Bu zararlının ürün makinede elenirken de temizlenemediğine dikkat çeken Civan, “AB’de bununla ilgili kalıntı limiti yok. Ama insan sağlığına zararlı gerekçesiyle bizden ithal etmiyorlar. Türkiye, önemli bir pazarı olan Almanya’ya bu nedenle kekik gönderemiyor. Toplama işleminden başlayarak bu konuyla mücadele etmek lazım. Bunun için tarım müdürlüklerine büyük iş düşüyor” diye konuştu. Türkiye’nin kimyon ihracatının da düştüğüne dikkat çeken Ergin Civan, “50-60 bin ton kimyon ihraç ediyorduk şimdi bin- 2 bin tonlara düştü. Aslında coğrafyamız bu ürünlerin yetiştirilmesine çok uygun. Ama biz pazarı başkalarına kaptırıyoruz” dedi. Civan, anason pazarını da Suriye’ye kaptırdığımızı söyledi. Tıbbi ve aromatik bitkilerin çoğunun ormandan temin edildiğini belirten katılımcılar, tıbbi aromatik bitkilerde fide fiyatlarının yüksekliğine dikkat çekti. Özellikle kırsal kesimde ürün toplayacak insan bulmakta zorlandıklarını dile getiren sektör temsilcileri, üretimle ilgili sorunların iyileştirilmesini istedi. Arazi sorunu üzerinde duran sektör temsilcileri, ürün çeşitliliğinin artırılabileceğini belirtti. Sektör temsilcileri, envanter çalışması yapılmasını da isterken, hasat ve hasat sonrası eğitimlere ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.  

Detaylar...

BORSA, ÜYELERİYLE FİNANS SEKTÖRÜNÜ BULUŞTURDU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) işbirliğinde, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Antalya Ticaret Borsası`nın (ATB) ev sahipliğinde düzenlenen `Reel Sektör ile Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı’, Antalya`da yapıldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın öncülüğünde yapılan toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATSO Başkanı Davut Çetin, 14 bankanın genel müdür ve müdür yardımcısının yanı sıra bölge oda borsa başkanları, banka bürokratları ile çok sayıda iş insanı katıldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu toplantının açılışında yaptığı konuşmada, 14’üncü kez düzenledikleri toplantı ile seriyi tamamladıklarını ve tüm Türkiye’ye ulaştıklarını ifade etti. Toplantıya ev sahipliği yapan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ve Antalya Ticaret Borsası’na teşekkür eden Hisarcıklıoğlu, “Aramızda Antalya, Burdur, Isparta, Denizli ve Muğla’dan gelen iş insanı var, oda borsa başkanları var. Biz aslında Antalya ile birlikte tüm Türkiye’yi bitirmiş oluyoruz. Reel sektör ve finans sektörü el ele bütün Anadolu’yu gezdik. Sizlerin sıkıntılarını birinci ağızdan dinlemiş olduk” diye konuştu. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, böyle bir toplantıya öncülük ettiği için TOBB ve TBB’ne teşekkür etti. Çandır, üyelerinin banka yetkilileriyle özel görüşmeler gerçekleştireceği toplantının, bankalarla yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlayacağına inandığını kaydetti. Basına kapalı devam eden toplantıda, iş dünyası finansa erişimde yaşadıkları zorlukları anlatırken, banka yetkilileri finansa erişimi kolaylaştırıcı çalışmalarını iş dünyası ile paylaştı. Toplantıda bankacılarla özel görüşmek isteyen iş insanları görüşme olanağı da buldu.  

Detaylar...

AK PARTİLİ GAYE DOĞANOĞLU’NDAN BORSA’YA ZİYARET
  AK Parti Konyaaltı Belediye Başkan adayı Gaye Doğanoğlu, seçim çalışmaları kapmasında Antalya Ticaret Borsası’nı ziyaret etti. AK Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Ramazan Erçin, MHP Konyaaltı İlçe Başkanı Metin Ersoy ve belediye meclis üyelerinin eşlik ettiği Doğanoğlu’nu Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül ve Cüneyt Doğan ağırladı. Konyaaltı ile ilgili projelerini paylaşan Doğanoğlu, yeşil dokuyu koruyacak, modern, yaşanabilir bir ilçe için başkanlık görevine talip olduğunu anlattı. Doğanoğlu, tarımsal üretim ve ticaretle ilgili projelerde Borsa ile birlikte çalışmak istediklerini söyledi. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Doğanoğlu’na başarılar diledi. Projelerin yarıştığı bir seçim dönemi olmasını dileyen Çandır, tarımı ve ticareti geliştirecek her türlü işbirliğine hazır olduklarını kaydetti. Çandır, belediye başkan adaylığı için yarışan isimlerin seçimden sonra da kentle ilgili görüş ve önerilerini dile getirmesi, yapılanların takipçisi olması gerektiğini söylerken, “Seçim bittikten sonra iddialı adayları sahada göremiyoruz” dedi. Çandır, Doğanoğlu’na ziyareti nedeniyle teşekkür etti.

Detaylar...

ENFLASYON KAFAYI KALDIRDI
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. 2019 yılı Ocak ayında tüketici enflasyonunun (TÜFE) aylıkta yüzde 1,06 yıllıkta ise yüzde 20,35 olduğunu belirten Çandır, gıdada tüketici enflasyonunun aylık yüzde 6.43, yıllık ise yüzde 30.97 olduğuna dikkat çekti. Biberin (çarliston) yüzde 87.87 ile fiyatı en çok artan ürün olduğunu belirten Çandır, patlıcanın yüzde 80. 94, mevsim sebzesi ıspanağın yüzde 67 ile fiyatı en fazla artan ürünlerin başında yer aldığını kaydetti. ARTIŞ MALİYET KAYNAKLI 2019 yılı Ocak ayı yurtiçi üretici enflasyonunun (Yİ_ÜFE) aylık yüzde 0,45, yıllık ise yüzde 32,93 olarak ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Bu rakamlar, son 16 yılın Ocak ayı ortalamasıyla karşılaştırıldığında aylıkta ortalamanın 3’te 1’i kadar altında, yıllıkta ise ortalamanın 4 kat üzerinde olduğumuzu göstermektedir. Yani her ne kadar üretici fiyatlarında tepe noktasına göre bir düşüş eğiliminin içinde bulunsak da yıllık ortalamaya göre hala son 16 yılın açık ara zirvesinde bulunmaktayız” değerlendirmesinde bulundu. Çandır, enflasyon rakamlarının talep kaynaklı değil, maliyet kaynaklı yükseldiğini vurguladı. ÇEKİRDEK ENFLASYONDA DÜŞÜŞ Kamu kontrolü ve mevsim etkisi dışındaki kalemlerin enflasyonu olan çekirdek enflasyonda düşüş eğilimi görüldüğünü kaydeden Çandır, 2019 yılı Ocak ayı çekirdek enflasyonun aylık yüzde 0,04, yıllık ise yüzde 19,02 olarak ilan edildiğini belirtti. Çandır, “Bu rakamlar; son 16 yılın Ocak ayı ortalamasıyla karşılaştırıldığında aylıkta ortalama ile aynı, yıllıkta ise ortalamanın 2,5 kat üzerindedir. Çekirdek enflasyonda, aylık ortalama civarında bulunmak gelecek açısından iyi bir göstergeyken yıllıkta hala çok yüksek bir enflasyona sahip olmak bizleri tedirgin etmektedir” dedi. ENFLASYONUN YÖNÜNÜ DÖVİZ BELİRLEYECEK Enflasyonun döviz fiyatlarıyla ilişkisine dikkat çeken Çandır, Ocak ayında dövizdeki düşüşe rağmen enflasyonda artış yaşandığını belirtti. Çandır, şu değerlendirmede bulundu: “2004 yılından bugüne yaşadığımız enflasyon ve döviz fiyatları hareketliliğini birlikte incelediğimizde görmekteyiz ki karakteristikleri farklı 2 ayrı dönem bulunmaktadır. Bunlardan ilki 2004-2013 dönemidir ve döviz fiyatlarıyla enflasyonlar (TÜFE, Yİ_ÜFE ve çekirdek) arasındaki bağıntı karışık durumdadır. Yani bazı yıllarda döviz fiyatlarındaki değişim ile enflasyonlardaki değişim birbirleriyle ters yönlü olmuştur. 2014-2018 döneminde ise bu karışıklık tamamen ortadan kalmış ve döviz fiyatlarındaki hareketlilik her yıl enflasyonlardan daha yüksek olmuştur. Yani döviz fiyatları, enflasyonlardan daha yüksek seyretmiştir. 2019 yılı Ocak ayı itibariyle ise döviz fiyatlarında düşüş olmasına rağmen enflasyonlar bu düşüşün tersine artış kaydetmiştir.” Önümüzdeki aylarda döviz fiyatlarındaki değişimin, enflasyonun seyrini göstereceğini kaydeden BAGEV Başkanı Ali Çandır, enflasyonun ciddi düşüş eğilimine girmesinin önündeki en önemli fırsatların ise ağustos, eylül ve ekim ayları olduğunu bildirdi. Çandır, “Dövizdeki artışın makul seviyede kalması ve bu aylara ilişkin yaşayacağımız enflasyonların geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük bir düzeyde bulunması halinde 2019 yılı enflasyonunu yüzde 15’in altında gerçekleştirmek mümkün olacaktır” diye konuştu. GELEN TURİSTİN HARCAMASI DÜŞTÜ Burdur, Isparta, Antalya illerini kapsayan Batı Akdeniz enflasyonunu da değerlendiren Çandır, TÜFE’nun aylık yüzde 1,24 ve yıllık ise yüzde 21,17 olarak ilan edildiğini belirtti. Çandır, Batı Akdeniz’in 26 bölge içerisinde aylık ve yıllık enflasyonda 14. sırada yer aldığını bildirirken, şunları kaydetti: “Turizm sezonunun son derece hareketli geçmesine rağmen bölgeler sıralamasında ortalarda bir yerde bulunmamız nadir rastladığımız bir durum olmuştur. Kentimize gelen misafirlerimizin kent içi harcama düzeylerindeki düşüş bu durumun en önemli sebeplerinden biridir. Oysaki geçmiş dönemlerde misafirlerimizin kent içi harcamalarının yarattığı talep artışı nedeniyle hareketli geçen turizm yıllarında enflasyonumuzun ülkemiz ortalamasının üzerinde seyrettiğini bilmekteyiz. Bölgelere göre enflasyonda orta sıralarda bulunmamızın bir diğer nedeni de tarım ve gıda fiyatlarındaki konumumuz olmuştur. 12 ana harcama kaleminden oluşan enflasyon sepetinde bölgemiz sadece gıda ve haberleşme kalemlerinde ülkemiz ortalama enflasyonunun altında kalmıştır.”  

Detaylar...

ATB’DE YILIN İLK MECLİSİ
Antalya Ticaret Borsası, Ocak ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Üyelerin, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili bilgilendirildiği Meclis’te sektörel konular da gündeme geldi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Meclis konuşmasına geçen hafta meydana gelen afetler nedeniyle yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar dileyerek başladı. Kumluca’da ağırlıkla sebze üretimi yapılan 2000 dekar civarında örtüaltı alan ve 400 dekarın üzerinde narenciye bahçesinde, Finike’de 300 dekar civarında örtüaltı alan ve yaklaşık 4 bin dekar narenciye bahçesinde, Serik’te 500 dekar civarında örtüaltı alanda, Aksu’da 3 bin dekar civarında örtüaltı alanda, Muratpaşa’da ise 400 dekar örtüaltı alan ve 750 dönümün üzerinde meyve bahçesinde rüzgar ve hortum nedeniyle tahrip olduğunu bildiren Çandır, “Zarar gören sebze, meyve ve kesme çiçek üreticilerimize tekrar geçmiş olsun diliyorum” dedi. ÜRETİM MİKTARINDA YÜZDE 30 DÜŞÜŞ Afetlerin ardından Antalya’ya gelen Tarım Bakanı ve yetkililerin, oluşan zararları hemen ödeyeceklerini ifade etmesinin üreticiye memnun ettiğini belirten Çandır, ancak üreticinin beklentisinin tarım kredi kooperatifleri ile bankalara olan borçlarının en az 3 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmesi yönünde olduğunu kaydetti. Çandır, “Bu afetten alacağımız ders ise bundan sonra tüm dünyayı tehdit eden iklim değişiklikleriyle ilgi tedbirlerin alınmasıdır” dedi. Yaşanan afetlerden sonra ülke gündeminde yaş meyve ve sebze fiyatlarının tekrar gündeme geldiğini belirten Çandır, şunları kaydetti: “Genel olarak baktığımızda bu yıl yaşadığımız iklimsel koşullar üretimimizde kaliteyi olumsuz yönde etkilemiştir. Üretim miktarlarında bugüne kadar yüzde 30 civarında düşüş gözlemlenmiştir. En büyük sorunumuz ise güneşli gün sayısının geçmiş yıllara oranla azalmasıdır. Hava koşullarından kaynaklı ürünlerin pazara sunulmasındaki gecikmeleri de göz önünde bulundurursak; böyle dönemde fiyat hareketliliklerine şaşırmamız gerekiyor. Özellikle gıdaya yönelik, bozulabilir ürünlerin çok olduğu dönemlerde düşük fiyatlı, az olduğu dönemlerde ise yüksek fiyatlı olması kaçınılmazdır.” TAKİPÇİSİYİZ Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu “Kent Buluşmaları”nda konuk ettiklerini anımsatan ATB Başkan Çandır, “Toplantımıza katılarak; kentimiz ve sektörümüz hakkındaki sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini paylaşan tüm arkadaşlarıma ve bizlerin taleplerini dikkatle dinleyen Valimize tekrar teşekkür ediyorum. Toplantıda gündeme gelen; tıbbi aromatik bitkiler ile süs bitkileri üretimi için kullanılabilecek hazine arazilerinin envanterinin çıkartılması, yüksek gerilim hatlarının altındaki alanların tıbbi ve aromatik bitki üreticilerinin kullanıma sunulması, zeytinciliğin büyük sorunu olan karasuyun arıtılması ve enerji amaçlı prina üretim tesisi kurulması için bizler her zaman olduğu gibi bu konularında takipçisi olacağız” diye konuştu. ANTALYA YAKLAŞIMI KARŞILIK BULDU Borsa’nın “Antalya Yaklaşımı” kapsamındaki birikmiş KDV’lerin iadesinin yapılması önerisinin Türkiye Ekonomi Şurası’nda karşılık bulduğunu belirten Çandır, “Bu durumdan memnun olduğumuzu ancak ve kısa bir süre içerisinde bu konuda çözüm üretilmesini beklemekteyiz. Yine tarıma özgü bir sosyal güvenlik modeli yaratılması, tarımsal yatırım / teşvik politikalarında Antalya lehine düzenlemeler yapılması ile tarımda gerçekçi bir envanter çıkarılması konularındaki öneri ve taleplerimizi de kararlılıkla takip etmeye devam edeceğiz. Bahsettiğim konularda çözüm üretilmesi kentimiz ve ülkemiz ekonomisi açısından önemlidir” diye konuştu. TARIMSAL YATIRIMDA 6. BÖLGE OLALIM TÜİK tarafından açıklanan il düzeyinde gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini anımsatan Çandır, Antalya’nın ülke milli geliri içindeki payının diğer kentlere göre önemli ölçüde gerilediğine dikkat çekti. Çandır, şu bilgileri paylaştı: “Antalya’nın 2004 yılında ülke içindeki payımız yüzde 3.3 ’iken 2017 yılında bu pay yüzde 2.9’a düşmüştür. Antalya milli geliri içerisinde tarımın payı ise yüzde 12’den yüzde 7’ye gerilemiştir. Kişi başına gelir sıralamaları açısından ise 2004 yılında 5.sırada bulunan kentimiz, 2017 yılında 13.sıraya gerilemiştir. Yani 2004 – 2017 yılları arasında 8 basamak gerileme söz konusudur. Bu demektir ki iller arası rekabet performansında; 2004 yılında İzmir, Bolu, Bursa, Eskişehir, Yalova, Bilecik ve Kırklareli’nin üzerinde yer alan Antalya, 2017’de tüm bu illerin gerisindedir. Kentimizin 2009-2017 dönemindeki büyüme performansında baktığımızda ise; Türkiye ortalamasının oldukça gerisinde kalmıştır. Bu dönemde toplam yüzde 70 büyüyen ülkemiz ekonomisine karşılık Antalya ekonomisi yüzde 51 düzeyinde bir büyüme gösterebilmiştir. Tüm bu gerçekleşmeler sonrası; yatırım teşvik bölgeleri gruplamasında 1. bölgede olan kentimizin 2. bölgeye düşürülmesini talep etmekteyiz. Sektörümüzün gelişmesi içinse; tarımsal yatırımların 6. bölge seviyesinde değerlendirilmesinin ilimiz ve ülkemiz gelişimi için daha uygun olacağını önermekte ve talep etmekteyiz.” EKONOMİK BEKLENTİ ANKETİNİ PAYLAŞTI Aralık ayı meslek komiteleri toplantısında yapılan anket sonuçlarını üyelerle paylaşan ATB Başkanı Çandır, “2018 yılını bir önceki yıla göre nasıl geçirdiğiniz” sorusuna, üyelerin yüzde 60’ının satışlarının azaldığını, yüzde 94’ünün maliyetlerinin arttığını bildirdiğini kaydetti. Anket sonuçlarına göre, geçen yıl ankete katılan üyelerin yüzde 71’i nakit ticaretinin azaldığını, yüzde 51’i stoklarında değişim olmadığını, yüzde 32’si stoklarının azaldığını bildirdi. Anket sonucuna göre, ağırlaşan personel maliyetlerine karşın yüzde 54’ü personel sayısını korurken, yüzde 17 ‘si personel sayısını artırdı. Ankete katılan üyelerin yüzde 43’ü krediye başvurma durumunun arttığını, ancak artan kredi kullanımına karşın yüzde 72’si öz sermaye kullanım oranının aynı kaldığı ya da azaldığını bildirdi. Üyelerimizin yüzde 63’ü ise 2017’den 2018’e devreden alacaklarına göre 2018’den 2019’a devreden alacaklarının arttığını ifade etti. Anketin ikinci bölümünde 2019 yılındaki ekonomik beklentileri sorduklarını bildiren Ali Çandır, ankete katılan üyelerin yüzde 62’sinin enflasyona oranla satışlarının azalacağını düşündüğünü kaydetti. Ankete göre, üyelerin yüzde 86’sı yine enflasyona oranla maliyetlerinin artacağı, personel durumlarının yüzde 59 oranında, stoklarının yüzde 64, kredi kullanımlarının ise yüzde 47 oranında aynı kalacağı yönünde beklentileri olduğunu belirtti. Anketin son bölümünde 2019 yılında; enflasyon, ticari faizler ve ABD Doları hakkındaki beklentilerin sorulduğunu kaydeden Çandır, “Üyelerimizin yüzde 76’sı enflasyonun artacağını düşünürken yalnızca yüzde 19’u düşeceği öngörüsünde bulunmuştur. Ticari faizler artar diyenler yüzde 57 iken faizlerin düşeceğini öngörenler de yüzde 19 oranındadır. Üyelerimizin yüzde 75’i 2019 yılında dolar kurunun artacağını, yüzde 17’si aynı kalacağını ve yüzde 8’i ise düşeceği beklentisinde olduklarını belirtmişlerdir” diye konuştu. Çandır, son günlerde ekonomi çevrelerinin dile getirdiği tablonun yapılan anket sonucuna yansıdığını belirterek, “Ancak bizler temkinli bir şekilde; her koşulda üretmeye, istihdam etmeye ve ihraç etmeye gayret etmeliyiz. Sözlerime son verirken doğal afetlerden uzak, güneşli günler diliyorum” dedi. Çandır’ın konuşmasının ardından meclis üyeleri sektörleriyle ilgili değerlendirmede bulundu.  

Detaylar...

KENT BULUŞMALARININ KONUĞU VALİ KARALOĞLU OLDU
Antalya Ticaret Borsası’nın geleneksel hale getirdiği Kent Buluşmalarının konuğu Antalya Valisi Münir Karaloğlu oldu. ATB Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen ile katılan Vali Karaloğlu, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, ATB yönetim kurulu yeleri, meclis ve komite üyeleriyle bir araya geldi. ATB Başkanı Ali Çandır, kent tarımına gösterdiği ilgi ve destekleri nedeniyle Vali Karaloğlu’na teşekkür ederken, “Gerek Kurumuzun size ulaşması, gerekse aktardığı sorunları sahiplenmeniz ve projelerimize destekleriniz için size çok teşekkür ediyorum” dedi. Kentteki aidiyet duygusunun zayıflığından yakınırken, Vali’nin kenti sahiplenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Çandır, “Görüyoruz ki Sayın Valimiz bizlerden daha fazla Antalya fanatiği. Bir gün Akseki’de bir gün Kaşta görüyoruz kendisini. Bir gün suyun dibinde, bir gün dağın tepesinde karda görüyoruz. Antalya’ya tarihiyle, havasıyla, suyuyla sahip çıkmaya çalışıyor. Bu nedenle kendisine çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. HAZİNE ARAZİSİ TALEBİ ATB Başkanı Ali Çandır, üyelerin sorunlarını kısaca özetledi. Üyelerin hazine arazilerine yatırım yapma iştahının yüksek olduğunu kaydeden Çandır, “Antalya üretim yapma becerisi Türkiye’nin en gelişmiş kenti. Bu beceriyi ekonomiye kazandırmak gerek. Tıbbi aromatik, yaş meyve sebze ve süs bitkisi üreticisi arkadaşlar yatırım yapmak istiyor. Ama arazi bulamıyor Antalya’da en pahalı şeylerden bir tanesi arazi. Araziyi uygun fiyata temin edemeyen girişimci ya dışarı kaçıyor ya da yatırım yapmaktan vazgeçiyor. Bu yatırımları hayata geçirmek için hazineye ait arazilerin envanterinin verilmesi ve tahsis edilmesi için destek bekliyoruz" diye konuştu. Hal yasasıyla ilgili dalgalanmaların durulduğunu kaydeden Çandır, “Dileriz ki dünyadaki örnekleri gibi malı taşımadan, üreticinin birlikte hareket etmesiyle paketlediği, ürünleri elektronik ortamda satıldığı bir yere doğru evriliriz” dedi. Son yıllarda sebze meyve fiyatlarındaki gelişmeden dolayı üreticinin ve tarımsal ticaret yapanların itibarsızlaştırılmasının en büyük sorun olduğunu bildiren Çandır, “Mevsimsel dalgalanmalardan kaynaklı arzda sorun olabiliyor. Bu da fiyata yansıyor. Onun için tarımsal üretim ve ticaret yapanların itibarının artırılması için sizden destek bekliyoruz” dedi. Çandır, Antalya’nın iyi bir tarım kenti olduğunu vurgularken, “Tarımdan elde edilen gelir kentin tüm kılcal damarlarına kadar gidiyor. O nedenle Antalya’nın tarımsal yapısını eskisinden daha çok sahiplenerek Türkiye’ye model olacak şekilde geliştirmemiz gerekiyor” diye konuştu. TARIMDA BAŞAT KENT ANTALYA Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya’nın başat iki sektörü olduğunu belirtirken, bunlardan birinin turizm, diğerinin tarım olduğunu kayderken, “Antalya ne kadar turizm şehriyse en az o kadar tarım şehri Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden bir tanesi” dedi. Antalya’nın sadece yerli ve yabancı 20 milyon turisti değil, Türkiye yi doyurmaya çalışan bir kent olduğunu vurgulayan Karaloğlu, Antalya tarımı bilen tarımı da diğer şehirlerimizle mukayese ettiğimizde çiftçisi daha bilinçli olan bir kent. Antalya üretiyor. Antalya’nın rakamlarına baktığımızda hem bitkisel ve hayvansal üretimde Antalya tarımının büyüdüğünü görüyoruz. Son iki yılda yaş sebzede yüzde 2 lik, meyvede yüzde 7 lik bir artışın olduğunu görüyoruz. Kırmızı et üretiminde ise yüzde 22 büyüdü. Bu durum turizmin hareketliliğine de bağlanabilir" diye konuştu. ÇİFTÇİYİ İŞİN PAYDAŞI DEĞİLSE BİRŞEY YAPAMAZSINIZ Antalya da tarımın gelişmesi ve tarımda zararlılarla mücadelenin bilinçli yapılması için Tarım Orman İl Müdürlüğü, ziraat odaları, borsalar ve çiftçi örgütleri ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Vali Karaloğlu, “Geçen yıl domates üreticisini canından bezdiren tuta absoluta ile meyvede çeşitli zararlılar ile mücadele ettik. Bu mücadeleyi çiftçi ile birlikte yapmalıyız” dedi. Tarım zararlılarıyla mücadelede en büyük sorunun sera atıklarının bertaraf edilmesi olduğunu bildiren Vali Karaloğlu, “Bunun bir türlü bertaraf edilmesini sağlayamadık. Bölgesel çözümlerle bunu çözebiliriz. Bu sorunu kent olarak çözmemiz gerekiyor. Sera atıklarını mutlaka bertaraf etmeliyiz. Atıkları seranın bir köşesinde saklayarak zararlının yaşaması için ortam oluşturulmuş oluyor. Yakarak yok etme de doğru değil. Biyolojik metodlarla yok edecek metotlar üretmeliyiz” diye konuştu. Atıkların ekonomik olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Karaloğlu, çiftçilere yönelik eğitim çalışmalarının devam ettiğini vurguladı. KIRSALDA GENÇ NÜFUS KALMADI Kırsalda genç nüfusun kalmadığını, yaş ortalamasının yüksek olduğunu belirten Vali Münir Karaloğlu, yaşlı nüfusun tarımsal üretim yapma şansı olmadığını kaydetti. Karaloğlu, “Genç nüfusu yeniden tarımsal faaliyete katabilmek için 2017-2108 programında gençlerimize 15 milyon TL hibe verdik. 500 gencimiz bu destekten istifade etti. Gençlerimiz bu desteklerden sonra kırsala dönüp tarımsal faaliyetlerin parçası olmaya başladı” dedi. Vali Karaloğlu, havaların soğuk gitmesiyle birlikte güneş görmeyen domatesin tadı ve renginin değiştiğini kaydeden, “Türkiye’de ciddi sera potansiyeli var. Bu seraları teknolojik hale getirebilirsek Türkiye’deki örtüaltı üretimi artırabileceğimizin hükümetimiz de farkında. Maliye ve Hazine Bakanımız bunun finansmanın nasıl olacağının müjdesini verdi” diye konuştu. 2018 SORUNLARLA BOĞUŞULAN BİR YIL OLDU 2018 yılının Türkiye de sorunlarla boğuşulan yıl olduğunu anımsatan Karaloğlu, “Antalya da hem tarım hem turizmin iyi geçmesiyle biz bu sıkıntıları Antalya da o kadar hissetmedik. Antalya daha rahat sezon geçirmiş olduk. 2019 yılı daha iyi olacak. Verilere bakıldığında turizme ön satışlarda daha iyi sezon geldiğini görüyoruz. Tarımda havalar yağışlı gidiyor. Kar ve yağmur da bereket. Uzun sürünce seracı için bereket, mal üretiminde ciddi bir düşüş var” dedi. Her şehrin önce çıkmış sektörleri olduğunu kaydeden Vali Karaloğlu, “Antalya da turizm yokken tarım vardı. Ama bugün Antalya turizmi tarımı da destekliyor. Antalya Türkiye yi de doyuran, 500 milyon dolarlık ihracatı olan şehirden bahsediyoruz. Her geçen yıl ihracatımız artıyor tarımda. Rusya bu yıl 100 bin ton domates alacağını ifade etti” dedi. Yüksek gerilim altındaki arazilerin tahsisinin temin edilmesi talebine Vali Karaloğlu, "Çok mantıklı ve doğru bir istek. Mevzuat ne diyor bakalım. Atıl bir varlığı da hayata geçirmiş oluruz” dedi. Daveti için Başkan Çandır’a teşekkür eden Karaloğlu, toplantıda üyelerin ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Soruların ardından Başkan Ali Çandır, Vali Münir Karaloğlu na seramik kaftan hediye etti.  

Detaylar...

HAYDİ ÇOCUKLAR TATİLDE ZEYTİNPARK’A
Şehrin en büyük yeşil alanı ve oksijen deposu Antalya Zeytinpark, çocukların doğayla bağ kuracağı birbirinden farklı sömestr etkinlikleri düzenliyor. Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde kente kazandırılan Zeytinpark, sömestr tatilinde çocukları doğayla buluşturacak eğitici ve oyunsu etkinlikler hazırlıyor. Doğaya uyarlanmış oyunlardan kozalak boyamaya, ağaç yaşı hesaplamadan masal dinletisine kadar birçok etkinliği kapsayan sömestr programı anasınıfı, ilkokul ve orta okul gruplarına hitap ediyor. Masal dinletisi, zeytin ağaçları arasında doğa yürüyüşü ve kozalak boyama çalışmalarını içeren atölye etkinlikleri Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi tarafından yapılacak. Çocukların doğadaki canlıları farklı bir gözle tanımasını sağlayacak ekoloji kampında, ağaç yaşı hesaplama gibi bilgiler de verilecek. Doç. Dr. Faik Ardahan tarafından verilecek ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte katılabileceği “çocuklarla neden oynamalı, nasıl oynamalı?” eğitimi ile de çocuklar doğayı öğrenecek. 22 Ocak Salı, 24 Ocak Perşembe Masal Dinletisi ve Boyama Atölyesi; 26 Ocak Cumartesi, 27 Ocak Pazar Çocuklarla Neden Oynamalı, Nasıl Oynamalı; 2 Şubat Cumartesi, 3 Şubat Pazar Ekoloji Kampı şeklinde gerçekleşecek bu etkinlikler çocukların sınav stresinden uzak, doğayla iç içe, farklı kazanımlar elde etmesini sağlayacak. HEM ÖĞRENME HEM EĞLENCE Antalya Ticaret Borsası ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, çocukların 4 ay süren yoğun ders programının ardından dinleneceği tatil dönemine girdiğini belirterek, sömestr tatilinin en iyi şekilde değerlendirmelerini diledi. Zeytinpark’ın kent merkezinde ulaşımı kolay, doğasıyla çekici bir alan olduğunu belirten Çandır, Zeytinpark’ın çocukların hem doğayla iç içe kalacağı hem de öğrenip eğlenebilecekleri aktiviteler sunduğunu kaydetti. Çandır, aileleri çocuklarıyla Zeytinpark’a davet etti.  

Detaylar...

CHP’Lİ ESEN’DEN BORSA’YA ZİYARET
CHP Konyaaltı Belediye Başkanı adayı Semih Esen, beraberindeki heyetle birlikte Antalya Ticaret Borsası’na ziyarette bulundu. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ATB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav’ın ağırladığı CHP heyetinin ziyaretinde tarımsal üretim gündeme geldi. Semih Esen, Borsa’nın kent için yaptığı çalışmaları yakından takip ettiğini belirterek, Zeytinpark, YÖREX gibi projelerin marka haline geldiğini ve desteklenmesi gereken projeler olduğunu söyledi. Kentte tarımsal üretimin önemine dikkat çeken Esen, seçilmesi halinde bölgede tarımsal üretimi canlandıracak çalışmalar yapmak istediğini, bununla ilgili Borsa gibi kurumlarla işbirliği yapacağını kaydetti. Tarım iş geliştirme merkezlerini hayata geçirmek istediğini bildiren Esen, kent ekonomisini canlandıracak projelere ağırlık vereceklerini vurguladı. TARIMLA İLGİLİ HER TÜRLÜ İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ ATB Başkanı Ali Çandır, Semih Esen’e adaylığının hayırlı olmasını dilerken, projelerin yarıştığı gerilimden uzak bir seçim dönemi olmasını istedi. Proje odaklı çalışmaların kurumları güçlendireceğini belirten Çandır, tarımla ilgili her türlü işbirliğine hazır olduklarını kaydetti. Çandır, Esen’e başarılar dilerken, ziyareti nedeniyle teşekkür etti.  

Detaylar...

BAŞKAN ÇANDIR’DAN ENFLASYON DEĞERLENDİRMESİ
KALICI DÜŞÜŞÜN SIRRI ÇEKİRDEK ENFLASYONDA     BAGEV, ATB Başkanı Ali Çandır, enflasyonda aylık ve yıllık düşüşün kalıcı hale gelmesini dilerken, kalıcı bir enflasyon düşüşü sağlamak için çekirdek enflasyonun daha fazla aşağı çekilmesi gerektiğini kaydetti. Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Aralık ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. TÜİK verilerine göre, aralık ayı tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde – 0.40, yurtiçi üretici enflasyonunun (Yİ_ÜFE) yüzde – 2.22 ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Aralık ayı enflasyonu, hem tüketici hem de üretici tarafında beklentilerden fazla düşük ilan edilmiştir. Aralık ayında beklentiler civarında ilan edilen tek enflasyon kalemi ise yüzde – 0.37 ile çekirdek enflasyon olmuştur” dedi. Son 15 yılda ilk kez kasım ve aralık aylarında eksi enflasyonun TÜFE ve ÜFE’de birlikte görüldüğüne dikkat çeken Çandır, “Her ne kadar ÜFE’de beşinci kez bu iki ayda art arda eksi enflasyon görmüş olsak da ilk kez TÜFE’de böyle bir durum ortaya çıkmıştır” dedi. Yıllık enflasyonun da beklentilerin altında olduğunu belirten Ali Çandır, TÜFE’nin yıllık yüzde 20.30, Yİ_ÜFE’nin ise yüzde 33.64 olarak ilan edildiğini kaydetti. Çandır, “Bu iki enflasyon da daha önceki en yüksek enflasyonların yaklaşık iki kat üzerinde bulunmaktadır” değerlendirmesinde bulundu. ÇEKİRDEK ENFLASYONUN ÖNEMİ Çekirdek enflasyonun yıllık yüzde 20.15 ilan edildiğini belirten Çandır, “Çekirdek enflasyon yüksek seyrini sürdürmüştür. Kalıcı bir enflasyon düşüşü sağlamak için bizim çekirdek enflasyonu mutlaka daha aşağıya çekme zorunluluğumuz bulunmaktadır” dedi. Çandır, açıklanan enflasyon rakamlarının dışında çarşı pazar enflasyonun daha yüksek hissedildiğini vurguladı. BÖLGE ENFLASYONU Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz’de enflasyonun ülke geneline paralel seyrettiğini kaydeden Çandır, “Aylık olarak yüzde – 0.64 ilan edilen bölgemiz enflasyonu, ülke enflasyonundan yaklaşık yüzde 50 daha düşük olmuştur. Bu hızlı düşüşe rağmen bölgemizin yıllık enflasyonu ise yüzde 21.41 ile hala ülke ortalamasının yüzde 6 üzerinde seyretmektedir” diye konuştu. İLK ÜÇ AY ÖNEMLİ Önümüzdeki Ocak, Şubat ve Mart aylarının enflasyon açısından zorlu aylar olduğunu bildiren BAGEV Başkanı Ali Çandır, “Çünkü bu üç ayın geçen seneki toplam enflasyonu yüzde 2.74’tür. Yani biz önümüzdeki üç ay boyunca toplam 2.74’ten daha düşük bir enflasyon ilan etmeliyiz ki, yıllık yüzde 20.30’luk ilan edilen enflasyonu düşürebilelim” dedi. Düşük enflasyonun ancak daha yüksek faiz ve daha düşük bir döviz kuru ile mümkün olabileceğini söyleyen Çandır, bunun gerçekleşmesinin zorluğuna dikkat çekti. Çandır, enflasyonla mücadele programının kararlılıkla devam etmesini dilerken, TOBB’a bağlı oda ve borsalar olarak programa verdikleri desteği anımsattı.  

Detaylar...