Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Nisan Mayıs 2016
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
Döviz Kuru
  Dolar   Euro
Alış 2.9821 TL   3.3349 TL
Satış 2.9875 TL   3.341< TL
IP Numaranız : 54.196.21.202
Şuan 11 kişi online
Bugün 186 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 44444
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

ANTALYA 12. KEZ ÇİÇEK AÇTI
Antalya’da çiçek üreticileri ve ihracatçılarının hasat bayramı olarak kutlanan Çiçek Festivali 12`nci kez düzenlendi. 2 milyon dal çiçeğin kullanıldığı Çiçek Festivali’nde çiçek kullanılarak yapılan tasarımlı araçlar büyük ilgi gördü. Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) öncülüğünde gerçekleşen 12`nci Antalya Çiçek Festivali, büyük coşku ile kutlandı. 2 gün süren Festivale, EXPO 2016 Antalya Ajansı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, Süs Bitkileri Tanıtım Grubu, Akdeniz Üniversitesi, Interflora Çiçekleri Derneği, Süs Bitkileri İhracatçıları Derneği, Akdeniz Süs Bitkileri Üreticileri Derneği, Peyzaj Mimarları Odası, Antalya Çiçekçiler Odası, Antalya Gazeteciler Cemiyeti de destek verdi. 85 milyon dolarlık ihracat hacmi, 300 bin kişinin istihdam edildiği çiçek sektörünün hasat bayramı niteliğindeki Antalya Çiçek Festivali`nde bu yıl 2 milyon dal çiçek kullanıldı. Çiçek üreticisi ve ihracatçısı firmalar birbirinden renkli çiçekli tasarımlarla araç süslemeleri yaptı. Truva atından Türk bayrağına, çeşitli hayvan figürlerinden çok renkli tasarımlarla süslenen araçlar, bitki insanlar, çizgi film kahramanlarının kostümlerini giyen canlı mankenler, çocuklar, Antalyalılar ve turistlerin ilgi odağı oldu. Geleneksel hale gelen Festival Korteji, Cender Otel önünden tramvay hattı boyunca Cumhuriyet Meydanı’na kadar sürdü. Araç tasarımlarında 1 milyon dal çiçek kullanılırken, kortej sırasında da halka 1 milyon dal çiçek dağıtıldı. Korteje Antalya Valisi Muammer Türker, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Süs Bitkileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vahap Tuncer, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, İl Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ahmet Dallı, Antalya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Mclis ve komite üyelerinin yanı sıra çok sayıda isim katıldı. Büyükşehir Belediyesi bandosunun eşlik ettiği korteje, Antalyalılar büyük ilgi gösterdi. Kortej boyunca vatandaşlara protokol üyeleri tek tek çiçek dağıttı. Çiçek kostümlü çocuklar ve bitki insanlarla, çiçek tasarımlı araçlar da vatandaşların büyük ilgisini çekti. Kortej Cumhuriyet Meydanı’nda son buldu. Festivalde, Dünya Süt Günü nedeniyle Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ücretsiz süt dağıtırken, festivale katılanlara 1000 EXPO bileti ücretsiz verildi. RUSYA’YA ‘SIFIR’ İHRACAT Çiçek firmaları tarafından açılan çiçek stantlarının bulunduğu Cumhuriyet Meydanı’nda protokol üyeleri konuşma yaptı. Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, çiçek üretiminin yüzde 65’inin Antalya’da yapıldığını belirterek, Çiçek Festivali’nin Antalya’da çiçek üreticilerinin hasat bayramı olduğunu kaydetti. Bu yıl Festivalin krizin gölgesinde kutlandığını söyleyen Bağdatlıoğlu, “Bu yıl Rusya’ya sıfır ihracat gerçekleşti. Buna rağmen bir kriz yaşasa da çiçek üreticisi, Antalya halkına çiçek armağan etmeyi başardı. Çiçek, barışın sembolüdür ve son dönemde yaşadığımız terör olayları ve kriz nedeniyle buradan insanlara çiçek dağıtarak, sevginin sembolü olan çiçekle barışı bir kez daha vurgulamak istiyoruz” dedi. ULUSLAR ARASI KARNAVAL OLSUN ATB Başkanı Ali Çandır, kayaların aşınmasının suyun şiddetinden değil damlaların istikrarından olduğunu belirterek, “Biz de 12 yıl boyunca amatör ruhla çalışarak Festivali bugünlere getirdik. Çiçekleri üreten, emek veren, işçilerden mühendislere, firmalara kadar herkese teşekkür ediyoruz. Festivalin Antalya’ya yakıştığı konusunda herkes hemfikir. Umut ediyorum ki bu festivalin potansiyelini hepimiz fark ederiz. Buradaki katılımcılardan festivali uluslar arası hale getirmek için söz almak istiyorum” dedi. Festival tertip komitesi oluşturarak festivali karnavala dönüştürmenin yollarının aranması gerektiğini vurgulayan Çandır, bunun için destek istedi. Çandır, vazolardan, bahçelerden çiçeklerin, gönüllerden sevginin eksik olmaması dileğinde bulundu. DESTEK SÖZÜ Antalya Valisi Muammer Türker, Antalya’nın 600’e yakın endemik bitkiye ev sahipliği yaptığını belirterek, bu önemli bir zenginlik” dedi. Çiçeğin ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Türker, Antalya’nın bunu başardığını kaydetti. Antalya’nın çiçek ihracatının yüzde 85’ini gerçekleştirdiğini kaydeden Türker, çiçeğin kentle bütünleştirilmesi gerektiğini söyledi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Çiçek Festivali’nin çok güçlü şekilde yoluna devam etmesi için gereken her türlü katkıyı koyacağını ifade ederken, festivalde emeği geçenlere teşekkür etti. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, festivallerin kenti güzelleştirdiğini belirtirken,Çiçek Festvali’nin Antalya’ya yakıştığını söyledi. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Çiçek Festivali’ne destek verdiklerini söylerken, “Herşey Antalya için” dedi. EXPO 2016 Antalya Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Şengül, festivalin EXPO ile bütünleşmesinin önemi vurgularken, emeği geçenlere teşekkür etti. EN İYİ TASARIM TRUVA ATI En güzel çiçekten araç tasarımı yarışmasında ise başkanlığını Antalya Tanıtım Vakfı Başkanı Nizamettin Şen’in yaptığı, Vali Muammer Türker’in eşi Filiz Türker ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in eşi Ebru Türel’in de aralarında olduğu jüri tarafından Gündeş Tarım’ın Truva Atı çiçek tasarımı birinci oldu. İkinci ise Antalya Tarım’ın kelebekler ve tekne bulunan tasarımı oldu. Flash Tarım’ın palyaço çeşitli hayvan figürlerine de yer verilen tasarımı üçüncü seçildi. Yarışmada birinciye 5 bin, ikinciye 3 bin, üçüncüye 2 bin TL ödül verildi. ÇİÇEK BARIŞTIR Cumhuriyet Meydanı’ndaki törende Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nün elbise ve gelinlik tasarımları Esline Ajans mankenleri tarafından sergilendi. Defilenin sonundaki Türk Bayrağı tasarımlı gelinlik büyük beğeni toplarken, mankenler ellerinde taşıdıkları renkli harflerle “Çiçek barıştır” mesajı verdi.  

Detaylar...

HAYDİ ANTALYA ÇİÇEK FESTİVALİ`NE
Süs bitkileri ve kesme çiçek sektöründe söz sahibi olan Antalya, bu yıl 12`nci kez çiçeğin hasat bayramı Çiçek Festivali`ni kutluyor. 2 milyon dal çiçeğin kullanılacağı Festival`de çiçeklerle süslenen 9 araç kortejde yer alacak. Festivalde 1000 adet EXPO bileti halka ücretsiz dağıtılacak. Bu yıl 12`ncisi düzenlenen Çiçek Festivali, Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) öncülüğünde gerçekleşiyor. Festivale, EXPO 2016 Antalya Ajansı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, Süs Bitkileri Tanıtım Grubu, Akdeniz Üniversitesi, Interflora Çiçekleri Derneği, Süs Bitkileri İhracatçıları Derneği, Akdeniz Süs Bitkileri Üreticileri Derneği, Peyzaj Mimarları Odası, Antalya Çiçekçiler Odası, Antalya Gazeteciler Cemiyeti destek veriyor. ÇİÇEĞİN HASAT BAYRAMI Antalya, geleneksel hale gelen Çiçek Festivali`nin kutlamaları başladı. Festivalin ilk gününde Cumhuriyet Meydanı rengarenk çiçekler süslerken, onlarca tür çiçek vatandaşla buluştu. Festivalin ikinci günü geleneksel hale gelen kortejde yer alacak çiçekten araçların süslemeleri ise tam hız sürüyor. Halkın yoğun ilgi gösterdiği çiçekten araçların süslemesi için 1 milyonun üzerinde çiçek kullanıldı. ÜCRETSİZ EXPO BİLETİ Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi üyesi, Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Çiçek Festivali`ni bu yıl da renkli görüntülerle kutlayacaklarını bildirdi. Osman Bağdatlıoğlu, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Çiçek Festivali`ni EXPO ile bütünleştiğini belirterek, bu yıl 1000 adet EXPO biletini Festivale katılan vatandaşlara ücretsiz dağıtacaklarını bildirdi. FESTİVAL PROGRAMI Festival kapsamında 21 Mayıs Cumartesi günü Cumhuriyet Meydanı`nda kurulacak çadırlarda çocuklar, EXPO 2016 Antalya atölye çalışmalarına katılacak. Yine Cumhuriyet Meydanı`nda kurulacak sahnede çocukları eğlendirecek gösteriler düzenlenecek. 21 Mayıs Cumartesi günü 17.00`da Cender Otel önünde çiçekten arabalar yarışması düzenlenecek. 18.00`de de Cender Otel önünden tramvay yolunu takip ederek Cumhuriyet Meydanı`na kadar olan güzergahta kortej yürüyüşü gerçekleşecek. Tasarım yarışmaları, tahta bacak ve palyaçolarla renklenecek festivalde, korteje Büyükşehir Belediyesi`nin bandosu eşlik edecek. Çiçeklerle süslenmiş araçlarla rengarenk olacak Antalya sokakları, çiçek kostümlü çocuklarla şenlenecek.  

Detaylar...

ÇİÇEK FESTİVALİ DÜZENLEME KOMİTESİ`NDEN TÜREL`E DAVET
Çiçek Festivali Yürütme Kurulu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel`i ziyaret ederek bu yıl 12`ncisi düzenlenecek festivale davet etti. Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel`i ziyaret ederek bu yıl 12`ncisi düzenlenecek festivale davet etti. Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi Üyeleri, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel`i ziyaret etti. Düzenleme Komitesi Üyeleri, Başkan Türel`i 20-21 Mayıs tarihleri arasında 12`ncisi düzenlenecek Antalya Çiçek Festivali`ne davet etti. Yürütme Kurulu üyeleri Başkan Türel`e festival ile ilgili bilgiler verdi. Başkan Türel, 12. Çiçek Festivali`nin, Antalya`nın ev sahipliği yaptığı Çiçek ve Çocuk temalı Botanik EXPO`suyla daha da anlam kazandığını söyledi. Türel, festivalin kesme çiçekçiliğin merkezi Antalya`nın tanıtımına da katkı sunacağını ifade etti. Antalya`nın Kanada`dan belediyeciliğin Oscar`ı sayılan "Beş Çiçekli Altın Şehir" ödülünü kazandığını hatırlatan Türel, festivalin çiçek açan Antalya`ya çok yakıştığını belirterek, davet için teşekkür etti. Ziyarette, Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi Üyeleri Başkan Türel`e çiçek takdim etti.  

Detaylar...

ANKARA BORSA`DAN ANTALYA BORSA`YA ZİYARET
Antalya Ticaret Borsası`nın daveti üzerine EXPO 2016 Antalya`ya katılmak üzere Antalya`ya gelen Ankara Ticaret Borsası Başkanı, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Faik Yavuz, Borsa yönetim kurulu üyeleri ve meclis üyeleriyle birlikte Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır`ı ziyaret etti. ATB Yönetim Kurulu Üyeleri Halil Bülbül ile Süleyman Ersan`ın da bulunduğu ziyarette, Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz, Antalya Ticaret Borsası`nın daveti üzerine Türkiye`nin ilk EXPO`su EXPO 2016 için Antalya`ya geldiklerini bildirdi. Ankara Ticaret Borsası`nın çalışmaları hakkında bilgi veren Yavuz, Antalya Ticaret Borsası`nın Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX başta olmak üzere projelerini yakından takip ettiklerini söyledi. YÖREX DAVETİ Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, EXPO`ya katılımları nedeniyle Ankara Ticaret Borsası yönetimine ve meclisine teşekkür etti. Antalya`nın turizm ve tarımının başkenti olduğunu belirten Çandır, tarımın ve ticaretin gelişimi için çalıştıklarını kaydetti. Çandır, Ankara Ticaret Borsası`nı bu yıl 7`ncisi Ekim ayında yapılacak YÖREX`e davet etti. Faik Yavuz, ziyaretin anısına Ali Çandır`a cam sahan hediye ederken, Çandır, konuk heyete Antalya`nın yöresel ürünü reçel takdim etti.  

Detaylar...

VALİ TÜRKER`E ÇİÇEK FESTİVALİ DAVETİ
12. Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi Üyeleri, Antalya Valisi Muammer Türker ve Emniyet Müdürü Cemil Tonbul`u ziyaret ederek, 20-21 Mayıs`ta düzenlenecek Antalya Çiçek Festivali`ne davet etti. Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi Üyeleri Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya Ticaret Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, Süs Bitkileri Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Vali Muammer Türker`i makamında ziyaret etti. Vali Türker, Festival programı hakkında bilgi veren Komite Üyelerine, Çiçek Festivali`nin kentin tanıtımı için iyi bir fırsat olduğunu söyledi. Antalya`nın kesme çiçek ve süs bitkileri üretimi ve ihracatında önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Türker, Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi`ne böyle bir organizasyona öncülük ettikleri için teşekkür etti. EMNİYET MÜDÜRÜ`NE DAVET Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi Üyeleri, daha sonra Antalya Emniyet Müdürü Cemil Tonbul`u ziyaret ederek, Festivale davet etti. Cemil Tonbul, çiçeğin tarım ve turizm kenti Antalya`ya çok yakıştığını belirterek, bunun festivalle taçlandırılmasının önemine değindi. Tonbul, Çiçek Festivali Düzenleme Komitesi Üyelerine davetleri nedeniyle teşekkür etti.  

Detaylar...

12. ÇİÇEK FESTİVALİ BAŞLIYOR
Bu yıl 12`incisi 20-21 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Antalya Çiçek Festavili`nin basın toplantısı Antalya Ticaret Borsası`nda yapıldı. Toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Orta Anadolu Süs Bitkileri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ahmet Dallı, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Bedrullah Erçin, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Mehmet Gülcan, Süs Bitkileri İhracatçılar Derneği Başkanı Harun Yeter katıldı. Basın toplantısı geçen yıllarda yapılan Çiçek Festivali`nin görseliyle başladı. HEDEF ULUSLARARASI ALANA TAŞIMAK Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, 12`nci Çiçek Festivali`ni düzenlemenin gururunu yaşadıklarını belirterek, bugüne kadar festivalin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. 1 yıl boyunca gece gündüz demeden, her türlü iklimsel ve ekonomik zorluklara göğüs gererek çiçek üretenlerin hasat sonu şenliği olarak düzenlenen Çiçek Festivali`nin Antalya`ya çok yakıştığını kaydeden Ali Çandır, "Bu festivalin artık kalıcı bir festival halini aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yeterli mi dersek tam yeterli değil. Amacımız Çiçek Festivali`ni uluslararası alana taşıyabilmek. Bunun için ekip olarak çalışıyoruz" diye konuştu. ÇİÇEKÇİNİN EKMEĞİ İLE KİMSE OYNAMASIN Çiçeğin doğumdan ölüme kadar hayatla ilintili olduğunu belirten Ali Çandır, şarkılara, türkülere, şiirlere konu olan çiçeğin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Son dönemlerde yapılan organizasyonlarda "çiçek göndermeyin falanca yere bağış yapın" gibi mesajlar gönderildiğini söyleyen Çandır, "Bunları sağlıklı görmüyoruz. Herkes kendi işini yapsın. Çiçek üreten insanların ekmeği ile kimse oynanmasın diye düşünüyorum" dedi. Çiçek Festivali`nin betonlaşan Antalya`ya 20-21 Mayıs`ta nefes aldıracağını belirten Çandır, "Hem vazonuzdan hem bahçenizde çiçeklerin eksik olmamasını, kalbinizden sevginin eksik olmamasını diliyorum" dedi. Ali Çandır, festival programı hakkında bilgi verirken, festivalin duyurulmasında emeği geçen basın mensuplarına ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. KESME ÇİÇEKTE YÜZDE 30 DÜŞÜŞE RAĞMEN FESTİVAL TAM HIZ SÜRÜYOR Orta Anadolu Süs Bitkileri İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, "Konu çiçek olunca akan sular duruyor" diyerek sözlerine başladı. Süs bitkileri sektöründe Antalya`da büyük bir kriz olduğunu kaydeden Bağdatlıoğlu, ancak sektörde kriz yokmuş havasıyla çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Zor şartlarda Festivali düzenlemeye devam ettiklerini kaydeden Bağdatlıoğlu, "İnsanların biraz olsun gülmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Antalya halkını biraz olsun tebessüm ettirmek ve uluslararası arenada kendimizi tanıtmak için fırsat yaratmaya çalışıyoruz, bundan da onur duyuyoruz" diye konuştu. Üreticiler ve ihracatçılar olarak Antalya`dan aldıklarını Antalya`ya verme hedefinde olduklarını söyleyen Bağdatlıoğlu, "Hasat dönemini insanımızla paylaşmak istiyoruz" dedi. Kesme çiçekte yüzde 30`luk düşüş yaşanırken Festival`de 2 milyon dal çiçek kullanılacağını, 1000 öğrencinin etkinliklerde yer alacağını bildiren Osman Bağdatlıoğlu, Milli Eğitim Müdürlüğü, üretici ve ihracatçılara teşekkür etti. Bağdatlıoğlu, festivalin üreticinin ya da ihracatçının değil tüm Antalya`nın festivali olduğunu söyledi. ÇİÇEK FESTİVALİ EXPO`YA KATKI SAĞLIYOR ATSO Başkanı Davut Çetin, 12. Çiçek Festivali`nin Antalya`da düzenlenen en güzel etkinliklerden biri olduğunu belirterek, sürdürülebilir olmasının önemine dikkat çekti. Çiçek ve Çocuk temalı EXPO`ya ev sahipliği yapan Antalya`nın yıllar öncesinden çiçeği halkla buluşturduğunu belirten Çetin, Çiçek Festivali`nin EXPO`ya katkı sağladığını vurguladı. Çiçek Festivali kapsamında 13-23 Mayıs tarihleri arasında ATSO`nun instagramda fotoğraf yarışması düzenleyeceklerini belirten Çetin, herkesi bu yarışmaya katılmaya davet etti. Çetin, yarışmada birinciye 2 bin, ikinciye bin, üçüncüye 500 TL ödül verileceğini duyurdu. ÇİÇEK İHRACATIN ÖNEMLİ BİR KALEMİ Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ahmet Dallı, bu yıl düzenlenecek Çiçek Festivali`nin EXPO 2016 ile birlikte daha da anlam kazandığını söyledi. Türkiye`nin 3 bin çeşit endemik bitkiye ev sahipliği yaptığını bunun önemli bir bölümünün Antalya`da yetiştiğini belirten Dallı, süs bitkileri ve kesme çiçeğin ihracatın önemli bir kalemi olduğunu kaydetti. Tarımsal üretim ve tarımsal Antalya`nın ihracatında önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Dallı, Antalya`da böyle bir etkinliğin düzenleniyor olmasının önemine dikkat çekti. Dallı, süs bitkileri üreticisi ve ihracatçılarına teşekkür etti. Kurumsal olarak Festivale her türlü katkıyı vermeye çalıştıklarını söyleyen Dallı, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. ÇİÇEK KENT ANTALYA Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Bedrullah Erçin, Çiçek Festiveli 12 yıl önce başladığına nereye geleceğini bilmediklerini belirterek,"Çok güzel bir noktaya geldi" dedi. Antalya`nın uluslararası bir kent olduğunu, G20, EXPO gibi bir çok uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirten Erçin, "Antalya uluslararası, marka bir kent. Böyle bir şehre de uluslararası organizasyonlar yakışır. Önümüzdeki yıllarda bu marka kenti daha ileriye götürme noktasında çok daha güzel ve ciddi organizasyonlar yapacağımıza inanıyorum" diye konuştu. Antalya`nın çiçekle bütünleşen bir kent olduğunu belirten Erçin, Çiçek Festivali`ni düzenleyen ekibin EXPO`ya olan katkısına dikkat çekti. Erçin, geçen yıl Çiçek Açan Şehirler kapsamında Kanada’da ödül aldıklarını belirterek, "Antalya çiçek açıyor dedik, Hıdırlık sokağın devamında 2 sokağa da çiçek açtırmaya başladık. Onu da devam ettirdik en güzel balkon ve bahçe yarışması yaptık. Şimdi 5 ayrı kategoride yarışmalar yapıyoruz. Belki bu organizasyon önümüzdeki yıllarda uluslararası boyuta ulaşır ve Antalya’ya çok güzel çiçekler açtırır" diye konuştu. ÇİÇEK KÜLTÜR VE TURİZM HAREKETİDİR Kültür ve Turizm İl Müdürü İbrahim Acar, EXPO hareketinin başlangıcının temelini atan ekibin Çiçek Festivali`ni düzenleyen ekip olduğunu belirterek, kültür ve turizm şehri Antalya`nın Çiçek Festivali`ni çok daha ileriye taşınacağı ve uluslararası boyuta getireceğine inandığını kaydetti. Müdürlük olarak Çiçek Festivali`ne destek verdiklerini anlatan Acar, "Çiçek hem kültür hem turizm hareketidir" dedi. Acar, bu yıl uluslararası alanda gazetecileri Festivale getirmek için girişimde bulunduklarını bildirirken, "EXPO`ya katılan ülkelerden gazeteciler getirip bu işi uluslararası boyuta taşımanın adımlarını atmış olacağız" dedi. EN BAŞARILI FESTİVAL Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni, çiçek Festivali başladığından beri Antalyalı gazetecilerin bu organizasyona olağanüstü ilgi gösterdiğini belirterek, "Biz Gazeteciler Cemiyeti olarak da Antalya basınını temsilen bu organizasyona elimizden geldiğince destek vermeye çalışıyoruz" dedi. Çiçek Festivali`nin bölgede yapılan en başarılı festival olduğunu söyleyen Yeni, "Şehri işin içine katabiliyorsanız festivalde başarı vardır. Şehrin bu festivale bu denli ilgi duymasını sağlayan medyadır" dedi. Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Mehmet Gülcan, çocukların festivale renk kattığını belirterek, bunun için okullardaki öğrencilerin festival etkinliklerinde yer aldığını söyledi. Konuşmaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Festival düzenleme komitesi üyeleri, daha sonra basın mensuplarına çiçek takdim etti.  

Detaylar...

BUĞDAYDA HASAT ÖNCESİ SEKTÖREL ANALİZ TOPLANTISI
KURAKLIK BUĞDAYI VURDU Antalya Ticaret Borsası`nın düzenlediği Hububat Hasadı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı, ATB Toplantı Salonu`nda yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taner Akar’ın moderatörlüğünde yapılan toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Meclis Üyeleri, Hububat ve Mamulleri Meslek Komitesi üyeleri, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Batı Akdeniz Biçer Döverciler Kooperatifi Başkanı Kadir Sarıcalar, BATEM, TMO, ilçe ziraat odaları, tarım il ve ilçe müdürlükleri, un fabrikalarından temsilciler katıldı. KURAKLIK, ERKEN HASAD VE RUTUBET EN BÜYÜK SORUN Toplantıya katılan buğday üreticileri, kuraklığın bu yıl buğday üretimini vurduğunu belirterek, ülke genelinde yaşanan sıkıntının Antalya bölgesinde özellikle yayla kesimini etkilediğine dikkat çekti. Üreticiler, yayla kesiminde buğday veriminde yüzde 70’a varan verim kaybı yaşandığını bildirdi. Toplantıda, buğdayda kalite ve verimin nasıl artırılacağı da konuşuldu. Buğdayın biçilmesinde yaşanan sıkıntıya dikkat çeken un fabrikası temsilcileri, buğdayın ikinci ürün kaygısı nedeniyle erken hasat edildiğini bildirdi. 13 rutubetin üzerindeki buğdayın kalitesinde sıkıntı yaşandığına dikkat çekilen toplantıda, 13 rutubet üzerindeki buğdayın alınmayacağı ifade edildi. Biçerdövercilerin sapı en az 25 santimetre yukarıdan biçmesi gerektiğini belirten alıcı ve un fabrikası temsilcileri, topraklı buğdayın tercih edilmediğine dikkat çekti. Un fabrikası temsilcileri, protein oranı 11.5 seviyesinde olan buğdayın tercih edildiğini, çiftçinin verimli ve kaliteli buğday üretimi konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, çiftçi ve muhtarlara ot kuruduktan sonra buğday hasadının yapılması, 13 rutubetin üzerindeki buğdayda hasat yapılmaması yönünde SMS çekileceğini bildirdi. TARIM ARAZİLERİ BETONLAŞMASIN Toplantıya katılanlar, 1., 2. Sınıf tarım arazilerinin yapılaşmaya açıldığını belirterek, bunun önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Bundan 50-100 yıl sonra betonun ve petrolün para etmeyeceğini söyleyen sektör temsilcileri, tarım yapılabilir arazilerin ve gıdanın önemine dikkat çekti. Toplantıya katılanlar, Toprak Koruma Kanunu’nun uygulanmasını talep etti. KURAKLIK VERİM KAYBINA NEDEN OLACAK FİYAT ARTABİLİR Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taner Akar, buğdayın dünyayı besleyen stratejik bir ürün olduğunu belirterek, üretiminin önemine dikkat çekti. Akar, bu yıl yaşanan kuraklığın buğday üretimini vurduğunu belirterek, kuraklığın Akdeniz, Trakya, İç Anadolu ile güneyde Gaziantep’i vurduğunu bildirdi. Akar, “Türkiye’nin yüzde 40-45’inde kuraklık sıkıntısı var. Akdeniz’de buğday hasadında en az yüzde 10’luk düşüş beklentisi var” dedi. Akar, dünya buğday fiyatında artış beklenmediğini ancak Türkiye’de yaşanan kuraklığın fiyatları yukarı çekecek düzeyde olduğunu söyledi. FRANSA ÖRNEĞİ Doç. Dr. Akar, Türkiye’de arazi büyüklüğünün 60 dekar, nüfusun da yüzde 32’sinin tarımla uğraştığını belirtti. Fransa’nın tarımda Türkiye’nin 6 kat arazi büyüklüğüne sahip olduğunu, nüfusunun yüzde 22’sinin tarımla uğraştığını belirten Akar, “Biz daha fazla nüfusu daha dar alanda idare etmeye çalışıyoruz. Bizde buğday üretimindeki işletme sayısı 3 milyon iken Fransa’da 527 bin işletme bu işi yapıyor. Yani bizde Fransa’ya göre 6 kat daha fazla işletme tarımla uğraşıyor” dedi. Türkiye’de 2015’te buğday üretimi 22-23 milyon ton iken, Fransa’da 42 milyon tonun üzerine çıktığına dikkat çeken Akar, “Geçen yıl bizde dekar başı 280 kilogram buğday alınırken, Fransa’da bu rakam 740 kilogramdı. Türkiye’de 7.8 milyon hektar alan ekilirken, Fransa’da 5.2 milyon hektar alan ekiliyor. Bizden 2.5 hektar daha az alanı ekiyorlar ama verimde bizi 2`ye katlıyorlar. Fiyata baktığımızda Türkiye’de buğdayın tonu ortalama 330 iken Fransa’da 185 dolar. Bu maliyet ayağı, bir de kalite ayağı var. Fransa bu işi profesyonel yapıyor bizim de böyle yapmamız lazım” diye konuştu. Akar, Fransız çiftsinin yüzde 80-90’ı sertifikalı tohum kullandığını bizde bu oranın yüzde 25’lerde olduğunu belirtti. ÜRETİM PROFESYONEL HALE GELMELİ Taner Akar, yapılacak Ar-Ge çalışmaları, ziraat mühendisleri ve çiftçilerin eğitimi, sertifikalı tohumla dekar başı 1 tona kadar buğday verimi alınabileceğini söylerken, Kanada’da dekar başına 2 ton buğday alınabildiğine dikkat çekti. Akar, “Fransa, Kanada gibi ülkelerin başarısının altında büyük işletmelerin olması, endüstriyel tarım yapılıyor olması, gübre, sulama, makineleşmede son aşamada olmaları ve sertifikalı tohum kullanmaları yatıyor. Bizim de bu kriterleri yerine getirmemiz gerekiyor” diye konuştu.  

Detaylar...

ANTALYA BORSA`DAN DIŞİŞLERİ BAKANI ÇAVUŞOĞLU`NA ZİYARET
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, beraberindeki heyetle birlikte Dışişleri Bakanı Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu`nu makamında ziyaret etti. ATB Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri Cüneyt Doğan, Süleyman Ersan, Hüseyin Simav, Halil Bülbül, ATB Meclis Üyeleri Ergin Civan, İbrahim Yılmaz, Ata Sönmez`in hazır bulunduğu ziyarette ATB Başkanı Ali Çandır, Çavuşoğlu`na yaptığı çalışmalar nedeniyle teşekkür etti. Antalya tarımı ve ekonomisiyle ilgili Çavuşoğlu`na bilgi veren Çandır, Rusya ile krizin tarım, turizm ve ekonomi üzerine etkilerini anlatarak, destek istedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Antalya Ticaret Borsası heyetine ziyareti nedeniyle teşekkür etti. Antalya Ticaret Borsası`nın çalışmalarını yakından takip ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, kente yaptıkları katkı nedeniyle ATB`ye teşekkür etti. Çavuşoğlu, Rusya kriziyle ilgili de ekonomik gelişmeleri de yakından takip ettiğini belirterek, Ekonomi Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile koordinasyon haline olduklarını, üreticiyi destekleyecek kararların alınacağını söyledi.  

Detaylar...

ANTALYA BORSA TOBB GENEL KURULU`NDA
TOBB’un 72’inci Genel Kurulu M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi`nde gerçekleşti. Genel Kurula, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Maliye Bakanı Naci Ağbal, İçişleri Bakanı Efkan Ala, MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, bazı eski bakanlar, oda ve borsa başkanları ile çok sayıda davetli katıldı. TOBB Genel Kurulu`na Antalya Ticaret Borsası tam kadro katıldı. Genel Kurula, Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TOBB Delegeleri, Hüseyin Cahit Kayan, Cüneyt Doğan, Hüseyin Simav, Süleyman Ersan, Ergin Civan, Halil Bülbül, Ata Sönmez, İbrahim Yılmaz, Genel Sekreter Tolgahan Alavant ile Başkan Danışmanı Ahmet Erol Köksalan katıldı. GENEL KURUL`DA "TÜRKİYE HEPİMİZİN" MESAJI Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 72. Genel Kurulu’nda konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu esas zenginliğin girişimci ruh olduğunu ifade ederek, “Hedeflere ulaşmak istiyorsak, geride kalmak istemiyorsak, her gün bir önceki günden daha fazla çalışmak zorundayız” dedi. Birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapan TOBB Başkanı ‘Türkiye hepimizin’ mesajı verdi. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin zenginleşmek için girişimcilikten başka çıkar yolunun olmadığını vurguladı. “Ezber bozan inovasyonlar yapan, yeni nesil girişimcilere ihtiyacımız var” diyen TOBB Başkanı yatırım teşvik sisteminin yenilenmesi, katma değeri artıracak faaliyetlerin desteklenmesi talebinde bulunurken, biyo, nano ve bilgi-işlem teknolojilerinin önemi üzerinde durdu. Hisarcıklıoğlu ihracat kapasitesinin artırılması için KOBİ’lere daha çok ihracat yapmayı öğretmek gerektiğinin altını çizdi. TOBB Bakanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasında şunları söyledi: “Camia olarak ‘istişare sünnettir’ öğüdüne hep bağlı kaldık. Sizlerin sayesinde Anadolu’nun sesi, yüreği olduk. Bir olduk, iri olduk, diri olduk. Biz, bir oldukça Sesimiz daha gür çıktı. Engelleri aştık, yeni başarılara ulaştık. Oda ve Borsa camiamız, özel sektörün birlikten doğan gücü oldu. Odalarımız ve Borsalarımız; özel sektörü en iyi temsil eden, üyelerinin sorunlarını çözen, hizmet kalitesi Avrupa standartlarına ulaşmış, çağdaş kurumlara dönüştü. Sorunlara teslim olmadık. Olumsuza odaklanmadık. Tüm çevre coğrafyamızdaki ülkeler için de rol model haline geldik. Küresel piyasalardaki iş örgütlerinin tamamında da söz sahibi olduk. Değişim ve dönüşümün öncüleri haline geldik. Bütün dünyaya bu milletin neler yapabileceğini gösterdik. Hem biz kazandık, hem ülkemiz kazandı. Kimin sayesinde bunları başardık. Odalarımızın sayesinde, Borsalarımızın sayesinde. İşte bu salonu dolduran sizlerin sayesinde. Ülkesi ve milleti için para pul almadan, gece gündüz çalışan sizleri, müsaadenizle alkışlamak istiyorum. Peki, bunlar yeter mi? Asla yetmez, yetmemeli! Üreten, istihdam sağlayan, ihracat ve yatırım yapan bizler, daha iyilerini hak ediyoruz. Bu millet daha iyilerini hak ediyor. Önümüzde büyük hedeflerimiz var. Hedeflere ulaşmak istiyorsak, geride kalmak istemiyorsak, her gün bir önceki günden daha fazla çalışmak zorundayız. Emin olun bir an durursak, yarışı kaybederiz. Mehmet Akif’in dediği gibi: “Duranlar için hayat hakkı yoktur. Beşeriyet durmuyor. Durursan muhakkak ezilirsin.” Küresel rekabette yaşanan gelişmeler, tam da bu gerçeği doğruluyor. Dünyanın en zengin ülkeleri bile geride kalmamak için yeni ittifaklar kuruyor. • ABD, bir taraftan Avrupa Birliğiyle yeni bir ticaret ve yatırım girişimi başlatıyor. • Diğer taraftan da yükselen Asya Pasifik ülkeleriyle ekonomik işbirliği kuruyor. • Yani küresel ekonomiye şekil verecek yeni ittifaklar doğuyor. • AB, pazar alanını genişletmek için son 5 yılda 21 ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzaladı. • Çin, Afrika’ya büyük bir açılım başlattı. Hem Afrika pazarına yerleşiyor. Hem de kıtanın maden kaynaklarının ve geniş arazilerinin kullanım haklarını alıyor. • Diğer yandan Almanya’nın başını çektiği sanayileşmiş ülkeler, yeni bir endüstri devrimi üzerinde çalışıyor. Çin ve Kore de bu alana büyük yatırım yapıyor. • Gelişmekte olan ülkelerse, daha fazla yatırım çekebilmek için sürekli reformlar yapıyor. Mevzuatlarını yatırımcı dostu haline getiriyor, iş yapma kolaylığı endeksinde yükseliyorlar. Türkiye, son yıllarda müthiş bir başarı öyküsü yazdı. Ama artık aynı yöntemlerle büyümeyi sürdürmek, hatta yerimizi koruyabilmek mümkün değil. Yol haritamızı belirleyip, her gün bir adım daha ileri gitmek zorundayız. Milletimize daha parlak bir gelecek kazandırmak için, ülkemizin yıldızını yeniden parlatmalıyız. Reel sektörümüze yeniden heyecan vermeliyiz. Şirketlerimizin rekabet gücünü artıracak düzenlemeler görüşülürken, Meclis’te ve komisyonlarda, hem iktidar hem de muhalefet partilerimizin, geçmişte olduğu gibi destek ve katkılarını bekliyoruz. Türkiye’nin yeni bir büyüme ve sanayileşme modeline ihtiyacı var. Yapısal reform gündemini korumaya ve güçlendirmeye ihtiyacı var. Bunları da ortak akılla ve birlik beraberlik içinde yapmalıyız. Mahkemeler ticari uyuşmazlıklarda hızlı ve sağlıklı karar alamıyor. İş Mahkemeleri, bilirkişilik kurumu, karşılıksız çek gibi alanlarda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Bunları düzeltecek adımlar bir an önce atılmalı. Bu kapsamda arabuluculuk ve tahkim gibi yeni mekanizmalar devreye girmeli. Karşılıksız çek sorununu hafifletmek üzere kare kodlu çek zorunlu oluyor. İşçi-işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu hale geliyor. Benzer şekilde, belirli bir tutarın altındaki ticari uyuşmazlıklarda zorunlu tahkim sistemine geçmeliyiz. Biz buna hazırlık için, hem TOBB çatısı altında hem de Odalarımızda tahkim ve arabuluculuk merkezleri kurmaya başladık. Bu süreçte Adalet Bakanımız ve Yargıtay-Danıştay Başkanlarımızla bir ilki gerçekleştirdik. İş dünyası ve yargı mensupları son 1 senede 3 defa bir araya geldi, görüşlerini paylaştı. Bu istişarelerden çok verimli sonuçlar çıktı. Tüm bu çalışmaların hayata geçmesi için yoğun mesai harcayan iki isme; Adalet Bakanımız sayın Bekir Bozdağ’a ve Gümrük-Ticaret Bakanımız sayın Bülent Tüfenkçi’ye teşekkür ediyorum. Yatırım Teşvik sistemi günümüz şartlarına göre yenilenmeli. Teknoloji getiren, üretimin katma değerini artıracak faaliyetler daha fazla desteklenmeli. Teşvikler verilirken, proje bazlı değerlendirme yapılmalı. Sadece yeni yatırımlar değil, üretim de teşvik edilmeli. Anadolu’da güzel bir söz var; biçtiğini beğenmiyorsan, ektiğine bakacaksın. İşin eskisi gibi performans göstermiyorsa, iş yapma biçimini değiştireceksin. Günümüzde özellikle 3 alanda sağlanan ilerlemeler, ekonomilerin geleceğini belirleyecek. Bunlar; biyo, nano ve bilgi-iletişim teknolojileri. Bu üçü yakın gelecekte tüm sektörleri ve iş yapma biçimlerini kökten değiştirecek. Biz de bunlara odaklanmalıyız. Bakın dünya 4. Sanayi devrimini tartışmaya başladı. Almanya, Amerika, Kore; buna yönelik ciddi adım atıyor. Biz de buna hazırlanmalıyız. Ülkemize böyle yüksek teknolojiler getirecek şirketlere destek verecek bir Teknoloji Geliştirme Fonu kurmalıyız. YOİKK’te Bakanlıklarımızla tüm bu konularda kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdik. Başbakan Yardımcılarımız sayın Lütfi Elvan, sayın Mehmet Şimşek, Maliye Bakanımız sayın Naci Ağbal, Sanayi Bakanımız sayın Fikri Işık, İçişleri Bakanımız sayın Efkan Ala, Gümrük-Ticaret Bakanımız sayın Bülent Tüfenkçi, tüm bu konularda öncü rol üstlendiler. İnşallah onların bu emekleriyle, özel sektörün yatırım hevesini artıracak yeni adımları birlikte atacağız. Böylece ekonomik aktiviteyi ve refahı ülkenin geneline daha da yaymak mümkün olacak. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde Anadolu şehirlerinden daha fazla şirket görmek bizi memnun ediyor. Bu eğilimi hızlandırarak devam ettirmeli, bölgeler arası dengesizlikleri gidermeliyiz. Bölgesel yatırım kararlarına yereldeki aktörlerin katılımını esas almalıyız. Bu kapsamda Bölgesel Kalkınma Ajanslarında özel sektörün ağırlığını artırmalıyız. Odaklanmamız gereken önemli konulardan biri de ihracat kapasitemizi artırmak. Bu konuda Ekonomi Bakanımız sayın Mustafa Elitaş müthiş bir gayret içinde. Zira aynı malları, aynı şirketlerle, aynı pazarlara satarak, ihracatı 150 milyar dolardan 500 milyar dolara çıkarmamız mümkün değil. İhracat destek sistemimizi; “yeni ürün, yeni pazar, yeni ihracatçı” şeklinde değiştirmeliyiz. KOBİ’lerimize daha çok ihracat yapmayı öğretmeliyiz. Eğer ihracat yapan firma sayısını 100 bine çıkarmak istiyorsak, bunun kaynağı işte burada. Odalarımızda ve Borsalarımızda. İnsanın kanadı, gayretidir demiş Mevlana. Bu camia, elini taşın altına koymaya, ihracatta yeni bir atılım dönemi başlatmaya hazır. Öte yandan kapsamlı bir dış yatırım modeline de ihtiyacımız var. Hedefimiz, küresel milli şirketlerle dünyaya yayılmak olmalı. Türkiye sadece sermaye ithal eden bir ülke değil, sermaye ihraç eden bir ülke haline de geldi. Son 5 senede şirketlerimiz yurtdışında 23 milyar dolar doğrudan yatırım gerçekleştirdi. Bu tutar önceki 50 senenin toplamının tam 1,5 katı. Hem bu kaynağı daha verimli kullanmalı, hem de en uygun yurtdışı yatırım imkânlarını yatırımcılarımıza gösterebilmeliyiz. Bunu yaparken, şirketlerin merkezlerini, özellikle de Ar-Ge birimlerini burada tutmalıyız. Ekonomi Bakanlığımızla birlikte yeni ihracat ve yatırım modeli üzerine çalışıyoruz. İnşallah bu tabloyu daha olumlu hale getireceğiz. Dünyada son dönemde e-ticaret öne çıkıyor. Bu sayede hem iş yapma maliyeti düşüyor hem de ihracatın menzili artıyor. Bizim bu fırsatı değerlendirmemiz, ekonomide dijital dönüşümü sağlamamız gerek. KOBİ’lerin bulut teknolojisi kullanımını yaygınlaştırmalıyız. Tüm bunlar verimlilik artışlarını tetikleyecek. KOBİ’ler dijitalleştikçe, mevcut altyapımız bize yetmeyecek. Kore’de kilometrekare başına 6 bin metre fiber optik kablo düşüyor, Türkiye’de ise sadece 300 metre. Zaman memleketi fiber ağlarla örme zamanıdır. Ulaştırma Bakanımız sayın Binali Yıldırım’ın, Türkiye’ye yüksek teknoloji kazandırma konusundaki çalışmaları, bu konularda bize büyük ümit veriyor. Öte yandan kayıtdışılık hala en büyük sorunumuz. Kayıtlı çalışmayı teşvik etmeli ve ödüllendirmeli, kayıtdışı kalmanın maliyetini artırmalıyız. Vergi sistemi, işini düzgün yapan ile yapmayanı ayırt etmeli. Vergisini düzenli ödeyenlere sahip çıkalım ki, herkes vergi ödemeye teşvik edilsin. Mevzuat basit ve net hale getirilmeli, kayıt içine geçmenin maliyeti düşürülmeli. Bu noktada Maliye Bakanımız sayın Naci Ağbal’a teşekkür ediyoruz. Özel sektörün görüşlerine daima başvuruyor, birlikte çalışma ortamı sağlıyor. Şimdi müsaadenizle Anadolu’da yaşanan bir sıkıntıya da değineceğim. Elbette herkes gibi girişimcimiz de işini kanuna uygun yapacak. Düzgün çalışacak. Yapmadığında da hesabını verecek. Zaten veriyoruz. Ayrıcalık istemiyoruz. Peki, haksız yere bir girişimcinin hayatını karartmanın bedeli olmayacak mı? Nasıl biz iş hayatında hata yapınca bedelini ödüyorsak, hatalı ve keyfi denetimlerle bizleri zarara sokmanın da bir bedeli olsun. Üreten, alın teri döken girişimcimizi, bürokrasinin- denetçinin insafına bırakmayın. Yılların emeği, itibarı, keyfi bir yorumla yok olup, gitmesin. Hesap vermeden hesap sorabilen bir tek Allah’tır. Keyfi hesap soranlar da hesap versin istiyoruz! Reel sektörümüzün rekabet gücünü korumak için, istihdam üzerindeki mali yükleri indirmeye devam edelim. Bazı mesleklerin zorunlu istihdamı gibi, istihdamı cezalandıran uygulamaları değiştirelim. Damga vergisi gibi günümüz iş hayatına hiç uymayan, işlem vergilerini kaldıralım. Tarım sektörümüzü dünya ile entegre hale getirip, markalaştıralım. Tarım Bakanımız sayın Faruk Çelik’in bu konuda müthiş bir gayret içinde olduğunu görmek, bizleri de motive ediyor. Finansmana erişim noktasında, firmalarımızı bankalara bağımlı olmaktan kurtaralım. Reel sektörümüzün yüksek faizlerle, komisyonlarla mağdur edilmesine de artık bir çare bulalım. Bankalarımız fedakârlığı hep bizden, reel sektörden beklemesin. Şimdi sıra onlarda. Soruyorum sizlere, hanginiz bankalar kadar kâr ediyorsunuz? Öyle biri var mı bu salonda! Bankalara buradan sesleniyorum, bu vicdansızlığı bırakın! Aynı gemide olduğumuzu unutmayın! Bu salondakiler varsa siz de varsınız! Şimdi de son dönemde ciddi sıkıntılar yaşadığımız önemli bir sektörden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz turizm, ülkemizin dünyada öne çıktığı, en çok net döviz kazancı sağladığımız bir sektör. Bugün 6. büyük turizm destinasyonu olduk. Ancak 2016 turizm için zor bir sene olacak. Rezervasyonlar neredeyse yarı yarıya düştü. Turizm, pek çok sektörü de canlı tutan, etki alanı en yaygın sektörlerimizden. Bu zor zamanda sahip olduğumuz kapasiteyi korumak için devletimizin desteğine ihtiyaç var. Sektördeki işletmelerin üzerindeki kamusal yükler, belli bir süre için hafifletilmeli. Turizm Bakanımız sayın Mahir Ünal’ın da bu konuya odaklandığını görmekten memnunuz. İnşallah bu kara bulutlar dağıldığında, kaldığımız yerden koşmaya devam edeceğiz. İş dünyası olarak iğneyi kendimize batırmamız gereken konular da var. Her zaman, yargının yavaş işlediğinden şikâyet ediyoruz. Ama elimizin altındaki imkânları kullanmıyoruz. Çözüm burada hazır, kullanın. Yaptığınız sözleşmelere tahkim maddesini ekleyin. Anlaşmazlıklarınız, tahkimde en hızlı ve adil şekilde çözülsün. Diğer bir konu mesleki yeterlilik belgesi. Tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde çalışanların belgeli olması 25 Mayıs’ta zorunlu oluyor. Ancak iş dünyamız bunun pek farkında değil. TOBB olarak elimizi taşın altına koyduk. MEYBEM’i kurduk. Oda ve Borsalarımızla 81 ilde bu belgeleri veriyoruz. Devletimiz de burada üzerine düşeni yapıyor. Hem sınav ücretini karşılıyor, hem de sigorta işveren payınızı sizin yerinize 1 yıl ödüyor. Bu imkândan faydalanın. Ülkelerin esas zenginliği, sahip oldukları girişimci ruhtur. Türkiye’nin zenginleşmek için girişimcilikten başka çıkar yolu da yoktur. Ezber bozan inovasyonlar yapan, yeni nesil girişimcilere ihtiyacımız var. Türkiye’nin en geniş girişimcilik ağı olan Kadın ve Genç Girişimci Kurullarını işte bu yüzden kurduk. 81 ilde binlerce girişimcilik faaliyeti düzenledik. Hazine Müsteşarlığımızla birlikte, girişimcilerimize destek için Türkiye Yatırım Fonu kurduk. TOBB olarak 100 milyon lira kaynak ayırdık. Tüm bu faaliyetlerimizi sahiplenen, genç ve kadın girişimcilerimize çok teşekkür ediyorum. Özellikle kadın girişimcilerimizle iftihar ediyorum. Türkiye’nin geleceği sizlerin elinde. Türkiye’nin iktisadi ve sosyal dönüşümü için AB katılım sürecinin önemini biliyoruz. Son dönemde ilişkilerde umut verici bir ivme yakalandı. Avrupa Komisyonu`nun Türk vatandaşlarına Schengen vizesini kaldırmaya dönük tavsiyesini memnuniyetle karşılıyoruz. Emeği geçen herkese, başta hükümetimiz olmak üzere, iktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasetçilerimize, bürokratlarımıza teşekkür ediyoruz. Benzer olumlu gelişmeleri AB ve ABD arasında yürütülen Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı konusunda da bekliyoruz. Ülkemiz ekonomisinin ve reel sektörün geleceği açısından buradaki yerimiz çok önemli. Bu ortaklıktan dışlanmamız, Türkiye – AB ilişkileri için ciddi bir gerileme işareti olacak. Şirketlerimizin dünyanın en büyük pazarlarına erişimini zorlaştıracak. Dolayısıyla bu sürece mutlaka dahil olmamız gerekiyor. Saygıdeğer katılımcılar, Son dönemde yeniden alevlenen terör olayları yüzünden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da iş dünyası büyük sıkıntı yaşıyor. Kepenk açamayan esnafımız, siftahsız KOBİ’miz, evine ekmek götüremiyor. Terörle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bunu yaparken o bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da yanında olacağız. Her zaman devletinin yanında olmuş o insanlar, her türlü zorluğa karşı ayakta kalmaya çalışıyor. Dükkânlarının kapalı olmasından dolayı iş yapamıyor, borçlarını ödeyemiyor. Daha az iş demek, daha az işgücü, daha az refah demek. Bu insanları kendi haline bırakamayız. Hükümetimiz bir takım destekler açıkladı. Bunlar için teşekkür ediyoruz. Ancak terör olayları sürdüğünden, bunlar şu an yeterli gelmiyor. Terörle mücadele kapsamında, ekonomik olarak onlara yeni çözümler üretmek zorundayız. Bölgede iş dünyasının yeniden eski haline dönebilmesi için vergi-prim ve kredi ödemelerinin ertelenmesine ihtiyaç var. Çek, senet ve kredi ödemeleri yapılamadığından pek çok kardeşimin sicili de bozuldu. Buna yönelik düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Bu noktada özellikle bir şehrimizin durumuna herkesin dikkatini çekmek istiyorum. Kilis’in nüfusu 130 bin, misafir ettiği Suriyeli mülteci sayısı da 130 bin. Bu boyutta bir yardımlaşma, dayanışma ve ev sahipliğinin dünya tarihinde örneği yok. Kilisliler insanlık destanı yazıyor. Buradan tüm dünyaya sesleniyorum. Eğer Nobel Barış ödülü hakkıyla belirleniyorsa, bu sene tek aday var o da Kilis’tir. Allah şehitlerimizin mekânlarını cennet etsin, gazilerimize acil şifalar versin. Yüce Allah buyurur ki; “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası ebedi cehennemdir.” Sevgi dini olan İslam’ı teröre alet eden riyakârlar, etnik fitne çıkarmak isteyen hain odaklar, şehirlerimizi terörize etmeye çalışıyorlar. Açık söylüyorum; bu kirli oyunun karşısında 78 milyon birlikte dikiliriz. Terör üretenleri de bu topraklarda barındırmayız. Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes birbirinin kardeşi, komşusu, akrabası. Çünkü Türkiye hepimizin. Teröre göz yuman, taviz veren, destekleyen her kim olursa milletçe dur demeliyiz. Silahın konuştuğu yerde barış da susar, siyaset de susar, insanlık da susar. Siyasetin yeri meclistir. Terörün iyisi, kötüsü olmaz! Terörün küçüğü büyüğü olmaz! Terörün dini, ırkı, milliyeti, mezhebi olmaz! Terör insanlık suçudur. “İstisnasız, amasız herkes lanetlemeli”. Buradan terör karşısında yeterli desteği göremediğimiz dost ülkelere de sesleniyorum. Paris’te, Brüksel’de patlayan bombalara gösterdiğiniz duyarlılığı Ankara’da, İstanbul’da, Diyarbakır’da, patlayan bombalara da gösterin. Daha çağdaş, özgür, huzurlu ve adil bir ülkede yaşamanın en önemli yolu anayasadan geçiyor. Yeni bir anayasa ile yeni bir uzlaşma zemini de yakalamak zorundayız. Daha 2000 yılında, “yeni anayasa” ihtiyacını ilk kez biz dile getirdik. 2007’de meslek örgütleri ve sendikaları bir araya getirerek “Anayasa Platformu”nu oluşturduk. 2012’de 13 ilde “Türkiye Konuşuyor - Anayasa Vatandaş Toplantıları” yaptık. Bu toplantılarda farklı görüşlerden yaklaşık 7 bin vatandaşımız aynı masa etrafında bir araya geldi. Milletimiz nasıl bir Türkiye, nasıl bir anayasa istediğini saatlerce müzakere etti. 18 klasörden oluşan raporumuzu, Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na teslim ettik. Böylece Türkiye tarihinin en büyük “müzakereci demokrasi etkinliğini” gerçekleştirdik. Burada gördük ki, vatandaş yeni bir anayasa istiyor. O halde yeni Anayasamızı birlikte hazırlayıp, birlikte sahiplenip, birlikte hayata geçirmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan Cumhuriyetimiz, muasır medeniyet hedefine bu sayede daha kolay ulaşacak. Meclisimiz, yeni anayasayı katılımcı bir yaklaşımla, uzlaşarak yapmalı. Yeni Anayasada milletimizin olmazsa olmaz değerleri; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yapımız korunmalı. Rahmetli Özal’ın vurguladığı gibi; ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ile teşebbüs hürriyeti garanti altına alınmalı. Vatandaşları arasında ayrım yapmayan, vatandaşına güvenen, vatandaşına hükmetmeyen bir devlet anlayışına geçmeliyiz. Devlet vatandaşının efendisi değil, hizmetkârı olmalı. Bu süreçte Meclisimize, siyasi partilerimize ve tüm kurumlarımıza görevler düşüyor. Türkiye’nin geriye gitmesine, kavga, karmaşa ve belirsizlik ortamına sürüklenmesine izin vermeyelim. Ülkemizde kavganın değil huzurun, çatışmanın değil diyaloğun hâkim olmasını sağlayalım. Demokrasiyi ve kalkınmayı sekteye uğratacak her girişimin de karşısında duralım. Böyle bir Türkiye için kenetlenip, hep birlikte daha fazla çalışalım. Biz insanların fikri, giyimi, kimliği üzerinden ayrılmadığı bir ülke hayal ediyoruz. İnsanların, yaptıklarıyla, başardıklarıyla değerlendirildiği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu memlekette bütün yaşam biçimleri bizim zenginliğimiz. Doğduğumuz şehirler, inancımız, fikrimiz farklı olabilir. Bu ülkenin sorunları da, zenginliği de bizim. Türkiye hepimizin. Türkiye yerinde saysın diye umanların rüyaları asla gerçek olmayacak. Türkiye, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini alacak. Bunu, bu salonu dolduran sizlerin temsil ettiği iş dünyası, tüccar ve sanayiciler yapacak. Sizler ürettikçe, ihracat yaptıkça, istihdam sağladıkça Türkiye kalkınacak. Allah gönlümüzü zengin, emeğimizi ve kazancımızı bereketli, milletimizin birlik ve beraberliğini daim kılsın. Yolumuz açık olsun. Allah, hepimizin yardımcısı olsun".  

Detaylar...

SON 3 YILIN EN DÜŞÜK ENFLASYON ORANI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Çandır, ılıman havanın etkisinin tezgahlara olumlu yansıdığını ve gıda fiyatlarının yumuşak seyrettiğini belirtti. Gıdanın enflasyondaki olumlu etkisine karşın çekirdek enflasyona dikkat çeken Çandır “Gıdadaki bu seyir enflasyonu aşağıya çekiyor görünmekte ancak imalat sanayi fiyatlarındaki katılık göz ardı edilmemeli” dedi. Tüketici fiyatlarının Nisan ayı gerçekleşmelerinin yüzde 0,78 ile beklentilere yakın olduğunu belirten Çandır, 2013 yılından bu yana en düşük Nisan ayı enflasyonun elde edilmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. Çandır, “Söz konusu gerçekleşmede ılıman havanın gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki fiyatları düşürmesi etkili oldu. Nisan’da yıllık TÜFE’nin ise yüzde 7,46’dan, yüzde 6,57’ya gerilediği görülmekte. Bu gerilemede de gıda fiyatlarının etkisi öne çıkmakta. Ancak gıdanın bu olumlu etkisi diğer sektörler tarafından desteklenmediğinden çekirdek enflasyon (I endeksi) yüzde 9,41’de asılı kalmıştır. Bu durum özellikle imalatçı sanayicilerimizin halen yüksek maliyetlerini fiyatlara yansıtmak durumunda kaldığının bir işareti” şeklinde konuştu. NİSAN ETKİSİ Mart ayın enflasyon değerlendirmesinde enflasyonun gerilemesinde Nisan ayının fırsat sunacağını belirttiğini anımsatan Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Önceki yılın aynı ayındaki yüksek değerden kaynaklanan baz etkisi bizleri bu yönlü beklentiye yöneltmişti. Nisan gerçekleşmesi bu beklentimizi haklı çıkardı, bu fırsat geri çevrilmedi ve yıllık TÜFE’de gerileme devam etti. Buna ek olarak TL/Dolar’ın gerilemesinin de döviz temelli maliyetleri azaltarak fiyatları düşürmesini bekliyoruz. Ancak bunun özellikle imalatçı sektörlere yansımadığını da üzülerek görüyoruz. Yani mevsimsel ve kur bazlı avantajlar tüm sektörlere yayılmalı ki enflasyon topyekün ve sürekli düşürülebilsin. Zira bakıyoruz ki sadece giyim ve ayakkabı sektöründe bile Nisan ayı gerçekleşmesi yüzde 12,60 ile hayli yüksek gerçekleşmiş. Bahar alışverişlerinin talebi artırmasından kaynaklanabilecek bu artışlarının önüne geçebilmenin tek yolunun üretimi artırmak olduğunu düşünmekteyiz.” BATI AKDENİZ DAHA PAHALI YEDİ Batı Akdeniz’deki fiyat değişimlerini de değerlendiren Çandır, Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı bölgemizde Nisan ayında TÜFE’de ülke ortalamalarının üzerinde bir artış gerçekleştiğini ve artış oranının yüzde 1,17 olduğuna dikkat çekti. Çandır, "Batı Akdeniz`de Nisan ayında tencereler ülke geneline göre daha pahalıya kaynamıştır. Bölgedeki fiyat artış oranı yıllık olarak da ortalamanın üzerinde iken, oranı yüzde 7,60’tır" dedi. Batı Akdeniz Bölgesi’nin 26 alt bölge içinde 3. pahalı bölge olduğunu kaydeden Çandır, "Özellikle bölge ticaretinin nispeten daraldığı son çeyrekte, bölge fiyatlarının ülke ortalamasından göreli yüksek olması bölge hane halkı ve üreticimiz açısından kaygı vericidir” dedi. ILIMAN HAVA YARADI Ali Çandır, ürün bazında “spor müsabakalarına giriş ücretinin” yüzde 42,79’luk artışla, harcama grubunda ise “giyim ve ayakkabı” grubununyüzde 12,60 artışla zam şampiyonu olduğunu belirtirken, "Ürün fiyat artışı sıralamasında sonraki sıralarda da kadın ve erkek giysisi ön planda. Bunda bahar alışverişi kaynaklı talep artışının etkisi yadsınamaz. Buna karşın geçtiğimiz ay fiyatı en fazla düşen ürünler ise ılıman havanın etkiyle birlikte gıda ürünler grubu içerisinde yer almakta iken, bunların başında yüzde -39,27 azalışla kabak ve yüzde -32,93 ile yeşil soğan gelmekte" dedi. OLUMLU SEYİR ÇEKİRDEK ENFLASYONA YANSITILMALI Manşet enflasyon Nisan ayında her ne kadar pozitif değer almış olsa da gıda ve alkolsüz içecekler grubunun negatif değer almasının enflasyonu frenlediğini kaydeden Çandır, şu değerlendirme bulundu: "Bu nedenle tarımsal üretim her iki yönlü de olmak üzere adeta ülkenin ekonomik kaderini belirlemektedir. Mevsimsel gelişmelerin ve Rusya’ya gönderilmeyen malların iç piyasaya sürülmesinin desteklediği bu olumlu havanın diğer sektörlere de yansıması en büyük temennimiz. Özellikle doların düşmesinin etkilerini zaman kaybetmeden imalat sanayimizde de görmeyi ve çekirdek enflasyonun yumuşamasını beklemekteyiz. Şunu da açıkça görüyoruz ki gıda destekli son 3 aylık olumlu seyir çekirdeğe yansıtılmazsa yıl sonu gerçekleşmesi bu olumlu havayı ortadan kaldırabilir."  

Detaylar...

ANTALYA`NIN ZEYTİNYAĞLARI ÖDÜLLENDİ
Antik çağda zeytin ve zeytinyağında söz sahibi olan Antalya, uzun süredir ihmal ettiği zeytin ve zeytinyağını yeniden keşfediyor. Antalya`ya özgü Beylik, Tavşan Yüreği ve Memecik zeytininden soğuk sıkım elde edilen zeytinyağı, 9. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışmasında 1 altın, 2 de gümüş madalya aldı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya zeytinyağını markalaştırmak için yoğun çaba sarf ederek ödül alan ATB üyesi, Büyükakça Zeytincilik sahibi Zafer Tan`a teşekkür etti. ÖDÜLÜ BEYLİK, TAVŞAN YÜREĞİ VE MEMECİK GETİRDİ 30 yıldır Gazipaşa`da zeytin sektörüyle uğraşan Büyükakça Zeytincilik sahibi Zafer Tan, Antalya`yı zeytinyağında marka haline getirmek için bir süredir çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Zafer Tan, Zeytindostu Derneği`nin düzenlediği 9. Ulusal Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite yarışmasında 1 altın, 2 de gümüş madalya kazandıklarını bildirirken, daha önce katıldıkları yarışmalardan da ödülle döndüklerini hatırlattı. Tan, bölgenin zeytin geçmişinin antik çağa uzanmasına rağmen, bir süredir zeytinciliğin ihmal edildiğini belirterek, potansiyeli dikkate alarak bölgeye has ürünler üzerinde zeytinyağı çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti. Emeklerinin karşılığını aldıklarını söyleyen Zafer Tan, "Yarışmada bölgemize özgü Beylik zeytininden ürettiğimiz sızma zeytinyağı ile altın, yine bölgemize has Tavşan Yüreği ve Memecik cinsi zeytinlerinden ürettiğimiz sızma zeytinyağları ile de gümüş madalya kazandık" dedi. BORSA`DAN TEŞEKKÜR Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Zafer Tan`ı başarısı nedeniyle kutlarken, bölgenin tarım ekonomisine sağladığı katkı nedeniyle Tan`a teşekkür etti. Antalya`nın kendine has zeytin çeşitleriyle marka olabilecek bir şehir olduğunu ancak zeytinciliğin uzun süredir ihmal edildiğine dikkat çeken Ali Çandır, "Zafer Tan gibi girişimcilerin potansiyelimizi fark edip, bunu ulusal bir yarışmada ödül olarak tescillemeleri bizleri gururlandırıyor" dedi. Tavşan Yüreği zeytinin coğrafi işaret alması için Antalya Ticaret Borsası olarak Türk Patent Enstitüsü`ne başvuruda bulunduklarını anımsatan Ali Çandır, "Zafer Tan`ın aldığı ödül, ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimizi bizlere yeniden gösterdi" dedi. Çandır, markalaşan ürünlerin katma değerinin yükseldiğine dikkat çekerek, "Antalya bir çok üründe en`leri içende barındıran bir şehir. Zeytin ve zeytinyağında da marka olma yolunda ilerliyor" diye konuştu. ATB Başkanı Ali Çandır ile Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, Zafer Tan`a seramik kaftan sunarak teşekkür etti.  

Detaylar...

ATB NİSAN MECLİSİ TOPLANDI
  Antalya Ticaret Borsası Nisan ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin bir aylık çalışmalarının anlatıldığı Meclis te Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, ekonomi ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YÖRESEL ÜRÜNLER Son 10 yıldır Borsamız gündeminin ve çalışma alanlarının değişmez konularından birini yöresel ürünlerin oluşturduğunu belirten Halil Bülbül, "Anadolu’muzun 12 bin yıllık medeniyetler birikiminin bir ürünü olan yöresel ürünlerimizin, hakkını ve hukukunu koruyarak ticarileştirilmesine çalıştığımız, projeler ürettiğimiz ve uygulamaya koyduğumuz bu gayretlerimizi bir sosyal sorumluluk bilinciyle yapmaktayız" dedi. Son dönemde "yöresel ürün" adı altında düzenlenen ticari organizasyonları eleştiren Bülbül, "Yöresel ürün kapsamlı bu tür faaliyetlerde, bir taraftan ürünlerin orijinalliğini ve hijyenikliğini gözetirken, diğer taraftan da esnafımızın ticari faaliyetlerine ket vurmamalıyız. Dolayısıyla bu tür girişimlerin yöresel ürünlere toplam faydası dikkate alınarak gerçekleştirilmesini beklemekteyiz. Adının bir yerinde yöresel ürün olan bu tür faaliyetlerin pazar, panayır veya sergi adı altında düzenlenmesi yerine, 5174 Sayılı Kanun çerçevesinde fuar olarak düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir" diye konuştu. TARIM KONSEYİ Antalya Ticaret Borsası nın başkanlığını yürüttüğü Tarım Konseyi nin çalışmaları hakkında bilgi veren Bülbül, Konseyin Antalya tarımının sorunlarını ve çözüm önerilerini, birlikte hareket etme prensibimizle ve ortak aklı kullanarak gündeme getirme faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydetti. 9- 10 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen odak grup toplantılarında tarım sektörünün sorunlarını ve çözüm önerilerinin 7 ayrı konuda oluşturulan masalarda tartışıldığını anımsatan Bülbül, "Sektörümüzün geleceğini birlikte şekillendirme çabasının önemli bir adımı olarak gördüğümüz, Tarım Konseyi faaliyetleri hakkında meclisimizi ve meslek komitelerimizi bilgilendirmeye devam edeceğiz. Örneğin, Borsamızın yıllardır her fırsatta ve her ortamda dile getirmeyi görev saydığı taş ve mermer ocaklarının Antalya‘ya, çevreye ve özellikle tarıma verdiği zararları gündeme getirmekteyiz. Konsey toplantılarında da taş ve mermer ocakları sorunun 82 konu arasından 2. en büyük sorun olarak ön plana çıkmasını dikkatinize sunarım" diye konuştu. EKONOMİK DEĞERLENDİRME 2016 yılına dair beklentileri ve tahminleri şekillendirme bakımından yılın ilk 4 ayındaki gerçekleşmelerin önemine dikkat çeken Halil Bülbül, şu değerlendirmelerde bulundu: "Geleceğe ait beklentilerimizi ve tahminlerimizi şekillendirmede bir diğer referans da geçtiğimiz yıllardaki gerçekleşmelerdir. Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz Mart Ayı sonunda 2015 yılı büyüme rakamları açıklandı. Türkiye Ekonomisi 2015 yılını, uzmanların ve hepimizin beklentilerinin üzerinde, yüzde 4 büyüme ile tamamladı. 2014 yılındaki yüzde 3’lük büyümenin üzerinde gelen bu rakam, Orta Vadeli Program’daki hedefin altında da olsa, mevcut koşullar dikkate alındığında memnuniyet verici oldu. 2015 yılına ait tarım sektörü büyümesi ise genel büyümenin lokomotifi durumunda olmuştur. Tarımda ilan edilen yüzde 7.6’lık büyüme, son 13 yılın en yüksek büyümesidir. 2014 yılında yüzde - 2.1 küçülen tarım sektörü, bu geri çekilmenin de etkisiyle rekor bir büyüme göstermiştir. Türkiye ekonomisi; hem genel olarak, hem de tarım sektörü olarak bu büyümeyi sağlarken, Antalya ne toplam ekonomik faaliyetlerinde ne de tarımsal üretim ve ticaretinde bu büyümeyi yaşayamamıştır. Büyümeden vazgeçtik, 2015 yılı Antalya için ve özellikle tarımsal üretim ve ticaret performansı bakımından tahminlerimizin de ötesinde daralarak geçmiştir. Öyle ki, tarımsal ihracatımız 2015 yılında yüzde -12.5 düşmüştür. Üretiminin önemli bir bölümünü ihracata ayıran sektörümüz için yüzde 7.6’lık büyüme anlamını yitirmiştir. 2016 yılının ilk çeyrek döneminde de küçülmeye devam eden Antalya tarımı, bu dönemde yüzde 28’lik ihracat kaybı yaşamıştır." KOMİTE TOPLANTILARI Antalya Ticaret Borsası meslek komitelerinin çalışmaları hakkında da bilgi veren Halil Bülbül, komitelerde tarımsal ticarette vadelerin uzaması ve maliyetlerin ek faiz yükü getirmesi, finansa erişim sonrası borç yönetimi sorunları, girdi maliyetleri üzerinde ciddi bir yekun teşkil eden KDV ve ÖTV oranları, karşılıksız çek miktar ve tutarlarındaki artışlar, iflas erteleme yasasındaki eksiklikler, hal yasası, aşırı kredi kullanımıyla meydana gelen ödeme sorunları ve işletmelerin zincirleme etkiyle birbirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratması konularının gündeme geldiğini bildirdi. Bülbül, "Hepimizi yakından ilgilendiren bu konuların titizlikle ele alınması ve üzerinde ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir" dedi. KRİZ TÜM SEKTÖRÜ SARDI Zayıf öz sermayeli büyümeyle, finansa erişim sonrası borç yönetimi ve kredilerin etki analizi yapılmadan kullanılması sonucunda birçok şirketin iflasının gündeme geldiğini bildiren Halil Bülbül, şu değerlendirmede bulundu: "Tarım sektörü özeline baktığımızda da zor bir dönemden geçmekteyiz. Sektörde faaliyet gösteren şahıs ya da firmalar dışında gerçekleşen olaylar nedeniyle ticari yaşam olumsuz etkilenmektedir. Yaptığımız görüşmeleri ve kendi ticari yaşamımızı göz önüne aldığımızda mevcut kredi borçlarının ertelenmesi, sektörel kırılganlığı azaltacağı gibi moral ve motivasyonu da arttıracaktır. Bugün yaşamakta olduğumuz kriz, artık sadece tarım ve turizm sektörleri kapsamında olmaktan çıkmış tüm sektörleri ve kentimizi sarmış durumdadır. Dolayısıyla üretilecek çözüm önerisi, bu iki sektörden ibaret olmayıp tüm Antalya’yı kapsayıcı olmalıdır. Örnekleri, daha önce de yaşanmış olan bu önerinin geçen meclis toplantısında başkanımızın dile getirdiği isimle, “Antalya Yaklaşımı” kapsamında olması gerektiğini bir kez daha dikkatinize sunarım." EXPO DAVETİ EXPO 2016 nın Türkiye ve Antalya ya kazandırılmasında Antalya Ticaret Borsası nın proaktif çalışmalarda bulunduğuna dikkat çeken Halil Bülbül, "EXPO2016 Antalya Uluslararası Bahçecilik Sergisi Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve devlet protokolünün katılımıyla açıldı. EXPO 2016 Antalya’nın başarılı bir biçimde geçmesini ve sergi sonrasında alanın Antalya gelişimine katkı sağlayacak bir işletmeyle sürmesini dilerim. Başta hemşerilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı ve yabancı misafirlerimizi EXPO 2016 ya davet ederiz" diye konuştu. Halil Bülbül, konuşmasının son bölümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarken, "Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü ve silah arkadaşlarını, gazi ve şehitlerimizi bir daha minnet, şükran ve saygıyla anıyorum" dedi. KURAKLIK VAR, BANKA BORCU ERTELENSİN ATB Meclis üyeleri daha sonra sektörel konularda değerlendirmelerde bulundu. Meclis Üyesi Hüseyin Simav, Korkuteli bölgesinin ova köylerinde yeterli yağış olmaması nedeniyle buğday, arpa üretiminde ciddi sıkıntı olduğunu belirterek, “Ova köylerinin tamamı bitmiş durumda, yağmur yağsa da bu saatten sonra ürün elde edilemez. Çiftçilerin birçoğunun bankalara borçları var, bunların ertelenmesi gerekiyor" dedi. SAMAN FİYATI YÜKSELİR ATB Meclis Üyesi Süleyman Ersan, yaşanan kuraklığın buğday ve arpada boy sıkıntısını beraberinde getirdiğini belirterek, "Yaşanan kuraklıktan dolayı sıkıntı var, yağmur şimdi yağsa bile fayda etmez. Bu yıl saman sıkıntısı yaşanacak. Biçerin girmeyeceği durumlar var. Özellikle ülke genelinde iç kesimler çok kötü. İthali gerektirecek bir durum yok ama saman fiyatı yükselir" dedi. SAMAN KITLIĞI ET FİYATINI YÜKSELTİR ATB Meclis Üyesi Ata Sönmez, samanda sıkıntı olursa hayvancılığın sıkıntıya gireceğini belirterek, "Saman, arpa pahalı olursa et da pahalı olacak yine aynı sıkıntıyla karşı karşıya kalacağız" dedi. Ata Sönmez, ithal edilen besi danasına uygulanan yüzde 15 lik fonun kaldırılmasını istedi.    

Detaylar...