Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
ENDEKSLER
ATB 100. Yıl Belgeseli
  pdf video  
TÜRİB
Etkinlik Takvimi
Kasım Aralık 2021
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.144.55.253
Şuan 13 kişi online
Bugün 452 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 164311
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

11. YÖREX DANIŞMA KURULU TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle bu yıl 11’incisi düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in hazırlık çalışmaları devam ediyor. 20-24 Ekim’de ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan YÖREX’in Danışma Kurulu Toplantısı, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır başkanlığında çevrimiçi yapıldı. Toplantıya, BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Kumluca Ticaret Borsası Başkanı Fatih Durdaş, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gürbüz, ATSO Başkan Yardımcısı Cihangir Deniz, Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, Ticaret İl Müdürü Halil Özşahan, KOSGEB İl Müdürü İbrahim Uğur Erkış, Sanayi ve Teknoloji Müdürü Ömer Ersoy, TSE Akdeniz Bölge Koordinatörü Hasan Demirtaş, ANFAŞ Başkanı Ali Bıdı, ATAV Başkanı Yeliz Gül Ege, BAKA Antalya Koordinatörü Alaattin Özyürek, AGC Başkanı Mevlüt Yeni, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rana Demirer, Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, Konyaaltı Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi ve Kepez Belediyesi’nden başkan yardımcıları, Burdur Ticaret Borsası, MATSO, AESOB, KUTSO, Akdeniz Üniversitesi, SDÜ, AKTOB’dan temsilciler katıldı. SALGIN KURALLARINA GÖRE DÜZENLEYECEĞİZ ATB Başkanı Ali Çandır, danışma kurulu üyelerine YÖREX’e katkı ve destekleri nedeniyle teşekkür etti. 12 yıl önce çalışmalarına başlanan YÖREX’i geçen yıl salgın nedeniyle düzenleyemediklerini anımsatan Çandır, “Bu yıl özellikle oda ve borsalarımız ile yöresel ve coğrafi işaretli ürünler ticaretiyle uğraşan ticaret erbabımızdan gelen yoğun talepleri de dikkate alarak maske, mesafe ve hijyen kurallarına uygun olarak 11. kez düzenleyeceğiz” dedi. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SAYIMIZ ARTTI YÖREX sonrası, yerel ve ulusal ölçekte coğrafi işaret kavramının öneminin anlaşıldığını kaydeden Çandır, “Yöresel ürünlerimize ulusal ve küresel ölçekte coğrafi işaret ile tesciliyle sahip çıkmaya başlanıldı. Öyle ki coğrafi işaretli ürün sayımız 900’e başvurusu yapılan ürün sayımız ise 739’a ulaştı. Bir bu kadar ürün içinde çalışmalar yapıldığını da biliyoruz” diye konuştu. Çandır, Antalya’nın 13 ürününün coğrafi işaret aldığını, 4 ürünün de başvuru aşamasında olduğunu kaydetti. YÖREX’in ardından yöresel ürünlerin Avrupa’ya da taşındığını kaydeden Çandır, Avrupa Birliği’ndeki tescilli ürün sayısının 7’ye çıktığını, 22 de tescil bekleyen ürün olduğunu kaydetti. UNUTULAN DEĞERLERİMİZ ORTAYA ÇIKTI YÖREX’in ardından coğrafi işaretli ürünlerin haklarının korunması ve market raflarına avantajlı bir biçimde girebilmesi için mevzuatın oluşturulduğunu belirten Çandır, “Coğrafi işaretli ürünlerin, gastronomi, kültür, turizm ve ticaretteki yeri ve önemi arttı. Çok sayıda coğrafi işaretli ürün ticareti yapan firma ve e-ticaret sitesi kuruldu. Ulusal ölçekteki e-ticaret siteleri tarafından da bu alana odaklandı. Şefler tarafından yemeklerde kullanılan ürünlerin coğrafi işaretli olmasına önem verilmeye başlandı. Özetle, kıyıda köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş zenginliklerimizin hakkını hukukunun korunması ve ekonomiye tekrar kazandırması yolunda ciddi mesafe kaydedildi” diye konuştu. Kentlerin kimliklerini yansıtan yöresel ürünlerle ilgili çalışmaların ileride daha fazla ön planda olacağını söyleyen Çandır, “Bu amaçla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. -E TİCARET SİTELERİNDEN YOĞUN İLGİ 11. YÖREX’te TOBB’un katkılarıyla geçen yıllarda olduğu gibi üreticilere ve firmalara Carrefoursa, Migros, Metro, Özdilek, Trendyol, PTT AVM, Hepsiburada, Gittigidiyor, Getir, Onedio gibi ulusal market zincirleri, e-ticaret siteleri ve restoranlar zincirleriyle yüz yüze görüşme imkanı sağlanacağını belirten Çandır, “Bu yüz yüze görüşmelere Antalya’daki üreticilerimizi ve firmalarımızı yönlendirmenizi rica ediyorum” dedi. COĞRAFİ İŞARET PANELİ DÜZENLENECEK YÖREX çerçevesinde, YUCİTA ile “Coğrafi İşaretler Antalya Buluşması” paneli düzenleyeceklerini kaydeden Başkan Ali Çandır, 21 Ekim’de 10.30 başlayacak ve gün boyu devam edecek panellerin, Youtube ve sosyal medya aracılığıyla canlı yayınlanacağını söylerken, tüm kurumların panellere katılmasını istedi. Çandır, YÖREX sonrası Antalya’daki kurum ve kuruluşlara özel bir coğrafi işaret programı da düzenleyeceklerini bildirdi. Çandır, YÖREX’te Hepsiburada tarafından 22, 23 ve 24 Ekim tarihlerinde coğrafi işaretli ürün üreten ve ticaretini yapanlara yönelik yerelden ulusala e-ticaret desteği ve dijital dönüşüm desteği gibi konularda eğitimler sunulacağını duyurdu. Çandır, 23 Ekim Cumartesi günü ise Grup Gümüş Pena konserinin olacağını belirtti. YÖREX’E İLGİ YOĞUN Çandır, 10. YÖREX’i 81 ilden 657 katılımcı ve 276 bin 288 ziyaretçiyle tamamladıklarını anımsatırken, bu yıl da 81 ilden 600-700 arasında katılımcıyı beklediklerini söyledi. Halkın bu yıl YÖREX’e büyük ilgi gösterdiğini belirten Çandır, salgın önlemleri çerçevesinde yapılacak fuara 300 bin ziyaretçi beklediklerini kaydetti. Çandır, YÖREX’in daha fazla kitleye ulaşması için kurum ve kuruluşlardan taleplerini dile getirirken, özellikle öğrencilerin YÖREX’i görmesi gerektiğini söyledi. Toplantıya katılan kurum ve kuruluş temsilcileri, YÖREX`in Antalya`nın hatta Türkiye`nin en önemli markası haline geldiğini belirterek, fuara her türlü desteği vereceklerini bildirdi.  

Detaylar...

ANKARA PROTOKOLÜNE YÖREX DAVETİ
Antalya Ticaret Borsası(ATB) 20-24 Ekim’de ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleyeceği Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in hazırlık çalışmalarını sürdürüyor. ATB Başkanı Ali Çandır, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ve Genel Sekreter Tolgahan Alavant ile birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu’yu ziyaret ederek YÖREX’e davet etti. VARANK’A YÖREX TEŞEKKÜRÜ ATB Başkanı Ali Çandır, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı ziyaretinde, YÖREX davetinde bulundu. Çandır, bu yıl YÖREX’e kalkınma ajanslarının ilgisinin yoğun olduğunu söylerken, Varank’a destekleri için teşekkür etti. Yöresel ürünlerin kırsal kalkınmanın anahtarı olduğunu kaydeden Çandır, kıyıda köşede kalmış ürünleri ekonomiye kazandırmak için çalıştıklarını anlattı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YÖREX’in hayırlı olmasını dilerken, çalışmaları nedeniyle Çandır ve ekibine teşekkür etti. Varank, YÖREX’e daha önce de katıldığını anımsatarak, bu yıl da 81 ilin buluşma noktası olan YÖREX’i ziyaret etmek istediğini kaydetti. YÖREX DAHA İLERİ TAŞINMALI Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u makamında ziyaret eden Çandır, 20-24 Ekim’de düzenlenecek YÖREX’e davette bulundu. Anadolu’nun 12 bin yıllık birikiminin ziyaretçiyle buluşacağı Fuar’ın kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Çandır, Ersoy’u YÖREX’e davet etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Antalya’nın her alanda önemli bir kent olduğuna dikkat çekti. YÖREX’in önemli bir buluşma noktası olduğunu kaydeden Ersoy, fuarın daha ileri taşınması gerektiğini söyleyerek Çandır ve ekibine başarılar diledi. ODA BORSALARA YÖREX ÇAĞRISI ATB Başkanı Ali Çandır, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaretinde YÖREX çalışmalarıyla ilgili bilgi verirken, destekleri nedeniyle Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti. Çandır, 81 ilin buluşma noktası olan YÖREX’i bu yıl pandemi koşulları ve kuralları çerçevesinde düzenleyeceklerini belirtti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, YÖREX’in fikir babasının Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır olduğunu söylerken, “YÖREX’te bütün emek ve çalışma Ali Çandır’ın başkanlığı döneminde Antalya Ticaret Borsamızın. Bu başarı hikayesi tamamen Antalya Ticaret Borsamız ve Ali Çandır’ındır. Türkiye’nin yöresel ürünleri için hayırlı bir iş olduğu için TOBB olarak biz de elimizden gelen tüm desteği verdik, veriyoruz. Ali Çandır’a, Meclis başkanı Erdoğan Ekinci’ye, ATB Meclisine ve tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum” diye konuştu. YÖREX’in sürdürülebilir bir fuar haline geldiğini ve kalıcı olacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Türkiye şunu öğrendi ki; yöresel ürünlerine herkes sahip çıkmak durumundadır. Çünkü eğer paraya çevirebilirsek burada büyük bir imkan var. YÖREX bunu yapıyor” dedi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te olacağını kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu, “Çünkü yapılan iş hayırlı bir iş. Ayrıca ülkemizin 81 ili için de müthiş bir kazanç. Bütün oda ve borsalarımızı YÖREX’te yer almaya davet ediyorum” dedi. TARIM ÜRÜNLERİNİN YÖREX’TE YER ALMASI ÖNEMLİ FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu ve Temsilci Yardımcısmı Ayşegül Selışık’ı da ziyaret eden Çandır, FAO’yu YÖREX’e davet etti. Kırsal kalkınma ve kadın emeğini destekleyen YÖREX’in tarım ürünlerinin değer bulması açısında da önemli olduğunu kaydeden Çandır, YÖREX’le coğrafi işaret konusunda da farkındalık yarattıklarını anlattı. Çandır, FAO ile tarımın gelişimiyle ilgili ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, FAO’nun çalışmalarını anlatırken, tarımın gelişimi için yürüttükleri projelerle ilgili bilgi verdi. Tarımın önemini vurgulayan Gutu, YÖREX’te tarım ve gıda ürünlerinin yer almasının önemini vurguladı. Gutu, YÖREX kataloğunu incelerken, “Harika görünüyor. Böyle bir fuara katılmak isterim. Fuarın hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. ATB Başkanı Çandır ve Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelirken, YÖREX, yöresel ürünlerin ekonomiye katkısı ve Antalya tarımıyla ilgili bilgilerini paylaştı.  

Detaylar...

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ZARARLI SAYISINI ARTIRIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde düzenlenen “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya’da Bitki Koruma Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı Panel online düzenlendi. Gazeteci Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkan Yardımcısı Berdan Ber, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, Biyolojik Mücadele Ürünleri Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (BİOTED) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Ateş, Finike Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Celal Bülbül, Kumlucalı üretici Adil Ulukaya katıldı. Panelde, iklim değişikliği, iklim krizinin tarıma etkileri, tarımsal üretimde kullanılan ürünlerin çevreye etkileri ile Avrupa Birliği Yeşil Mutabakata uyum gündeme geldi. HER YIL 40 BİN ÜRETİCİ TARIM İLAÇLARINDAN ÖLÜYOR Galip Umut Özdil, Dünya Sağlıklı Örgütü verilerine göre, dünyada her yıl 40 bin üreticinin tarım ilaçlarından dolayı hayatını kaybettiğini belirtirken, çevreye uyumlu üretim ve tüketici sağlığının korunmasının önemini vurguladı. Özdil, tüketicinin ucuz ürün ve görsel olarak mükemmel ürün talebi olduğunu söylerken, “Arz da bu şekilde şekilleniyor. Bu süreçte sadece çiftçinin adaptasyonu değil, tüketicinin de sağlıklı ürün tüketimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekli” dedi. SICAKLIK ZARARLI BÖCEKLERİ ARTIRIYOR Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaca, iklim değişikliğinin son dönemlerin en önemli konusu olduğunu belirtirken, etkilerinin herkese dokunur hale geldiğini söyledi. İklim değişikliğinin zararlıların etkisini artırdığını kaydeden Karaca, özellikle böceklerin küresel ısınmadan en fazla etkilenen grup olduğuna dikkat çekti. Küresel ısınmayla sıcaklığın kuzeye doğru kaydığını, böceklerin ise her 10 yıl için 6.1 kilometre kuzeye doğru hareket ettiğini kaydeden Karaca, “Böcekler iklim değişikliğine bizden daha hızlı ve fazla adapte oldukları için ürünlere vereceği zararın artacağı öngörülüyor” dedi. 2 derecelik sıcaklık artışının bir yıldaki döl sayısını 1-5 arasında artıracağının tahmin edildiğini, özellikle yaprak bitlerinin üreme potansiyelinin sıcaklık artışıyla artacağına dikkat çeken Karaca, “Tarımsal ilaçlar 24 farklı hastalığın tetikleyicisi. Doğaya zarar vermeden zararlıların popülasyonunu artırmalıyız. Bunun için de entegre mücadele şart” dedi. BİTKİLERDE SALGIN HASTALIK UYARISI Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, sıcaklığın artmasıyla nemin de arttığını bunun da virüs ve bakteriyel hastalıkların artışına neden olduğunu belirtirken, “İklim değişikliği bazı hastalık risklerini artıracak ve bazılarını azaltacaktır” dedi. Hızla değişen iklim ve istikrarsız hava dönemlerinde salgın tahminlerinin daha zor olacağını söyleyen Basım, bitkilerle ilgili viral hastalık ve salgın uyarısında bulundu. Basım, “Hastalıkla mücadeledeki stratejiler iklim değişikliğine göre değiştirilmeli. Hastalık tahmin ve uyarı sistemleri geliştirilmeli. Hastalığa dayanıklı çeşitler geliştirilmeli ve ıslah çalışmaları yaygınlaştırılmalı” diye konuştu. İHRACATIN DEVAMI İÇİN YEŞİL MUTABAKAT UYUMU ŞART BAİB Başkan Yardımcısı Berdan Ber, Batı Akdeniz ihracatının geçen yıl 2 milyar dolar iken, bunun 585 milyon dolarının yaş meyve sebze ihracatının oluşturduğuna dikkat çekti. Yeşil Mutabakat’ın sektör için önemine vurgu yapan Ber, Yeşil Mutabakatı ile uyumlaşmanın AB`ye yönelik ihracatta önemli olduğunu söyledi. Küresel ısınma dikkate alınarak tarım alanlarına yönelik yeni yatırımların gerekliliğine işaret eden Ber, ihracatın devamı için üretimin de istikrarlı bir şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Yaş meyve sebzede rakip olan ülkelerden İspanya, Fransa ve İtalya’nın kimyasal ilaç kullanım oranının Türkiye’den fazla olduğunu belirten Ber, ancak bu ülkelerde üreticinin daha sağlıklı bilgilendirilerek, kalıntı sorunun azaltıldığına kaydetti. Biyolojik mücadeleye verilen devlet desteği ile pestisit kullanımının azaltılmasına yönelik adımların önemli olduğunu belirten Ber, sulama sistemlerinin geliştirilmesinin ve enerjiden de tasarruf sağlamak için yapılan girişimlerin iklim krizine yönelik olumlu gelişmeler olduğunu söyledi. ENTEGRE MÜCADELE VURGUSU BİOTED Başkanı Ahmet Özgür Ateş, kalıntı sorununun çözümü ile ilgili önerilerini paylaşırken, “Kalıntı sorununun çözümü biyolojik ve biyoteknik mücadele temelli entegre ürün yönetimi sistemlerinin yaygınlaşmasıyla mümkündür” dedi. Özgür Ateş, entegre mücadelenin yaygınlaşması, biyolojik ve biyoteknik mücadele sektörünün gelişmesi için bazı adımlar atılması gerektiğini söylerken, şunları kaydetti: “Yaş meyve ve sebzede denetlemelerin hasat öncesi etkinlikleri artırılmalı ve pestisit kullanımı, kontrollü olarak azaltılmalıdır. Güvenli gıda konusunda ürün bazında somut hedef ve politikalar oluşturulmalı ve bir başarı hikayesi hedeflenmelidir. Sürdürülebilir tarım için gençlerin köyden şehre göçünü durduran politikalar geliştirilmeli, çiftçinin geliri arttırılmalıdır. Akıllı tarım teknolojilerinin uygulamaya geçmesi için eğitim çalışmaları yoğunlaştırılmalı, altyapı geliştirilmesine yönelik teşvikler arttırılmalıdır. Tüketicinin biyolojik mücadele ile üretilmiş ürünleri ayırt etmesini sağlayacak bir sistem kurulmalıdır. Biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri kullanılarak üretilmiş sebze ve meyvelerin markalaşması teşvik edilmelidir. Üreticiyi ikna etmeye yönelik teşvik ve destekleme uygulamaları, etkin biçimde devam ettirilmeli ve yaygınlaşması için eksiklikler giderilmeli. Kalıntı sorunumuz sadece ihracatla ilgili bir mesele değildir. Kalıntı sorunu Türk halkının beslenmesiyle ilgili de önemli bir halk sağlığı sorunudur.” Finike Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Celal Bülbül, zararlı kontrolü için geliştirdikleri alternatif uygulamalarla ilgili bilgi verdi. İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak içtin plastik ambalaj kullanımının azaltılması, ot ilacı kullanımının ortadan kaldırılması, sentetik kimyasalların kullanımının sınırlandırılması, mazot tüketiminin azaltılması, doğal faydalı böcek popülasyonunun artırılması gibi önerilerde bulundu. Üretici Adil Kağan Ulukaya, biyolojik mücadeleye geçiş deneyimini paylaştı.  

Detaylar...

ANTALYA TİCARET BORSASI EYLÜL AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Eylül ayı Antalya Halleri Domates, Sebze ve Meyve Endeksini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, sebze ve meyvelerin işlem miktar ve fiyatlarıyla ilgili endeks değerleri, 2021 Eylül ayında bir önceki aya göre ve geçen yılın aynı ayına göre aşağıda verilen tablodaki gibi değişti:       Eylül ayında miktar endeksleri, domateste 21, sebzede 31 ve meyvede 61 olarak, fiyat endeksleri ise domateste 303, sebzede 277 ve meyvede 394 olarak gerçekleşti. Eylül ayı endeksleri miktarda bir önceki aya göre (aylık) domateste % 6.52 ve sebzede % 11.30 arttı, meyvede ise % -3.97 azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre (yıllık) ise domateste % -10.20 azalırken, sebzede % 2.88 ve meyvede ise % 15.29 artış gösterdi. Miktar endeksleri, geçen ayların aksine Eylül ayında genellikle artış kaydetti.           Fiyat endekslerinde ise domates, geçen yılın Eylül ayına göre (yıllık) % 135.57’lik artış gösterdi. Bu artış, 2018 yılından sonraki en yüksek Eylül ayı artışı oldu. Eylül ayı itibariyle yıllık gerçekleşmelerde sebze miktar endeksindeki % 2.88’lik artışa rağmen fiyat endeksi %80.72’lik artış kaydetti. Bu artış son 6 yılda 2018 yılından sonraki en yüksek artış oldu. Meyve miktar endeksindeki yıllık % 15.29’luk artışa rağmen fiyat endeksi %20.50’lik artış gösterdi. Meyve fiyatlarındaki bu artış da son 6 yılda 2018 ve 2020 yıllarından sonraki en yüksek artış oldu. Aylık gerçekleşmeler ise aşağıdaki gibi yansıdı: Bir önceki aya göre (aylık) domates işlem miktar endeksi, Eylül ayında %6.52 artış gösterirken, işlem fiyatı endeksi ise bir önceki aya göre % 44.87 arttı. Son 3 yılın Eylül ayı miktar endeksleri birbirlerine yakın değişirken fiyat endekslerinde ise 2021 yılında rekor artış görüldü. Bir önceki aya göre sebze miktar ve fiyat endeksleri genellikle son 3 yıl itibariyle birbiriyle uyumlu aylık değişimler gösterdi. Son 3 yıldaki bu uyumlu Eylül ayı değişimleri içerisinde 2021 yılı Eylül ayı miktar ve fiyat değişimleri, diğer 2 yılda bir miktar yüksek oldu. Sebze işlem miktar endeksi Eylül ayında % 11.30 artarken fiyat endeksi de % 16.01 arttı.   Bir önceki aya göre (aylık) meyve işlem miktar endeksi, Eylül ayında % -3.97 azalırken, işlem fiyat endeksi ise % -6.96’lık azalış gösterdi. Antalya hallerinde işlem gören meyvenin 2021 yılı Eylül ayı endeks değişimleri, miktarda ve fiyatta önceki iki yılın değişimleriyle uyumluluk gösterdi. Ancak miktarda küçük düzeyli artışa karşılık fiyatta da küçük düzeyli bir azalış yaşandı.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR ADANA DA
Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Adana oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Savaş Ülger, Çukurova Otelciler Birliği başkanı Tayyar Zaimoğlu katılarak Adana’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerini anlattı.  ADANA YÖRESEL ÜRÜN ZENGİNİ Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe, Adana’nın 6 bin yıllık geçmişse sahip, İpekyolu ve Baharat yolu üzerinde olması nedeniyle ticaretin merkezi haline gelmiş bir kent olduğunu söyledi. Bereketli toprağıyla, bolluğun, bereketin simgesi olduğunu kaydeden Menevşe, yöresel ürünler ve gastronomide önde gelen iller arasında yer aldığını söyledi. Adana’nın 16 coğrafi işaretli ürünü olduğunu, coğrafi işaret alabilecek birçok ürün için de girişimde bulunduklarını kaydetti. ADANA YÖRESEL ÜRÜNLERİYLE YÖREX’TE OLACAK Coğrafi işaretin yerel ürünlerin ekonomik değerini artırdığını, kadın istihdamını artırdığını belirten Atila Menevşe, “Bölgesel kalkınmayı sağlamak, kadın istihdamını yükseltmek, geçmişteki kültürü geleceğe taşımak için mutlaka yöresel ürünlere, coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkmamız, yöresel ürünlerin marka değerini yükseltmemiz lazım” diye konuştu. Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in yöresel ürünlerin farkındalığını artırdığını belirten Menevşe, “Ali Çandır Başkanım YÖREX projesini hayata geçirdikten sonra coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve gelişmesi ivme kazandı. Kendisine emekleri nedeniyle teşekkür ediyoruz. YÖREX’te bu yıl büyük bir stantta Adana’nın yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle yerimizi alacağız. YÖREX’e gelenleri Adana standına davet ediyoruz” diye konuştu. “YÖREX FARKINDALIK YARATTI” Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç,  Borsa olarak yerel ürünlerin kaybolmaması ve geleceğe taşınması için çalıştıklarını kaydetti. Çukurova pamuğunu Adana Ticaret Borsası olarak tescil ettirdiklerini anımsatan Bilgiç, “Beyaz altın pamuk bölgemiz için çok önemli” dedi. Coğrafi işarete eskiden fazla önem verilmediğini, insanların bu konudaki farkındalığının az olduğunu söyleyen Bilgiç, “Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve farkındalığı düzenlenen fuarlarla arttı. YÖREX ise bu konuya öncülük etti. Ben Ali Çandır kardeşime, TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu. YÖREX YEREL ÜRÜNLERİN KATILIMINA KATKI SAĞLIYOR Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Savaş Ülger, aians olarak yöresel ürünlere verdikleri destekleri anlattı. Coğrafi işaretin yerel ürünlere değer kattığını belirten Ülger, “Coğrafi işaret ve yöresel ürünlerin tanıtımına önem veriyoruz. Bu noktada YÖREX’i çok önemsiyoruz. YÖREX coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı ve farkındalık oluşturma noktasında önemli bir fuar. Geçmiş yıllarda da sağladığımız katılımla yerel ürünlerimizin tanıtımına destek sağladı. Bu yıl da Adana Ticaret Odamız ve Mersin Ticaret Sanayi Odamız birer stantla YÖREX’te bölgemizi temsil edecek. Ülger, Adana’nın coğrafi işaretli ürünlerine bakıldığında tarımsal ürünler ve yemeklerin ön plana çıktığını kaydetti.   “OTELLERDE YÖRESEL ÜRÜNLERİ KULLANIYORUZ” Çukurova Otelciler Birliği Başkanı Tayyar Zaimoğlu, coğrafi işaretli Adana Kebabının özellikleri ve yapılışını anlatırken, “Adana kebabımız kilo yapmaz” dedi. Yerel lezzetlerdin korunması gerektiğini kaydeden Zaimoğlu, “Biz otellerimizde yöresel ürünler ve coğrafi işaretli ürünleri kullanılıyoruz. Yöresel ürün coğrafi işaret aldıktan sonra otellerde daha fazla kullanılmaya başlıyor” dedi.

Detaylar...

VALİ YAZICI BORSA’NIN KONUĞU OLDU
Antalya Valisi Ersin Yazıcı, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Ticaret Borsası Birleştirilmiş Meslek Komiteleri Toplantısına konuk oldu. Toplantı, ATB Yönetim, Meclis, Komite, Disiplin, Yüksek İstişare Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. NE ZAMAN DERDİMİZ OLSA RAHATLIKLA ARAYABİLİYORUZ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya Valisi Ersin Yazıcı’ya toplantıya katılımları nedeniyle teşekkür ederken, “Antalya`ya geldiğinden bu yana ne zaman derdimiz olsa rahatlıkla arayabildiğimiz Sayın Valimiz Ersin Yazıcı, derdimize deva olmak için çalışıyor. Kendisine çalışmaları ve destekleri nedeniyle teşekkür ederim” dedi. Antalya Valisi Ersin Yazıcı, davetleri nedeniyle Ali Çandır’a teşekkür ederken, “Sizlerle beni buluşturduğu için Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır Bey’e teşekkür ediyorum. Aslında bu buluşma pandemiden dolayı biraz gecikti. İnşallah bundan sonra daha çok bir araya gelerek şehirle ilgili çalışmalar yürüteceğiz” diye konuştu. SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ NOKTASINDA YÜZ YÜZE GÖRÜŞME DAHA ETKİLİ Bir yılı aşkın süredir Antalya’da görev yaptığını ve şehirde göreve başladığında pandemi sürecinin devam ettiğini söyleyen Vali Yazıcı, “Pandemi süreci devam ettiği için birçok görüşmeyi ertelemek veya yüz yüze yapamamak zorunda kaldık. Online sistemler üzerinden toplantılar gerçekleştirdik. Sorunların ve sıkıntıların çözümü noktasında bu tür toplantıların yüz yüze yapılmasının daha etkili olduğunu düşünüyorum. Pandemi koşullarında şehre adapte olma ve şehrin dinamiklerine temas noktasında biraz zorluklar yaşadık. Bundan sonra inşallah daha sık bir araya geleceğiz” diye konuştu. GÖRÜŞLERİNİZ BENİM İÇİN ÖNEMLİ Ekonomik kuruluşlar ve meslek odalarıyla bir araya gelmeyi sevdiğini kaydeden Vali Yazıcı, “Kendim de bir esnaf çocuğuyum. Bu yüzden şehrin sorunlarını en iyi sizlerden dinleyebileceğime inanıyorum. Bütün odalarla bir araya gelip sorunlarını dinlemeye, sorunlara birlikte çözüm aramaya çalışıyorum. Sizlerin çok geniş bir kitleniz var. Vatandaşların dertlerini ve sıkıntılarını en iyi bilen kesimlerden birisiniz. Vatandaşlara en çok temas eden meslek gruplarısınız. Bu yüzden sizin görüşleriniz ve düşünceleriniz benim için önemli. Sizlerle bir araya geldiğimde insanların neye ihtiyaçları olduğunu, ne gibi sıkıntılarının olduğunu daha iyi anlıyorum” diye konuştu. BİRİNCİ DOZ AŞIDA YÜZDE 90’I GEÇTİK Aşılama oranlarının artmasıyla pandemi sürecinin olumluya gideceğini belirten Vali Yazıcı, şehir olarak büyük oranda aşıyı tamamladıklarını ve birinci doz aşıda yüzde 90 seviyesini geçtiklerini söyleyerek aşı olmayan vatandaşlara da aşılarını olma çağrısında bulundu. Pandemiden aşı haricinde başka kurtuluşlarının olmadığını dile getiren Vali Yazcı; “Pandemiden aşı haricinde başka bir kurtuluşumuz yok. Aşımızı olalım. Bilime güvenelim. Pandemi süreci bizleri ekonomik olarak etkilediği gibi psikolojimizi de etkiledi. Bu zorlu süreçten hep birlikte kurtulacağız.” dedi. HAYIRSEVERİ ÇOK BİR MİLLETİZ Manavgat’ta Türkiye’nin en büyük yangın felaketini yaşadıklarını söyleyen Vali Yazıcı, “Bundan iki ay önce büyük bir yangın yaşadık. 10 gün devam eden ve yerleşim yerlerini tehdit eden Türkiye’deki en büyük yangın felaketiydi. Allah bir daha göstermesin. Çok zorlu bir süreçti. Yangında zarar gören vatandaşlarımızın yararlarının sarılması adına çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Devletimiz büyük ve güçlü. Halkımızda büyük destekler verdi. Hayırseveri çok bir milletiz.” dedi. YANGINDA ZARAR GÖREN EVLERLE İLGİLİ İHALE YAPILDI Yangın bölgesinde zarar gören evlerle ilgili ihalelerin yapıldığını aktaran Vali Yazıcı, toplamda 1300 konutun inşa edileceğini söyledi. Zarar gören evlerle ilgili en büyük problemin mülkiyet problemi olarak baş gösterdiğini aktaran Vali Yazıcı, “Arazi ile ev farklı kişilerin üzerine olunca yeni ev yapılabilmesi için bize yer göstermesi lazım. Şu an tek sorun bu. 1.300 konutun sadece 173’ünde bu tür sorunlar yok. Birçok yer hisseli tapu olmasından dolayı sorunlar yaşanıyor. İnşaat çalışmaları için tüm hazırlıklar yapıldı ancak bu tür sorunlardan dolayı şu an sadece 20 inşaata başlanılabildi. 14 Ekim’e kadar süreç devam ediyor. Tapuyu gösteren veya muvafakatname alan herkesin evlerine hızlı bir şekilde başlanıyor. Bu tarihe kadar muvafakatnamesini alamayanlara, problem yaşayanlara köyün yakınlarında tespit edilen hazine arazilerine evleri yapılacak. İnşallah bütün sorunlar çözülecek. Hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz” diye konuştu. KÖYLÜLERİMİZİN ÜRETİME DEVAM ETMESİNİ İSTİYORUZ Yangında zarar gören köylerdeki vatandaşların köylerinde kalıp üretime devam etmelerini istediklerini dile getiren Vali Yazıcı, bu konuda her türlü desteği ve çalışmayı yaptıklarını belirtti. Özellikle pandemiyle birlikte tarım ve hayvancılığın ne kadar önemli olduğunun bir kez daha hatırlandığını ifade eden Vali Yazıcı, tarımla ilgili çalışmaların devam ettiğini ve köylerdeki standartları yükselterek köylerimizi daha cazip hale getirmek istediklerini söyledi. KÖYE İLGİYİ ARTTIRMAYI HEDEFLİYORUZ Köylere ilgiyi arttırmayı hedeflediklerini söyleyen Vali Yazıcı, “Atatürk ‘Köylü milletin efendisidir.’ dese de bizler toplum olarak köyden çıkmayı sınıf atlamak olarak gördüğümüz için senelerdir sorun yaşadık. Şimdi gençlerimizin tarımda ve hayvancılıkta köylerine geri dönerek üretime katılmalarını istiyoruz. Yavaş yavaş toplumumuzda tarıma karşı bilinç artmaya başladı. Bizlerin de gençlerimizi ikna ederek bu sektöre daha çok yönlendirmemiz gerekiyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan gençlerimizin kazançlarının nasıl artacağı konusunda çalışmalar yürütmeliyiz. Devletimizin bu konuda çalışmaları var. İnşallah geçlerimizi tarım ve hayvancılıkta daha çok göreceğiz. Pandemi bütün düşüncelerimizi değiştirdi. Özellikle şehir hayatının bir üstünlük verdiği düşüncesinden çıkarak insanlarımız daha çok köylere ve kırsal alanlara ilgi duymaya başladı. İnşallah projelerle bu ilgiyi daha da arttıracağız” diye konuştu. Toplantının sonunda Antalya Ticaret Borsası Üyeleri, sektörleriyle ilgili sorun ve beklentilerini dile getirirken, Antalya tarımına gösterdiği ilgi ve destek nedeniyle Vali Yazıcı`ya teşekkür etti.  

Detaylar...

ATB EYLÜL MECLİSİ TOPLANDI
Antalya Ticaret Borsası Eylül Ayı Meclisi çevrimiçi yapıldı. ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında toplanan Meclis’te yönetimin bir aylık çalışması hakkında üyeler bilgilendirildi. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarıma, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Borsa’nın çalışmalarını anlattı. Koronavirüs salgının etkilerini 1.5 yıldır yaşadığımızı belirten Çandır, yüzde 50 ikinci aşılama oranıyla koruma sağlandığını ancak daha normal bir yaşam için ikinci doz aşılamanın yüzde 70’lere çıkarılıp maske, mesafe, hijyen kuralına dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti. Çandır, “Geleceğimizi kurtarmak adına bu iki konuda elimizden geleni yapmaya devam etmeliyiz” dedi. BÜYÜME UYARISI Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Nisan, Mayıs, Haziran aylarını kapsayan 2. çeyrek milli gelir (GSYH) büyümesini, geçen yılın aynı dönemine göre yıllık yüzde 21.7 olarak açıkladığını belirten Çandır, “Bu büyüme, geçmiş 24 yılın açık ara en yüksek büyümesi oldu. Geçmişte 2004 ve 2011 yıllarında aynı dönemde yüzde 11 civarında büyümüştük. Bu sıra dışı büyümeyi sadece biz mi başarmışız diye dünyaya baktığımızda görüyoruz ki başta gelişmiş ülkeler olmak üzere pek çok ülke çok uzun yıllardır görmedikleri büyümeleri yakalamışlar. Uzmanlar bunun en önemli nedenini geçen yıl aynı dönemdeki çift haneli küçülmelere dayandırmakta ve ‘baz etkisi’ demektedirler. Aslında böyle sıra dışı olaylar ve dönemler yaşandığında daha doğru bir değerlendirme yapabilmek için bir de önceki döneme göre ne kadar büyümüşüz? Sorusunu cevaplamalıyız” diye konuştu. Ocak, Şubat Mart dönemini kapsayan 1. Çeyrekte yüzde 15’lik bir küçülme ve 2. çeyrekte ise yüzde 7.7’lik bir büyümenin görüldüğünü belirten Çandır, “Bu dönemsel büyümeler, son 24 yılda en kötü beşinci 1. çeyrek ve en kötü dördüncü 2. çeyrek büyümeleri olmuştur. Yani ilk altı aydaki sıra dışı yüksek büyümemiz, ardışık dönemler hesabında tatmin edici düzeyde olmamıştır. Önümüzdeki dönemler için karar vericilerimiz bu konuyu dikkate alırlarsa hepimiz için daha iyi olacaktır. Çünkü giderek düşen bir büyüme hızıyla karşı karşıya kalacağız ve bu durum sürdürülebilir değildir” diye konuştu. Yıl sonu büyümesinin yüzde 8.4 olarak tahmin edildiğini kaydeden Çandır, “Bu büyümenin sürdürülebilirliği, nasıl bir paylaşımın olduğu ile yakından ilgilidir. Başta karar vericilerimiz olmak üzere hepimiz, büyümenin sürdürülebilirliği konusunda çok boyutlu ve çok taraflı değerlendirmeler yapmak durumundayız” dedi. İl ya da bölge ekonomik büyüme rakamlarının ülke büyüme rakamlarıyla eş zamanlı açıklanmasını isteyen Çandır, bu yapılırsa ülke büyümesinin yerel düzeydeki yansımalarını öğrenebileceğimizi kaydetti. Çandır, “Biz bunu ancak öncü ve yapısal göstergelerimizle tahmin etmeye çalışıyoruz. Birçok kez Antalya’mızın bu salgın döneminde, Türkiye ortalamasının en az 2 kat üzerinde bir zorlukla karşı karşıya kaldığını ekonomik ve ticari göstergelerimizle açıklamaya çalıştık. İlave desteğe ihtiyacımızın olduğunu yazılı ve sözlü olarak belirttik. Ancak ortalama tedbirlere tabi olduk” diye konuştu. TARIMDA BÜYÜME BEKLENTİSİ YÜZDE 1’İN ALTINDA Büyümenin önemli boyutlarından birinin tarım sektörü olduğunu kaydeden Çandır, tarımın hem ülke hem de Antalya için stratejik sektör olduğunu, tarımın öneminin son 2 yıldır daha anlaşıldığını bir kere daha vurguladı. Son açıklanan büyüme rakamlarında tarımdaki 2. Çeyrek büyümesinin yüzde 2.3 olarak ilan edildiğini belirten Çandır, tarımda yıl sonu büyümesini yüzde 1’in altında tahmin ettiklerini söyledi. Çandır şunları kaydetti: “Bu büyüme 24 yıllık geçmişin ortalamasının altında kalmış bir büyümedir. Aynı zamanda 1. çeyrekteki yüzde 8.7’lik büyüme de, 24 yılın ortalamasının üzerinde kalmıştır. Oysaki 2020 yılı kapanmasının ardından tarıma yönelik kalkınma ve ivmelenme destekleri verilerek geçmişe göre ortalama üstü ciddi bir büyüme sağlanmalıydı. Bizler zor zamanlarda ekonomiyi kurtarıcı konumunda olmanın yanı sıra büyüme ya da yükselme dönemlerinde de hatırlanmak isteriz. Geçmişte bu olmadı ama salgın dersleriyle sektörümüze olan tutumun değişmesini isterdik. Genel ekonomi için yaptığımız yüzde 8.4’lük tahmin modelimizin benzerini tarım için de yaptık buna göre tarım sektörünün yılsonu büyümesini yüzde 1’in altında tahmin etmekteyiz.” ANTALYA TARIMI GERİLEDİ Antalya’nın ekonomik yapısının temelini turizme dayalı hizmet, tarım ve ticaret sektörlerinin oluşturduğunu, turizmde 2021 yılı tahminlerinin yaklaşık yarısının gerçekleşmeye başlamasıyla kentin ekonomik zorluklarının ağırlaşarak devam ettiğini kaydeden Çandır, “Tarım sektörünün karşı karşıya olduğu zorluklara ilave olarak bir de fahiş fiyat kavramıyla baskı altında kalma zorluğu içerisindedir. Bu zorluğu geçmişte de maalesef hiç hak etmediğimiz halde yaşadık. Tarım sektörünün büyüme problemi, giderek kendisini daha ağır biçimde göstermektedir. Yıllık büyüme performansımız, genel ekonomik büyüme tarihi rekorlar kırmışken vasat altı kalmıştır. Önceki döneme göre büyüme rakamlarımız ise geçmiş dönem ortalamalarının ciddi ölçüde altında kalmıştır” diye konuştu. Antalya’nın tarımda en iyi yılı olan 2010 yılında Türkiye tarımsal ekonomisinin yüzde 6’sını oluştururken, son açıklanan verilerle bu rakamın yüzde 4’ün altına düştüğünü söyleyen Ali Çandır, turizm, hizmet ve ticaret hacmindeki kayıplara da dikkat çekti. Ticaretin önemli ödeme araçlarından birinin çek olduğunu, Antalya’nın bu konudaki işlem hacminin Türkiye ortalamasının ve kendi ortalamasının çok altında seyrettiğine dikkat çeken Çandır, “Bu durumun tek istisnası Temmuz ayı olmuştur. O ayda Türkiye ortalamasının üzerinde bir işlem hacmi artışı olmuştur. Ancak unutmayalım ki Temmuz ayı, hem turizm hem de hizmet sektörlerinin zirve yaptığı ay olmuştur. Ağustos ayında geçmiş dönemlerin oldukça altında bir turist hareketliliği yaşanmıştır. 2021 yılı için tahmin edilen 25 milyon turist ve 20 milyar dolar tahminlerinin yarısına bile ulaşabilmiş değiliz. Üstelik bu tahmin e göre turist başına harcamanın 800 dolar olası gerekiyor ki bunu yarısı düzeyinde bir harcamanın olduğunu okuyoruz” değerlendirmesinde bulundu. İHRACATTA BİRİM FİYAT ARTTI Konuşmasında ihracat rakamlarına da değinen Başkan Ali Çandır, hem genel olarak hem de yaş meyve sebze sektöründe ihracattaki tüm kısıtlamalara rağmen rekorlar kırıldığını söyledi. İhracat rakamlarının yanı sıra meyve, sebze ve domatesin birim fiyatındaki iyileşmenin de sevindirici olduğunu kaydeden Çandır, “Özellikle Mayıs ayından itibaren ihracatımızdaki birim fiyat düzeyleri, hak edilmiş fiyatların başlangıcı düzeyindedir. Bunun doğal sonucu olarak yılın ilk 8 ayında geçen yıla göre yüzde 45 - 50 düzeyinde miktar artışları yaşanmıştır. Birim fiyatlar artarken miktarların da artmış olmasını iyi bir performans olarak görüyoruz. Bunun sürdürülebilir olması da en büyük beklentimizdir” diye konuştu. HAL ENDEKSİ ÖNCÜ GÖSTERGE OLDU Bir yıl önce Antalya Büyükşehir Belediyesi ile protokol imzalayarak her ayın 2’sinde hal endeksini açıklamaya başladıklarını belirten Çandır, “Büyükşehir Belediye Başkanımıza araştırmalara olan duyarlılığından dolayı teşekkür ederiz. İlk aydan beri toplumun değişik kesimlerinden son derece etkileyici tepkiler aldık. Hepsine teşekkür ederiz. Geçen aydan itibaren de yine değişik kesimlerin talep ettiği geçmiş dönem endekslerini de paylaşmaya başladık. Bugüne kadar ilan ettiğimiz endeksler, farklı enflasyonlar için birer öncü gösterge oldu. Biz çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. LOBİ FAALİYETLERİMİZ SONUÇ VERDİ Rusya Federasyonu tarafından pepino mozaik virüsü, domates lekeli solgunluk virüsü ve domates kahverengi rugose meyve virüsü tespit edildiği gerekçesiyle 11 Aralık 2020 tarihinde Antalya ve İzmir`den domates ve biber ithalatının yasaklandığını anımsatan Çandır, yasağın kalkması için yaptıkları girişimlerin sonuç verdiğini ve 10 aydır süren yasağın 9 Eylül 2021’de kaldırıldığını anımsattı. Çandır, “Kararın üreticilerimize ve üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Ancak yasaklamalarla ve kısıtlamalarla ticaretin gelişmeyeceğini her zaman belirtiyoruz. Hem bu konu hem de domates için uygulanmakta olan kotanın kaldırılması konusunda ilk günden itibaren gerek Antalya Ticaret Borsası gerek Antalya Tarım Konseyi olarak raporlar hazırladık ve çok sayıda lobi faaliyetinde bulunduk. Antalya ve İzmir`e uygulanan kısıtlamanın kaldırılmasına sevindik. Mevcut domates kotası uygulamasının da kalkmasıyla Rusya Federasyonu ile karşılıklı ticaretimiz çok daha sağlıklı olacak ve gelişecektir” diye konuştu. ZEYTİNDE VAR YILI ATB Başkanı Ali Çandır, tarımsal üretime ilişkin de konuştu. Zeytinde hasat döneminin başladığını kaydeden Çandır, zeytin üretiminin yüzde 2.5’ini Antalya’nın karşıladığını kaydetti. Zeytinde bu yıl iyi bir dönem olacağını kaydeden Çandır, “2021-2022 sezonu Antalya’da zeytin için genel anlamda var yılımız olacak. Kentimizde 15 bin tonu sofralık ve 50 bin tonu yağlık olarak değerlendirilmek üzere yaklaşık 65 bin ton zeytin rekoltesi ve ortalama 12 bin ton zeytinyağı rekoltesi beklemekteyiz. Manavgat’taki yangın felaketinde yaklaşık 500 bin zeytin ağacımızı kaybetmemiz nedeniyle rekoltemizde 15 bin ton zeytin ve 3 bin ton zeytinyağı kaybı yaşayacağız” diye konuştu. Çandır, ATB’nin düzenlediği zeytin ve zeytinyağı sektörel analiz toplantısında Manavgat’ta zeytin ve zeytinyağı üretiminde geçimini sağlayan üreticilerin 100 milyon TL civarında bir kayıp yaşanması sonrası üreticilere destekte bulunulması, zeytine verilen desteğin 0,15 TL/kg çok düşük olduğu ve en az 1,5 TL/kg düzeyinde olması gerektiği, zeytinyağı sıkımında kullanılan 3 fazlı üretimden 2 fazlı üretime geçilmesi için zeytinyağı üretim tesislerine modernizasyon desteğinin sağlanmasının gerekliliği gibi konuların gündeme geldiğini kaydetti. Çandır, “Sektörün envanter, karasu ve başta elektrik olmak üzere maliyet artışları nedeniyle ortaya çıkan sorunları ise devam etmektedir. Bu sorunlarımızı çözmediğimiz taktirde küresel ölçekte rakiplerimizle rekabet edebilmemiz mümkün görünmemektedir” dedi. NARDA REKOLTE DÜŞÜK Narda hasadın başlamak üzere olduğunu belirten Çandır, Türkiye’de 4 nardan birinin Antalya’da üretildiğini kaydetti. Narda meyve kalitesinin özellikle renk açısından şu an için dalgalı ve rekoltesinin düşük olduğunu kaydeden Çandır, “Umarız son bir yağmurla bu sorunu aşabiliriz” dedi. Kesme çiçek ve yaş meyve sebzede ise üretim aşamasındaki son hazırlıklar devam ettiğini belirten Çandır, “Her iki sektörümüzde de geçtiğimiz yıla oranla özellikle ihracat değerimiz bakımından artışlar yaşadığımız bir yıl oldu. Tüm üreticilere ve üyelerimize bereketli bir sezon geçirmelerini diliyorum” dedi. Çandır, ülkedeki her 5 armuttan 1’ini Antalya’nın ürettiğini belirtirken, Korkuteli Karyağdı Armudu ve Antalya Tavşan Yüreği gibi üstün özelliklere sahip çeşitlerin Borsa olarak coğrafi işaret tescili aldıklarını anımsattı. Çandır, “Bu konuda üreticilerimizin coğrafi işareti sahiplenmesi halinde elde edilen ürünlerin katma değeri daha fazla yükselecektir. Tavşan yüreği zeytinimiz deyim yerindeyse tam bir ilaç. Tüm üreticileri ve üyelerimizi bu fırsatla coğrafi işaret tescilini kullanmaları için Borsamızla iletişime geçmeye davet ediyorum” dedi. Borsa’nın düzenlediği tıbbi aromatik bitkiler sektörel analiz toplantısında Manavgat yangını sonrası yerleşim yerlerinin etrafında başta keçiboynuzu ve defne olmak üzere tıbbi ve aromatik bitkiler dikiminin yapılması, hasat ve hasat sonrası işlemlerde daha dikkatli olunması, kapama bahçe usulü yapılan yatırımlardaki üretimin doğru bir biçimde yayınlaştırılması konularının gündeme geldiğini, bu konuda hazırlanan raporun ilgili kurum ve kuruluşlara iletileceğini kaydetti. YEŞİL MUTABAKAT HAZIR OLMALIYIZ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve bakanlar kurulu toplantısı sonrasında Paris İklim Anlaşması’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin onayına sunulacağı ifade ettiğini anımsatan Ali Çandır, Borsa olarak da tarım sektörünü yakından ilgilendiren ‘Yeşil Mutabakat’ konusunda etkinlikler yaptıklarını anlattı. Çandır, ATB ve ATAK olarak ‘Yeşil Mutabakat Çerçevesinde Antalya’da Bitki Besleme Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı’ paneli düzenlediklerini, panelde “Yeşil Mutabakat” kapsamında aşırı gübre kullanımını yüzde 20 azaltılması öngörüsü başta olmak üzere toprak analizinin ve organik gübrelerin önemi konularının gündeme geldiğini kaydetti. Çandır, “Yeşil Mutabakat Yolunda Antalya’da Bitki Koruma Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı” başlıklı paneli de gerçekleştireceklerini belirterek, “Yanı başımızdaki 450 milyonun üzerindeki nüfusa sahip ve ihracatımız içerisinde yüzde 42’lik paya sahip AB başta olmak üzere tüm dünya ile özellikle tarımsal ticaretimizin sekteye uğramaması için bu konuda hazırlıklı olmalı ve ayak uydurmalıyız. ‘Yeşil Mutabakat’a kentimizin hazırlanması için bu tip panelleri düzenlemeye devam edeceğiz” diye konuştu. BORSA HİZMET KALİTESİNİ TESCİLLEDİ ATB’nin 2008 yılında aldığı akreditasyon sistem belgesinin yapılan denetim sonucunda tekrar yenilendiğini belirten Çandır, “Üyelere yönelik hizmet kalitesini her geçen gün artırmak için çalışan ve akreditasyon sistemini sahiplenerek gereklerini yerine getiren personelimiz ve yönetim üyelerimize arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi. YÖREX DAVETİ Salgın nedeniyle geçen yıl düzenlenemeyen YÖREX’i bu yıl 20–24 Ekim tarihlerinde 11.kez düzenleyeceklerini belirten Çandır, Fuar’da doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine yöresel ve coğrafi işaretli tüm zenginliklerin bir arada olacağını belirtti. YÖREX kapsamında düzenlenecek faaliyet ve etkinliklerle ilgili çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini anlatan Çandır, “Önümüzdeki günlerde bizlere her daim destek olan danışma kurulu üyelerimizle yapacağımız toplantının ardından basın mensuplarımızla bir araya gelecek ve kamuoyu ile paylaşacağız. Tüm hemşerilerimizi, Antalya sakinlerini ve misafirlerimizi 20–24 Ekim tarihlerinde 11.YÖREX’e davet ediyoruz” diye konuştu. Çandır, 1.Meslek Komite’sinin talebi üzerine ‘Antalya Koşullarında Buğday Yetiştiriciliği’ konulu bilgilendirme broşürü hazırladıklarını kaydederken, “Antalya Buğdayını arıyor projemiz sonrası üyelerimizin, kentimizde yetiştirilen buğday veriminin ve kalitesinin artırılması gibi hedeflerle hazırladığımız broşürümüze web sayfamızdan erişebilirsiniz. Sektörümüze faydalı olması dileklerimle emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. 7326 sayılı yapılandırma kanunu için başvuruların 30 Eylül’de sona ereceğini belirten Çandır, “Yararlanmak isteyen üyelerimiz e-devlet, interaktif vergi dairesi ve e-sigorta uygulamaları aracılıyla ya da vergi daireleri ile SGK müdürlüklerinden başvuruda bulunabilir” dedi. 2 Ekim Cumartesi günü kentimizin uluslararası alanda bir markası olan 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin başlayacağını anımsatan Çandır, “Pandemi koşullarına göre düzenlenecek festivalin başarılı geçmesini diliyorum” dedi. Meclis’te üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmede bulunurken, öneri ve beklentilerini dile getirdi.  

Detaylar...

TOPRAĞA YAPTIĞIMIZ BASKI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde düzenlenen “Yeşil Mutabakat Sürecinde Antalya’da Bitki Besleme Ürünlerinin Sürdürülebilir Kullanımı Paneli” çevrimiçi yapıldı. Gazeteci Galip Umut Özdil moderatörlüğünde düzenlenen panele, Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Topcuoğlu, Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhraçatçıları Derneği (GÜİD) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Güneş, GÜİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Uzunoğlu, GÜİD Üyesi Halil Kılıçarslan, ATSO Meclis Üyesi Hakan Pakalın ve Laben Tarımsal Araştırma Laboratuvarı Genel Müdürü Neşet Gürel katıldı. AVRUPA DAHA FAZLA GÜBRE KULLANIYOR Prof. Dr. Bülent Topcuoğlu, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında aşırı gübre kullanımını yüzde 20 azaltılmasını öngördüğünü belirterek, AB ülkeleri ile yoğun ticareti olan ülkemizde bu konuda acilen adım atılması gerektiğini kaydetti. Gübre kullanımının dünyada ortalama dekar başı 14 kilogram, AB’de 15 kilogram iken ülkemizde bu oranın dekarda 9 kilogram olduğunu kaydeden Topcuoğlu, “Avrupa bizden 1.5 kat fazla gübre kullanıyor” dedi. TOPRAK ANALİZİ ŞART Birim alandan daha fazla ürün almak için toprağa yapılan baskının giderek arttığını, bunun da toprakta bozulma ve verimsizleşmeye neden olduğunu söyleyen Topcuoğlu, “Toprağın kalitesini artırmalıyız. Sürdürülebilir üretim, temiz çevre ve insan sağlığı için toprağımızı sağlıklı kılmalıyız” diye konuştu. Topcuoğlu, bu noktada toprak analiz laboratuvarlarına çok iş düştüğünü, analize dayalı uygulamaların şart olduğunu söyledi. GÜBRE FİYATI DAHA DA ARTAR Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) Başkanı Metin Güneş, son zamanlarda gübre fiyatlarının çok konuşulmaya başlandığını belirterek, “Öyle ki aldığımız hammaddeyi artık yerine koyamıyoruz” dedi. Doğalgaz fiyatının artması, navlun fiyatları gibi nedenlerle 2021 yılının başından itibaren gübre fiyatlarında aşırı artışla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Güneş, hammaddeye erişimde de zorluk yaşadıklarını dile getirdi. Pandemide tarımın önemli hale geldiğini, birçok ülkenin gübre ve tarım ürünü ihracatı konusunda kısıtlamaya gittiğini, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin gübre talebinin de artmasıyla arz talep dengesinin bozulduğunu anlatan Güneş, bu nedenlerle gübrede yüzde 40 ile yüzde 150 arası fiyat artışının yaşandığını kaydetti. Önümüzdeki dönemde gübre konusunda tedarik ve fiyatla ilgili sorunların büyüyeceğini söyleyen Güneş, Çin’deki bazı firmaların bakıma girmesi, doğalgazdaki fiyat artışı nedeniyle bazı firmaların üretime ara vermesi gibi nedenlerle gübrede fiyat artışı öngördüklerini, tedarikte de sıkıntısı yaşanabileceği söyledi. 2016’de Türkiye’de 6.7 milyon ton gübre kullanılırken, 2018’de 5.6 milyon ton, 2019’da 6 milyon ton, 2020 yılında 7.1 milyon ton gübre kullanıldığını belirten Metin Güneş, bu yılki kullanımı öngöremediklerini kaydetti. Güneş, “Çiftçinin doğru gübreyi doğru miktarda uygulaması için elimizden gelen fedekarlığı yapmalıyız. Hem bakanlık desteği artırmalı hem de özel sektör elinden gelen desteği vermeli. Bitkisel üretimin en önemli girdisi gübre. Gübre yoksa verim istediğimiz seviyede olamaz” diye konuştu. “TRENİ TERS TARAFA GÖTÜRME ŞANSINIZ YOK” GÜİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Uzunoğlu, nüfusun artmasıyla birlikte bir yandan daha fazla gıda üretimi baskısının arttığını bir yandan da bitki beslemede kullanılan ürünlerin azaltılmasının istendiğini belirtti. İhracatının yüzde 40’ını AB’ye yapan Türkiye’nin Yeşil Mutabakat’ı görmezden gelemeyeceğini belirten Uzunoğlu, “Treni ters tarafa götürme şansınız yok” dedi. GÜİD Üyesi Halil Kılıçarslan, Avrupa’dan daha az gübre kullandığımızı belirtirken, ATSO Meclis Üyesi Hakan Pakalın, Yeşil Mutabakat’a uyumun parmak izi gibi olacağını kaydetti. Laben Tarımsal Araştırma Laboratuvarı Genel Müdürü Neşet Gürel, toprak analizinin önemine dikkat çekerken, üreticinin yüzde 30’unun toprak analizini önemsemediğini, yüzde 20’sinin analizi masraflı bulduğunu, yüzde 20’sinin ise analiz sonuçlarına güvenmediğini söyledi.  

Detaylar...

SİZİN ORALARIN NESİ MEŞHUR ISPARTADA
Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde, yöresel ürünleri gündeme getirmek amacıyla düzenlenen “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” programının bu haftaki konuğu Isparta oldu. Moderatörlüğünü Gürsel Cingöz’ün yaptığı programa, Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler, Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yalçın Kurucu konuk olarak katıldı. Cİ’Lİ ÜRÜNLERİN TİCARETİ DAHA KOLAY OLUYOR Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Isparta’nın 9 coğrafi işaretli ürünü bulunduğunu belirtirken, bir çok ürünün de coğrafi işaret çalışmasının devam ettiğini söyledi. Müftüzade Gülcü İsmail Efendi tarafından 130 yıl önce Bulgaristan’dan bir bastonun içerisinde getirilen gülün kent ekonomisi için önemini vurgulayan Adar, dünya gül üretiminin yüzde 65’ini Isparta’nın ürettiğini kaydetti. Bölgenin yöresel ürünü haline gelen gülden elde edilen gülyağına borsa olarak coğrafi işaret tescili aldıklarını kaydeden Adar, “Ürünlerimize coğrafi işaret tescili aldıktan sonra ticaretini daha kolay yapar hale geldik” dedi. ISPARTA YÖREX’TE YERİNİ ALACAK Isparta olarak bu yıl yöresel ve coğrafi işaretli ürünleriyle 20-24 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te olacaklarını kaydeden Adar, “YÖREX marka haline geldi ve her geçen gün büyüyor. İnşallah bu yıl Isparta olarak YÖREX’e katılacağız. Bir çok oda ve borsamız YÖREX’e katılım, Antalya bizler için buluşma noktası oluyor. Emekleri nedeniyle Ali Çandır Başkanıma teşekkür ediyorum” diye konuştu. Yalvaç Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yalçın Kurucu, Oda olarak Yalvaç Hamursuzu’na coğrafi işaret aldıklarını kaydetti. Gelendost elmasının tescili için da çalışma yürüttüklerini söyleyen Kurucu, bölgenin klimasından kaynaklı meyve kalitesi ve lezzetinin farklı olduğunu kaydetti. Yalvaç olarak yöresel ürünleriyle YÖREX’te yer alacaklarını kaydeden Kurucu, “Tüm halkımızı YÖREX’te Yalvaç standında buluşmaya davet ediyorum” dedi. BAKA YÖRESEL ÜRÜNLERE DESTEK BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, Isparta’nın yöresel ürün zengini olduğunu söyledi. Ajans olarak kırsalın kalkınmasında önemli bir yere sahip yöresel ürünlere yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini anlatan Güler, bölgedeki yöresel ürünlerin turizmi canlandırdığına dikkat çekti. Güler, BAKA olarak kadın kooperatiflerini de desteklediklerini belirterek, yöresel ürünlerin işlenmesinde kadın girişimcilere destek olduklarını kaydetti. Güler, BAKA olarak YÖREX’te yer alacaklarını ve bölgenin yerel, yöresel değerlerini ziyaretçilerle buluşturacaklarını söyledi.  

Detaylar...

SGK İL MÜDÜRÜ`NDEN BAŞKAN ÇANDIR7A ZİYARET
Antalya Sosyal Güvenlik (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır’ı ziyaret etti. Ziyarette sosyal güvenlik sistemi üzerine görüş alış verinde bulunulurken, tarıma özel sosyal güvenlik ve sigorta borçlarının yapılandırılması konuları gündeme geldi. TARIMA ÖZEL SOSYAL GÜVENLİK Tarıma özel sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç olduğunu belirten Başkan Ali Çandır, tarıma özel sosyal güvenlik sisteminin kurulmasıyla tarıma yatırımın ve tarımsal üretimin artacağını kaydetti. Çandır, ziyareti nedeniyle Nejat Deniz’e teşekkür etti. SGK İl Müdürü Nejat Deniz, Borsa’nın çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, Başkan Çandır ve ekibine başarılar diledi. Deniz, Çandır’a sigorta borçlarının yapılandırılması çağrısını içeren mektup takdim etti. 7326 sayılı yapılandırma kanunu ile SGK’ya Nisan 2021 ve öncesine ait borcu olan işveren ve sigortalılar için borçların yeniden yapılandırılması imkanı sağlandığını belirten Deniz, “Borcunu peşin ödeyenler için hesaplama sonrasında borç aslı dışında kalan tutarın yüzde 90’ı silinecektir” dedi. Deniz, borcun taksitlendirilmesi durumunda da 6,9,12 ve 18 eşit taksitle ödeme planı yapılabileceğini belirtti. SİGORTA YAPILANDIRMASI İÇİN SON GÜN 30 EYLÜL Sigorta borcu yapılandırması için son günün 30 Eylül olduğunu vurgulayan Nejat Deniz, yapılandırma için herhangi bir teminatın istenmeyeceğini kaydetti. Deniz, ilk taksitin ödenmesi durumunda “borcu yoktur” yazısının alınabileceğini, sigorta primi teşvik uygulamalarından yararlanılabileceğini söylerken, “Yapılandırmanın büyük avantajlarından herkesin yararlanmasını istiyoruz” dedi. BAŞVURU İNTERNETTEN DE YAPILABİLİYOR Sigortalıların ve işverenin yapılandırma kanunundan yararlanması süresinin uzatılmasıyla kaçırdığı fırsatı tekrar yakalama şansı bulduğunu söyleyen, yapılandırma için başvuranların sayısının yoğunluğuna dikkat çekti. Deniz, “İşverenlerimiz ve sigortalılarımız bu sürenin uzaması ile birlikte kaçırmış olduğu fırsatı tekrardan yakalamış oldu. Bu süreç içerisinde çok sayıda başvurunun yapıldığını gözlemliyoruz. İşverenlerimiz –e sigorta uygulaması üzerinden sigortalılarımız ise –e devlet üzerinden yapılandırma için başvuruda bulunabilir. İsterlerse posta yolu ile ya da doğrudan SGK müdürlüklerimize başvuruda da bulunabilirler” dedi.  

Detaylar...

TIBBİ AROMATİK BİTKİ SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRİLDİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB), tarım sektörünün gelişimini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. ATB, “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektörü” Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, ATB 7. Meslek Komitesi üyeleri, BAKA, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM, Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası ve sektör temsilcileri katıldı. 200 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ Prof. Dr. Kenan Turgut, tıbbi aromatik bitkilere pandemiden sonra talebin arttığını belirterek, katmadeğeri yüksek ürünler üretilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada 200 milyar dolarlık hacme sahip tıbbi aromatik bitki ticaretinden ülkemizin yeterince pay alamadığını kaydeden Turgut, “200 milyar dolarlık pastadan ülkemiz sadece 1 milyar dolarlık bir pay alabiliyor. Potansiyelimiz göz önüne alındığında bu rakamın üzerinde para kazanabiliriz” diye konuştu. Turgut, tıbbi aromatik bitkilerin tarladan işlenmesine kadar sürdürülebilir bir yaklaşımla değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. LAVANTA EKİMİ MODA OLDU ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, tıbbi aromatik bitkilerin kırsal ekonomide önemli bir yere sahip olduğunu vurgularken, kırsalın boşalmasıyla tıbbi aromatik bitkileri toplama konusunda sıkıntı yaşandığına dikkat çekti. Sektörde planlama sıkıntısını da belirten İnan, “Son dönemde lavanta ekimi moda oldu, her yere lavanta dikildi. Şimdi tüccarlara Ege’den Güneydoğu’ya kadar bir çok ilden lavanta teklifi geliyor. Üretim fazlalığı olunca da ürünün fiyatı ve değerlendirilmesi noktasında sıkıntılar başlıyor. Şu an lavanta yağına 400-500 TL’ye alıcı yok. Gelişi güzel destekler sektöre zarar veriyor. Karar vericilerin piyasa analizi yapıp, planlama yapması şart” diye konuştu. YANGIN YERİNE KEÇİBOYNUZU ATB 7. Meslek Komitesi Üyesi Ergin Civan, dünyanın en büyük kekik ihracatçısı olan Türkiye’de en büyük üretimin Denizli’de olduğunu belirtti. İhracatın sürdürülebilir olması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Civan, kekikte rakip ülke sayısının arttığına dikkat çekti. AİLE İŞLETMESİ ÖNEMLİ Tıbbi aromatik bitkilerde doğru ekonomik modelin aile işletmesi olduğunu vurgulayan Ergin Civan, “Bu sektörde en büyük girdi işçilik maliyeti. Aile olarak tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğiyle ilgilenenler diğer ürünlere göre daha fazla para kazanıyor” dedi. Civan, Manavgat’ta yanan alanlara özellikle keçiboynuzu dikimini önerirken, “Zaten keçiboynuzu, defne, kekik bölgenin doğal bitki örtüsü. Keçiboynuzu fiyatı dünyada görülmediği kadar arttı. Mutlaka yanan sahalara dikimi yapılmalı” dedi. MANAVGAT’TA TIBBİ AROMATİK BİTKİ BANDI TALEBİ Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın keçiboynuzu ve defne konusunda önemli bir yer olduğunu belirtirken, yangında tıbbi aromatik bitki varlığını kaybettiğini belirtti. Manavgat’ta yanan bölgedeki 7 köyde halkın geçiminin defneden sağladığını söyleyen Metin, bölgede köyle orman alanı arasına 500-600 metre bandında keçiboynuzu, defne, kekik ekimi ve dikimini önerdi. Metin, ücretsiz fidan desteği talebinde bulundu. ERKEN HASAT UYARISI Toplantıya katılanlar, tıbbi aromatik bitkilerde tarla üretimine geçilmesini önerirken, erken hasadın tıbbi aromatik bitkilerde kalite ve verim kaybına neden olduğuna dikkat çekti. Toplantıya katılan kurum temsilcileri de tıbbi aromatik bitkilerle ilgili yaptıkları çalışmaları anlatırken, Manavgat yangınından etkilerin alanların tekrar üretime kazandırılması konusundaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.  

Detaylar...

TARIMDA GİRDİ FİYATLARI ARTIYOR
Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. TÜİK’in Temmuz ayı tarımsal girdi enflasyonunun aylık yüzde 1.98, yıllık yüzde 29.38 olarak ilan ettiğini belirten Çandır, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 19.05’lik artış gerçekleştiğini kaydetti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 27.01, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 29.78 artış gerçekleştiğini belirten Çandır, yıllık en fazla artışın yüzde 62,43 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda olduğuna dikkat çekti. ÜRETİCİ ZARAR YAZIYOR Temmuz ayında Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin (Tarım-ÜFE) aylık yüzde 1.34, yıllık ise yüzde 22.80 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Tarım-ÜFE, tarımdaki üreticinin satış fiyatındaki enflasyondur. Olması gereken ve sürdürülebilir olan aylık ve yıllık Tarım-GFE rakamlarının Tarım-ÜFE’den düşük seyretmesidir. Ancak bu durumda tarım üreticisi, varlığını ve faaliyetlerini sürdürebilir. Temmuz ayı rakamları bize gösteriyor ki, tarım üreticisi aylık olarak yüzde 48 ve yıllık olarak ise yüzde 29 zarar yazmıştır. Yani satış fiyatlarındaki artıştan aylıkta yüzde 48, yıllıkta ise yüzde 29 daha fazla girdi maliyeti artışına maruz kalmıştır” değerlendirmesinde bulundu. SÜRDÜRÜLEMEZ Tarımda girdi maliyetleri artışının satış fiyatından yüksek seyrettiğini vurgulayan Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti: “Temmuz aylarında Tarım-GFE’nin Tarım-ÜFE’den daha yüksek seyrettiği diğer yıllara baktığımızda sadece 2015 yılında üreticilerin lehine bir oran söz konusu iken diğer tüm yıllarda üreticilerin girdi maliyetlerindeki artışlar, satış fiyatlarındakinden yüksek seyretmiştir. Bu durum üreticiler açısından sürdürülemez bir durumdur. Ocak-Haziran dönemindeki aylarda da geçmiş 7 yılda benzer eğilimler gözlenmiştir. Yani üreticiler diğer aylarda da sistematik olarak daha yüksek girdi maliyetleri artış oranlarına maruz kalmıştır.” TÜKETİCİ ENFLASYONU UYARISI Tarımsal ürünlerle ilgisi olmayan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yi-ÜFE) Temmuz’da aylık yüzde 2.46, yıllık yüzde 44.92 ilan edildiğini, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi’nin ise (Yd-ÜFE) ise Temmuz’da aylık yüzde 0.34, yıllık ise yüzde 41.89 olarak ilan edildiğini anımsatan Çandır, “Görüldüğü gibi ülkemizde tarımsal dünya ile ilgili enflasyonlardan ortalama olarak yüzde 72 daha yüksek seyreden tarım dışı üretici enflasyonu hakimdir. TÜFE ve çekirdek enflasyonlardaki sırayla aylık yüzde 1.80 ve yüzde 1.88, yıllık yüzde 18.95 ve yüzde 11.12’lik rakamlar, gelecek için tüketiciler üzerinde, ciddi bir üretici enflasyonu baskısının söz konusu olacağını göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. TARIM KESİNTİSİZ VE BÜYÜYEREK DEVAM ETMELİ Son 15 yıla göre dünyada tarım ve gıda fiyatlarında artış yaşandığını, diğer emtia fiyatlarında da aşırı yükselme olduğuna dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, “Bir taraftan emtiada arz kısıtlamaları, lojistik darboğazları, ihracatı kısıtlayıcı politikalar hüküm sürerken, diğer taraftan da tüm zamanların rekorlarını açık ara kıran para bolluğu da azaltılmaya çalışılmaktadır. Yani küresel gelecek açısından kolay zamanlar bitmektedir. Bizler kolay zamanlarda yaptıklarımızın ya da yapmadıklarımızın bedelini ödemeye hazırlıklı olmalıyız. Bu çerçevede, tarımsal faaliyetlerimizin kesintisiz ve büyüyerek devam etmesini sağlayacak politikaları bir an önce gecikmeden uygulamalıyız” diye konuştu. Tarımsal faaliyetlerde bulunanların maliyet-gelir oranında son 11 yılda ciddi bir zayıflamayla karşı karşıya kaldığını kaydeden Çandır, yılbaşından bu yana açıklanan tarımsal enflasyon rakamlarının da bu zayıflık eğiliminin devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Tarımda gidişatı tersine çevirecek sürdürebilir politikalara ihtiyaç olduğunu söyleyen Çandır, kamunun piyasada etkili bir düzenleme, izleme, denetleme ve iyileştirme politikasını hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı.  

Detaylar...