Detaylar»
Mobil uygulama için seçim yapınız.
  Android Ios  
Borsam
Etkinlik Takvimi
Haziran Temmuz 2017
pzt. sa. çr. prş. cm. cmt. pz.
26 27 28 29 30 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 1 2 3 4 5 6
Ziyaretçilerimiz
IP Numaranız : 54.92.128.223
Şuan 54 kişi online
Bugün 350 kişi ziyaret etti.
Toplam Gösterim: 65936
Ankete Katıl
Borsamız organizasyonlarını hangi kanallardan takip ediyorsunuz?




Anket sonuçları için tıklayın    

Haberler

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu hakkındaki asılsız iddialara yanıt verdi
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, bir basın organında yayımlanan hakkındaki iddialara düzenlediği basın toplantısı ile cevap verdi. Hisarcıklıoğlu, “Ben darbe yapmayı vatana ihanet kabul ederim. İhanete teşebbüs edenlerin de yanında olmam, olamam. Demokrasi karşıtı planlara ismimi karıştıranlardan şikayetçiyim.” dedi. Hisarcıklıoğlu, "Benim adımı bu iddialara karıştıranlara hakkımı helal etmiyorum" ifadesini kullandı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu basın toplantısında şu açıklamayı yaptı : “Değerli basın mensupları, Hoşgeldiniz, Bugün sizlerle, bir şikâyetimi ve demokrasimiz adına, bir üzüntümü paylaşmak üzere toplanmak istedim. Son zamanlarda, millet iradesine müdahaleyi amaçlayan, çeşitli senaryoların kamuoyunda sıklıkla yeraldığını görmeye başladık. Bu kirli planlara, adımın karıştırılmasını, hayret ve dehşetle karşılıyorum. 16 Haziran 2001´den bu tarafa TOBB başkanıyım. Bu süre zarfında, hükümetler geldi geçti. Ben, hep aynı ilkeler doğrultusunda çalıştım. İş dünyamızın sorunlarını, önerilerini, halktan yetkiyi almış ve karar alıcı konumundaki, siyasetçilere ilettim. Siyaseti, toplumsal tercihlerin belirlendiği bir alan olarak gördüm. TOBB´un varlık nedenini ve camiamızın istek ve beklentilerini, her zaman esas aldım. Bunu yaparken, siyasetin alanıyla, kendi görev alanımı, birbirine karıştırmamaya özen gösterdim. Bu sorumluluğun bilincinde oldum. Ülke meselelerinin çözüm yerinin, sadece demokratik platformlar olduğuna inandım. Daha düne kadar, hükümetin yandaşı olarak nitelendiriliyordum. Şimdiyse, darbecilikle ilgili iddialara maruz kalmaya başladım. Ben, darbe yapmayı, vatana ihanet kabul ederim. İhanete teşebbüs edenlerin yanında da olmam, olamam. Bu konuda net olarak şunu söyleyeyim; bu çamur benim üzerime yapışmaz. Değerli Basın mensupları; Bugünkü Taraf gazetesinde yayınlanan bir habere göre; birileri darbe yapıp, yeni bir hükümet kurup, Başbakanlığa da beni getireceklermiş. "Balyoz harekat planı"nı ilk kez basından duydum. Darbe planı hazırladığı söylenen şahısları da tanımıyorum. Buna rağmen, demokrasi karşıtı planlara, ismimi karıştıranlardan şikayetçiyim. Sadece iddialara dayalı linç fetvaları yayınlanmasından, şikâyetçiyim. Bulanık suda balık avlamaya çalışanların oltasına takılanlardan ve gazetecilerin de, bunu sorgulamadan yayınlamasından şikayetçiyim. Gerekli hukuki süreci de başlatmış bulunuyorum. Değerli basın mensupları, Ben; ailesi, 1960 ihtilali, 1971 muhtırası ve 1980 askeri darbesinde; şahsen ise 28 Şubat sürecinde ciddi zarar görmüş biriyim. Demokrasi karşıtı hiçbir hareketin, içinde, önünde, arkasında, hatta dedikodusunda bile yer almadım. Hayatım boyunca Allaha çok şükür, ne zulmeden oldum, ne de zalimlerden merhamet isteyen oldum. Sadece adaletin yanında oldum. Değerli Basın mensupları, Büyük Türk bilgini Farabi´nin bir sözünü sizlere hatırlatmak isterim " ancak, özgür birey ve toplumlar ahlaklı olabilir" Türkiye´nin sorunlarının çözümü, meşruiyet dışı yollarda aranmamalıdır. Darbe tezgâhları ne kadar namussuzluk ise, haysiyet cellatlığı da, o kadar namussuzluktur. İkisi de zulümdür. Zulüm ile de abad olunmaz. Ben ülkemin her karışını geziyor ve şunu her fırsatta ifade ediyorum "Adaletsizlik, zulüm ve korku üzerine kurulan bütün sistemler, yok olmaya mahkûmdur. Şimdi bu vesileyle; bu ülkeyi ihtiraslarından daha fazla seven herkesi, bir kez daha; demokrasiye sahip çıkmaya, hukukun üstünlüğünü korumaya, birbirine çamur atmamaya, linç fetvalarına son vermeye, bilgi kirliliğini önlemeye, vicdanına kulak vermeye, fitne ve fesattan vazgeçmeye, ülkemizin kurumlarını yıpratmamaya, her kurumu da, şeffaf olmaya davet ediyorum. Zira, bu ülke hepimizin, gidecek başka bir yerimiz yok. Açıktır ki, olup bitenin, aş, iş ve ekmek kavgasıyla bir alakası yoktur. Ama biz; aş, iş ve ekmek kavgası vermek istiyoruz. Ülkemizi ve 72 milyonu zenginleştirmek istiyoruz. Bunun içinde; Türkiye´nin tek çıkış yolu var. Güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasi. Bu yüzden, herkesin hesap sorabildiği ve hesap verebildiği, birinci sınıf bir demokrasi istiyoruz. Birilerine imtiyaz sağlamak için değil herkes için özgürlükleri esas alan bir demokrasi istiyoruz. Demokrasiye sahip çıkmanın yolu; darbeyi ve her türlü darbe teşebbüsünü lanetlemek ve darbecileri cezalandırmak kadar, sağduyulu olmak, hukukun üstünlüğünü korumak, kurumların ve kişilerin, saygınlığını da yıpratmamaktan geçer. Demokrasi ve hukuk çıtasını yükseltmek, hukuk dışına çıkarak, birilerine çamur atmakla olmaz. Makamı, rütbesi, görevi, ismi, aidiyeti ne olursa olsun, hiç kimse demokrasinin ve hukukun dışına çıkamaz. Bu noktada hukukun üstünlüğüne ve yargıya olan inancımız tamdır. Ama herkes mutlaka şeffaf ve açık olmalıdır. Şeffaf olmayan her olay ve kurum fitneyi besler. Ortam, haysiyet cellâtlarına kalır. İsteyen, istediği kadar demokrasi dışı hayaller kurabilir, hezeyanlarda bulunabilir. Ama benim, içinde milletimizin yer almadığı, hiçbir hayalim olmadı. Benim adımı, bu fitneye karıştıranlara, hakkımı helal etmiyorum. Allah, herkese zihin açıklığı versin. “ TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. İlk soruyu yönelten Taraf Gazetesi muhabiri, ´´Taraf gazetesi üzerinden eleştirilerde bulunuyorsunuz. Demokrasiye açık bir kasıt var, bunun belgelerini sunuyoruz savcılığa, adınız geçiyor, bu iddiaları biz yapmıyoruz, değerlendirmenizi bekliyoruz´´ dedi. Hisarcıklıoğlu, ´´dolaylı olarak bir teklif alıp almadığı´´ ve ´´bugün darbe olsa Odalar Birliği Başkanı olarak tavrının ne olacağı´´ yönündeki soruları dinledikten sonra, toplu olarak yanıt verdi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Teşekkür ediyorum sorular için, şimdi isterseniz toplu olarak cevap vereyim. Belki değerli arkadaşlarım, zaman zaman beraber oluyoruz ama, şu anda Türkiyedeki demokrasinin en fazla işlediği bir kurumun içindeyiz. Eğer müsaade ederseniz Odalar Birliği Başkanlığına nasıl seçildiğimizi paylaşmak istiyorum. Şimdi iddiaların, bu çamurun bizim üzerimize yapışmayacağının en somut göstergesidir. Buraya, bu konuma gelebilmek için kademe kademe, Türk iş aleminin içinden, 1 milyon 300 bin kişi arasından seçilerek geliyoruz. Herkes meslek komitesinden, 4 yıl boyunca ekmek kavgası verdiği meslek komitesinden, rakiplerinden,4 yıl sonra, “Seni Mecliste en iyi ben temsil ederim” diye seçilerek geliyoruz. O meclisten, çeşitli meslek gruplarının bir araya gelmiş olduğu o meclisten, tekrar TOBB delegesi olarak, TOBB’nin yaklaşık 1500 delegesi tarafından da aday gösterilerek geliyoruz. Biz hiçbir atanmayla, hiç kimsenin yardımıyla, desteğiyle bu göreve gelmiyoruz. Böyle bir kurumun başkanı hangi demokrasi dışı bir eylemin içinde olabilir? Türkiye’deki en çok demokratik olan kurum biziz. Şimdi baktığımız zaman, şimdi, aynı gazetemizin diğer bir sayfasında iddia edilen nokta şu: Böyle kurulacak bir hükümetin başbakanı hangi işleri yapacaktır. Müsaade ederseniz, ona bakalım. Bir, iddia edilen darbe planında Avrupa Birliğine karşı çıkılıyor, özel üniversiteler kapatılıyor, özelleştirmeye hayır deniliyor ve aynı zamanda yabancı sermayeye de karşı çıkılıyor. İşin işte en ilginç, garip tarafı, bu çamurun bizim üzerimize yapışmayacak tarafı da burası. Ben şu anda Avrupa Odalar Birilğinin en çok oy almış Birinci Başkan yardımcısıyım. Ama hangi hükümetin, başbakanı oluyorum? Avrupa Birliği karşıtı olan bir hükümetin Başbakanı oluyorum iddiaya göre. Ve 47 Avrupa ülkesinin en yüksek oyu olarak, AB üyesi olmayan bir ülke olarak, bu kurumun(Eurochambres) 1. Başkan yardımcısı seçiliyoruz. Yine bu iddia edilen darbe planının yapıldığı 2003 yılında, biz vakıf üniversitesi kuruyoruz, ben bunun mütevelli heyet başkanıyım. Ve kurmuş olduğumuz Mütevelli Heyeti kapatıyoruz, üniversiteyi kapatıyoruz, üniversiteyi devletleştiriyoruz. Eee, sayın Başbakanla, sayın Cumhurbaşkanlarımızla, Bakanlarımızla beraber, karış karış dünyayı geziyoruz, yabancı sermayeyi Türkiye’ye getirelim, Türkiye’nin işsizlerine iş bulunabilsin diye. Ve biz buna karşıyız. Ve bir de özelleştirmeye karşıyız. En çok özelleştirme taraftarı olan Türk özel sektörü. Ve Türk özel sektöründe, devletleştirerek, bulunmuş olduğum kurum herhalde Türk özel sektörünün en üst makamı. Beni temsil edenlere diyorum ki, arkadaş siz elinizdekileri kapatın, %40’ını, 50’sini devlete verin. Kendi fabrikalarımın da % 50’sini devlete vereceğim. Şimdi buna kargalar güler. Yani burada birbiriyle uyuşmaz bir yer var. Hangisi uyuşmuyor acaba ben bunu anlayamadım. Onun için ben burada her şey öne getirilebilir, ama herkesi uyanık olmaya, duvarın arkasını görmeye davet ediyorum. Duvarın arkasını görmek durumundayım. Burda bir tezgah var, benim şahsımla ilgili olan kısmını söylüyorum. Diğer kısmını,,, yargı sürece başlamıştır, orda zaten bütün her şey bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Hepimiz yargıya güvenmek durumundayız. Orda bütün açıklığıyla her şey çıkacaktır. Kim neyin içinde, ne yaptı, ne etti.. Haa, ama birilerinin hayallarinde geçen şeyde, Ben demokrasinin olmadığı yerde ben olmam. Hayallerde bile olmam. Milletin olmadığı yerde ben olmam. Zaten milletin konuşmamamda da ifade ettiğim gibi, biz demokrasiyi içinde hisseden, damarlarında hisseden ve Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisinde zenginleştiğini 1980 sonrası gelişmeyi hem içerde, hem dışarıda en fazla anlatan kişi benim. Şimdi serbest piyasa ekonomisinin tam karşıtı, yani kendi kendime karşıyım. Bunda bir tenakuzluk var. İnşallah bunlara dikkat edilmesi lazım. Tabi buradaki beklentimiz, böyle bir şey varsa, daha önce fikrimiz sorulabilirdi. Ya böyle bir şeyde adınız geçiyor, bununla ilgili ne diyorsunuz. Denilebilirdi. Bununla ilgili gerek tekzip olmak üzere, gerekse savcılığa suç duyurusu olmak üzere bütün hukuki hakların hepsini sonuna kadar kullanacağım. Bununla ilgili avukatıma da gerekli talimatı verdim. Çünkü bu çamur bana yapışmaz. Bununla ilgili bu süreci de başlattık. Biz, demokrasi karşıtı hiçbir hareketin yanında yer alamayız. Tam tersine biz demokrasiden yana tarafız. Ercan’cığım, sen de bizim her yıl genel kurulumuzu izliyorsun. Biz bir şeyin tarafıyız, dedik. Demokrasinin tarafıyız dedik. Demokrasinin kalitesinin artırılmasından tarafız dedik. Bizim taraf olduğumuz yer belli. Ben geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum."

Detaylar...

“YÖREX Türkiye 2010 1. Yöresel Ürünler Fuarı” TOBB takviminde
28 Nisan-1 Mayıs 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan YÖREX Türkiye 2010 1. Yöresel Ürünler Fuarı, TOBB 2010 Yılı Fuar Takvimi’ne girdi. Antalya’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin de desteğiyle düzenlenecek olan “YÖREX Türkiye 2010 Yöresel Ürünler Fuarı” TOBB’un düzenleyip, yürüttüğü “Kriz Varsa Çare de Var” kampanyası çerçevesinde Antalya Ticaret Borsası, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya İhracatçı Birlikleri ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı’nın ev sahipliğinde tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünlerinin sergileneceği birt organizasyon olacak. Fuarın, “Sizin Oraların Nesi Meşhur?” sloganıyla yürütülen tanıtım çalışmaları hızla devam ediyor. Fuarda, coğrafi işaret almış ya da henüz almamış olan, yöresinin adıyla anılan ya da yöresinin adıyla anılması istenen, bu adla ticari değer kazanmış ürünleri tanıtmak; pazarlarını geliştirmek; yeni pazarlar yaratmak ve bu ürünlerin ticari değerini arttırmak için yatırımcıları teşvik amacıyla tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünleri sergilenecek. Belli coğrafi bir bölgede o bölgeye has iklim ve doğa koşulları altında ya da o bölgede geliştirilmiş özgün üretim teknikleri ile üretilen, kimi kıyıda köşede kalmış ve ticari anlamda olması gereken değeri bulamamış; kimi ise coğrafi işaret tescilini alıp uluslararası düzeyde üne kavuşmuş ürünler, bu fuarda yer alacak ve pazar imkanlarını geliştirmeye çalışacaklar. Yöresel ürünler, yerinde istihdam konusundan tutun, ekonomik nedenli göçlerin önlenmesine kadar pek çok sosyo-ekonomik sorunla da yakından ilgili bir olgu. Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinde geçmişi 13. yüzyıla kadar uzanan yöresel ürünler ve bunların coğrafi işaretlerinin tescili konusu,  bugüne kadar ülkemizde malesef ihmal edilmiş ekonomik değerlerimizdendir. YÖREX Türkiye 2010, 1. Yöresel Ürünler Fuarı’nın, bu konuda gelişecek olan kamuoyu kanaatlerinde önemli katkı yapması bekleniyor.

Detaylar...

Recep Özkul: “Teşvik verilirse, domates ihracatı 10 katına çıkar!”
Tüketici mutfağında en çok kullanılan birkaç üründen biri olan domates, Türk tarımının da lokomotifi konumunda. 27 milyon tonluk taze sebze üretimimizin yaklaşık yarısını domates oluşturuyor. Bir milyon tonluk sebze ihracatımızın yarısından fazlasını yine tek başına domates oluşturuyor. Domates o kadar önemli bir ürün ki, sadece üretim aşamasında bile 150 bin aileye iş imkanı sağlıyor. Tedarik zincirinde yarattığı ilave istihdam ve katma değer büyüklüğü de dikkate alındığında domates ürünü, yaş meyve ve sebze sektörünün lokomotifi konumunda.Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Recep Özkul, büyük önem taşıyan domateste uluslararası rekabet şartylarının sertleştiğini söyledi, “2006 yılından bu yana küresel piyasalarda rekabeti sertleşen domates ürününe bir iki dönem hariç her hangi bir destek verilmedi. Bugün gelinen noktada domates üreticisi ve ticaret erbabı büyük sorunlarla karşı karşıya. Bir taraftan mevcut yatırımlar atalete düşüyor; diğer yandan yeni yatırımlar iptal ediliyor. Domates üreticisinden ihracatçısına kadar bu işle uğraşan tüm kesimlerde bir kriz ortamı yaşanıyor. Oysa domateste dış pazardaki üstünlüğümüzü korumak ve büyütmek mümkün. Yıllardır narenciye ürününe verilen destek sayesinde 3 milyon tonluk üretimin % 30’u ihraç edilir hale geldi. Verimlilik yükseldi ve dünyada ilk üç arasına yükseldik. Benzer bir destek domateste de verilebilir. Bu sayede % 5’ini ihraç ettiğimiz domatesin üretimini, iç piyasa fiyatları yükseltmeden % 50 oranında arttırabiliriz. Domates ihracatını da 10 katına kadar yükseltebiliriz. Karar vericilerimizden bu hedeflerin yakalanmasına imkan verecek düzenlemenin ve desteğin ivedilikle sağlanmasını talep ediyoruz. Bu konuda ihracatçılar ve üreticiler olarak bilgi ve birikimimizle yardımcı olmaya hazırız.”

Detaylar...

“Tarımda küçük işletme kalmasın”
Şarkikaraağaç Kaymakamı Mehmet Akçay, Şarki,karaağaç belediye Başkanı Mevlüt Özdemir, BAGEV Başkanı Ali Çandır, Ziraat bankası Antalya Bölge Başkan Yardımcısı Nejdet Avanoğlu, Isparta Ticaret Borsası Başkanı ve BAGEV Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Adar’ın katıldığı toplantıyı, bölgede üretim yapan çiftçiler, yatırımcılar ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimciler izledi. Şarkikaraağaç Fuar Alanı’ndaki salonda gerçekleşen toplantıda Gülköy Genel Müdürü Süleyman Dağlı “Hayvancılık yatırımlarında örgütlü olmanın sağladığı avantajlar”; Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kankaya “Şarkikaraağaç’ta meyvecilikte işletme büyüklüğü ve pazar talepleri”; TOBİ Şubesi Müdürü Hasan Güdek de “Ziraat Bankası’nın sağladığı kredi imkanları ve tarımsal yatırımlar” başlıklı birer sunum gerçekleştirdi. Ali Çandır: “Tek dal olup kırılacağımıza, deste olup sağlam duralım!” “Tarımda küçük işletme kalmasın” sloganıyla düzenlenen toplantı öncesinde salondaki yaklaşık 250 kişiye hitaben bir konuşma yapan BAGEV Başkanı Ali Çandır, tarım yatırımlarında güçbirliği yapmanın önemine vurgu yaptı, “Ürünü, komşumuzdan 10 kuruş yüksek fiyata satınca seviniyoruz. Ama rekabet bu değil. Rekabet, köy olarak, ilçe olarak, bölge olarak; başka bölgeler karşısında ve nihayet ülke olarak başka ülkeler karşısında yarışın neresinde olduğunuzla ilgilidir. Biz diyoruz ki tek dal olup kırılacağımıza, deste olalım ve sağlam duralım. Birlkikten kuvvet doğar. Birleşelim; maliyetleri düşürelim, kaliteyi ve verimi arttıralım, ürün fiyatlarımızı da yükseltelim.” Proje’nin Isparta ayağı, Eğirdir ve Yalvaç’ta düzenlenecek toplantılarla tamamlanacak. Daha sonra Burdur’da 4 ve Antalya bölgesinde de 8 toplantı daha yapılacak.  

Detaylar...

“Bölgemiz Enflasyonu, Yılı Türkiye Ortalamasının Üzerinde Kapattı”
BAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır Aralık ayı ve 2009 yılı enflasyon değerlendirmesi yaptı."2009 Yılı Enflasyonda Rekorlar Yılı Oldu" Ali Çandır enflasyon rakamlarını değerlendirirken şunları söyledi,"Aylık tüketicide ulusal %0.53 ve bölgesel %0.19, üreticide ise %0.66 olarak ilan edilen Aralık Ayı enflasyonlarıyla birlikte 2009 yılını hem ulusal ve bölgesel düzeyde, hem de tüketici ve üretici de rekorlarla kapatmış olduk. Yıllık enflasyonlarda da yine 2009 yılı rekorlar yılı oldu. Üretici enflasyonu Ağustos´taki %-3.75´lik değeri ile tüm zamanların en düşük yıllık deflasyonu olurken, tüketici enflasyonu da Ekim´deki %5.08´lik değeri ile uzun yıllar ortalamasının altında kalan bir yıllık enflasyon olarak tarihe geçti. Enflasyonda rekorları sadece aşağıya doğru kırmadık, yükselişler açısından da rekorlar kırdık. En yakın örneği de Kasım Ayı üretici enflasyonunda yaşadığımız %150´ye yaklaşan zıplamaydı. O dönemde yaptığımız enflasyonda tetikleyici etki yaratma  değerlendirmemiz hala geçerliliğini korumaktadır. Nitekim Aralık Ayı tüketici enflasyonu beklentilerin üzerinde gerçekleşmiştir." Çandır: "Bölgemiz Enflasyonu, Yılı Türkiye Ortalamasının Üzerinde Kapattı"  "2009 yılında Türkiye´de %6.53 olarak gerçekleşen tüketici enflasyonu (TÜFE), Batı-Akdeniz Bölgemizde %7 olarak gerçekleşmiştir. 2008 ve 2009 yıllarında 20 Ay boyunca Türkiye ortalamasının altında seyreden Bölge Enflasyonu, Eylül Ayından itibaren ortalamanın üzerinde gerçekleşmeye başlamıştır. Yaşadığımız ciddi durgunluğa rağmen Bölge Enflasyonunun, Türkiye ortalamasının üzerine çıkması ve orada kalıcı olması, 2010 yılı ilk altı ayı için Bölgemiz ekonomisi açısından iyiye işaret değildir. Özellikle Ocak Ayından itibaren başlayan kamu kaynaklı zam ve vergi artışları dikkate alınırsa ilk altı ayda Bölgemizi, ekonomik performans açısından, Türkiye ortalamasının ötesinde bir zorluk beklemektedir.          Harcama kalemleri itibariyle Aylık ve Yıllık enflasyonlardaki en yüksek ve en düşük fiyat değişimlerine ilişkin gerçekleşmeler aşağıdaki tabloda verilmiştir.   TÜFE´deki Değişimler ARALIK-2009 Ana Harcama Grupları Aylık Enflasyon (%) Yıllık Enflasyon (%)         Genel  0.19  0.53  7.00  6.53     Ortalamadan Yüksekler BAB Türkiye BAB Türkiye Eğlence ve Kültür  3.55 -0.38  9.93  8.92 Haberleşme  1.05  0.93  3.85  3.35 Çeşitli Mal ve Hizmetler  0.54  0.50  14.43  13.75 Ortalamadan Düşükler         Gıda Ve Alkolsüz İçecekler  1.01  2.22  8.82  9.26 Alkollü İçecekler ve Tütün -0.10 -0.05  19.42  20.91 Ulaştırma -0.44 -0.26  9.00  7.89 Hazinenin 2010 yılı ilk dört ayında yapacağı 72 milyar TL´lik ödeme, Merkez Bankasının son enflasyon değerlendirmesi, önümüzdeki aylarda kamu kaynaklı zam beklentilerimiz ile hızla artan üretici fiyatlarının (ÜFE), tüketici fiyatları (TÜFE) üzerindeki tetikleyici etkileri, enflasyon beklentilerimizi yükseltmektedir."   "İlan edilen bu enflasyon oranlarından sonra Merkez Bankasının politika faiz kararlarında düşüş yönündeki bekleyişler de oldukça kırılmış durumdadır. Burada bir kez daha belirtmek gerekir ki politika faiz oranından duyarsızlaşmış tahvil-bono, tüketici ve piyasa kredi faizleri devam ettikçe şimdiye kadar yapılmış olan indirimler, daha sonra hızla yükseltilmek riskiyle karşı karşıya kalabilecektir. Halbuki beklentimiz; sürdürülebilir nitelikte ve iş hayatının rekabetçi ihtiyaçlarıyla uyumlu ve duyarlı politika faiz oranlarına sahip olmaktır ."

Detaylar...

Ali Çandır: “Bütün halkımızın yeni yılını kutluyorum”
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, bir yeni yıl mesajı yayınladı.Mesajında, 2009 yılının özellikle tarım sektörü için zorlu bir süreç olduğunu söyleyen Ali Çandır, 2010 yılında bütün Türkiye´ye sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl diledi, “Tarım sektörü, küresel krizden en çok zarar gören sektörlerden biri olmuştur. 2009 yılı da bu anlamda gerçekten zorlu bir süreç oldu.  Bu süreci geride bırakırken; Antalyalıların, Batı Akdenizlilerin ve bütün Türk halkının yeni yılda sağlıklı, mutlu ve başarılı bir sene geçirmesini temenni ediyorum. 2010 yılının; ülkemizde, bölgemizde ve bütün dünyada barış ve huzurun sağlandığı bir yıl olmasını diliyorum. Nice mutlu yıllara diyor, bütün halkımızın yeni yılını kutluyorum.”

Detaylar...

Tarımda küçük işletme kalmasın!
Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı’nın Ziraat Bankası ile birlikte düzenlediği Batı Akdeniz Sohbetleri Tarım Toplantıları Projesi’nin Isparta ayağında planlanan ilk toplantısı gerçekleştirildi. Isparta Öğretmenevi’nde düzenlenen toplantıya; Isparta Valisi Ali Haydar Öner, BAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Antalya Bölge Başkanı İbrahim Turgutalp, Isparta Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Adar, Isparta Tarım İl Müdürü Sıddık İpek ve çok sayıda tarımsal işletme sahibi ile çiftçiler katıldı. İbrahim Turgutalp, “Tarım işletmeleri rantabl büyüklükte olmalı” T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Antalya Bölge Başkanı İbrahim Turgutalp toplantıda yaptığı konuşmada; “Projemizin genel amacı; Ziraat Bankası olarak sahada sizlerle bir araya gelerek tarım işletmelerinin daha rantabl işletme ölçeklerine ulaşmasını sağlamak, bu yolda Ziraat Bankası olarak bir katkı yapmak, üreticinin refah düzeyini iyileştirmek ve nihayet ulusal düzeyde Türk tarımının gelişmesinde rol oynamaktır” dedi.  Ali Çandır; “Tarım sektörüne pozitif ayrımcılık uygulanmalı” BAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, “Atalarımızdan biliyoruz ki, derde ve soruna ortak olmak, keyife ortak olmaktan daha değerlidir. Tarımımız çok uzun süredir dertlerle ve sorunlarla boğuşuyor. Bizler "Tarımda Küçük İşletme Kalmasın" sloganıyla, bölgemizin 16 ayrı yöresinde tarım toplantıları düzenleyerek, sorunlarımıza ve dertlerimize ortak olmayı ve birlikte çözümler üretmeyi amaç edindik. Armut piş, ağzıma düş işi bitmiştir. Bu çabanın ilk toplantısını Kasım ayında Antalya´da düzenlediğimiz panel ile gerçekleştirdik. Hükümetimizden stratejik önemi olan tarım sektörüne, pozitif ayrımcılık yapmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu. Vali Ali Haydar Öner, “Büyümek ve planlama yapmak gerekiyor” Isparta Valisi Öner de konuşmasında, “BAGEV, yöredeki öncü girişimcilerimizin kurduğu bir sivil toplum örgütü. Bu örgüt bugün bir araya gelmemizi sağlayan bir sivil toplum örgütü. Sorun belli; Türkiye’de bir insangücü planlamasını başaramadık ve tarımsal üretimi planlamayı başaramadık. Artık çok şükür bilimsel veriler kullanıyoruz. Ancak uygun büyüklük olmayınca, arzu ettiğimiz verime ulaşamıyoruz” dedi. Toplantıda, protokol konuşmalarının ardından, projeye destek verenlere birer plaket verildi.

Detaylar...

Biz Batı Akdenizliyiz
BAGEV Yönetimi’nin Isparta Valisi Öner’i ziyaretinde birlik ve beraberlik gösterisi yapıldı. BAGEV Başkanı Çandır, “Çalışmalarımızı Batı Akdenizlilik olgusu temelinde yürütüyoruz” dedi.   Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu, Isparta Valisi Ali Haydar Öner’i ziyaret edip, 2009-2011 yılları eylem planını sundu. Antalya, Isparta ve Burdur’dan oda ve borsa başkan ve yöneticilerinin hazır bulunduğu ziyarette Vali Ali Haydar Öner, kuruluşu tamamlanan Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı ile BAGEV ortak çalışma içinde olacağını söyledi. “Sinerji yaratacak bir kuruluş” Isparta Valisi Öner, BAGEV’in bölgenin potansiyelini harekete geçirerek sinerji yaratacak bir kuruluş olduğuna dikkat çekti. Vakfa her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirten Öner, “Umarız hemşerilerimizin beklentileri kalkınma süreci bakımından olumlu bir işbirliği süreci olur. Bu işbirliğine ilimizdeki yerel yönetim temsilcileri, belediyelerimiz, üniversitemiz, sivil ve mesleki toplum örgütleri, kamu kuruluşları olarak katkıda bulunmaya hazırız. Bunun hizmete artan katsayı ile yansımasını ümit ve temenni ediyoruz. Hizmetlerin de bu anlayışla yürüyeceğine inanıyoruz” diye konuştu.      Bölgesel hareket yasal zemine oturdu BAGEV Başkanı Çandır, Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın kuruluşu ile birlikte bölgesel hareketin yasal bir zemin bulduğuna dikkat çekti. BAGEV’in 2 yıllık eylem planı hazırladığına dikkat çeken Çandır, “Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın kurulması çalışması ve faaliyetleri içindeydik, birinci hedeflerimizden biri buydu. Ajansın kurulması bizleri mutlu etti. Yasal zeminde bölgesel gelişme için birlikte hareket etme olanağı bulduk. Elbette bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da BAGEV olarak birlikte hareket etmenin, bölgesel gelişmenin içerisinde üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışacağız. Bugüne kadar tüm valiliklerimiz, sivil toplum örgütlerimizin desteğiyle geldiğimiz noktadan daha ileriye gitmek için çaba sarfedeceğiz” diye konuştu. Batı akdenizlilik olgusu BAGEV Başkanı Çandır, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı merkezinin Isparta olarak belirlenmesi konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı, “Biz Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı olarak yıllardan beri Antalya, Isparta, Burdur olarak değil Batı Akdenizlilik temeli üz erinde çalışmalarımızı yapıyoruz. Onun için Isparta ya da Antalya’nı olmasını bizim için hiçbir farkı yok. Önemli olan bundan sonra yüksek kalitede, istihdama yönelik projelerin çıkmasıdır. Biz Batı Akdenizlilik olgusunu önemsiyoruz.”   “Ayrılık, gayrılık yok” Vali Ali Haydar Öner de BAGEV Başkanı Çandır’ın olumlu yaklaşımından ötürü memnuniyetini ifade ederek “Merkez olarak herhangi bir il olabilirdi, değerlendirilmiştir. Bunun tartışılmasının yararı yoktur. Asıl olan Antalya’nın, Isparta’nın ve Burdur’un bugünkü konumundan daha ileriye taşınması ve gelişmişlik düzeyinde dengelenmenin yapılmasıdır. Ayrılık gayrilik söz konusu değildir. Mikro milliyetçilik bölge milliyetçiliğine, bölge milliyetçiliği Türk milliyetçiliğine zarar verir. Asıl olan herkesin üzerine düşeni yapması, gereken katkıyı esirgememesi ve sağduyuda birleşmesidir. Öncelikleri ve ihtiyaçları değil, kendi yerleşim yerimizi öne çıkaran mikro milliyetçilik ve popülist yaklaşımlarla hareket ettiğimiz taktirde ortak paydayı elde edemeyiz, paylaşacağımız çöreği büyütemeyiz, kalkınmışlık sürecine katkıda bulunamayız. Bölgesel Kalkınma Ajansı ve BAGEV olarak bu anlayışı yeni yaklaşımlarla ve kamu yararına hizmet gerekleri doğrultusunda değiştirmemiz erekir. Aynı anlayış bölge açısından maksimum yararı sağlayacak anlayıştır. Buna bütün arkadaşlarımızın katkıda bulunacağına inanıyorum” diye konuştu.   “Kalkınma Ajansı, umut olsun” Belediye Başkan Vekili Seyfettin Kalem ise konuşmasında Kalkınma Ajansı´nın bölge insanına umut olmasını temenni etti. Kalem, Kalkınma Ajansı´nın çalışmaları sayesinde Isparta ve Burdur’un özlediği Antalya’nın arka bahçesi olma hedefine ulaşması gerektiğini söyledi.   “BAGEV birliktelik ruhunun temellerini attı” BAGEV Yönetim Kurulu Isparta programının ardında  Burdur’a geçerek burada da bir dizi ziyarette bulundu. Burdur Valisi İbrahim Özçimen BAGEV yönetimini ağırlarken, kalkınma ajansının kurulmuş olmasını büyük bir heyecanla karşıladıklarını belirtti, “BAGEV kalkınma ajansının kurulması öncesinde hazırlık işilevi gören birçok çalışmayı bugüne kadar yaptı. Bundan sonraki süreçte de Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın hızla işlerlik kazanmasında çok önemli rol üstleneceğine inanıyorum. BAGEV, kalkınma ajansı kapsamındaki bölgede birliktelik ruhunun temellerini atan bir oluşum. Dolayısıyla gelecekte de BAGEV’in büyük katkıları olacaktır.” BAGEV Yönetim Kurulu vilayet ziyaretinin ardından Burdur Belediye Başkanı Sebahattin Akkaya ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Profesör Gökay Yıldız’ı da ziyaret etti.

Detaylar...

Borsa hizmetlerinden alınan ücretler değişmedi
Antalya Ticaret Borsası Meclisi, Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında düzenlenen 2009 yılının son toplantısında, borsa ücretlerinin arttırılmamasına karar verdi. Gerekçe; ekonomik kriz Toplantıda, 2010 yılında mevzuat çerçevesinde borsa hizmetlerinden alınacak ücretlerle ilgili düzenleme konusu görüşüldü. Yönetim Kurulu Başkanı Çandır, “Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik kriz tarım sektörümüzü de oldukça etkilemiştir. Üyelerimiz ayakta kalabilmek için büyük çaba sarf ediyor” dedi ve bu nedenlerle üyelerden alınan tescil ücretleri, yıllık aidatlar ve kayıt ücretlerinde artış yapılmaması yolunda görüş bildirdi.   Çandır’ın konuşmasının ardından yapılan oylama sonucunda, meclis üyeleri oybirliğiyle borsa ücretlerinin aynı kalmasını kararlaştırdı.

Detaylar...

ATB’nin 2010 yılı bütçesi 1.855.000 TL
Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplanan Antalya Ticaret Borsası Meclisi, yılın son meclis toplantısında 2010 yılı bütçesini belirledi. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, toplantıda yönetim kurulu faaliyetleri hakkında meclis üyelerine bilgi verdi. Çandır, yasal mevzuat çerçevesinde devam eden faaliyetlerin yanı sıra, ATB Meclis üyelerinin tarım sektörünün gelişmesine yönelik proje bazlı kentsel ve bölgesel çalışmalara da hız verdiğini söyledi. Bütçe oybirliği ile kabul edildi ATB’nin 2010 yılı bütçesinin de görüşüldüğü yılın son meclis toplantısında Çandır, ATB´nin yeni dönem bütçesinin yüzde 13 artırılarak 1 milyon 855 bin TL´ye yükseltildiğini açıkladı. Mevzuata uygun olarak hazırlanan bütçe kalemleri hakkında yapılan bilgilendirme sonrasında ATB 2010 Yılı Bütçesi, oybirliğiyle kabul edildi. Yılın son toplantısının ardından ATB Meclis Üyeleri akşam yemeğinde bir araya geldi. Meclis Üyeleri, 2009-2012 ‘Stratejik İş Planı’nda yer alan ve gerçekleştirilen projeler ile 2010 yılı için belirlenen hedefler hakkında görüşmeler yaptı.

Detaylar...

Gerekçe; ekonomik kriz Toplantıda, 2010 yılında mevzuat çerçevesinde borsa hizmetlerinden alınacak ücretlerle ilgili düzenleme konusu görüşüldü. Yönetim Kurulu Başkanı Çandır, “Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik kriz tarım sektörümüzü de oldukça e
Antalya Ticaret Borsası Türk Sanat Müziği Korosu, Beyaz Baston Görmeyenler Derneği yararına bir konser verdi. Antalyalı sanatseverlerden yoğun ilgi gören konser sırasında bin 650 Lira tutarında gelir elde edildi. Konserin geliri, Beyaz Baston Görmeyenler Derneği Başkanı Şükran Kırıcı´ya teslim edildi.

Detaylar...

AIPH Başkanı Doeke Faber: “Expo 2016 için doğru bir tercih yaptık!”
2016 yılında “Çiçek ve Çocuk” temasıyla Antalya’da düzenlenecek olan Expo 2016 Dünya Botanik Fuarı için hazırlıklar devam ediyor. Antalya’nın Expo 2016’yı almasının ardından AIPH Başkanı Doeke Faber ve AIPH Genel Sekreteri Sjaak Langeslag, Antalya’yı ziyaret ederek hazırlıklar hakkında bilgi aldı. Antalya İhracatçı Birlikleri’nin yeni binasında düzenlenen toplantıda bölge hakkında ve Türk tarımı hakkında bilgi alan yabancı konuklar, Antalya Expo’nun yaratacağı potansiyel hakkında da fikir sahibi oldular. Uluslararası Çiçek Üreticileri Birliği AIPH Başkanı Doeke Faber, brifing sonrasında şunları söyledi, “Antalya hakkında kısa sürede üst düzeyde bilgilendirildik. Pek çok şey hakkında bilgilendik. Ancak öğrendiğimiz iki şey çok önemliydi. Birincisi Antalya’nın Türkiye’de ve belki Akdeniz havzasında da  bitkisel üretim anlamında en önemli merkezlerden biri. Hayatımın önemli kısmını çiftliklerde ve üretim alanlarında çalışarak geçirdim. Burada şahit olduğum sinerji, Antalya Expo 2016 için son derece isabetli bir tercih yapıldığını söylemek istiyorum. Yatırımcıların, üreticilerin, kooperatiflerin ve organizatör kurumların sergilediği performans, Uluslararası Expo Fuarı’nın Antalya’da ve Akdeniz havzasında derin izler bırakacak; unutulmaz bir organizasyon olacağını düşündürüyor. Bu süreçte bizler de elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz.” "2 buçuk milyon turist, sadece Expo için gelecek" AİB Başkanı ve Antalya Kesme Çiçek İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu da konuşmasında yaklaşık 2 milyon turistin sadece Expo için Türkiye’ye gelmesini beklediklerini, her yıl Antalya bölgesine gelen yaklaşık 3 milyon turistle birlikte Expo’nun 5 milyon yabancı turisti ağırlayacağını söyledi, “3 milyon kadar da yerli turist gelecek. Bunların da 500 bin kadarı sadece Expo ziyaretini amaçlayacak diye bekliyoruz. Organizasyonun Antalya’da ve çevresine yapacağı katkılara paha biçemeyiz. Ancak çok iyi bir hazırlık süreci gerekiyor. En iyisini gerçekleştirmek zorundayız.”

Detaylar...